Her altı mayıs şafağında / buluşmasında Hızır ve İlyas’ı
Uyanışında tam da baharın
Vazgeçer mi bulutlar / Ulucanlar üstünden akmaktan
Toprak / ateş / su / hava / birlikte ağlamaktan
Vazgeçer mi güneş / doğudan / Hasan Dağı doruğundan
Bütün yiğit / bütün mert zamanları kıpkırmızı yakarak doğmaktan
Uyan ey insanoğlu / uyan ey gâfil uykularda uyuyan
Son seferi var / değil insana / karıncaya bile kıymayanların
Onurlu bir yaşam / bağımsız bir vatan için adlarını adayanların
Dünya durdukça susmasın vicdanlar / susmasın tarih
Hesap sorsun / onlara kıyanlardan / o vicdansız parmaklardan
Hesap sorsun / insan katli için hâlâ salyalar akıtanlardan
Filistin’de / Gazze’de / Maraş’ta / Hatay’da
Mazlumların cesetleri üzerinden ticaret yapanlardan
Ve de geride bezirgânın / sömürgenin çarkına secde duranlardan
Hesap sorsun tarih
Adalete / demokrasiye / özgürlüklere / gencecik fidanlara kıyanlardan
Her altı mayıs şafağında yanar kavrulur vicdanlar
Ne müthiş / ne onurlu / ne ulaşılmaz bir cesaretti o
Ne servet istemişlerdi / ne iktidar
Kendi darağacı iskemlesini tekmeleyen güç
Coşkuyla tohumlanır Anadolu toprağından
Özgürlüğün ve insan olmanın külleriyle bereketlenen o memleket bağlarından
Her altı mayıs şafağında / gülümseyerek selam veririm dostlarıma
Umutlarım tazelenir / sabahın kuş sesleri / baharın kır çiçekleri coşar inadından
Ak alınları / Deniz / Hüseyin / Yusuf adlarıyla
Mert ve yiğit / bir rüzgâr kopup gelir
Ankara’dan / bu taptaze seher zamanından…
06 Mayıs, Alper Akçam

