Harâba kul olduk bezm-i adem’de
Åbad olsak da bir olmasak da bir
Düştük çare nedir dâma âlemde
Azad olsak da bir olmasak da bir
Aşk oduna yanmış ciğer-kebabız
Hicr ile giryânız dide pür-âbız
Yapılmış yıkılmış hâne-harâbız
Bünyâd olsak da bir olmasak da bir
Biz Şirin elinden aşk meyin içtik
Hak ile bâtılı fark edip seçtik
Varlık dağlarını deldik de geçtik
Ferhad olsak da bir olmasak da bir
Ey Dertli âlemde biz şâh-ı diliz
Hak’tan hakikatten âgâh-ı diliz
Tarîk-i esråra ervah-ı diliz
İrşad olsak da bir olmasak da bir
- Harab: “Harâbat” yerine. Çok zaman meyhane anla-mında kullanılır. Tasavvuf edebiyatında “Vahdet” yani bir-lik, tek olma, yalnızlık; kavuşma anlamlarıma kullanıldığı gibi bazan tekke anlamına da kullanılır. Burada bunlardan hangisi kullanılsa anlam yanlış olmaz. Bezm-i adem: yokluk meclisi, toplantısı. Tasavvufa göre bu âlem yokluk âlemidir. Bu inanışa göre “Bezm-i âdem” dünya, kâinat anlamına da gelir. Äbad: şen, bayındır, mamur. Dâm: tuzak. Azad: kurtulma, hür olma.
- Hicr: ayrılık. Giryân: ağlayıcı. Dide pürâb: gözün yaşla dolması, çok ağlama. Hâne-harab: evi yıkılmış. Bünyad: temel. Bünyad olmak: temel kurmak; yeniden yapmak.
- Şirin: Ferhad ile Şirin adındaki hikâyenin kadın kah-ramanı. Burada sevgili. Mey: içki. Hak: doğru. Bâtıl: yanlış, hakkın zıddı. Ferhåd: Şirin’in âşıkı.
- Şahı dil: Gönül padişahı. Āgâh-ı dil: gönül halinden anlama. Tarik-ı esrar: gizlilik yolu. Ervah-ı dil: gönül ruhları gibi bir anlama gelen bu tamlamaya “gönülden bağlanma” gibi bir anlam verilmek istenmiş. Dertli ve diğer halk şairlerinde böyle yanlış kullanılan epeyce kelime ve tamlama vardır.
ÖZTELLİ Cahit, Dertli ve Seyrani Varlık Yayınları İstanbul 1964

