Ana Sayfa Blog Sayfa 57

Ela gözlerine kurban olduğum

0

Ela gözlerine kurban olduğum
Arzuladım seni pîr deyü geldim
Gece gündüz hayaline yeldiğim
Yarama bir merhem sar deyü geldim

Pek perişan oldum seni seveli
İkrar verdim ta elestten evveli
Kaşları mahitap gözler mevali
Şöyle bir efendim var deyü geldim

Senden ayrılalı dahi gülmedim
Ben gönlümü her deryaya salmadım
Şunda her güzelden vefa bulmadım
Yine imdat sende car deyü geldim

Eğme kaşlarını kasavetim var
Güruh-ı Naci’den asil zatım var
Yusuf Kenan gibi muhabbetim var
Bir melek şimali yar deyü geldim

Veli’m eyder pirden tuttum elimi
İkrar verdim pek bağladım belimi
Ya öldür ya azad eyle kulunu
Ya benim muradım ver deyü geldim

Kaynak: Aşık Veli

Ey can sahibi gel candan haber ver

0

Ey can sahibi gel candan haber ver
Vücudunda ne var ondan haber ver

Vücudun şehrini seyran eyledim
Gönül evi o sultandan haber ver

Dudağın şerbeti hastaya şifa
Dudağından olan baldan haber ver

Ben Hümakuşuyum göğe ağarım
Yumurta içinde kandan haber ver

Yigirmi ağacın ondur budağı
Anın dahi çeçeğinden haber ver

Adem’den berisin ondur budağı
Anın dahi çiçeğinden haber ver

Oku kitabını Pir Sultan Abdal
Hakikata giden yoldan haber ver

Arzuladım size geldim

0

Arzuladım size geldim
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Eşiğine yüzüm sürdüm
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Pir elinden dolu içtim
Doğdum elinize düştüm
Ak cenneti gördüm geçtim
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Güvercin donunda duran
Cümle eksikler bitiren
Beş taşı şahit getiren
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Kırk Budak’ta şem’a yanar
Dolusun içenler kanar
Aşıkların sema döner
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Bahçende gördüm gülünü
Erenler sürsün demini
İmam Rıza’nın torunu
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Balım Sultan er köçeği
Keser kılıncı bıçağı
Cümle erenler gerçeği
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Pir Sultan’ım gerçek veli
Erenlerden çekmem eli
On iki İmamın yolu
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Ben kulâm-i hanedanım, padişahımdır Ali,

0

Ben kulâm-i hanedanım, padişahımdır Ali,
İhtiyacım var ona, püştü penahımdır Ali,
Gönlümü kıldı münevver, merhimanımdır Ali,
Kıblegâhımdır Muhammed, secdegâhımdır Ali.

Geldiler Hakk’tan beyane sırrı ağaz ettiler,
Sözleriyle bu cihân mülkine pervaz ettiler,
Hemdülillah biz gedanı mehremi râz ettiler,
Kıblegâhımdır Muhammed, secdegâhımdır Ali.

Ta ezelden padişahımdır Hasan hûlkî-riza,
Dünyevü ükbâde sertacım Hüseyn-i Kerbela,
Nuri çeşmimdir İmâm-ı Zeyn’ül-İbad,
Kıblegâhımdır Muhammed, secdegâhımdır Ali.

Can-u dilden bendeye Bâkır kulami Cafer’im,
Musey-i Kâzım, İmâm-ı Rza’ya kemterim,
Şah Tekî, Baba Nekî yolunda pak-î besterim,
Kıblegâhımdır Muhammed, secdegâhımdır Ali.

Mâsave terk eyleyib bizleri diyâr-î lehlete,
Hâkim onlardır bu gün, layıktır onlar hürmete,
Lâh diyenler uğrayırlar bu cihânda möhnete,
Kıblegâhımdır Muhammed, secdegâhımdır Ali.

Cümlemiz arzu edenler Askeri’ye askeriz,
Mehdi-yi Sahib-Zaman’a biz tevellâ eyleriz,
Hemdülillâh eyle, ey Nesîmî, biz yolunu gözleriz,
Kıblegâhımdır Muhammed, secdegâhımdır Ali.

Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam

0

Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam
Gevher-i lâmekân benem, kevn ü mekâna sığmazam

Arş ile ferş ü kâf ü nun bende bulundu cümle çün
Kes sözünü vü epsem ol, şerh ü beyana sığmazam

Kevn ü mekândır ayetim, zatıdürür bidayetim,
Sen bu nişanla beni bil ki nişana sığmazam.

Kimse güman ü zann ile olmadı Hakk ile biliş,
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümana sığmazam.

Surete bak ve mâniyi suret içinde tanı kim,
Cism ile can benem veli cism vü cana sığmazam.

Hem sedefem hem inciyem, haşr ü Sirat esinciyem,
Bunca kumaş ü raht ile ben bu dükkâna sığmazam.

Genc-i nihan benem ben üş, ayn-i ayan benem ben üş,
Gevher-i kân benim ben üş, bahre vü kâna sığmazam.

Gerçi muhit-i âzamem, âdem adımdır âdemem
Tur ile kün fekân benem, ben bu mekâne sığmazam.

Can ile hem cihan benem, dehr ile hem zaman benem,
Gör bu latifeyi ki ben, dehr ü zamana sığmazam.

Encüm ile felek benem, vahy ile hem melek benem,
Çek dilini vü epsem ol, ben bu lisana sığmazam.

Zerre benem güneş benem, çar ile penc ü şeş benem,
Sureti gör beyan ile çünkü beyana sığmazam.

Zat ileem sifat ile, gülşekerem nebat ile,
Kadr ileem berat ile, beste dehane sığmazam.

Nâre yanan şecer benem, çarha çıkar hacer benem,
Gör bu odın zebanesin, ben bu zebana sığmazam.

Şehd ile hem şeker benem, şems benem, kamer benem,
Ruh-u revan bağışlaram, ruh-u revana sığmazam.

Tir benem, keman benem, pir benem, civan benem,
Devlet- i cavidan benem, ine vü âna sığmazam.

Gerçi bu gün Nesimi’yem, Haşimiyem, Kureyşiyem,
Bundan uludur ayetim, ayete şana sığmazam.

Seher oldu ey nigarım

0

Seher oldu ey nigarım
Belki gidem diyarından
Felek zulmedip ayırdı
Beni gül yüzlü yarimden

Ölen bilir kalan bilir
Teni turap olan bilir
Muhabbet kokusu gelir
Yel estikçe damarında

Senin elin bana ermez
Benim gözüm seni görmez
Murailer kain olmaz
Ayırır yari yarinden

Seyit Nesiminin ahı
Gidenler gelmez bir dahi
Medet ey hubların şahı
Mahrum koyma didarından

Merhaba hoş geldin ey ruh-i revanım, merhaba

0

Merhaba hoş geldin ey ruh-i revanım, merhaba
Ey şeker leb dilber-i şirin zebanım, merhaba

Çün lebün cem-i cem oldu nefha-i ruhu-l Kudüs
Ey cemilüm ve’y cemalim bahrü kanum Merhaba

Ey melek suretli dilber, can fedadır yoluna
Lahmine lahmi’ dedün çün, kanı kanum merhaba

Geldi yarim naz ile sordu: Nesimi nicesen
Merhaba hoş geldin ey ruhi revanım merhaba

Ey müselmânlar, medet, ol yâr pünhan ayrılır,

0

Ey müselmânlar, medet, ol yâr pünhan ayrılır,
Ağlamayım, neyleyim, çün gövdeden cân ayrılır.

Ey senem, hicrân elinden naley-î zâr eylerim,
Gözlerimden sanasan deryay-î ümmân ayrılır.

Ol sebepdendir ki, ben bimar-û rencûr olmuşum,
Hasta gönlüm merhemi, şol derde dermân ayrılır.

Reng-û çöhrem zerd olubdur, kametim hem çün hilâl,
Ol güneş yüzlü habibim, le’l-î handân ayrılır.

Takatim, sabrım tükendi, yârsız ben neylerim,
Aklimi şeydâ kılan ol çeşm-î fettân ayrılır.

Mahşer-î yövm-ül hesap, koptu kıyâmet başime,
Çünkü, ey Yusuf sıfatlı, pir-î Ken’an ayrılır.

Ey ciğersiz nar-î firkatten Nesîmî çare ne?
Her kime nahn-û kasemnâ çün ezelden ayrılır.

Böyle kem zamanda cihana geldim

0

Böyle kem zamanda cihana geldim
Herkes imanından süzüldü gitti
Talip olan edep erkandan şaştı
Onlar ikrarından çözüldü gitti

Kiminin yükü var haddinden kaba
Harman zamanı yok elinde yaba
Yalancı şıh talip mürit kör baba
Yarısı kuyruğu döküldü gitti

Seyyid Nesimi’yim meydanda serim
Doğruyu söylersem yüzerler derim
Bu dünyada olan hayırla şerrim
O da defterime yazıldı gitti

Bir kişinin sorma aslın, izzetinden bellidir

0

Bir kişinin sorma aslın, izzetinden bellidir
Meclis-i irfan olacak hürmetinden bellidir

Hak-ı teala ilm içinde çünkü simahüm dedi
Bir kişinin bak yüzüne suretinden bellidir

Dervişin pirini sormak dediler adet değil
Arifane yek nazar kıl suretinden bellidir

Ademin kalbi mihenktir, bellidir belli beyan
Nitekim bimar-i aşkın illetinden bellidir

Ey Nesimi gevheri na-dan eline vermegil
Gevheri sarraf ne bilsin kıymetinden bellidir

Câne sen cândan ne kim, gelse, ciğerler ağrımaz,

0

Câne sen cândan ne kim, gelse, ciğerler ağrımaz,
Hâk bilir, bir zerre neşterden damarlar ağrımaz.

Şaha, mehrindenmidir, ya aşinalıktanmıdır,
Cismimi ser tâ gedem bin kez yararlar, ağrımaz.

Fitvasından zahidin nahâk beni ger soyalar,
Gam değil senden, şaha, görcek damarlar ağrımaz.

Zahidin efsanesinden soydular nahâk beni,
Hâk bilir, senden, şaha, sahibnezerler ağrımaz.

Şişemi çün taşa çaldım, Hâkk’ı izhâr eyledim,
Çeşm-î ehvâl ağrıdan ârif beserler ağrımaz.

Zahidin bir parmağın kessen, dönüp Hâk’dan kaçar,
Gör bu gerçek âşığı serpâ soyarlar, ağrımaz.

Cehl-î nâmerdin kaçan meydan gününde yeri var,
Er bilir meydan kadrin kim, kadirler ağrımaz.

Soyun, ey murdâr sallaklar, Nesîmî’nin tenin
Bunca nâmerdi görün, bir er kıyarlar, ağrımaz.

Lebine ehl-î nezer çeşme-i heyvan dediler,

0

Lebine ehl-î nezer çeşme-i heyvan dediler,
Gerçi uçmak hurusu cümle ana cân dediler.

Seni bu hüsn-î cemâl, bu kemâl ile görüb
Korktular Hâk demeğe, döndüler insan dediler.

Suretin vesfini sordum ise her taifeden,
Men’inin güzgüsünü suret-î Rahmân dediler.

Sünbülün halı perişan, dediler, hal ehli,
Allah-Allah, ne için, mişke perişan dediler?

Bir kılın kıymetini her kime sordumsa, ana
Genc-î Karun ile mülk-î Süleyman dediler.

Düşmanın adını âşıklara sordum ki, nedir,
İşiden cümle ne kâfir, ne müselmân dediler.

Şek değil, kim yüzünü görmemiş anlar ki, senin
Huriye benzedüben, Yusif-i Ken’an dediler.

Leblerin vesline irmek bana müşkül görünür,
Gerçi sordular anı, dil ile âsân dediler.

Ağzın esrarına endişe kaçan vakîf ola
Ki, ükûl ehli ana nükte-î pünhân dediler.

Ey Nesîmî, dem-î İsâ değil ise nefesin,
Nefesi doğrular ana ne için cân dediler?

Hakkın gevherinden arşin yüzünde

0

Hakkın gevherinden arşin yüzünde
Anda hâsıl oldu güruh-i Naci
Hak sana bir evlât dünya yemişi
Verince tatlıdır, alınca acı
 
Değme ârif bu sözümü bile mi
Yuğurmazdan evvel Cibril Âdemi
Münkirler ne bilir ilmi ademi
Ruhlar idi Hakka buluşan hacı
 
Ârif ârif ile gönül takmadan
Kırklar ayan olup semâ tutmadan
Selman dahi ol kırklara yetmeden
Ali idi Kırklardaki duacı
 
Çekilip giderken miraç yolunda
Rastgelip te sekiz uçmak elinde
Cennet evlerinde, elma dalın da
Fatma Ana idi dar çeken Bacı
 
Ben günahkâr kulum söylerim Allah
Nur örtüsü kara donlu Beytullah
Körüğü gülbanktir çeken eyvallah
Andan hâsıl oldu Ali kılıcı
 
Gerçek erenlerin incedir yolu
Sen seni sanmagıl divâne deli
Yüz yiğirmi dört bin nebi evveli
Fahri âlem giydi ol nurdan tacı
 
Kul Himmet’im eder yeter bu sözüm
Söyletme Hüseynim açıktır gözüm
Bir sağıma baktım bir sol omuzum
Kâmile yakındır Dünyanın ucu

Mürşid isen müşkilimi halleyle

0

Mürşid isen müşkilimi halleyle
Neden hâsıl oldu gürûh-i nâcî
Gel imdi gamla koma beni böyle
Evvel tatlı neydi sonrası acı
 
Hak verir kısmetim benim gıdamı
Kesmezem dilimden Bâri Hudamı
Yuğurmazdan evvel Cibril Âdemi
Hem Âdem yoğiken kim idi hacı
 
Arif arif ile gönül katmadan
Hak Taalâ bu Dünyâyı yapmadan
Selman dahi ol Kırklara yetmeden
Ya kim idi Kırklardaki duacı
 
İnsan fehmeyleyip kendin bilmeden
Havva Ana gelip hâmil olmadan
Eritip te kalb evini silmeden
Kim idi göklere dâr çeken Bacı
 
Ezelden beri sırrullah sır idi
Müminlerin kalbi dolu nur idi
Ne körüğü ne çekici var idi
Neden hâsıl oldu Ali kılıncı
 
Özün tasdik edip tevekküle gel
Ne olursa yazılmıştır tâ-ezel
Yüz yirmi dört bin nebiden evvel
Kim giydi başına ol nurdan tacı
 
Kul Hüseyn’im eder evveli yandım
Hakka ikrar verip kandım inandım
Kul Himmetim kendin ârif mı sandın
De bana nerdedir dünyanın ucu

Ben melamet hırkasını kendim geydim eğnime

0

Ben melamet hırkasını kendim geydim eğnime
Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne
 
Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni
 
Gah giderim medreseye ders okurum hak için
Gah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne
 
Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne
 
Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne
Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne
 
Sofular secd’ederler mescidin mihrabına
Benim ol dost eşiğidir secdegahım kime ne
 
Nesimi’ye sordular ki yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne