Ana Sayfa Blog Sayfa 102

Dervişlik özüne hakim olmaktır,

0

Dervişlik özüne hakim olmaktır,
Esir-i nefs olan derviş değildir.
Aşkı rehber edip hakkı bulmaktır
Keşkül, teber, asa , tığ, şiş değildir.

İbadet namına kalkıp oturma,
Bağırma, tepinme, göğsüne vurma,
“Yahü!” “Yahak!” diye köpürüp durma
Zikr-i Hak hazm için geviş değildir.

Sırr-ı hakikatı gönülden öğren,
Gönüldür aşk ile didarı gören,
Ariff-i agaha o zevki veren,
Beng ü bade, afyon, haşiş değildir.

Dünyada cennete girenler varsa,
Vech-i Hakk’ı ayan görenler varsa,
“Enelhak” sırrına erenler varsa,
Sarhoşluk yüzünden ermiş değildir.

Boz yılanı tuttu, çivi yuttu erler,
Pirimiz duvarı yürüttü derler,
Keramet olsa da böyle hünerler,
İnsanlığa yarar bir iş değildir.

Keramet umma hiç necef taşındn,
Ayrılma insandan, öz kardaşından,
Hakk’ı göremezsin bağlar başından,
Gerçek er sultandır, keşiş değildir.

Mamürede doğar, manevi insan,
Terbieyle büyür, kudret-i iman,
Senin aradığın nimet-i irfan,
Yaban yerde biter yemiş değildir.

Ham ervah her yerde var yığın yığın,
Nedir onlar ile verip aldığın?
Uzlete mail ol, gönlüne sığın,
Cihan gönül kadar geniş deildir!

Rıza‘dan himmet al, berzahta kalma,
Serden geçmedinse ummana dalma,
Dervişlik sözünü ağzına alma,
Demir leblebidir, kişniş değildir.
(RIZA TEVFİK

BEN ANADOLUYUM

0

Ben Anadoluyum, yiğidim çatıktır kaşım
Bir babanın öz oğluyum, yedi gardaşım.
Yedi oğlum vardır, biri Aras’tır, bir ucunda Ferhat,
Bir kızım var Dicle’dir, bir oğlum var Fırat.
İki ikizim var, Seyhan Ceyhan, kıskançlık verirler yâda,
Her nesneye can verilir yeşil Çukurova’da.

Bir oğlum vardır uzun  boyludur rengi kızılca,
Bir kızım vardır kaşları hilaldir adı Sakarya.
İşte benim ben, ben Anadoluyum…
Ben Türküm, Kürdüm Zazayım, Lazım, Çerkezim, Dadaşım,
Dedik ya bir babanın oğluyum, yedi gardaşım.

Ben Anadoluyum, yiğidim çatıktır kaşım
Bir babanın öz oğluyum, yedi gardaşım.
Yedi oğlum vardır, biri Aras’tır, bir ucunda Ferhat,
Bir kızım var Dicle’dir, bir oğlum var Fırat.
İki ikizim var, Seyhan Ceyhan, kıskançlık verirler yâda,
Her nesneye can verilir yeşil Çukurova’da.

Ben Karadeniz’de Lazım, Hazar Denizi’nde Abazım,
Bir elimde kemençe, bir elimde sazım,
İşte benim ben, ben Anadoluyum…
Ben Ağrı Dağı’nda güvercinim, Bitlis’te Ahlat, Van’da Gevaşım,
Ben Bingöl Dağları’na çobanım, Muş ile gardaşım,
Hakkari’de Ahmedi Hani, fakiri Seyhan’a kuşum,
Batman’da petrol, Diyarbakır ovasında pamuk, Melik Ahmet dükanında kumaşım,
Ben Siirt’te Koçero, Mardin’de Süryani, Antep’te şahin, Urfa’da Halilurrahman sofrasında aşım
Ben Erzincan’da Terzi Baba, Elazığ’da Gakkoşum
Munzur’da Alevi, Sivas’ta Kızılbaşım
İşte benim ben, ben Anadoluyum

Ben Hatay’da Arabım, Habibi Nacara yandaşım
Ben Malatya, Adıyaman, ben Maraşım
Ben Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale’de eğilmez başım
Yozgat, Tokat, Ankara vatan duvarında taşım
Adana, Antalya, İzmir, Bursa’dan hoşum
Sakarya, İzmit, İstanbul aşkıyla sarhoşum
Ege’de efe, Trakya’da roman, Marmara’da mamoşum

Ben yurtta sulh, cihanda barışım
Ben Kur’an-ı Kerim ışığında çağdaşım
Ben Anadolu erenleriyim, Mevlana, Yunus, ben Hacı Bektaşım
Ey sevgili kendine gel, sen bensin ben sizim
Çanakkale’de yatan binlerce kefensizim
Beni benden ayırmak ne mümkün, aynı bedenim aynı kemiğim, aynı tırnağım,aynı dişim
Ben anayım, ben babayım, ben dayı yeğenim, ben eşim
Ya Rabbi sana arzı niyazım var, ayırma beni Hak’tan
Ya Rab koru beni düşmanlardan, dış mihraktan
35 yıldır ne bahardım var, ne yazım ne kışım

Ben üzgünüm, ben kırgınım, ben ağlayan ağlayan gözlerde yaşım
Ben Gürhan’ım, garip ozanım, bu topraklarda vatandaşım

Dünya ile bir pazarlık eyledim

0

Dünya ile bir pazarlık eyledim
Ne virane ne harabe ne şendir
Seyrettim de bir dükkâna uğradım
Ne çarşıdır ne bedesten ne hardır

Sırr-ı surullahtır âleme inene
Dedim harfim manasını duyana
Çiçeğe uğradım kokusu bana
Ne bağdadır ne bağbandır ne güldür

Bir makam seyrettim ya kim gelecek
İkrarsızlar kıyamete kalacak
Bir gerçek harfim var mana alacak
Ne mezheptir ne imandır ne dindir

Yedi’iklim çar köşe kilidi birdir
Ana akıl ermez bir gizli sırdır
Sorarsan dünya ana misaldir
Ne ağızdır ne burundur ne dildir

Kitabın kalbinde olur mu ilan
Ümmet-i billah da Ali’ye ayan
Doluyu bu demde elime sunan
Ne âdemdir ne insandır ne kuldur

Kul Himmet’im bu manadan al imdi
Alamazsın bir gerçeğe sor imdi
Senede bir kere doğdu dolandı
Ne ülkerdir ne yıldızdır ne gündür

Yerin göğün temelini kurduran

0

Yerin göğün temelini kurduran
Alemleri yaratan nur idi Ali
Kendi miradını kendinden kıllan
Kandilde parlayan nur idi Ali

Evveli ahiri zahir batını
Binde bir can anlamadı zatını
Kimse koymamıştı daha adını
Kandilde sır olan nur idi Ali

Ruhları yaratan bezm-i elesten
Küntü kenz esrarın göze getiren
Kün deyince alemleri var eden
En evvel söylenen söz idi Ali

Ademi yarattı nurundan verdi
Havvayı ademe armağan etti
Kendi kaderini kendisi çizdi
Ta ezelden beri var idi Ali

Cennetten kovulup dünyaya inen
Adem oğlu şit’in sülbünden gelen
Dört kapıdan geçen hakka erişen
Canların koyduğu ad idi Ali

Onun ismi dört kitapta okunur
Çün nereye baksan orda mevcuttur
Cahil olan bu sözlerden gocunur
Doğan ölen yapan bozandır Ali

Oktay

Gitme giden gitme sual sorayım

0

Gitme giden gitme sual sorayım
O nazlı pirime benzettim seni
Sende hak nişanı vardır gördüğüm
Hak dediğim yere benzettim seni

Mevlayı seversen eğlen dur gitme
Aşık akan sulara intizar etme
Bir kaşları suna gözleri süzme
Kirpiği hançere benzettim seni

Kapısına şeydullaha vardığım
Davasın derdime derman kıldığım
Aşkın havasına hayran olduğum
O nazlı pirime benzettim seni

Eydür Virani’yem kal u belaya
Sofrası meydanda Bektaş Veli’ye
Bir ismi Muhammet biri Ali’ye
Ali ül Haydar’a benzettim seni

Yüce Tanrım hiç saklanma

0

Yüce Tanrım hiç saklanma
Vallah billah gördüm seni
Sen kendini gizli sanma
Vallah billah gördüm seni

Akıl kibritini çaktım
Mantık şamdanını yaktım
Can gözümü açıp baktım
Vallah billah gördüm seni

Kamu eşya ins ü cinde
Gerek mescit gerek cemde
Irksız farksız her ademde
Vallah billah gördüm seni

Ben sendeyim sen bendesin
Yüreğimin içindesin
Varsın zahir yalan desin
Vallah billah gördüm seni

Derviş Kemal der ki yarsın
Nere baksam orda varsın
Gören göze aşikarsın
Vallah billah gördüm seni

Yetiş ya Hızır ya Hızır

0

Bugün dardadır başım
Yetiş ya Hızır ya Hızır
Bozulmuş yolum yoldaşım
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Evsiz yurtsuzun eşisin
Yetim yoksulun düşüsün
Erenlerin en başısın
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Doğru çalışan ustaya
Haber getiren postaya
Yatakta yatan hastaya
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Karda kışta kalanlara
Hak için düşmüş yollara
Dermanı yok yaralara
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Talip ayrılmış pirinden
Dünya zalimin şerrinden
Sallanıyor yer yerinden
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Devalarda belalarda
Yangınlarda kazalarda
Mapustaki cezalarda
Yetiş ya Hızır ya Hızır

İşbilen savcı hakime
Çaresiz öksüz yetime
Erenlerin himmetine
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Hak yoluna düşenlere
Pire niyaz edenlere
Enel Hakkı diyenlere
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Mahmut kurban dır adına
Gel bir çare bul derdine
Sen yardım eyle düşküne
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Sığındım senin şanına
Sen yardım eyle kuluna
Gariplerin imdadına
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Bu kadar cevretme aziz sultanım

0

Bu kadar cevretme aziz sultanım
Ya nolur insafa gel bazı bazı
Halime rahmeyle ruhi revanım
Bendêne keremler kıl bazı bazı
 
Sen arifsin ne dediğimi bilirsin
Yaralı gönlüme merhem olursun
Ben geldikçe melul mahzun durursun
Şadeyle gönlümü gül bazı bazı
 
Coşkun çaylar gibi bulanıp akma
Gamzeyi hançeri sineme çakma
Çok ise günahım kusura bakma
Bildiğinden şaşar kul bazı bazı
 
Hüseyinim derki lebi balımsın
Canımın cananı servi dalımsın
Sen bir merhametli gönlü ganisin
Perişan gönlüme sor bazı bazı

Cihan var olmadan ketm-i ademde

0

Cihan var olmadan ketm-i ademde
Hak ile birilikte yekdaş idim ben
Yarattı bu mülkü çünkü o demde
Yaptım tasvirini nakkaş idim ben

Anasırdan bir libasa büründüm
Nar-ü bad-ü Ab-ü hak’dan göründüm
Hayrülbeşer ile dünyaya geldim
Adem ile bile bir yaş idim ben

Ademin sulbünden Şît olup geldim
Nuh-ğ Nabi oldum tüfana daldım
Bir zaman bu mülke İbrahim oldum
Yaptım Beytullah’ı taş taşıdım ben

İsmail göründüm bir zaman ey can
İshak Yakup Yusuf oldum bir zaman
Eyyub geldim çok çağırdım el-aman
Kurt yedi vücudum kaç kaş idim ben

Zekeriyya ile beni biçtiler
Yahya ile kanım yere saçtılar
Davud geldim çok peşime düştüler
Mühr-ü Süleyman’ı çok taşıdım ben

Mübarek asayı Müsaya verdim
Rühü-l Kudüs olup Meryam’e erdim
Cümle evliyaya ben rehber oldum
Muciz murh-ı şebi hüffaş idim ben

Sulb-i pederimden Ahmed-i Muhtar
Olup da cihana geldim aşikar
Ali ile çok takındım Zülfekar
Kul iken zat ile sırdaş idim ben

Tefekkür eyledim ben kendi kendim
Mucize görmeden imana geldim
Şah-ı Merdan ile Düldül’e bindim
Zülfekar bağladım tığ taşıdım ben

Sekahüm hamrinden içildi şerbet
Kuruldu ayn-i cem ettik muhabbet
Meydana açıldı sırr-ı hakikat
Aldığım esrara sırdaş idim ben

Hidayet erişti bize Allah’dan
Biat ettik cümle Resullah’dan
Haber verdi bize seyr-i fillah’dan
Selman-ı pak ile yoldaş idim ben

Şükür matlübumu getirdim ele
Gül oldum feryadı verdim bülbüle
Cem olduk bir yerde ehl-i beyt ile
Kırklar meydanında ferraş idim ben

İkrar verdik cümle düzüldük yola
Sırrı faş etmedik asla bir kula
Kerbela’da İmam Hüseyin’le bile
Pak ettim demeni gül taşıdım ben

Şu fena mülküne çok gelip gittim
Yağmur olup yağdım ot olup bittim
Urûm diyarını ben irşad ettim
Horâsan’dan gelen Bektaş idim ben

Gâhi nebi gâhi veli göründüm
Gâhi uslu gâhi deli göründüm
Gâhi Ahmet gâhi Ali göründüm
Kimse bilmez sırrım kallaş idim ben

Hamdü’llâh şimdi ŞİRİ dediler
Geldim gittim zatım hiç bilmediler
Kimseler bu remzi fetmetmediler
Her gelen mahluka kardaş idim ben

Dört duvar içinde olsa mekanım,

0

Dört duvar içinde olsa mekanım,
Taşrasından esen yel bana neyler?
Yanımdaki sudan korku çekerim,
Uzakta çağlayan sel bana neyler?

Mekanım balçıktır, üstadım Ali,
Muhammed nesline demişim beli,
Çekerim gayreti, sererim yolu,
Ben Hak’tan korkarım, el bana ne der?

Dünyada gerçekler katara uydu,
Aşk ile muhabbet ikrarın bendi,
Pirimden almışam hatır gülbengi,
Haramili olan bey bana neyler?

Şu Dünyada Gerçek Erenler Çoktur
Gerçek Olmayanın Sözleri Boştur
Bana Derler Girme Girme Geçidi Yoktur
Yüzmesin bildiğim Göl Bana Neyler

Teslim Abdal eder gözler kanlı yaş,
Aradım bulamadım bir sevdasız baş,
Herkesin ameli kendine yoldaş,
Haramzade olan kul bana neyler

Teslim Abdal
( 17 . yy. )

Gönül duyguların diliyle konuş,

0

Gönül duyguların diliyle konuş,
Aşkınan çalınan saz yalan değil.
Tanışayım dersen özünle tanış,
Sen senden haber al, öz yalan değil.

Akıl fikir en kıymetli varındır,
Güzel ahlak ile ruhu arındır,
Kaderini çizen karakterindir,
Hakk’ın söylettiği söz yalan değil.

Kişi belli sohbetiyle sözüyle,
Gerçekler uğraşır kendi özüyle,
Candaki cananı gönül gözüyle,
Görebiliyorsa göz yalan değil.

Hüdaî divane cezbesi derin,
Yorum kabul etmez o anki durum,
Âşığa bakmayın, aşkını görün,
Yürek yakıyorsa köz yalan değil

Yamansın her zaman aldattın beni, 

0

Yamansın her zaman aldattın beni, 
Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek! 
Mecnun’sun diyerek Leylâ peşinden, 
Issız vâdilere saldırdın felek! 

Rehbersin dedin ben ise kördüm, 
Elimle başıma çok çorap ördüm. 
Kendimi bıraktım âlemi gördüm, 
Hesapsız günahlar aldırdın felek! 

Şifadır dedin zehir tatdırdın, 
Gençliğin okunu boşa attırdın, 
Körlerin yurdunda ayna sattırdın, 
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek! 

Barışmadı gönlüm merd ile zenle, 
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle 
Hicran köşesinde bozuk düzenle, 
NEYZEN’e her telden çaldırdın felek! 

Neyzen Tevfik

Yoluna kurbandır cesette canım,

0

Yoluna kurbandır cesette canım,
Senin emrin ile söylüyor dilim,
Gönülden çıkarma gül yüzlü pirim,
Gönüle karışan yâre kurbanım.
 
Karıştın gönlüme dalgam coşurdun,
Aşkın küresinde sinem pişirdin,
Aşkına düşeli günüm geçirdim,
Erişen günümde pire kurbanım.
 
Seni görmeyince duramam derdim,
Sen idin dilimde ezberim virdim,
Cümle dertlilere sendendir yardım,
Çağırınca erişen cana kurbanım.
 
Karıştı gönlümüz vallah ayrılmam,
Tanıdım dostumu billâh çevrilmem,
Cihanı verseler bakıp ayrılmam,
Hakikat söyleyen dile kurbanım.
 
DERVİŞ EDNA’m dosta kurban olmuşum,
Cihanda arayıp bir tek bulmuşum,
Selman gibi sevdiğime ermişim,
Alnında balkıyan nura kurbanım.

Benim günahım çok senin katında

0

Benim günahım çok senin katında
Allah bir Muhammed Ali el’aman
Sen kerem-kânısın zahir bâtında
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Fatıma Hatice Zehra da bile
Bir dilek dilersen Hasan’dan dile
Şah Hüseyin ile girdik bu yola
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Zeynel Bakır Cafer üçü bir katar
Kâzım Musa Rıza gözümde tüter
Deryaya gark olan ummana batar
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Taki Naki Şah Askeri düşümüz
Yine arttı cünbüşümüz cûşumuz
Mehdi Dedem Hak Resul’dür başımız
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Derdimin dermanı Sultan Yalıncak
Bağlayıp da bir ikrara kalıncak
Şefaat umarım senden ölüncek
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Ciğerciğim kebap gibi çevrilir
Döne döne aşk oduna kavrulur
Gönlümün evinde harman savrulur
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Kul Himmet Üstadım on iki katar
Oniki dükkânda metanın satar
Tutiler kumrular kafeste öter
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Şu Benim divane gönlüm

0

Benim divane gönlüm
Yine hubdan huba düştü
Mah cemalin şulesine
Çalkalanıp göle düştü

Kiminin meskeni külhan
Kimi derviş kimi sultan
Herkes yari ile mihman
Bana yarden cüda düştüm

İntizarım hak kelama
Kamilden gelen selama
Rüzgar esti şu aleme
Bize bad-ı saba düştü

Birgün felek cana kıyar
Bizi kaptan kaba koyar
Kimi atlas libas giyer
Şükür bize aba düştü

Kul Yusuf’um der bu demler
Gözümden akıttın nemler
Çekticeğim bu sitemler
Bana yardan reva düştü