Adam uzun yıllar devesiyle taşımacılık yapmış.Yaşlanan deve yolun sonuna gelmiş.Artık öleceğini anlayınca:— Sahibimi çağırın da helallik vereyim, demiş.Devenin sahibi:— Ne hakkı varmış ki bende?...
Muhammed Ali’nin kıldığı da’vâYok meydanı değil var meydanıdırMuhammed kırklara niyâz eylediAr meydanı değil er meydanıdır
Kırklar özün bir araya kodılarAnlar cenâzesin susuz yudularDeveyi gördün mü...
Değişmeyen Yol: Geçmişten Günümüze Yaşayan Alevilik ve Onu Gerçeğe Dönüştürmenin YoluAlevilik, tarih boyunca birçok inanç gibi donup taşlaşmak yerine, özünü koruyarak akmayı başarmış nadir...
Bugün 6 Mayıs. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamlarının yıldönümü.
Deniz’leri saygıyla anıyorum.
Deniz Gezmiş’in sansürlenen mektubunu bilmiyor muydunuz?
Gelin bu sansürü birlikte delelim…
Bu mektup sayesinde gerçek Deniz’le...
Ölürüz de kömür gözlüm ölürüzDost ağlasın zâlim felek utansınKıyamette kavuşmak var bilirizDost ağlasın kahpe felek utansın
Bir çıkmaza girdi bugün yolumuzGeçit vermez sağımızla solumuzKalır gayrı...
Gönülden gönüle yol gider derlerOnu sürmeğe bir hoşça can gerekDoğru söyle yiğit işin doğrusunHilebaz olamaz yiğit bön gerek
Buna kılıç derler aralar açarPüskürür meydana al...
Ben burda durur değilimDost katına varmayıncaGussadan gönlüm açılmazDostun yüzün görmeyince
Yâre ben Eyyub değilimBunca derde sabredeyimŞu denli dert ile yanamTâ derman ele girince
Yâre ben Yakub...
Yolculuğum geldi çattıHoşça kalın can dostlarımAkşam oldu, güneş battıHoşça kalın can dostlarım
Can kanadım hazır olduBedenimin gülü solduÜç nefeslik vadem dolduHoşça kalın can dostlarım
Haber verin...
Bana senden ayrı dildâr gerekmezBir hâne bir halvet bir de sen gerekBezm-i muhabbette ağyâr gerekmezBir sâki bir bâde bir de sen gerek
Kaşın kavs-i kuzah...
Artık hiçbir yerde yok eski düzenHem şehir hem köyün hali değiştiDostlar kanka oldu yeğen de kuzenŞimdiki gençlerin dili değişti
Dürüsttüler vardı güzel yanlarıArıyoruz güzel o...
Gökten uçan telli turnamBizim beyler yerinde miTürlü tevri cenge girenDemirc'oğlum yerinde mi
Suratı aslan suratlıGörmedim öyle heybetliYedi çift camız kuvvetliDemirc'oğlum yerinde mi
Belindedir altın divitCihana verirdi...
Her altı mayıs şafağında / buluşmasında Hızır ve İlyas'ıUyanışında tam da baharınVazgeçer mi bulutlar / Ulucanlar üstünden akmaktanToprak / ateş / su / hava...
Ey benim İlahım! hürmet eylerim,Hikmetine karşı durulmaz derim!Bir-kac yobaz için sual sorarım,Sorduran mı yanar? Soran mı yanar ?
Ben garip bir kulum meraktır ancak,Çulsuz ekmeğini...
Kan ağlıyor Erzincan'ın dağlarıViran kaldı mor sünbüllü bağlarıSivas'a geliyor kalan sağlarıŞikayetim kimden kime ne deyim
Niksar'da kalmadı dikili bir taşErbaa'yı sormayın döker kanlı yaşTokat da...