Serbest KürsüHAM MEYVAYI KOPARDILAR DALINDAN

HAM MEYVAYI KOPARDILAR DALINDAN

5 yıl önce yazmıştım:
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda nüfusun %80’i köylerde yaşıyordu. Okuma yazma oranı Türkiye genelinde %6-7 civarındaydı; ancak bu oran köylere varıldığında oldukça düşüyordu. 40 bin köy vardı; 37 bin köyde ökul ve öğretmen bulunmuyordu
Osmanlı döneminde köylü asker ve vergi alınırken hatırlanıyordu. Açlık ve sefalet diz boyuydu.
Mustafa Kemal Atatürk ‘Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür” diyor ve köylüyü hak ettiği yere kavuşturmak istiyordu. Bunun için köylünün aydınlanması gerekti.


1923 İzmir İktisat Kongresi’nde eğitimin üretimdeki önemini vurguluyor, çocuklarımıza vereceğimiz ilim ve irfanın ”ticaret, tarım ve zanaat alanlarında verimli, etkili” olması gerektiğini belirtiyordu.
Cumhuriyetimizin ilk Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati döneminde Harf Devrimi sonrasında okuma yazma oranını arttırmak için 1928 yılında Köy Öğretmen Okulları açılmaya başlandı, ancak yetiştirilen öğretmen sayısı ihtiyaca cevap vermiyordu.
1935 yılına gelindiğinde Saffet Arıkan Milli Eğitim Bakanlığı’na, İsmail Hakkı Tonguç da Atatürk’ün onayıyla İlköğretim Müdürlüğü’ne getirildi.
Tonguç görevine başlar başlamaz ilköğretimimizin durumunu belirten bir rapor hazırladı. Tonguç’un hazırladığı rapora göre 1933-1934 eğitim öğretim döneminde köylerde, çoğu 1-3 sınıflı 4999 köy ilkokulunda 6786 öğretmen, 313 bin 169 öğrenci vardı.
Saffet Arıkan 1936’da TBMM’de yaptığı konuşmada ”hâlâ 40 bin köyümüzden 35 bininde okul ve öğretmen yok” demişti.
Aynı yıl Atatürk’ün önerisiyle askerliğini çavuş ve onbaşı olarak yapanlardan seçilen gençlerin 6 aylık kurstan geçirilerek okulsuz köylere ”eğitmen” olarak gönderilmesine karar verildi.


1937’de 3238 sayılı ”Köy Eğitmenler Kanunu” çıkarıldı. İlk olarak Eskişehir Çifteler, İzmir Kızılçullu, Edirne Karaağaç’ta 3 eğitmen kursu açıldı. 1938’de Sakarya Arifiye, Kastamonu Gölköy ve Malatya Akpınar’da 3 eğitmen kursu daha açıldı. 1936-46 yıllarda bu kurslarda 8000 eğitmen yetiştirildi.
1938 yılı sonlarında Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanı yapılmıştı. 1939 yılında 3704 sayılı kanunla Köy Öğretmen Okulları açılması kararı alındı. Çifteler, Kızılçullu ve Gölköy’deki 3 eğitmen kursu Köy Öğretmen Okullarına dönüştürüldü. Bunlara başka okullar da eklendi ..
TONGUÇ’UN KAFASINDAKİ MODEL VE KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞU
İsmail Hakkı Tonguç 1933’te yayınladığı ”İş ve Meslek Terbiyesi” isimli kitabında ”Enstitü öğrencisi iş yaşamı içinde, iş aracılığıyla iş için eğitilir” diyordu. Üretim odaklı bir eğitim modeli tasarlıyordu. 17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı ”Köy Enstitüleri Kanunu” çıkarıldı. Köy Enstitüleri işe dayalı ve üretim odaklı bir eğitim-öğretim modeli olarak hayata geçirildi.
Amaç köyü aydınlatacak devrimci öğretmeni yetiştirmekti.
Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel enstitüleri kurma amaçlarını şöyle açıklamıştı:
”Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü, ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin verene dek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermeyi isteriz.”
İsmail Hakkı Tonguç ise hayata geçirmek istedikleri modeli şöyle anlatıyordu:
”Köylüye bir şey öğretebilmek için ondan birçok şey öğrenmek gerekir. Kanımızı ve iliklerimizi isteyerek köyün içine akıtmadıkça, kırk bin köyün kenarına münevver insanın mezar taşı dikilmedikçe, bu köyün sırlarını anlayamayız. Köylüyü anlayabilmek, duyabilmek için onunla kucak kucağa, nefes nefese gelmek lazımdır. Onun içtiği sudan içmek, yediği bulgurdan yemek, yaktığı tezeğin ifade ettiği sırları sezebilmek ve yaptığı işleri yapabilmek gerekir.”
Köy Enstitülerinin en büyük amacı ulusal, laik, eleştiren, sorgulayabilen, kendine özgüveni olan bireyleri yetiştirmekti.
İkinci dünya savaşının zor koşullarında Türkiye’nin her bir yanına uzanan 21 enstitü açıldı.
Enstitülerde verilen eğitimin yarısı tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, matematik, fen vb kültür dersleri, diğer yarısı da uygulamalı tarım, teknik, zanaat dersleri üzerineydi.
Enstitü öğrencileri hem üretiyor, hem de üretirken öğreniyorlardı. Kendi okullarını kendileri yaptı. Çamurdan tuğla, kiremit nasıl yapıldığını yaparak öğrendiler, duvar ördüler…ektiler, biçtiler, diktiler.. Dülgerlik, marangozluk, arıcılık, balıkçılık, sulama kanalları yaptılar. .Akan suyu ışığa dönüştürdüler…
…Ve çevrelerine ışık saçtılar.
Sanatla, müzikle, edebiyatla ilgilendiler.
Her öğrenci en az bir müzik aleti çalmasını biliyordu.
Her öğrencinin yılda 25 kitap okuma zorunluluğu vardı.
Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Dursun Akçam, Osman Şahin, Ümit Kaftancıoğlu, Mehmet Başaran, Ali Yüce gibi çok değerli yazarlarımız bu enstitülerde yetişti.
Mezun olup gittikleri yerlerde onların sözü geçmeye başlayınca yerel çıkar çevrelerini oldukça rahatsız etti tabii


NEDEN KAPATILDI?
1946’da yapılan çok partili seçimlerde Demokrat Parti 61 milletvekiliyle meclise girmesiyle Köy Enstitülerine yönelik kara propaganda iyice arttı.
‘Enstitüler komünist yuvası oldu… fuhuş yuvası oldu’ diye yaygara kopardılar.
Aynı yıl Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç görevlerinden alındı.
Yeni Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer’in ilk icraatı enstitülerde karma eğitime son vermek oldu.
1947’de Köy Enstitüleri’nin kalbi durumundaki Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.
1946’dan itibaren kan kaybeden enstitüler, 27 Ocak 1954’te 6234 sayılı yasayla –geleneksel İlk Öğretmen Okulları ile birleştirilerek- kapatıldı. Köy Enstitüleri’nin kapanmasına neden olanlar, çoğu TBMM’deki toprak ağaları, aşiret reisleri ve onları destekleyen tutucu eğitimcilerdi. Çıkarlarının bozulacağından kaygı duyuyorlardı!
Köylünün aydınlanması bazı kesimleri rahatsız etmişti…
Köy Enstitüleri’nin neden kapatıldığı sorusuna dönemin CHP Van milletvekili Kinyas Kartal bir gazeteciye verdiği röportajda neden kapatıldığını çok açık bir dille anlatmıştı:
”…Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.
Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer!
Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim onları topladım.
Bir de batıdan buldum. Eskişehir’den Emin Sazak. Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
(Yıl 1950 seçimlerin olacağı zaman)
Dedik ki köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok!
… Ve Menderes de 1950’de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.”
Bozkırda yeşeren fidanlar gibiydi Köy Enstitüleri.
Tam meyve vermeye başlamışken ham meyveyi kopardılar dalından.
Ama bıraktıkları eserlerle hâlâ yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorlar.
Kuruluşunun 81. yılında başta Başöğretmenimiz Atatürk olmak üzere Köy Enstitüleri’nin kuruluşunda emeği geçen İsmet İnönü’yü, İsmail Hakkı Tonguç’u, Hasan Ali Yücel’i ve Köy Enstitülü öğretmenlerimizi saygı ve minnetle anıyorum…
Selahattin Yılmaz , 17.4.2021

İLGİLİ YAZILAR

Kütüphane

Yazarlar

Çizginin Gücü

ŞİİR

Alevilik Takvimi

Alevilik Takvimi 2025-2026

2025 11 – 13 ŞUBAT 2025HIZIR ORUCU 21 MART 2025HZ ALİ ‘NİN DOĞUMU NEVRUZ BAYRAMI(21 Mart 598) 21 MART 2025HZ ALİ ‘NİN ŞAHADETİ GÜNÜ(21 Ramazan 40 Hicri) 05/06...