Serbest KürsüDersim Meselesi

Dersim Meselesi

Dersim meselesini anlamak için Kürt meselesini anlamak lazım.

Kürt meselesini anlayabilmek için Nakşibendi tarikatını ve derebeyliği sistemini anlamak lazım.

Nakşibendiliği ve feodalizmi anlamak için İngiliz Lordlar demokrasisini ve kraliyet kapitalizmini ve siyasi sosyalliği anlamak lazım.

Bütün bunlar bir değil birkaç kitap konusu.

Bu kadar çetrefil bir konuyu birer cümleyle madde madde açıklayalım.

  1. İdrisi Bitlisi, Bitlis kökenli bir ailenin İran’lı çocuğu; Nizamülmülk medrese geleneğinde eğitim görmüş, Şafii bir Kürt. Fikirleri bugünkü Taliban zihniyetinde radikal islamcı siyaset ve din adamı.
  2. İdrisi Bitlisi Yavuz Selim’in sıkışık anında onun elini güçlendirecek bir hamle yapar, Kürt aşiretlerinin onun safında yer almasını sağlar. Yaklaşık 5 bin civarında bir Kürt gücü 80 binlik Safevi ordusundan eksilince,120 binlik Osmanlı ordusu 5 bin daha artmış demektir. Bu da Osmanlının galibiyetini garantilemek manasına geliyor. Bu durumda Sultan Selim’e karşı eli güçlenmiş oluyor. Bu ittifak ve zafer sonucunda Osmanlı fethettiği tüm Safevi coğrafyasını İdrisi Bitlisi’ye veriyor. İdrisi Bitlisi tek başına o coğrafyanın yetkili ve sorumlusu oluyor.
  3. Akkoyunlu devletinin başşehri Diyarbekir; nüfusun en büyük kitlesi Türkmenler, ikinci sırada Ermeniler, 3. Sırada Çerkezler, 4. Sırada Araplar, 5. Sırada Süryaniler yaşıyor, Kürt nüfusu kayıtlara girmeyecek kadar az.
  4. Şah İsmail Diyarbekir merkezli Akkoyunlu devletinin halefi olarak Safevi devletini kuruyor. Daha doğrusu Erdebil Alevi dergâhı devleti kuruyor ve çocuk yaştaki İsmaili şah ilan ediyor.
  5. Osmanlı devletinin tek ve en yetkili memuru olan İdrisi Bitlisi, Osmanlı ordusuyla Türkmen nüfus üzerinde büyük bir kıyım yürütüyor. Bugün Kürdistan dedikleri o coğrafyanın tümünde Alevi Türkmenleri öldürüyorlar, bir kısmı bölgeden göçerek canını kurtarıyor, bir kısmı da “Kürtleşerek” orada yaşamaya devam ediyor. Kürt aşiretlerinin çoğu bu Kürtleşen Türkmen boyları. Bunlardan bazıları Aleviliği koruyor ancak üst kimlik olarak Kürtlüğü kabul ediyor.
  6. İdrisi Bitlisi döneminde Yavuz Selim’den sonra Kanuni iktidar oluyor Kanuni çok özel yasalar çıkartıyor, o nedenle adı Kanuni oluyor. Ancak o yasaların ne olduğu halktan gizleniyor. Halktan gizlenen Kanuni kanunlarından 4 tanesi şunlar:
  • Zenaat gayrımüslimlere tanınan bir hak oluyor. Böylece Türkmen ve Alevilere zenaat yasaklanıyor ve tüm İslam coğrafyasında örgütlü olan Ahilik teşkilatına bağlı her şehirdeki çarşılar zorla Türkmenlerden alınarak Ermeni, Rum ve Süryanilere yani Hristiyan gayrımüslümlere veriliyor. Bu çökme kanununa itiraz eden Türkmen Ahiler Celali olmakla suçlanıyor ve öldürülüyor. Bu öldürme ve çökme faaliyeti tam 100 yıl sürüyor. En son Kuyucu Murat İstanbul’da başladığı Türkmen katliamını Diyarbakır’da tamamlıyor. Böylece Diyarbakırda Türkmen nüfusu kayboluyor ancak ikinci sıradaki Ermeniler Ahi çarşılarını da ele geçirince Diyarbakırın en kalabalık ve etkin nüfusu haline geliyor.
  • İkinci Kanun Ticaret Yahudilere verilen bir hak olarak kanunlaşıyor, böylece Yahudiler topraktan ve zenaatten kopuyor ancak ticaretin yani sıcak paranın sahibi oluyor. Karaim Yahudilerinin yaşadığı Karaköy böylece hem Osmanlının hem de Dünya’nın en önemli banker bölgesi haline geliyor. Bugünkü Yahudi sermayesi orada kökleniyor.
  • Üçüncü kanun ile devlet memurluğu sadece Ehli Sünnet zümreye veriliyor. Böylece Sünni İslam taraftarı olan, Kürt, Çerkez ve Araplar devlette memuriyeti ele geçiriyor.
  • Dördüncü kanun ile Kürtlere “Şah İsmail Diyeti” adında özel bir yasa çıkartılıyor. Bu yasata göre Kürtler askerlikten muaf, vergiden muaf tutuluyor. Bu sayede Zagrostan Anadolu’ya getirilen Kürt aşiretlerinin çoğalması ve vergi muafiyeti ile ağaların zenginleşmesi sağlanıyor. Ayrıca bi de devlet her yıl bu ağalara diyet parası ödüyor, yani Kürt ağalar Osmanlı devletinden her yıl bir çeşit vergi alıyorlar. Bu durum 2.Mahmut devrine kadar sürüyor. Ondan sonra da Kürtler Ziya Gökalp önderliğinde Kürt Teali cemiyeti adı altında bağımsız devlet kuma faaliyetlerine başlıyor.

Bundan sonrasını ve Cumhuriyet dönemini belirleyen faktör Ziya Gökalp oluyor.

Kürtlerin devlet kuramayacağını anlayan Ziya Gökalp İttihat Terakkici, yani Türkçü ve İttihat Terakkinin Diyarbakır temsilcisi oluyor. Cumhuriyet kurulurken Ziya Gökalp İttihatçıları terk ediyor ve Cumhuriyetçi oluyor. Cumhuriyetçiliğin de yetmeyeceğini fark eden Ziya Gökalp İngiliz teşkilatı olan Masonluğa katılıyor, böylece hem İngiliz hem de cumhuriyetçi kadrolarla arasını iyi tutuyor.

Bundan sonrası yeni Cumhuriyet ve Türklük kavramında gizleniyor.
Derebeyleri yani feodal ağalar birer küçük devletçiktir. Siyaseti, ticareti, üretimi, bir devlet sahibi kişi olarak bilirler. Maddi açıdan zengin oldukları için hepsi çok iyi eğitimlidir ve hem din hem de diğer alanlarda donanımlıdırlar ve tüm faaliyetleri aşiretin, yani ailenin geleceğine yatırım olarak yürütürler. Bunun en bariz örneği İngiliz lordlarıdır. Feodal aşiret ilişkilerini hiç bozmadan daha da geliştirmişler, kendilerine mahsus Lordlar Kamarası adıyla bir meclis oluşturmuşlar, böylece ebediyen siyasi dokunulmazlık kazanmışlar, City of London adıyla ticari faaliyetlerini hükümet üstü bir duruma getirmişler.

İngiliz Lordlarının her biri bir devlettir. 800üzerinde üyesi bulunan Lordlar kamarasının 800ü aşkın ülkenin buluştuğu bir organdır. Bu nedenle İngiltere’nin adı Birleşik Krallıktır.

İngiltere Lord devletleri üzerinden tüm Dünya’ya hem siyasi hem ekonomik hem de askeri ve ideolojik olarak egemen olmuşlar. Nakşibendi tarikatı ile 3 büyük Türk İmparatorluğunu, Hindistan’da Babür, İran’da Kacar ve Osmanlı imparatorluklarını yıkmayı başarmış. Nakşibendi tarikatının en güçlü merkezlerinden biri Kürtlerdir. O nedenle Saidi Nursi Saidi Kürdi olarak anılır. Fetullah da Kürt’tür. Diğer tarikatların hemen hepsi Nakşibendiliğin bir kolu ve Kürt’tür. Böylece hem dini açıdan hem ekonomik güç olarak hem de İngiliz lordlarıyla kurdukları ilişkiyle Lordların tecrübesiyle Türkiye’yi, Ortadoğu’yu ve tüm İslam coğrafyasını ele geçirme gayreti içinde olduklarını görüyoruz.

Ermeni tehciriyle coğrafyanın en kalabalık ve en zengin unsurlarından biri olan Ermeniler ülkeden sürülünce hem zenginlikleri Kürt derebeylerin eline geçmiş hem de coğrafyada en kalabalık etnik unsur durumuna gelmişler.

Kurtuluş savaşının başarıyla sonuçlanacağını gören Kürt derebeyleri ve tarikatları, İngiltere ittifakıyla Kürt ayaklanmaları harekatını başlattılar. Ayaklanmalar başarılı olsaydı bağımsız Kürdistan kurulacaktı.

Ayaklanmalar başarısız olunca sadece ayaklanmaya katılan 20 civarında derebeyi cezalandırıldı ancak yüzlerce derebeyi ayaklanmalar karşısında sanki cumhuriyeti tutuyorlarmış gibi davrandılar ve Cumhuriyetçi bir kimlik kazanarak topluca kurucu parti CHP’ye doluştular. CHP’de o gün de, bugün de halen derebeylerinin planlarını görebilen kimse çıkmadı ve böylece Kürt derebeyleri cumhuriyetin kurucu kadroları arasında yer alarak yeni kurulan devletin en kilit noktalarında yer tuttular.

Bunlardan en önemlisi Diyanet idi. Diyanet ismini koyan Kürt ağası ve Nakşibendi olan, Saidi Nursi’nin yakın sevenlerinden biri olan Ziya Gökalp ile din kurumunu ele geçirdiler.

Ziya Gökalp’in Türklük tanımı; Türk Müslümandır, sünnidir, hanefidir ve maturididir. Maturidilik Ziya Gökalp tarafından uydurulmuş bir algı olup, aslında Nakşibendilere sunulmuş bir parola işlevi görmektedir.

Bu tanıma uymayan Hıristiyan Türkler Anadolu’dan sürüldüler.
Bu tanıma uymayan Artur Köstler gibi açıkça kendisini Türk gören Yahudi aydınlarına kapılar kapatıldı, Mustafa Kemal zamanında kabul edilenler onun ölümünden sonra ülkeden kovuldular.
Bu tanıma uymayan Budist Türklerin varlığı halen yok sayılmakta.

Bu tanıma uymayan eski Türk inancı Göktanrıcılık yok sayıldı.
Bu tanıma uymayan Alevi Türkler yasaklı olmaya devam etti.

Yeni bir ulus yaratmak adına, Ziya Gökalp’in dediği gibi yeni bir ümmet milleti yaratılması yolunda, tek vatan, tek millet, tek din, tek bayrak gibi hamasi bir söylem resmi ideoloji haline getirildi.

Cumhuriyet kurulduğunda Anadolu köylerinde cami yoktu. Elbette ülkenin yoksul hali her köye cami yapılmasına müsait değildi. Ancak köylerde cami olmamasının esas nedeni köylerin çoğunun halen Alevi olmasındandı. Ziya Gökalpçi zihniyet köylere “eğer cami yaptıırmaya müsaade ederseniz size yol, su, elektrik ve okul gelir, cami yaptırmazsanız bunlardan mahrum kalırsınız diye açık açık pazarlık yaptılar. Böylece cami yaptıran köylere yol, su, elektrik, okul hizmetleri ulaştı.

Cami yapılmasına izin vermeyen Alevi köylerin bir kısmı halen bu hizmetlerden mahrum yaşamaktadır.

Cumhuriyetçi beyaz Türkler Anadolu’yu tanımadıkları için bu durumu hiç anlamadılar halen de anlayamıyorlar.

Bu koşullarda Devletle Alevi Türkmen halkın bağını kesmek, kuvai milliye ile yeniden kurulmuş olan bağı koparmak için daha büyük bir plan devreye sokuldu. Nakşibendi tarikatı ve Kürt ağaları 400 yıl boyunca eski Safevi coğrafyasının bir bölgesine giremiyor ve oraya egemen olamıyordu. 400 yıl boyunca onlarca kez Osmanlı ordusu ile sefer yapmış olmalarına rağmen asla başarılı olamadıkları bu coğrafya Dersim idi. Dersim’e 1930larda gazeteciler gönderdiler, ropörtajlar yaptılar, Dersim üzerine kitaplar yazdılar. Büyük bir operasyona hazırlanıyorlardı.

Musatafa Kemal’in hastalanıp yatağa düşmesini fırsat bilerek operasyonu başlattılar, böylece sorumluluğu Mustafa Kemal’e yıkarak, Alevi halkının Mustafa Kemal ve cumhuriyetten kopuşmasını sağlamak amaçlanmıştı.

Bu amaçla feodalizm kavramı kullanılmaya başlandı. Dersim’in koyu bir feodalizm altında inim inim inlediği propagandasına başlandı. Oysa feodalizm Alevi Dersim’de yoktu. Feodal olan gerçek ağa- maraba ilişkisi CHP içinde ve devlet erkinde yer tutmuş Kürt toprak ağalarıydı. Köylü olmayı feodal olmak için yeterli görüyorlardı. Dönemin yazarları, romancıları feodalizm diye köylülüğü, ilkelliği anlatıyorlardı. İlkellik, samimiyet feodallik diye tanımlanır olmuştu. Halen sosyalist ve liberal çevreler arkadaşlık ilişkileirini, akrabalık ilişkilerini feodal ilişki diye tanımlıyorlar.

Bu feodallerin başında Seyit Rıza geliyordu. Adamın adının Seyit olmasını kullanarak onu Pir, Dede ilan ettiler. Oysa adam Dede ya da Ocakzade değildi, sadece adı Seyit idi. Üstelik Kazım Karabekir Paşayla omuz omuz Ruslara karşı savaşmış, başında Cumhuriyetin sembolü olan fötr şapka ile dolaşan, bölgenin hatırlı bir kişisiydi. Büyük toprak sahibi değildi, marabaları yoktu, çok karıları yoktu, dini taassubu yoktu. Ama gençler etrafında pervane olurlar, sözünden çıkmazlardı çünkü güveniyor ve seviyorlardı.

Bahane bulup Seyit Rıza hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Kendisi hakkında yakalama kararı çıktığını duyan Seyit Rıza, oğlu ve birkaç yareniyle Erzincan’a yetkili makama ne olduğunu öğrenmek için gitti. Kapının önünde derdest edilen Seyit Rıza, “İsyancı yakalandı” manşetleriyle duyuruldu .

Ve o gece Pazar günü olmasına rağmen getirilen bir hakim ile gece yarısı idam kararı verildi ve hemen idam edildi. İsyanın elebaşları idam edildi ise olay kapanmış olması gerekmez mi? Hayır, ertesi yıl, biryıl sonra 1938 yılında büyük bir katliama girişildi. Önce Türkmen köyleri basıldı ve halkı öldürüldü. Eğer Kürtçü ayrılıkçılara karşı bir operasyon ise neden Türkmen köylerinden başlanıyor. Maksat Dersim’in Kürtleştirilmesi idi ve Türkmen varlığı buna engel oluyordu. Sonra binlerce diğer Dersimli köylü öldürüldü, çok sayıda vatandaş ülkenin dört yanına sürüldü.

Böylece Alevilerin devlete düşman olması amaçlanmıştı. 12 Mart, 12 Eylül darbeleriyle bu baskı katlanarak devam etti.

Devlet Dersim halkına “siz Kürtsünüz” diyerek baskı yapıyordu, Dersim halkı ise inatla Kürtlüğü kabul etmiyor, “biz eleviyiz” diyordu. Taliban zihniyetli Şeyh Said isyanında da diğer Kürt isyanlarında da Dersim onlara karşı çıkmıştı ve halen şeriatçı zihniyete karşı çıkmaya devam ediyor.
12 Eylül’den sonra PKK bölgeye geldi ve onlar da “siz Kürtsünüz” diyorlardı. Devlet adına faaliet gösteren birileri de, PKK da ısrarla Dersim halkını Kürtleştirmek istiyordu halen başaramadılar. İdrisi Bitlisi ile başlayan Kürtçülük ve şeriatçı İslamcılık halen devam ediyor.

Muğla’da, Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta tekrar eden Alevilerin bir arada durmasını sonlandırmak, dağıtmak ve böylece tamamen yok etmek isteyen Nakşibendi/Kürt ağalarının devlet içinden devlete hamle yaptırmaları yeni değil. İngiltere destekli tüm bu operasyonlar en son yeni “süreç” ile sergilenmektedir.

Apo’nun dediği gibi sürecin kalbinde Aleviler var. Bu kalbi sökmek istiyorlar. Afganistan, Suriye sıra Türkiye’de.
Bilinmesi gerekiyor.

Leyla Akgül & Haydar Ersöz

İLGİLİ YAZILAR

Kütüphane

Yazarlar

Çizginin Gücü

ŞİİR

Alevilik Takvimi

Alevilik Takvimi 2025-2026

2025 11 – 13 ŞUBAT 2025HIZIR ORUCU 21 MART 2025HZ ALİ ‘NİN DOĞUMU NEVRUZ BAYRAMI(21 Mart 598) 21 MART 2025HZ ALİ ‘NİN ŞAHADETİ GÜNÜ(21 Ramazan 40 Hicri) 05/06...