Aşık İhsani…1932 – 21 Nisan 2009…
Aşıklık Geleneğinde Sazını Mavzer gibi kullanan bir sosyalist, ozan bir öncüydü…
Yıldızlar yoldaşı olsun…
Korkuyorlar korkacaklar korksunlar
Geliyoruz geleceğiz yakındır
Kim nerede ne işliyor hepsini
Biliyoruz bileceğiz yakındır
Bölüşmüşler memleketin malını
Bekliyoruz gelsin hele yarını
Elimizin nasır balyozlarını
Başlarına vuracağız yakındır
Din alıp satmaya vermişler hızı
Hele şu Amerika başlıca sızı
Zorlanıp alınan haklarımızı
Fitil fitil alacağız, yakındır…
UYAN ARTIK
Al kardaşım al eline gürzünü
Vur zalimin beline, vur be vur!
Kendi rahatını kendi elinle
Onlar için değil kendin için, kur be kur!
İşin mi var malın mı var han ile
Atılan sen, satılan sen kan ile
Asker senden, vergi senden, oy senden
Senden olmayandan hesap, sor be sor!
Emeğin çok dermanın yok günün dar
Oturup durmak mı? Daha ne kadar
Boğazını sıkan hain bir el var
Demirden de olsa onu, kır be kır!
Yeter be! Her gelen seni taşladı
Atılan taş kemiğine işledi
Uyan artık senin kavgan başladı
Yapış bir ucundan kavgaya, gir be gir…
DÜŞÜMDE GÖRDÜM
Dün gece düşümde gördüm dostlarım
Türk millet birden bire yürüdü
Kimi eşeğini kimi kazını
Tepe bayır süre süre yürüdü
Kiminin sıkılmış nasırlı eli
Kiminin kimine dayalı beli
Afyon’dan Ağrı’dan bir insan seli
Kaya kaya dere dere yürüdü
Kiminin sırtında baltası çulu
Kiminin dağlara çevrili yolu
Samsunlu İzmirli tüm Anadolu
Bölge bölge sıra sıra yürüdü
Kimisi yaşlıca kimisi ergen
Kimi dev yapılı azimli girgen
Kiminin uyy babo elinde dirgen
Bıyığını bura bura yürüdü
Kimisi sarılmış çıplak bir taya
Kimisi göğsünü eylemiş kaya
Koca halkım bir aydınlık bulmaya
Karanlığa vura vura yürüdü…
İhsani’nin halk ozanlığını sosyalist bir bilinçle yeniden üretmesi, bu gelenekte yeni bir çığır açtı…O bir öncüydü…
İhsani’nin çığır açıcılığı sadece içerik boyutunda kalmadı. Halk ozanlarının ürettiği şiir ve türkülerin biçimlerinde de yenilikler yaptı…
İhsani’nin şiirleri biçim olarak, kuşkusuz ki halk şiirinin geleneksel kalıplarının özelliklerini taşıyordu. Ama o, şiirlerinde, kentsel yaşamın ağır bastığı ve genişletilmiş yeniden üretimin egemen olduğu bir 20. yüzyıl toplumunun sorunlarını ve özlemlerini dile getirmek istiyordu…
Halk şiirinin kalıpsal yapısı ise, onun şiirinin yeni içeriğini yansıtmada yetersiz kalıyordu. Bu durum, şiirlerinin çağdaş ve devrimci içeriğinden ödün vermeyen İhsani’nin, yer yer, halk şiirinin kalıplarını kırmasına yol açtı. Kuşkusuz bunu, ustası olduğu ve geniş halk kitlelerine seslenmede ve ulaşmada kendisine avantaj sağlayan geleneksel biçimleri bir kenara atmadan, onlardan kopmadan yaptı…
Bu biçimsel yeniliği, türkülerinde de denedi. Halk türkülerinin, belli ritim ve ölçülerle birbirini tekrar eden ezgiler toplamından oluşan kalıpsal yapısının dışına çıktı. Ezgilerini, daha bir serbestlik içinde, daha çok ses, ton, ritim çeşitliliği içerecek şekilde oluşturdu…
İnsani bu dönemde, bağlamanın, sadece bu ezgileri seslendiren bir enstrüman olmasından ibaret işlevini de kırdı. Türkülerini seslendirmede bağlamayı, başlı başına bir yorum aracı olarak kullandı…
1960’larda Türkiye’de de moda olmaya başlayan rock müziğinin ayrılmaz unsurları olarak kabul edilen el kol, ayak, beden, jest mimik ve ses hareketlerini İhsani, onlardan habersiz ve bağımsız olarak, kendi türkülerini söylemede kullandı. İhsani yaptığı bu yenilikle, daha sonra Cem Karaca, Moğollar, Kurtalan Ekspresi gibi müzisyenler ve gruplar tarafından geliştirilen “Anadolu Rock”ının, deyim yerindeyse, esin kaynaklarından biri oldu…
İhsani, ezgisindeki seslerin uzunluk ve kısalıklarını, tonlamaları ve onları destekleyen el kol, yüz, vücut hareketlerini, bağlamanın tellerine vuruşlarını, rock müzikçilerine taş çıkartacak bir ustalıkta kullandı. Bu tonlama, vurgulama ve hareketlerle müziğinde zengin bir çeşitlilik ve renklilik yaratmıştır…
İhsani isyanın ve kavganın ozanıydı. Bu durum onun, türkülerinde sesini bir savaş davulu, bağlamasını bir mavzer gibi kullanmasına yol açtı…
Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya, hakça bir düzen, özgür ve kardeşçe bir yaşam özlemi taşıyan ve özlemlerinin gerçekleşmesini bir devrim umuduna bağlayan eğitimli eğitimsiz on binlerce insan, İhsani’nin “sert” ve insanın yüzünde kırbaç gibi şaklayan şiirinde ve müziğinde, özlemlerinin ve umutlarının açık ve net bir ifadesini buluyorlardı…
İhsani kendi şiirleri üzerine kurduğu türkülerinde, erkek sesinin bütün tonlarını içeren bir ses çeşitliliği yaratmaya çalıştı. Kullandığı ritim, tutturduğu tempo ve bağlama ile yaptığı yorum, müziğine, geleneksel halk türkülerinin dışına taşan, çağdaş bir zenginlik katıyordu…
Onun türkülerindeki, en eğitimlisinden en eğitimsizine kadar on binlerce insanı sarıp sarmalayan çekiciliği, şirininin ve müziğinin bu özelliklerinde aramak gerekir…
Fransızların ünlü LE MONDE gazetesi İhsani hakkında 1971’de yaptığı bir değerlendirmede, müzikleri bakımından İhsani ile Batı’daki protestocu ve muhalif folk ve rock sanatçılarını karşılaştırırken şöyle diyordu:
“Ray Charles’ın ya da Johnny Hallyday’in çığlık türküsü, Charlie Mingus’un yakarı türküsü, Bob Dylan ya da Joan Baez’in yakınma türküsü, Leo Ferre ve Georges Brassens’in taşlama türküleri, İhsani sözlerindeki sertlikle karşılaştırıldıklarında adeta çekingen kalırlar. Yalnızca Vietnam Savaşı’na karşı koyan dünya ozanlarında görülen açık sözlü sertlik, İhsani şiirinin ilk göze çarpan özelliğidir. İhsani bu öfkeyi, bu sertliği, halkına karşı olan her şeyi yermekte kullanıyor…

