Ana Sayfa Blog Sayfa 70

Dünya geniş idi şimdi daraldı

0

Dünya geniş idi şimdi daraldı
Çıkıp gideceğim yer belli değil
Yetmiş altı yıldır alır satarım
Bakmadım deftere kar belli değil

Seyrettim alemi dünya dar dedim
Ay dünya arası sanki bir adım
Denizi karayı ölçtüm aradım
Adalar içinde var belli değil

Avrupa Asıya ayrı bir kıta
Bir yıllık yol idi deveye ata
Uçaklar sığdırdı beş on saate
Daha neler çıkar dur belli değil

Hırsızlar çalardı at ile para
Şimdi çalıyorlar uçak tayyare
Bekar kalsam dünür olsam dullara
İstenecek başlık ver belli değil

Evlattan uşaktan fayda bekleme
Binde bir bulunur o da tekleme
Cahil insan gül ise de koklama
Ayvası turuncu nar belli değil

Ne oğluna güven ne de kızına
Doğru söylen kulak vermez sözüne
Yalvar yakar getiremen izine
İçimde bir ateş kor belli değil

Bu kahpe dünyanın sonu vefasız
Beş günlük ömrünü geçir kavgasız
Diyorlar Veysele sersem kafasız
Başımda duman var kar belli değil

Kaynak: Aşık Veysel

Bugün pazar-ı aşktır muhtaç olan candan geçer

0

Bugün pazar-ı aşktır muhtaç olan candan geçer
Aşığı Sadık olanlar lebbi gülabdan geçer
Düşmüşüm cem hanesine ben ağlarım zar-ı zar
Aşka düşen merdaneler hırkayla tacdan geçer

Bir imrahi görse eğer ol sinemin dağını
Ötüşür şeyda bülbüller görse hüsnün bağının
Yüz yaşında ruhban görse gerdanının ağını
İncili suya bırakır vaz gelir hacdan geçer

Şahinin salsa pençesin aniden kaftan kapar
Dilber abitlik eyleme zahitler yoldan sapar
Tutmuşam müjgan okuna garip sinemi siper
Temrahın kahrı zehirdir yedi kat sacdan geçer

Ben Emrahım methederim yedi dillerde seni
Yedi iklim car köşede gurbet ellerde seni
Hacılar hacca giderken çölde görseler seni
Hayran olur mat kalırlar vaz gelir hacadan geçer

Zâhid bize ta’n eyleme Hakk ismin okur dilimiz

0

Zâhid bize ta’n eyleme Hakk ismin okur dilimiz
Sakın efsâne söyleme Hazret’e varır yolumuz

Halvetî yolun güderiz çekilir Hakk’a gideriz
Gazâ-yı ekber ederiz İmâm Ali’dir ulumuz

Her kim bu tarîka girdi Hasan-ı Basrî’ye irdi
Her seher okunur virdi Seyyid Yahyâ’dır pîrimiz

Erenlerin çokdur yolu cümlesine dedik beli
Ko desinler bize deli usludan yeğdir delimiz

Tevhîd eden deli olmaz Allah diyen mahrûm kalmaz
Her seher açılır solmaz bahâra irer gülümüz

Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile
Taşramızdan sormak ile kimse bilmez ahvâlimiz

Muhyî sana olan himmet ‘âşık isen câna minnet
Elif Allah mim Muhammed kisvemizdedir dâlimiz

Bezcizâde Muhyî Efendi

Ben o dosttan ayrı gezdim ağlarım

0

Ben o dosttan ayrı gezdim ağlarım
Akar gözlerimden sel gizli gizli
Senin ile ikrar verdi gezeli
Kimseler görmeden gel gizli gizli
 
İnan hey cananım belim büküldü
Farkına varmadım hayda ömrüm söküldü
Deprem yokta neden evim yıkıldı
Bu işte bir yaman el gizli gizli
 
Ey yolcu destursuz bağa girilmez
Kadir bilmeyene kıymet verilmez
Her sazın döşüne pençe vurulmaz
İncedir kırılır tel gizli gizli
 
Mahsuni şerif’im yanar inlerim
Feryad eder geri kendim dinlerim
Yardan ayrı kaldım geçmez günlerim
Dakikam içinde yıl gizli gizli

Gel gönül mülküne gir nazar eyle

0

Gel gönül mülküne gir nazar eyle
Mahabbet arz eder hâllerimiz var
Ayni cem bugün aşk-ı yâr ile
Hakk’a doğru gider yollarımız var

Rehberim Muhammed, mürşidim Ali
Hacım Sultan On iki İmam gülü
Gönüller aynası Şah Kızıl Deli
Okuruz ismini dillerimiz var

Müminin Kâbesi gönül evidir
Kudret Hazinesi Hakk’ın yeridir
Pirim cansız duvarları yürütür
Balım Sultan gibi ballarımız var

Âşık olan aşkın yolundan anlar
Gerçekler çırağı sabahtan yanar
Bu pir meydanıdır aç olan doyar
Susuzlar kandırır göllerimiz var

Kırklar meclisinde Selman içinde
Fatma Ana huri gılman içinde
Ayni cemde bugün devran içinde
Derun Abdal gibi kullarımız var

Mirati kimdir?

0

XIX uncu asrın en kuvvetli saz şairlerinden biri olan Kalecikli, Mirati hakkında bu gün maalesef elimizde hüccet sayılabilecek bir vesika yoktur. Gerçi son zamanlarda yazılan edebiyat tarihlerinde Miratinin adı geçmekte ve bilhassa S. Nüzhet Bektaşi şairleri eserinde şairden bir nebze bahsetmektedir. Fakat bu kayıtların hiç birisi Miratinin hayatı etrafında tatminkar bir cevap ihtiva edebilmekten uzaktır. Kültürü, felsefesi ve üstün şairiyeti ile büyük bir kıymet olan Miratinin bu derece meçhul kalması edebiyat dünyamız için bir zarar olmaktan ziyade bu işle uğraşanların lehine bir hareket olmasa gerektir.

Bu endişe ile çalışırken her müdakkikin uğradığı müşkilattan ben de vareste kalamamış ve müsbet bir netice temin edememiş bulunmaktayım. Şu farkla ki bu gün Miratinin hayatı hakkında elde ettiğim malumat S. Nüzhetin verdiğinden daha etraflı olmak itibarile şair hakkında bir fikir edinebilmeğe kafidir.

Miratinin hayatını tenvire kafi malumatı şu tarzda elde etmiş olmaktayım:
Çok değerli başmüddeiumumi Kalecikli B. İlhami Sarıcı, vaki istirhamım üzerine bizzat tetkikatta bulunmuş ve bana en esaslı malumatı temin edebilmiştir. Muhterem dostumun müracaat ettiği zevat arasında Miratinin torunu B. Ali Şevkı da bulunmaktadır.
Bundan başka B. İlhami Sarıcıya gelen A. Gülaçtı imzalı mektup yine B. Ali Şevki ve B. H. Şakirin rivayetlerine müsteniden bir hayli malumatı itiva eylemektedir. Bu mektup ve rivayetlere göre: Miratinin asıl adı Mehmettir; Mirati mahlasını Vasi Şeyh tekkesine hizmeti esnasında almıştır. Şöyle ki vasi şeyh tekkesine intisabında “sazı eline almış, birkaç beyit söyledikten sonra şeyh tarafından müsaade olmuş. Haydi senin ismin Mirati olsun; sazına saz, sözüne söz uymasın denilmiş ve tarihi malum olmayan bir zamanda çıkmış gitmiş” Kalecikli A. Gülaçtı.

Miratinin babası ve ecdadı hakkında bir kayde tesadüf edilememişsede anasının adı Fatma olduğu bildirilmektedir. Miratinin ne zaman doğduğu ve hangi tarihte vefat ettiği bu gün için benim de meçhülümdür. Yalnız 1285 de Türabi Ali baba dededen nasip aldığına ve ustam Aşık Hasanın babası Aşık Kemali ile müşaere ettiğine ve yine ustamın kanaatine göre Mirati, Kalecikte kendi lakaplarına izafe edilen Çanşah mahallesinde doğmuş, tahminen 1225 ve 1300 arasında yaşamıştır.

Miratinin temiz giyinir, uzunca boylu, geniş omuzlu, sarı sakallı, iri gözlü olduğu, kardeşi Çanşah imamına benzediği söylenmektedir.

Şairin tahsil derecesi hususunda elimizde sağlam bir vesika yoksada S. Nüzhetin Bektaşi şairleri eserinde söylediğine ve halk rivayetlerine nazaran Mirati icazetli hocalardandır. Manzumalarının bilhassa kültürel değeri bunu teyit eylemektedir. Kalecikten gelen mektuba göre de Mirati Kalecik Müftüsü veli zadeden Arabi okumuş, icazet almadan “At kuyruğundan bir saz uydurarak medresede çalışmaya başlamış hocası görmüş ve medreseden kovmuş, sonra vasi şeyh tekkesine hademe olarak girmiş, birkaç ay sonra sazı sözü artırmış.” Kalecikli A. Gülaçtı.

Bu rivayeti kaydı ihtiyatla telakki etmek lazımdır. Mirati müftü veli zadeden icazet almamış dahi olsa medreseden uzaklaştırılması tahsilini ikmaline hiç bir mani teşkil etmez. Fazla olarak Miratinin icazetnameli olduğunu sadece B. Nüzhet değil pek çok kimseler rivayet eylemektedir. Biz şuna kaniiz ki Mirati muasırleri dertli ve zehniden gerek tahsil gerek şairiyet itibarile daha üstündür; Dertli gibi Mirati sözlerinde lisan hatası yapmaktan sarfınazar imale ve zihafa bile düşmemiştir.

Netice itibarile Mirati aşık ve Bektaşi edebiyatının, kültürünü temsil edecek ve divan edebiyatı müntesiplerile boy ölçebilecek nisbette ilim yapmış bir şairdir.

Miratinin aşıklığa niçin ve nasıl başladığına gelince bu hususta elde ettiğimiz malumat şudur:
Mirati, Kaleciklilerin bildirildiğine göre saza sekiz yaşında başlamış ve saz çalmayı kendisine yegane oyun ve eğlence telakki etmiştir. Aşık usullerinde kimlerden istifade ettiğini henüz tesbit edemediğimiz şair pek küçük yaşta sazına hakimiyet temin etmiş ve bu vadide çok genç iken büyük bir şöhret yapmıştır. Şair saz ve sözde arzu ettiği inkişafa mazhar olduğu bir sırada Kaleciklilerin aleyhinde yaptıkları dedikoduya kızarak sazını omuzuna almış ve Babalığa kadar yükselmiştir. Vekur, ciddi ve karşısındakileri hiç bir şey söylemeden kendine bend ve manyatize edebilecek bir vasfı haiz olan şair gerek fasıllarında, gerekse tekmil muaşeretinde herkesin hürmet ve takdirini kazanmış ve namını her tarafa yayabilmiştir. Bir kaç defa da Kastamonuyu ziyaret eden Mirati, muhitte saz ve söz meraklılarının olduğu kadar Kemali ve Meydaninin büyük takdirini mucip olmuştur. O zaman genç bulunan İshak zade Fevzi Fusuli aşıkan nam mecmuasında Miratiyi (Aleviyülmezhep bir şair idi) diye tavsif etmektedir.

Mirati ilk defa Kastamonu tarikiyle İstanbul’a gitmiş ve Mehmet Ali Paşanın himayesi altında uzun bir zaman İstanbul da kalmış, bilhassa Tavuk pazarında tekellümündeki fesahat ve kudret ile şöhret almıştır. Mirati Anadolunun bir çok yerlerinde dahi aynı derecede takdir edilmiş ve sevilmiştir. Şu hadise Miratinin vekar ve şöhretine de kuvvetli bir delildir. Mirati bir gün Çankırıda Kemali ile fasıl yaparken araya Tosyalı Mirati isminde biri girmiş ve demiş ki
– Sen de Mirati, ben de Mirati.. Faslı bırak ta seninle şu Miratiliği ayırt edelim.
Mirati:
– Baş üstüne buyur meydan senin, ayak senin. Cevabını vermiş.
Kalecikli sazla Tosyalı elindeki deynekle müşaareye başlamışlar. Neticede Tosyalı mat olmuş ve kahveden uzaklaştırılmış; Aşıklıktan başka sanatı olmayan Mirati, hayatının sonuna kadar Bektaşi bir saz şairi olarak kalmış ve henüz tesbit edemediğimiz bir tarihte İstanbul da vefat ederek Tavuk pazarı civarına defnedilmiştir. Sazı bir müddet Asmalı meyhanesinde hatıra olarak muhafaza edilmişse de yangında yanmıştır.
Miratinin edebi hüviyetine gelince şair, evvelce bilmünasebe söylediğimiz gibi Bektaşi edebiyatında olsun Aşık tarzında olsun tarihe maledilebilecek bir kıymettir. O, kuvvetli dimağının ve zengin kültürünün gölgesi altında duyuşlar ile bize rakipsiz bir çok eserler bırakmıştır.

Fakat esef edilebilecek bir hadisedir ki bu çok kıymetli şairin matbuat aleminde çok mahdut şiirleri neşrolunabilmiştir. Ben de bütün çalışma ve çabalamama rağmen Miratinin ancak “19” parçasını temin edebilmiş olmaktayım. Bu parçalar kısmen hususi kütüphanelerde ve marak sahiplerinin ellerindeki mecmualarda diğerleri de başka vilayetlerde yazılmış ve tarafımdan ya istinsah veya satın alınmış cönklerde mukayettir. Bana Kalecikler yalnız iki parça verebilmişlerdir. Miratinin Ankara ve Çankırı köylerinde halkın ezberinde pek çok parçaları varsa da benim için şimdilik bu havalide tetkikat yapmağa imkan yoktur. Olsa dahi bu derleme vazifesi benden ziyade Kalecik münevverlerine düşer ki böyle bir kıymeti ihmal etmek Milli Harsiyatımızdan ziyade muhit ve hemşehrilik namına karlı bir hareket değildir.

Mirati Ata sözleri

0

Dinle gözüm nuru eski atalar
Kendin bilmeyene nadan demişler
İlkönce nefsini bilmeden ey yar
Bilinmez Hazret-i Yezdan demişler

Evvelâ şeriat sonra tarikat
Hakikatle bir de ilm-i marifet
Erişirse Haktan sana hidayet
Yapışır elinden piran demişler

Farz ile sünneti tutarsan eğer
Yarın şefi olur sana peygamber
Rah-ı sevap için ararsan rehber
Hak’ka ulaştırır Furkan demişler

“Men aref” sırrına aklı ermiyen
Hakikat küncine postu sermiyen
Varıp bir gerçeğe boyun vermiyen
Başına bir torba saman demişler

Kula boş taklık ne yola gel yola
Ulü-l-emre itaat et mutlaka
Baş başa bağlıdır baş padişaha
Sürüye lazımdır çoban demişler

Derler erenlere birdir sağ u sol
Bulunur her yüzden girdigâra yol
Vadinde hulfetme sâdık-ül-kavi ol
Birdin ikrar ile i’man demişler

İl ağzı tutulmaz her sözü duyma
Bugunki işini yarma koyma
İnsan ı kamil ol nefsine uyma
Seni aldatmasın şeytan demişler

Kimseye el açma hürmetin gider
İki el hir başa kifayet eder
Kapı Allah kapısıdır erenler
Olmaz her kapıdan selman demişler

Eğer âkil isen dinle bu pendi
Kendine edersin hileyi fendi
Eğri otur doğru söyle efendi
Boş torbaya gelmez kolan demişler

Her zaman tedbirin takdire uymaz
Arayan sanma kim arzusun bulmaz
Yâr engelsiz gül de dikensiz olmaz
Bülbüle verilmiş figan demişler

Süleyman ol hakir görme bir mûru
Gider gıll u gışşı terket gururu
Senden yeğinlerle ey gözüm nuru
Sakın ha çekişme üryan demişler

Olura olmaza kim eder hiddet
Makhur olur bulmaz başı selâmet
Oturur yerine zararla elbet
Ahir öfke ile kalkan demişler

Sular ters yüzüne akıp çağlamaz
Gidenin yolunu kimse bağlamaz
Bilirsin ki kendi düşen ağlamaz
Kişi öz başına düşman demişler

Herkesle hoş geçin çekme teşvişler
Ne kebabı yandır ne dönsün şişler
Deliyle devletli bildiğin işler
Sıbyanlar dinlemez ferman demişler

Ey oğul pendimi dinle kulak ver
Kulağa giren söz tâ cana siner
El atına binen pek çabuk iner
Tez eskir eğreti kaftan demişler

İstersen yuvanı dâima şenlik
Dilersen hanende dirlik düzenlik
Varlıkta darlık yok yoklukta dirlik
Gece gündüz çalış kazan demişler

Yetim malın sakın malına katma
Veresiye hiç bir mal alıp satma
El için kendini ateşe atma
Gemisin kurtaran kaptan demişler

Kimseye gadretme görürsün zarar
Elinden gelirse dil al yara sar
İyi sözle insan dininden çıkar
Ilı sözle inden yılan demişler

El için ağlayan gözünden olur
Kızını döğmeyen dizinden olur
Her şeyin çokluğu azından olur
Aza kanaat et her an demişler

Bazı kimse yemez içmez mal derer
Kimisi kazanır da israf eder
Nekesle cömerdin harcı bir gider
Bulunursa hoştur miyân demişler

Çalış durma arttır kesbü kârını
Hoş geçir gününü anma yarını
Bir gün terk edersin bütün varını
Kalp kazanır yer kaltaban demişler

Yal olmasa köpek sürüde yelmez
Soysuz kişilerden mürüvvet gelmez
Azı bilmeyenler çoğu da bilmez
İyilik bilmezden yeğ sırtlan demişler

Varlığın var ise elinde senin
Hesapsızdır el eteğin öpenin
Unutma ki dostu olmaz düşenin
İptida dost alır yakan demişler

Kötü günde beraberdir dost düşman
Kazanırsan bari yine dost kazan
Bin dostun olsa da güvenme ey can
Bin dosttan çoktur bir düşman demişler

Dilersen ki hayır gele başına
Hayır san her işde daim eşine
Felek agû katar bir gün aşına
Devir döner geçer devran demişler

Yükseklerden uçma dengin ara bul
Yorganına göre ayağın kösül
Sevmeyenin şahı sevene kul ol
Budur akıl için mizan demişler

Kimsenin aybını gözetme ey yâr
Sen heman gayret et postunu kurtar
Her koyunu bacağından asarlar
Mene lâzım filan falan demişler

Gördüğün dilbere dil verip akma
Kimsenin ırzına yan gözle bakma
Kapın kakılmasın kapıyı kakma
Kıyamete kalmaz zaman demişler

Neye gam çekersin hey koca sersem
Dertsiz baş mı olur âdemiz madem
Eksik olmaz dağ başından duman hem
Yiğidin başından boran demişler

Diline gelene öğütme öyle
Demesinler sana el şöyle böyle
Yüz dinle bin düşün bir tek söz söyle
Sözünden bilinir irfan demişler

Ekmeden a gözüm biçmek olur mu
Kişi kısmetini tepmek olur mu
Karnı doya sofra çekmek olur mu
Olmaz yoz sığıra saman demişler

Öz başına kül eş yandır ocağı
Verseler de alma a’yan yamağı
Ortaklık inekten yeğdir buzağı
Belli olsun alan satan demişler

Bilirsin gurbette çile çektinse
Görünür sılası Bağdat herkese
Bülbülü koysalar altun kafese
Yine özler ister vatan demişler

Takdir olur ara yerde bahane
Gezdirir kısmetin serpilir dâne
Önegülük etme sen uy zamane
Sana uymaz ise zaman demişler

Tek gibi gez merd ü zene tutulma
Hür yaşa kimseye köle satılma
Leng eşekle kârıvana katılma
Yürü iniş yokuş yayan demişler

Bahtiyar sözü basma zer olur
Talihsizin pendi şûr u şer olur
Beylerin yanında beraber olur
Su getiren senek siyan demişler

Yolsuza nasihat kuru emektir
Yola gelmeyenin hakkı kötektir
Çubuğu yaş iken eğmek gerektir
Küçükten yetişir sıbyan demişler

Gönlü mâsivadan mehcur olmayan
Harabat içinde mamur olmayan
Enelhak darına Mansur olmayan
Geçirsin boynuna urgan demişler

Elest ü bezminde geçtik mihenkten
İllâ’ya eriştik kurtulduk sekten
Yusufuz el çektik elden etekten
Tutmaz bir el iki dâmen demişler

Sadefi terkeyle gevher misal ol
Harften tecerrüt et sade meal ol
İnsan-ı kâmil ol sâhib-i hâl ol
Olamazsan sahip-kıran demişler

Ulular hoş demiş düşünüp ince
El elden üstündür arşa varınca
Mertçe davran hasmın ise karınca
Gösterme bir yüzden âmân demişler

Diktim bu meydanda ben de bir alem
Gelsin imtihana şâiran bu dem
İşte kitap kağıt devât ü kalem
İşte saz söz işte meydan demişler

Mir’eta var ise akl ü izanın
Tut bu pendi yakma ateşe canın
Aldanma rengine fâni dünyanın
Önü yalan sonu yalan demişler

Zincir kâr eylemez bizlere sofu

0

Zincir kar eylemez bizlere sofi!
Bin can ile bir canana bağlıyız.
Anlayıp bilmişiz emri marufi
Ol bakii adil han’a bağlıyız.

Lamekandan fi mekana gelmişiz;
Her bir sıfat ile mükim olmuşuz.
Noktai sır kafu nunu bilmişiz,
“Küllü men aleyha fan” a bağlıyız.

Seçmedik yarımız ağyarımızdan,
Kimse vakıf değil esrarımızdan.
Dönmedik Mirati ikrarımızdan
Hacı Bektaş Pir Sultana bağlıyız.

aynı karede olmak

0

Tarih 31 Mart 2019. Türkiye’de yerel seçimler günü. Cumhurbaşkanı Erdoğan oyunu kullanırken, Rukiye Şimşek isimli sandık görevlisi yüzünü çevirmişti. Bu tavrı yandaş medyada hedef haline getirilmiş ama o geri adım atmamıştı. Halkevleri üyesi olan Şimşek şöyle demişti.

“Benim aynı pencereden bakmadığım, dünyaya 180 derece farklı baktığım bir insanla aynı karede, aynı yöne bakar halde poz vermek istemedim, onun yüzüne bakmak istemedim. Kimliğim belli, duruşum belli… Bunun politik altyapısına dair çok şey söylenebilir. Ankara Garı’ndan tut da 25 yılda yaşananlara… Metin Lokumcu’nun anısı var, Gezi’de yitirdiklerimizin anısı var, Elif Çermik’in anısı var, Suruç’un anısı var, Taybet Ana’nın anısı var, Soma’nın anısı var. Yitirdiklerimiz, hapsedilenlerimiz, işi ve geleceği elinden alınanlarımız, çocuk istismarları, kadın cinayetleri… Onların çizdiği kadın çizgisinde olmayan bir kadın olarak söyleyecek çok sözüm var. ‘Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, fıtratına aykırı’ diyen adama tepki göstermemek fıtratıma aykırı. Yıllardır kadın mücadelesinin içerisindeyim. Aynı karede hiçbir farkımız yokmuş gibi davranamazdım.”

Bu sözler, Meclis açılışında aynı kareye girmek için yarışan, hayran bakışlarla el pençe divan duranlara ithaf olunur.

sordum erenlerden pirin birine

0

Sordum erenlerden pirin birine
Ne ararsan sende var dedi bana
Bundan ötesine dalma derine
Yaşarken dervişlik kâr dedi bana

Sana senden yakın ara şahını,
Her olur olmaza deme ahını,
Sır eyle söyleme, kul günahını,
Örterek bir yara sar dedi bana.

Kulları incitip gönül haşlarsan,
Nefsi yücelere koyup kışlarsan,
Sen seni bilerek günah işlersen,
Cehennemde yakar nar dedi bana.

On sekiz bin âlem Hakk’ın yolunda.
Zikir vardır yaratılan dilinde,
Gül kızarır hicabından dalında,
Bülbülün dilinde zar dedi bana.

Kul Sadık özümde sesi duyunca,
Üçler beşler kırklar görüp sayınca,
Kulun dostu Mevla ömür boyunca.
Bir hazreti Allah yar dedi bana.

Açlıkla doyurulmuş bebem gözlerin

0

Açlıkla doyrulmuş bebem gözlerin
Çocuklar ölmeden doymazmı bir gün
Sevda yollarına düştüm giderim
Kimseler hal hatır sormaz mı bir gün

Varsıllar anlar mı halinden aç’ın
Varsın insan olmak olsun tek suçun
Fikri vicdanı hür bir dünya için
İnsanlık kendini yormaz mı bir gün

Kardeş olmak suçmu güzel dünyada
Hür yaşamak varken esirlik moda
Esaret bey olmuş bu coğrafyada
Halklar zincirini kırmaz mı bir gün

Doğudan batıya halay kursunlar
Yeşerir Gazze’den bir gün umutlar
Özgürlük ve barış için yumruklar
Öfkeyi yüreğe vurmaz mı bir gün

Vurguni yürekte ince bir sızı
Ateşlere koyar yakarlar bizi
Kızıl saçlı sevdalımın genç kızı
Kanayan yarayı sarmazmı bir gün..

Abdullah Oral .

Hayal cennetine minnetimiz yok

0

Hayal cennetine minnetimiz yok,
Dostun cemalini cennet biliriz.
Uyduruk farzımız, sünnetimiz yok;
Sevgiyi farz, aşkı sünnet biliriz.

Hiç kulak vermeyiz gaipten sese,
Cahilin düştüğü korku, vesvese…
Bunu bilir, bunu deriz herkese;
Böylesi inancı cinnet biliriz.

Huride, kılmanda yoktur gözümüz;
Kendi yârimizle birdir özümüz.
Dört kitabın özü; bizim sözümüz…
Erdemi en yüce kıymet biliriz.

İbadethanedir; can kafesimiz…
O abdest dediğin; temiz nefsimiz.
Biz bilimden, fenden aldık dersimiz;
Bilgiyi en büyük servet biliriz.

Hakk’ı kendimizden görmedik ayrı,
Hak ile Hak olduk biz bundan gayrı.
Bir insanın varsa topluma hayrı;
Bunu insanlığa hizmet biliriz.

Mazlumun gözyaşı; Zemzem Pınarı,
Vicdan azabıdır; cehennem narı.
Vicdanı olmayan bilmez bunları;
Vicdanın sesini Kudret biliriz.

Bindebir’im sözler kalkınca şaha,
Dilim kolay kolay susmaz bir daha.
Öyle söz vardır ki biçilmez paha;
Kâmilin sözünü ziynet biliriz.

22.11.2016 – (6+5)
Ozan Bindebir

Kâinata nizam veren kutup sultanı sen oldun

0

Kâinata nizam veren kutup sultanı sen oldun
Gayıp ricâl mahiyetinde sayebanı sen oldun

Yardımcılar zuhur olup bir mahalle cem oldular
Cümlesi rey verdi sana, mehribanı sen oldun

Peyik hazreti bağladı nusret kılıcın beline
Adüyû düşmanların sahib kıranı sen oldun

Mustafa Fazl-ı Kemâl’in ömrüne ermesin zevâl
Bir günün bin olsun cihanın canı sen oldun

Bu halk zulmette kalmış iken çakırdın aydınlığa
Dünyanın şem’i çırağı mahi tabanı sen oldun

Eski dünya revnak tuttu yeniden buldu hayat
Cumhuriyet devrinin semavati sen oldun

Kâfire şecaat gösterip bir hamlede kahreyledin
İslâm mü’min kardeşlerin ümid inanı sen oldun

Gazilik kazandın âlemde ismin oldu nâmıdâr
Rûyi zemin halifesi kâşifi bürhanı sen oldun

Vezirlerin Gâzi İsmet, Dilâver Fevzi Paşa
Bunların sırrı mahremi yarı ihvanı sen oldun

Meclisi mebusanın adâlettir kararı
Cümle nasın aklı fikri nutku lisanı sen oldun

İmar edüp her diyara tren hattın yürüttün
Her uzaklar yakın iklim sayebanı sen oldun

Senin bu eserini çarkı devran unutmaz
Her maddenin aslı yâni göfer kânı sen oldun

Aşık FEDAYİ beyit eder zamanın önderine
Bu asrın hükümdarı sahip zamanı sen oldun

Kur’ an yazılırken arş- ı rahmanda

0

Kur’ an yazılırken arş- ı rahmanda
Kudret katibinin elinde idim
Güller açılırken kevn- ü mekanda
Bülbül idim,gonca gülümde idim

Evvel Cebrail’ in ilk kelamında
Kırklar meclisinde aşk aleminde
Muhammed Ali’ nin sır kelamında
Nihan söyleşirken dilinde idim

Kırklar arş üstüne kurdular Cem’ i
Muhabbet halk olup sürdüler demi
Balçıktan yarattı ilm- i ademi
Ben o’ onun o zaman belinde idim

Yunus nebi suya daldığı zaman
Kırk gece,kırk gündüz kaldığı zaman
Ali, Zülfikar’ ı çaldığı zaman
Ben o zaman kolunda idim

Seyrani” bulmuşum aşkın arısın
Münkir olanlara satmam yarısın
Bir kuşa seksen bin şehrin darısın
Tüfe verilirken yanında idim..

Bir canım vardı verdim erenler

0

Bir canım vardı verdim erenler
Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına
Serimi meydana serdim erenler
Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

Aşkın ateşine yaktım özümü
Uyandım gafletten açtım gözümü
Muhammed Ali’ye verdim sözümü
Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

Bütün kainatı eyledin seyran
Hakkın emriyle dönüyor devran
Dosta varmak için yürüyor kervan
Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

Varıp kapısına yüzümü sürdüm
Erenler cemine kusursuz girdim
Bütün gerçekleri orada gördüm
Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

Garip Bektaş der ki kurbanlık koçum
O cananı sevmek benim tek suçum
Kınamayın dostlar yanıyor içim
Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına