Selanik sokağı üstünde taşlar
Mazlumun gözünden dökülür yaşlar
İşte bu hikaye böylece başlar
Masmavi gözlerle doğdu Atatürk.
Babası ölünce işler karıştı
Dayısının çiftliğinde çalıştı
Elinde deynekle işe alıştı
Tarladan kargalar kovdu Atatürk.
Her yerde yabancı postallar vardı
Sokağa çıkmaya insan korkardı
Küçücük beynini düşünce sardı
Ezayı cefayı gördü Atatürk.
Yatılı askeri okul yuvası
Disiplin içinde dersin havası
İçinde memleket hali sorusu
Aklına bir şeyler koydu Atatürk.
Izdırap ve zulüm bitmez biçimde
Özgür bir vatan umut içinde
Padişah keyfinde saray içinde
Gidişat kötüydü gördü Atatürk.
Omuzunda yükseldikçe rütbeler
Toplandı hemen Kuvay-i Milliler
Belirlendi özgürlüğe fikirler
İstikbalde ışık gördü Atatürk.
On dokuz Mayıs’ta Samsun’a çıktı
Oradan memleket haline baktı
Bize ya istiklal ya ölüm haktı
Diyerek planlar kurdu Atatürk.
Amasya tamimi, Sivas, Erzurum
Konuşuldu kongrelerde her durum
Bu gidişle vatan sonu uçurum
Deyip kararını verdi Atatürk.
Bir meclis kurmaya karar verildi
Ankara en uygun yeri denildi
Bin dokuz yüz yirmi meclis kuruldu
Meclise ilk başkan oldu Atatürk.
Cepheden cepheye koştu tek başa
Yanında Mehmetçik, subaylar, paşa
Sakarya’da oldu mareşal paşa
İleride zafer gördü Atatürk.
Çanakkale Boğazı’nda gemiler
Birbirine girdi uçan mermiler
Seyit Onbaşıyı geçemediler
Zafere adını yazdı Atatürk.
Devrimleri ölmez, fikirler ölmez
Yaşayanlar ölür, ölenler ölmez
Esaret bir daha geriye gelmez
Cumhuriyet dedi kurdu Atatürk.
Amansız hastalık sarınca başı
Henüz elli yedi olmuştu yaşı
Peşinden yüz binler döktü gözyaşı
Hayata gözünü yumdu Atatürk.
Üstüne örtüldü ay yıldız bayrak
Kucağını açtı çağırdı toprak
Dolmabahçe Sarayı’ndan çıkarak
Sevenler gönlüne doldu Atatürk.
Ünyeli Kulfani bu sevda bitmez
Dünyaya bir daha Atatürk gelmez
Öldüler demeyin ölüler ölmez
Ahrette yeniden doğdu Atatürk…

