Hakîkatte zamân mekân yok iken
Zamânsız mekânsız zamânda idim
Alemde Ademde nişân yok iken
Cibâl-i ademde burhânda idim
Bu ma’nâ zâhirdir âşık-ı sâfa
Onlar kim hakkile kılar musâffa
İrâde olmadan nun ile kafa
Kaf u nun içinde nihânda idim
Evvel Allah idi vâhid ü kahhar
Murâd etti gencin eyledi izhâr
Nûr-ı pür dânede gevher-i şehvâr
Lame’ân-ı dürr-i rahşânda idim
Sâni’-i hakîkat aldı Lem yezel
Fesubhanellezi e’azz-ı ecel
Nûr-ı Muhammeddir cümleden evvel
İnandım billâhi imânda idim
Arif olan anlar bu ilm-i râzdan
Cevher-i hakikat çıkar mecâzdan
Âlem-i ulviyât yaratılmazdan
Ben lâ vü illâda devrânda idim
İbtida Habîbin halk etti ol Hak
Nûrunu nûrundan eyledi müstak
Âlemi hep nûra kıldı müstağrak
Nûr ile nûr oldu nûrânda idim
Çünki ol alîm-i a’lâm-ı dânâ
Ma’den-i esrârın etti hüveydâ
Muhammed ismine basıldı imza
Yazılan hüccet-i burhânda idim
Anın hürmetine oldu dü âlem
Bâ’is-i âlemdir Hazret-i Hatem
Temiz olunurken vücûd-ı Âdem
Melâik haylile ben anda idim
Kıldı anasırdan cism-i Ademi
Âdemle müzeyyen etti âlemi
Ol zamânda olup aşkın mahremi
Âşık oldum aşkla cihânda idim
O dem mahrem olup esrâr-ı aşka
Kul oldum dergâh-ı hünkâr-ı aşka
Rûhlar cem’ olunca bâzâr-ı aşka
Ben sarây-ı hâs-ı sultânda idim
Hitâb-ı elesti kıldıkda Yezdân
Rabbimizsin dedik cümle ol zamân
Secdeye vardıkda ervâh-ı insân
Kâmiller sâfında sağ yanda idim
Emroldu eşyaya Haktan emânet
İbâ eylediler arz u semâvât
Adem kabûl edip kıldı ita’at
Yazılan ahd ile peymânda idim
Lâda mahv eyledim bu mümkünâtı
İllâ fark eyledim Hakk-ı isbâtı
Mustafa olmaz mı gönül mir’âtı
Adem safi ile cinânda idim
Gitti Adem safi devr etti devrân
Günden güne arttı evlâd-ı insân
Yapıldı sefine emroldu tufân
Nuh ile beraber tufanda idim
Taraf-ı Rahmândan olundu fermân
Ka’beyi yapmaya Halîlü’l-Rahmân
Gökten İsmâile inende kurban
Ben tavâf-ı beyt-i Rahmânda idim
Ne esrår var bunun takaddümünde
Ehl-i idrak olur tefehhümünde
Hak ile Musânın tekellümünde
Tûr-ı Sinâda bir mekânda idim
Ber-karâr olunmaz cihân câhında
İstirahat ara Hak dergâhında
Sultân Süleymânın taht-gâhında
Şah-ı murgân ile divânda idim
İlm-i ledünnîdir bu ilm-i mübhem
Ma’nâ-yı hakîkat Allah-ı âlem
Gelince cihâna İsâ ile Meryem
Ben de anasır-ı bî-cânda idim
Mukaddere mâil olur mu tedbîr
Elbette fesh eder tedbîri takdîr
Okunup ettikde İncili tefsîr
Müştâk-ı nüzûl-ı Furkânda idim
Gör ne hûb bezetti sarayı Subhân
Hâne zîb olmadan konar mı sultân
Teşrîf buyurunca Resûl-ı zîşân
Ben mâti-i râh-ı erkânda idim
Odur evvel âhir fahrı cihânın
Vasfı mümkün müdür öyle zîşânın
Dört kitâb içinde medhini anın
Gûş edip deryâ-yı hayrânda idim
Ol kâşifü’l-esrâr o dürr-i şehvâr
Güneş gibi dinim eyledi izhâr
Dahi mestûr iken o sırr-ı settâr
Anın dergâhında derbânda idim
Ebu’l-beşer bâğ-ı iremde iken
Sarây-ı anasır hademde iken
Silsilem sahrâ-yı ademde iken
Ben meydân-ı aşk-ı seyrânda idim
Bu ma’nâ muğlaktır gelmez beyâna
Akıllar mı erer sırr-ı Sübhâna
Vâlidem gelmeden mülk-i cihâna
Ben rahm-ı mâder-i gümânda idim
Emrah sana haktır bu ilm-i esrâr
Birlik hakîkatin eyledin ikrâr
Neylerem mekteb-i mantık -ı izhâr
Ezelden mekteb-i irfanda idim

