Cumartesi, Mart 14, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 160

Işitip avazım ben de varayım

0

Işitip avazım ben de varayım
Eğlen uçup gitme konadur bülbül
Senin aşkın benim kalbim evini
Vücudun şehirde doladır bülbül

Bülbülün donlar sarı gazelden
Gözünün sürmesi yeğdir güzelden
Bülbül güle aşık olmuş ezelden
Hardan mi gülden mi yanadır bülbül

Sultan eder irahmeti kuluna
Tabip gerek derler derman buluna
Benlik ila konma gülün dalına
Har vardir pençeni kanadır bülbül

PIR SULTAN dilinden gevherler saçar
Her kişi boyunca libasın biçer
Geçer bu güzellik eyyamı geçer
Bu dünyanın sonu fenadır bülbül

Yaylalara veda ettik veda dağlara…

0

Yaylalara veda ettik veda dağlara…
Yatağı yorganı alıp düştük yollara…
Külü çemeni değiştik kör betonlara…
Köyü düşündükçe anam içim yanıyor…


Hasan dayımı nan damda harman savurmak…
Gülsüm Gülle Asuman’a suda rastlamak…
Bahraç’ta tutan yoğurda parmağı banmak…
Aklıma düştükçe anam içim yanıyor…


Bur da dost bildiğin anam ısırgan otu…
Elini tuttun mu bil ki elin yanıyor…
Şeref ekmek bulamazken şerefsiz bulur…
Götürdükçe ciğer Aney içim yanıyor…
Yanıyor da güzel Anam yürek kanıyor…


Ali Özütemiz

Nimri Dede İkilik Kinini İçimden Atıp

0

Asıl adı İsmail Dehmen olan Nimri Dede; 1909 yılında Elazığ’ın Keban ilçesinin Nimri (Pınarlar) Köyü’nde doğdu. Köylerinin kurucusu olan Şeyh Nimri’nin adını mahlas olarak kullanan Nimri Dede bölgede Şıh İsmail olarakta bilinirdi.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yetim ve öksüz kalmıştır. Sonrasında maddi durumu iyi olan bir akrabası tarafından 1925 yılında İstanbul’a getirilir. İstanbul’da Numune-i İrfan isminde bir okulda üç yıl okutulur. Ancak geç başlayan okul serüveni yaşından dolayı uzun süremez. Kapalıçarşı’da çalışarak geçimini sağlayan Nimri Dede sonrasında elbise mağazası açar ve geçimini bu şekilde devam ettirir. Bu dönemde çeşitli tasavvuf erbabıyla tanışır ve görüşür. 18 yaşında cura çalmaya başlar. Yine bu yaşlarda şiirler yazmaya başlayacaktır.

Gönlünü bağladım zülfün teline
Mahşer günü senden hesap isterim
Beni yaktın sen aşkın serabında
Sanma ki orda da serap isterim

Bir kere yüzünü dönmedin bana
Ben bu hakkı helal edemem sana
Sen Cennet’te saki olursan bana
Senden kana kana şarap isterim

Hak nasip ederse o makamı
Senden alacağım bu intikamı
Bu Nimri Dede’nin bütün meramı
Senin de gönlünü harab isterim

Kerbela, Necef ve Meşhed şehirlerinde kalır. Kutsal mekanları ziyaret eder. Hz. Ali’nin, Hz. Hüseyin’in, İmam Rıza’nın türbelerine gider buralarda göz yaşı döker. Bunun yanı sıra Nimri Dede Anadolu’da bir çok şehirde cemler, muhabbetler ve sohbetler yürütmüştür.

1966 yılında Konya’da düzenlenen Aşıklar Bayramı’na katılarak ödül almıştır. Bağnazlığa, gericiliğe karşı çıkmış çağdaşlaşmayı ve ilericiliği her daim savunmuştur. Bilimi rehber edinen Nimri Dede Alevi-Bektaşi öğretisini yaşamının her noktasında adım adım işlemiştir.

Daha ilim deryasına varmadan
Ona daldım diyen insan görmedim
O deryadan bir katre almadan
Bütün doldur diyen insan görmedim

İlme ermek demek Hakk’a ermektir
O yol ile hakıkatı görmektir
İki kanat ile sefa sürmektir
Tek kanatla sefa süren görmedim

Çok kimse bilgisiz, insan olmamış
Vurunmuş, dövünmüş kabı dolmamış
Bunlarsa dünyaya gelmiş gelmemiş
O sahifeyi hoca düren görmedim

Nimri Dede ne fenadır cehlin libası
Hep ömrü kirletir cehalet pası
Hayat fışkırsa da irfan yaylası
Ben onlardan tek bir giren görmedim

Nimri Dede 1986 yılında yakında bu dünyadan göçeceğini çevresindekilere söylemeye başlar. 14 Ekim 1986’da Onar Köyü’ne gider. Köyün ileri gelenlerine ve muhtarına birkaç gün içerisinde öleceğini ve Şeyh Hasan Onar’ın türbesinin kapı önüne gömülmek istediğini söyler. Nitekim öyle de olur ve 15 Ekim 1986 tarihinde Nimri Dede’nin Hakk’a yürüdüğü haberi duyulur. Naaşı büyük bir cenaze töreniyle kalabalık bir katılım ile toprağa verilerek sonsuzluğa uğurlanır.

İkilik Kinini İçimden Atıp
Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Taht Kuralı Ariflerin Gönlüne
Sözde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Meğerse Aşk İmiş Canın Mayası
Ona Mihrabımış Kaşın Arası
Hakkın İşlediği Kudret Boyası
Yüzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Bütün Mürşidlerin Tarif Ettiği
Sadıkların Menziline Yettiği
Enmiyanın Evliyanın Gittiği
İzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Ben De Bir Zamanlar Baktım Bakıldım
Nice Yıllar Bir Kemende Takıldım
O Aşkı Mecazla Yandım Yakıldım
Közde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Süregeldim Aşk Meyini İçerek
Her Bir Akı Karasından Seçerek
Varlık Dağlarını Delip Geçerek
Düzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Gör Ki Nimri Dede Şimdi Neyleyi
Gerçek Aşkı Her Gönüle Söyleyi
Her Türlü Sefaya Veda Eyleyi
Sazda Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

İNSAN KISIM KISIM Hey Hey YER DAMAR DAMAR

0

İNSAN KISIM KISIM Hey Hey YER DAMAR DAMAR
KAŞLARIN LAM ELİF YÜZ ŞEMSİ KAMER
GÜZELİM BELİNE Yar yar OLAYDIM KEMER
YAKIŞIR SEVDİĞİM SAR BENİ BENİ

DEĞİŞMİŞ DONUNU Canan OLMUŞ ÜVEYİK
ŞAHİNE BENZİYOR HEY GÖZÜ BÜYÜK
SEN BİR AVCI OLSAN Yar Yar BEN DE BİR GEYİK
DOLDUR TÜFEĞİNİ Hey Hey VUR BENİ BENİ

KONUŞURSAN SOHBET OLAM DİL OLAM
DEĞMEN BANA YANA YANA KÜL OLAM
SEN BİR BAHÇIVAN OL Yar Yar BEN DE GüL OLAM
UZAT DA ELLERİN DER BENİ BENİ

HÜSEYİN’İM USTASINI BULAYIM
DEĞMEN BANA YANA YANA ÖLEYİM
GÜZELİM KAPINA Yar Yar KÖLE OLAYIM
MÜŞTERİ BULURSAN VER BENİ BENİ

LAM ELİF : Eski harflerdeki durum gibi çatılmış
DON : Giysi
DERMEK : Toplamak

İlyas Salman Cem Tv de

0

Sunucunun İlyas Salman bir Atatürk aşığıdır demesi üzerine kurtuluş savaşında cepheye mermi taşıyan bir genc insanın gözlerindeki pırıltı gibi birden parlayan İlyas Salman

Evet ben Atatürk aşığıyım ve eğer Kutsal diye bir tanım anlatmak istersem Atatürk benim için kutsaldır. Atatürk sosyalistir. Atatürk kurtuluş savaşı ile en büyük devrimini yapmış ama ömrü yetmemiştir. 1946 ruhu diyorlar ben ona 1946 ruhsuzluğu diyorum. Bir sünnet cocuğu gibi Amerika’nın kucağına oturtulduk. Adnan Baser Kafaoğlu derki emperyalizm iki şeyden çok para kazanır. Silah ve İlaç. Önce silah satar kazanır silahlar konuşur insanlar yaralanır bu seferde ilaç satar kazanır. 3 dünya savaşı çıkmıyor sebebi nükleer bir savaş onu başlatanlarada zarar verecektir. Ama bunun yerine Ruanda’da tıtular ile …hıtu…. Irak’ta şiiler ile sünniler türkler ile kürtler kapıştırıyolar orada 300 milyar harcadık ama hükümetimiz 5 milyar icin imf nın kapısında dileniyor
Ben adam olmadıktan sonra babamı da eletirdim. Kenan Evren’i de Turgut Özal’ı da
Turgut Özal hemşerimdir ama bu ülkeye çalmayı öğretmiştir.Biz doğduktan sonra hemen üstümüze bir türk kürt alevi sünni elbisesi giydirirler ama akıl başa gelince insanlık elbisesi giymeyen benim için boşa yaşar.
Atatürkü hepsi değil ama solcuların bazısı reddetti.
Hepsi değil ama sağcıların bazısı reddetti.
Hepsi değil ama gerici sahte din cıkarcıları reddetti.
Hepsi değil ama alevilerin bazısı reddetti.
Bedreddin’i, Pir Sultan’ı, Yunus’u okumadan solcu olanlar Atatürk’ün sosyalistliğini anlıyamazlar.
O Türkü, kürdü ermenisi cerkezi abalısı sopalısı kazmalısı baltalısı silahlısı ve külahlısı ile bir kurtuluş savaşı kazanmıstır. O en büyük devrimcidir.

Atatürk 2007 de TBMM e geliyor ve meclis de bir çorba icmiş oradan götürüldüğü lüks otelde kalmamıs samandağda bir eski otelde kalmış. Ertesi gün otelden almak için oraya gelenler bir mektup buluyorlar.
Efendiler ben İstanbul’a bir Bandırma Vapuru bulmaya gidiyorum ve tekrar Samsun’dan yeniden başlayacağım. Bu ülkenin Tekrar bir kurtuluş savaşına ihtiyacı var diye sözünü bitirdi.

Öyle bir zamana çattık efendi

0

Öyle bir zamana çattık efendi
Mevsim kaydı bahar güze dayandı
Kıpırdarım derken battık efendi
Tırnaktaki çamur dize dayandı

Birazdan yalancı bulut doğacak
Bekleriz ki yağmur yağdı yağacak
Yokluk halkı ilmiğinden boğacak
Umut yandı bitti köze dayandı

Şarabımız sersem oldu neşede
Adam gibi durmaz oldu şişede
Tinercimiz nara atar köşede
İyi copa kötü söze dayandı

Kanıksadık gitti tüm rezelati
Kalktı üstümüzden Hak bereketi
Hayalde bıraktık çuha ceketi
Gayrı kredimiz beze dayandı

Denizden uzağa ayrıldı kumlar
Rüyalara layık oldu cumcumlar
Sıcaktan suları yuttu hortumlar
Ottan ota geze geze dayandı

Yan kesici başka oynar oyunu
Can kesici diri yüzer koyunu
Ocaklar kuruttu cep telefonu
Bin küfürlü hepimize dayandı

Kahve için fincan hu çeker rafta
Kaç turna can verdi uçtu usafta
Umutları varmış gelecek hafta
Artık dileğimiz söze dayandı

Yiğit olan dönmez bence sözünden
Fazla kömür olmaz ardıç közünden
Şu dünyada vicdansızlar yüzünden
Neylesin Mahzuni saza dayandı

Aşık Mahzuni Şerif

hani benim sevincim

0

Bir gün atölyeden çıktım eve gideceğim,
ev de biraz uzak taksi tuttum.
Taksici koymuş Ahmet’in kasetini
bir parça bitiyor, bir daha sarıyor.
Ben arkada heyecandan ölüyorum.
Mutluyum böyle nasıl, kendimden geçmiş
vaziyetteyim.
Taksici, ‘Abi kusura bakma kafanı şişirdim’,
yok dedim estağfurullah, rahat ol çal.
‘Yav’ dedi, ‘Şerefsiz amma güzel yazmış
öyle değil mi ağabey?
Ben de dedim ki he öyle vallah
Bilmiyor ki o şerefsiz arkada oturuyor
İşte o taksicinin çok beğendiği parça.

Hani benim sevincim nerde;
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim?
Çaldılar çocukluğumu habersiz

Penceresiz kaldım anne
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim nerde?

Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi, aşk gibi
Ah, ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm

Bu ne yaman çelişki anne
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne?

Yusuf Hayaloğlu

Anısına saygıyla..

Gel gönül ol Hak yolu ara

0

Gel gönül ol Hak yolu ara
Eğri yolu dilersen ana varamam
Cennet yakınımdır dolanma nâra
Can tatlıdır cehennemde yanamam

Hakk’dan ne gelürse sen de râzı ol
İlm-i hakikate özün eyle kul
Eğer derdli isen gez Lokman’ı bul
Değme tabiplerden yara saramam

Rızkın veren Ali’dir kefilim dersin
Niçün dünya içün sen de gam yersin
N’oluri’tikadabağlanup dursan
İ’tikadsız ben de Hakk’ı bulamam

Devlet-i dünyâyı veren bir kişi
Ahd evin koy cehdi çekme teftişi
Gülşen bahçesine sokarsın kışı
Yaz bahar olmayan yerde duramam

Söylerim sözümü söyleden pirdir
Cümlenin rızkını veren bir nurdur
Dağı dağa çalsan nasibin birdir
Kismetimden artık lokma yiyemem

İkrârimânhakdır mekânı kande
Aslı bir gevherdir gezer her canda
Ademe hor bakup gezme yabanda
Ademsiz muhabbet gülün deremem

Bilûr misin âdem nurdan süzüldü
Yetmiş iki millet ondan düzüldü
Tâ ezelden ismim NOKSANÎ yazıldı
Cümle kusur bende ilde aramam.

Sebü’l-mesani” kitabın okusan

0

Sebü’l-mesani” kitabın okusan
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur
Bülbül olsam dört kapıda şakısam
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur


Türab ol ki, çiğnesinler üstünü
Anda fark et düşmanını, dostunu
Nesimî gibi yüzdüregör postunu
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Türab ide özün türab ol türab
Kalbindeki kini kibrini bırak
Muhammed Ali’nin cemâlin görek
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Şükr olsun türablıktan doğrudur yolum
Ali’ye de malûm, ahvâlim, hâlim
Balım Sultan Haydar kend’aslan Ali’m
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Balı’yı türab eden aşkın meyidir
Ali Seydi Şâh İbrahim soyudur
Türablıktan Şâh-ı Merdan huyudur
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Kul Himmet’im “Kulhüvallahü ahad”
Cesetimden can kalmadı bu saat
Dün ü günü bildim idim Muhammed
Türablıktan a’lâ yol mu bulunur

Türbesinin üstün nakş eylemişler

0

Türbesinin üstün nakş eylemişler
Gel dinim imanım İmam Hüseyn
Seni dört köşeye baş eylemişler
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Çağlar sular gibi akasım gelmez
Şehrine girince çıkasım gelmez
Yezid’in yüzüne bakasım gelmez
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Senin aşıkların yanar yakılur
On iki imam katarına katılur
Bunda yezid’lere la’net okunur
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Senin dervişlerin sema’lar döner
Kadir geceleri şem’alar yanar
Katarımız İmam Cafer’e uyar
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

İmamı hüseyn’in kolları bağlu
Muhib aşıkların ciğeri dağlu
Hazret-i ali’nin en küçük oğlu
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Şah Hatayi’m eder erenler nerde
Çalısız kayasız bir sahra yerde
Kerbela çölünde kandilde nurda
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Bazen farkına varmasak da eksik gördüğümüz taraflarımız

0

Japonya’da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmesiyle bu hayali de yıkılan çocuğun babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına giderek yardım istemiş.

Usta ertesi günden itibaren tam on yıl boyunca çocuğa tek bir hareket öğretmiş ve her gün bu hareketi çalışmasını istemiş.

Çocuk zaman zaman hocasının yanına gitmiş.

“Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz” diye sormuş.

Hocanın cevabı: “Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz” olmuş.

2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10’uncu yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip “Hazır ol” demiş “Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın.” Delikanlı şaşırmış. Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. Delikanlı ilk müsabakasına çıkmış.

Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. İkinci, üçüncü maç, çeyrek final, yarı final derken final maçına çıkmış. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış. Rakibini yenmiş ve şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş ve; “Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım” diye sormuş.

Hocası da:

“Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir, İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir” demiş.

“Bazen farkına varmasak da eksik gördüğümüz taraflarımız aynı zamanda en güçlü taraflarımız olabilir. Ama yeter ki bu eksiklik zihinlerde olmasın!

Bizim Köyün Çocukları ve İmam Hatip Kapısı

0

sünni islamla olan maceramız tabii ki köye bir muhtarın dilekce ile camiye kadrolu imam istemesi ile devam etti. Fakat bu sürecten evvel nasıl olduğunu tam bilemediğim başka bir olayı anlatmak istiyorum.
Alevi köylerinden imam hatiplere giden çocuklar geriye tam bir sünni misyoneri gibi dönmeleri alevi köylerindeki en büyük kıyımdır. Yavuz Sultan ve oğlu Muhteşem Süleyman dan daha bir kıyıcı olmuştur bu kendi çocuklarımızın bize yaptığı kıyım.

Kılıçla silahla eğilmeyen baş eğmeyen alevi köyleri bu imam sarıklı kendi çocukları tarafından kıyıma uğradılar. Artık bir maaşlı alevi kökenli kendi çocukları vardı ama onların yavaş yavaş alevilikleri gidiyordu. Bu mesela komşu köyde cok cabuk bazılarında da hala devam eden bir asimilasyon ile aleviliğimiz imamın sarığında tesbihinde cehennem korkusunda cennet vaadinde eriyip gidiyor.

Bizim köyden Tokat İmam Hatip e giden 3 köylümü anlatmak istiyorum. Birisi amcam idi
Onunla uzun zaman sonra aynı şehirde yaşadım ve hakka yürüdüğünde oradaydım. Diğer biri ile İstanbul da tanıştım kısa boylu birisi idi zararsız kendi halinde ama geçimini orta halde sağlayan zeki biriydi. Önce bu ilk ikinin kısa süren İmam Hatip macerasını bitireyim. Biri dede cocugu olan amcam Hulusı ile namı ile gücek Seyfi imam hatipten kaçarak istanbula gitmişler. Amcam a sebebini sorduğumda bana hala neden dediren bir cevap verdi.
Yeğenim spor ve jimnastik dersi yüzünden kaçtık. Niye insan spor yapmaktan kaçarmı dediğimde cevabı şöyle oldu. Köyde spor yapmadığından takla atamamış gülmüşler
Oda Seyfi ye demiş kaçalım İstanbul a ve kaçmışlar.
Üçüncü köylümüz Yusuf Hoca herhalde köydeki durumlarının biraz daha kötü olması da bir sebeb olsa gerek kaçmayı istememiş ve İmam Hatip i iyi bir dereceyle bitirmiş ve sanırsam belirli yerlerde görev yaptıktan sonra doğuda sonradan il olan bir kazada müftülüğe kadar yükselmiş. Yusuf hoca da hatiplik Allah vergisi hala da öyle. Annem hakka yürüdüğü zaman Yusuf Hoca bir helallik verdirdi sokakta ağlamayan yok. Sünni bir komsumuz oğluna demiş ki oğlum ben ölüncede alevi ama olsun bu Yusuf Hocayı getir. Yani hatiplik Yusuf Hocaya Tanrı vergisi. Bu müftülük yaptığı yerde cami dolup taşıyor. O zamana kadar yarısı dolmayan cami Yusuf Hocayı dinlemek için dolup taşıyor. E tabii cami doldukca Yusuf Hocanın ünü de artıyor. Ünü artıkkca Yusuf Hoca dahada cosuyor tabii. Bu ara köye geldikçe de anne ve babası başta olmak üzere sünni islamı herkese anlatmıya ikna etmeye ve kendi deyimi ile bizim köylüleri cehennemde yanmaktan kurtarmaya çalışıyor. Tabii bu ikna turlarında sık sık köyün cem dedeleri ilede durmadan tartışıyor bazen kafası karışsada ikna olması cok zor.
Neyse birgün müfütülük görevi yaptığı yere bizim Tokat tan sünni bir köyden çalışmaya köylüler gitmiş. Namaz vakti gelince tabii meşhur hemşerilerin anlatıldığı camiye gitmişler. E Müftünün hemşerileri diye ön saflarda yer vermişler. Bizim Yusuf Hoca namaz bitimi yine Tanrı vergisi hitabıyla vaazını verir ağlamayan kendinden geçmeyen yok. Dışarı cıkınca sünni hemseriler Yusuf Hoca ya sorarlar. Hocam sen nerelisin Yusuf Hoca bizim köyün adını söyleyince afallamışlar ve tekrar sormuşlar. Cevap aynı Tokat yöresinin en tanınmış alevi köylerinden biri.

Neyde yavaş yavaş bu sünni hemseriler sohbetlerde anlatmışlar. Ya hoca cok iyide bir iyi olmayan yeri Kızılbaş olması . Tabii bu haber yayıldıkça Yusuf Hocanın ardında namaz kılanlar her gün azalmaya başlamış. Hocanın daha bir gayretle ettiği vaazlarda para etmiyor. Sonunda son kalan cemaattten birisi demiş ya hocam sen Kızılbaş imişsin bu yüzden senin ardında namaz kılmak olurmu diye tereddüt edenler gelmiyorlar demiş.
Sünni islamın gerici zihniyetinin ilk şamarını yiyen Yusuf Hoca istifasını vererek öğretmen okuluna gider ve hayatının geri kalan bölümünü çağdaş bir köy öğretmeni olarak devam eder. Şükür ki sünni hemserilerimizi oraya gönderene Yoksa bu Yusuf Hoca bizim köyü hep asimile ederdi. Tabii sünni islam dan gerekli dersi alan Yusuf Hoca köyde ki Dedelerden Durmuş dededen aleviliği öğreniyor ve çağdaş dünya görüşüne ekleyerek köyümüzün gelişmesi icin elinden geleni yaptı ve şu anda hala köyümüzün alevi kalmasında onunda büyük payı vardır.
Annemin hakka yürümesinde Yusuf Hoca artık iyi bir alevi insanıydı. Yusuf Hoca lakabı da müfütlüğünden değil köy öğretmenliğinden kalma.

İşte bir kaleninin dışardan değil iceriden feth edilmesine en güzel örnek. Aleviler oyuna gelmeyin. Kendi inancınızın gerekliliğine uygun hareket edin. İcinize Kuran Kursu adı altında sahte Muharrem İftarları gibi para yardımları ile gerici zihniyetin birlik ve beraberliğinizi bozmasına fırsat vermeyin.

Not: Bu bilgileri hakka yürüyen amcam Hulusi Şahin dededen dinlemiştim. Eksiği yanlışı fazlası olabilir.

Rıza Şahin

ILME HIZMET EDIP UYKUDAN KALKTIM

0

ILME HIZMET EDIP UYKUDAN KALKTIM
SARIK,SECCADEYI ELDEN BIRAKTIM
VAIZIN HER GUNKU VAZINDAN BIKTIM
RAMAZANI SELE VERDIM DE GELDIM

KARNIM ACIKTIKCA KEDERIM ARTTI
HELE HAC KAYGISI AYRI BIR DERTTI
PARALILAR HEMEN HAC OLDU GITTI
SEYTANI TASLARKEN GORDUM DE GELDIM

DORT KITABI KOYUP TORBAYA ASTIM
CENNET HURISINDEN ILGIMI KESTIM
MUSKACI HOCAYA SANMAYIN SUSTUM
AGZININ PAYINI VERDIMDE GELDIM

AKLIM ERMEZ AHRET EGLENCESINE
SAYGIM VAR INSANIN DUSUNCESINE
HAYAL CENNETININ HAS BAHCESINE
SOFTA SURUSUNU SURDUM DE GELDIM

IBRETI,EMELIM INSANA HIZMET
ESIM BANA HURI,EVIMDE CENNET
HACIYA,HOCAYA KALMADI MINNET
IRBIGI,TESBIHI KIRDIM DA GELDIM