Doğruları Söylemek Suç Oldu Bu Memlekette
Hiçbir hakaret, saldırı, yıkıcı yazı ve yorum olmamasına rağmen mevcut iktidar, toplumu bir cendere içinde tutmak için hiç ara vermeden, her yazılana, yoruma tahammül göstermeden kendi sistemini icra etmek, bu ülkede tahakküm kurmak için var gücüyle çalışıyor…
Bizler ise; doğruları söyleye söyleye, yaza yaza var oluyoruz ve var olacağız…
Dün yine bir davam vardı. İlk önce Kültür Bakanlığı Alevi – Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı davayı açmış ama mahkeme iktidarı hedef gösterdiğimi söyleyip dava objesini değiştirmiş. Hiç önemli değil…
Bu ülkede eleştiri, yorum, görüş ve düşünce açıklama eylemimizden hiçbir güç bizi alıkoyamayacaktır…
Biz kendimizden eminiz; demokrasiden yanayız, özgürlüklerden yanayız, insan haklarından yanayız, eşitlikten yanayız, barıştan yanayız, dostluktan yanayız, kardeşlikten yanayız.
Haksızlıklar karşısında, mazlumların haklarını savunmaktan yana olan tavrımız hep devam edecek.
Alevi – Bektaşi – Kızılbaş değerleri benim hayatımın anlamını belirleyen temel öğreti değerleridir. Bunlara karşı yapılacak her türlü saldırıya, asimilasyon girişimine, tertibe karşı eylemimi de yapacağım, yazımı da yazacağım, ifademi de belirteceğim.
Alevi – Bektaşi toplumu, sözde temsilcileri beni sevmiş, sevmemiş, desteklemiş, desteklememiş hiç önemli değil, elbette ki umurumda bile değil.
Ben bir Alevi – Kızılbaş – Bektaşiyim.
Sonuna kadar bu ülkede devletin de, iktidarın da, kurumların da, kişilerin de yanlışlarının karşısında olmaya devam edeceğim, kendimce doğruları dile getireceğim…
Sevgi ve saygılarımla…
Muhabbet ehline aşk ile…
Ayhan Aydın
30 Ocak 2026
İSTANBUL 59. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE
DAVACI: KH
SANIK: AYHAN AYDIN
KONU: Savunmalarımın sunulması
AÇIKLAMALAR 35 yıldır Alevi – Bektaşi kültür dünyası içinde; Alevi – Bektaşi kurum ve kuruluşlarında Kültür – Basın – Halkla İlişkiler Birimlerinde çalışan bir araştırmacı yazar olarak, konuyla ilgili tüm gelişmeleri takip edip yazı yorumlar yapmaktayım.
Şu ana kadar yayınlanmış 23 kitabım bulunuyor.
Gazeteci kimliğimle görüş ve düşüncelerimi yerel ve ulusal haber kanallarında dile getirmekteyim.
Türkiye Cumhuriyet yasalarına ve hukuk sistemine bağlı bir Türk vatandaşı olarak bu ülkenin bütünlüğü, birliği ve Atatürkçü Cumhuriyet’in tüm değer ve erdemleri benim için vazgeçilmez hayati meselelerdir.
Ülkemizin üniter yapısı, demokratik laik kimliği, tüm vatandaşların eşitliği temeline dayalı rejimimiz tüm dünyaya örnek dünyadaki İslam ülkeleri içindeki tek laik yönetim şeklidir.
Alevi – Bektaşi inancına sahip milyonlarca insan bu ülkenin ayrılmaz parçaları olarak, Anayasadan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yurdumuzda yerine getirirlerken, inanç özgürlüğü bakımından birçok haktan mahrum bırakılmakta, bu da maalesef uluslar ası hukuk makamlarınca Türk Yargı Merci’nin önüne konulmaktadır.
Bir siyasi parti olmaktan öte AKP İktidarı MHP ile kurmuş olduğu müttefiklikle geniş halk kesimlerinin de hassasiyeti ve yargıya intikal ettiği şekliyle ülkemizde cumhuriyetimizin ve laikliğin temel ilkelerinden ödünler veren bir yapı sergilemektedir.
Tüm bu gelişmeler Alevi toplumunun istek ve beklentilerini karşılamak yerine, zaman zaman mezhepçi açıklama ve yorumlarla ülkemizde inanç özgürlüğü daha da kısıtlanmakta, Alevi – Bektaşi toplumu sürekli mağdur edilmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın toplumun temel temsilcilerinin görüşlerini almadan, ciddi hak ihlalleri olmasına rağmen hukukçuların bilgilerine başvurulmadan bir gece yarısı kararnamesiyle Kültür Bakanlığı içinde Alevi – Bektaşi toplumu adına resmi bir kurum oluşturmuştur.
İlk Resmi Gazete’de yayınlandığında bile içeriği hakkında hiçbir bilgi bulunmayan, zaman içinde ise yetkililerinin AKP. Ve MHP.’li bakan, milletvekili, belediye başkanı ve sivil toplum kuruluşlarıyla, devlet ve iktidar olanaklarından yararlanmak için Aleviliğin – Bektaşiliğin tüm temel değerlerini inkâr edenlerin bu yapı içinde olduğu kamuoyuna yansımıştır.
Sözlerim, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine veya Devletine karşı değildir.
Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyasi faaliyetine yöneliktir.
Nitekim Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ, 20 Ocak 2026 Tarihli TBMM Grup Toplantısında “Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir.” sözlerini bizzat sarfetmiştir.
Alevi – Bektaşi toplumu bin yıldır bu topraklarda birliğin, beraberliğin, insanlığın manevi ocak merkezlerinde yetişmiş insanlar olarak, geleneksel ibadet, inanç, kültürel dokularından hızla koparılmak istenmiş, Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan “Alevi – Bektaşi Kültür ve İnanç Merkezi” Alevi – Bektaşi toplumunu asimile edecek gayretlere girişmiştir.
Bunlar hem hedef saptırma, hem birlik ve beraberliğimize, Alevi – Bektaşi öz inanç ve kültürüne yönelmiş ağır tehditler ve ihlallerdir.
Bir kurumun devlete bağlı olarak hizmet etmesi onun ciddi hata ve yanlışlar içinde olmadığı anlamını taşımaz.
Kurum içinde sahtekârlık yaptıkları belgelenmiş bazı kişilerin, Alevilik’te çok önemli olmak üzere “dede”, “seyyid” olmadıkları halde bu unvanları kullanarak bu toplumu asimile etmek isteyenlerin de bu kurumda görev aldıkları görülmüştür.
Alevi – Bektaşi toplumunun bin yıldır oluşan temel değer sistemlerini yok sayan, hatta bu temel değerleri asimile etmeye yönelen, “Sünni İslam” yorumunun değerlerini Alevi – Bektaşi toplumu üzerine ikame etmeye gayret eden Alevi – Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı büyük yanlışlar içindedir.
Sağduyulu bir Türk vatandaşı olarak, tüm ömrünü Alevi – Bektaşi Yolu’na adamış bir araştırmacı – yazar olarak, kuruluşundan bugüne yaptığı yüzlerce yanlışı görünce bu kurumum ülkemiz ve toplumumuz adına hayırdan ziyade, zararlı bir yapı olduğunu gördüm.
Yüzlerce insanı hiçbir gerekçe göstermeden “kutsal mekân ziyareti” adı altında sözde Alevi – Bektaşi türbe ve ören yerlerine götürerek halkın milyonlarca liralık bütçesi heba edilmektedir. Bu reklamcı yaklaşım da bir yozlaşmadan başka bir şey değildi.
Halkın dini duygularını kullanıp, sözde halka hizmet etme adına geniş bir toplumun ve devletin, milletin kaynaklarını savurganlıkla israf etmek en basit tabiriyle suiistimaldir.
Özümüzde ülke, millet, insanlık idealleri olduğu için, bir siyasi partinin çeşitli amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla devletin ve milletin kaynaklarını, bir başka inanca hizmet adı altında partizanca çar çur edilmesine, gül yüzlü Alevi – Bektaşi toplumunun kandırılıp, iradesi dışında onlar adına çeşitli tasarruflarda bulunulması bence bir suçtur.
Bizler gazeteci ve yazar olarak gerçekleri dile getirip halkı aydınlamak zorundayız.
Bazen kısa ifadeler sarsıcı olabilir ama onlarca sayfada söylenecek sözleri özlü bir şekilde söyleme şeklinde tezahür edebilir.
Benim yazı ve yorumumda devlete, devlet kurumlarına dönük bir hakaretim söz konusu değildir. Mevcut iktidarın her alanda olduğu gibi Alevi – Bektaşi toplumu üzerindeki tasarruflarının hem bu topluluk, hem ülkemiz ve milletimizin hayrına olmadığını düşündüğüm için bu satırları kaleme aldım.
Her zaman hukukun, adaletin, tam bağımız laik cumhuriyetimizin savunucusu olarak sizlere;
Saygı ve sevgilerimi sunarım.
SONUÇ TALEP
Yukarıda izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle;
İfadelerim eleştiri niteliğindedir ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kapsamında basın ve ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Tüm bu nedenlerle; BERAATİME karar verilmesini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde lehte hükümlerinin uygulanmasını saygılarımla arz ve talep ederim.
Ayhan Aydın
Yazar
28 Ocak 2026
Doğruları Söylemek (hep) Suç Oldu Bu Memlekette
İLGİLİ YAZILAR

