Kûy-i yâr ayrılığı çeşmimi hunpaş etti
Yuttuğum hunu ciğer kendimi ayyaş etti
Çektiğim âhı siyah sırrımı hep fâşetti
Beni sâkii Elest gör nice kallâş etti
Nazarı Şahı erenler bizi Bektaş etti
Ali Aşkı Namımızı Ali böyle Kızılbaş etti
Biz harabatileriz talibi şöhret değiliz
Gerçi Bektaşîyiz dahili halvet değiliz
Zâhidâ siz gibi meftunu ibadet değiliz
Dârı ukbada dahi mâili cennet değiliz
Nazarı Şahı erenler bizi Bektaş etti
Ali Aşkı Namımızı Ali böyle Kızılbaş etti
Doğru ver vâzını kim atfı mekal etme bize
Ameli fasidini böyle misal etme bize
Bilmeyiz hayr ü şerri çünkü sual etme bize
Gel kötü huylarının hepsini mal etme bize
Nazarı Sahi erenler bizi Bektas etti * *
Ali Aşkı Namımızı Ali böyle Kızılbaş etti
Biz garibi vatanız dârı cihanda kaldık
Derdimiz tazeleyip yakma bizi biz yandık
Dağı Hayder vurulup sinemize dağlandık
Babı evlâdı Ali kıtmiriyiz bağlandık
Nazarı Sahi erenler bizi Bektas etti
Ali Aşkı Namımızı Ali böyle Kızılbaş etti
Mezhebim belli değil başka bir esrarım yok
Ele teşbih dile vird belde de zunnarım yok
Düşmana bir zararım dostuma bir kârım yok
El ile Kadrî cidal eyliyecek varım yok
Nazarı Sahi erenler bizi Bektas etti
Ali Aşkı Namımızı Ali böyle Kızılbaş etti
Ali Aşkı Namımızı böyle Kızılbaş etti
Bu zümre-i gülşâha Kızılbâşi desünler
Bu zümre-i gülşâha Kızılbâşi desünler
Ol sâki-i Kevser bize ayyâşi desünler
Hoş fırka-i münkir bize kallâşi desünler
Ben fahr ederim kim bana Bektaşî desünler
Dergâh-ı Ali’nin bu da bir tâşı desünler
Cebr eylemediler bana ben kendim özendim
Mürşid aradım bilmek içün kendimi kendim
Dünyâda vü ukbâda ne be’s vardır efendim
Ben fahr ederim kim bana Bektaşî desünler
Dergâh-ı Ali’nin bu da bir tâşı desünler
Münkir gibi katı’ı tarîk olmayayım ben
Câhil sıfat a’dâya refîk olmayayım ben
Anlar gibi lâ’netlere gark olmayayım ben
Ben fahr ederim kim bana Bektaşî desünler
Dergâh-ı Ali’nin bu da bir tâşı desünler
Rahmet Ali evlâdına düşmânına lâ’net
Lâ’net o Yezîd’in din ü îmanına lâ’net
İkrârını inkâr edenin cânına lâ’net
Ben fahr ederim kim bana Bektaşî desünier
Dergâh-ı Ali’nin bu da bir tâşı desünler
Geh râh-ı Ali Zikri geh erkân-ı velîde
Âdâb ile erkân ile rûz-u ezelîde
Bu oldu bizim kısmetimiz Kalûbelî’de
Ben fahr ederim kim bana Bektaşî desünler
Dergâh-ı Alî’nin bu da bir tâşı desünler
Ben Leylâ’m, buldum çöl neme gerek
Ben Leylâ’m, buldum çöl neme gerek
Goncası göğsümde gül neme gerek
Âl eme vahdetin bir katresiyim
Karıştım deryaya göl neme gerek
Girdim erenlerin nurlu Râhına
Gönül verdim Evliyâlar Şahına
Maşuk-u cihanın Padişâhına
ümmet oldum gayri bal neme gerek
Derviş olup durduk ulu Divâna
Lânet ettik Yezid ile Mervan’a
Muhibbânı olduk Şâh-ı Merdan’a
Aşkı musallada mal neme gerek
Herkes ayrı bir pirânın izinde
Açar divanını okur dizinde
Ne sözünde durur ne de özünde
Sohbeti yaransız kaal neme gerek
Mürşit İsrafil’in sözleri sûrdur
Gönül Musâ’sına vücut bir Tûr’dur
Enelhak sırrına eren Mansur’dur
Biz kökten yeşerdik dal neme gerek
Baş tacımızdır Muhammed dini
Süreriz Yezide nefretle kini
Tanrı fakiriyim hal gömleğini
Soyunup geyindim şal neme gerek
Çerağı aşkımız böyle uyandı
Gafil çeşit çeşit renge boyandı
Bizim meşrebimiz şaha dayandı
Boyandık yeşile al neme gerek
Kimse bilmez fakrı hâlin derdini
Göremedim hak ehlinin merdim
Yıldızıma bakıp yorma kendini
İşte-Hal-beyanım-Fal neme gerek
Ben Leyla’ mı buldum , çöl geme gerek
Goncası göğsümde, gül neme gerek
Aleme vahtedetinin bir Katresiyim
Karışdım Deryaya, göl neme gerek
Girdim erenlerin, nurlu rahına
Gönül verdim Evliyalar Şahına
Maşuk’u Cihanın Padişahına
Ümmet oldum gayri, bal neme gerek
Derviş olduk durduk, ulu divana
Lanet ettik ,Yezit ile Mervana
Muhibban olduk,Şahi Merdana
Aşkı musallada, mal neme gerek
Herkes ayrı,bir piranın izinde
Açar dıvanını okur dizinde
Ne Sözünde durur, Nede Özünde
Sohbet yararsızla ,kaal neme gerek
Baş tacımız ,Muhammed dini
Süreriz Yezide ,nefretle kini
Tanrı fakiriyim, hal gömleğini
Soyundum ,giyindim , Şal neme gerek
Kimse bilmez Garibin , halini ,derdini
Göremedim, hak ehlinin merdini
Yıldızına bakıp yorma halinimi
İşde hal beyanım , fal neme gerek
HACI BEKTAŞ-İ VELİ
Hasretin ciğerim biryân eyledi
Hasretin ciğerim biryân eyledi
Gözlerim yolları gel efendim gel
Kalkdı gönül kuşu cevlân eyledi
Gözlerim yolları gel efendim gel
Evvel sen âhır sen geçmezem senden
Bunca mahabbetin çıkar mı candan
Kalktı göç eyledi kevn ü mekândan
Gözlerim yolları gel efendim gel
Rum sofileri de bildiğin şaştı
Râkibler çoğaldı pek hadden aştı
Şimdi gayret Şâh-ı Merdân’a döştü
Gözlerim yollan gel efendim gel
Horasan’dan kalkdı Hind’i yararak
Kâfirleri top top etti kırarak
Cümlesine usul nizam vererek
Gözlerim yollan gel efendim gel
Dedemoğlu Allah Allah deyelim
Gel nefsâniyeti elden koyalım
Emir buyruk Hak’km biz ne edelim
Gözlerim yolları gel efendim gel
Baş uydurup gözün aç gel dîdâra
Baş uydurup gözün aç gel dîdâra
Bu dîdarda kavga olmaz kal olmaz
Uydur işlerini Hak’ka hoş ola
Bal bal demek ile ağız bal olmaz
Şimdi rağbet yoktur şu yalan dile
Âlem ârif olmuş bakıyor hâle
Er oldur ki Hak’kın emrini bile
Pîr olan kimsede yalan bulunmaz
Sarraf isen gevheri bul lâ’li bul
Dertlilere derman veren Şâhı bul
Evvel kul ol sonra sultanlığı bul
Kul sultandan doğar sultan kul olmaz
Bektâş-i Veliye kılarsan biat
Hatırlar yap gönöle eyle rağbet
Fedâyî âlemde el çok begayet
Her el amma nasip veren el olmaz
Hey erenler yine bozuldu dengim
Hey erenler yine bozuldu dengim
Gerçekler dilimden ayrı duruyor
Aşkın ateşine yandıkça yandım
Dumanım külümden ayrı duruyor
Bağbancı hasret sümbül çiğdeme
Bir od düştü yanar dertli sineme
Seher vakti bülbül gelmez bu deme
Dikenim gülümden ayrı duruyor
Bu benim derdimin yok mu ilacı
Tükenmez bilmiyor çektiğim acı
Gazel döktü şu ömrümün ağacı
Yaprağım dalımdan ayrı duruyor
Katlanayım dedim derde mihnete
Gayrı gönül dayanmıyor hasrete
Kader kısmet aldı attı gurbete
Hüdai yerinden ayrı duruyor
yine katarlanmış aşkın kervanı
yine katarlanmış aşkın kervanı
Çekip te gidiyor dost ellerine
Erenler cem olmuş piri civanım
Kemer best bağlamış hep bellerine
Şah-ı Merdan çırakları uyandır
Erenler badesini içenler vardır
Cemiyet bahçası açtı dolandır
Gel bir nazar eyle bak güllerine
Gerçek talip olan menzile yeter
Birlik divanında muhabbet tutar
Cümlesi bir dilden birlikten öter
Aşık oldum onların hoş dillerine
Genç Abdal’ım şaha dergaha geldim
Bir niyaz eyledin de darına durdum
Hidayet kapısını açılmış gördüm
Neler ihsan etmiş hak kullarına
Boşa kınamasın bu alem bizi
Boşa kınamasın bu alem bizi
Aşıklarda ateş olur kor olur
Ya bir hünkar olsam ya da tebrizi
Ancak mezarıma eller yar olur
Desem ki bir dosta kendini yorma
Yok ise matahın pazara varma
Gördüğün bir malı acele alma
Almak çok kolaydır satmak zor olur
Eğer bağbanısan gülünü yetir
Ölmeden evvel öl sen seni götür
Hakka yolcu isen sağlıkta bitir
Kocalıkta yola gitmek zor olur
İnsanlık yolunda olur mu zorba
Yaklaşma yolsuza düşürür sarpa
Bülbülüm der girer bahçene karga
Soldurur gülünü sonra har olur
Herkes hak yönünü gördüğü zaman
Caht edip menzile vardığı zaman
Şekip’im mezara girdiği zaman
Gerçek bir bitkidir gene var olur*
Arzeyledim dostu görmeye geldim
Arzeyledim dostu görmeye geldim
Ne keremdir dostun cemalin gördüm
O güzel cemalin seyran eyledim
Ne keremdir dostun cemalin gördüm
Mail oldum dostun tatlı diline
Hayran oldum bağda biten gülüne
Selam verdim onun güzel iline
Ne keremdir dostun cemalin gördüm
Her dem arzeyledim dostu görmeyi
Yanyana oturup hatır sormayı
Doldurup doldurup dolu sunmayı
Ne keremdir dostun cemalin gördüm
Hüseyin’im eydur ben dostu gördüm
Açılmış bahçadan gonca gül derdim
Arzulayıp dostun evine geldim
Ne keremdir dostun cemalin gördüm
Medet Allah yâ Muhammed yâ Ali
Medet Allah yâ Muhammed yâ Ali
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Pirim Hünkâr Hacı Bektaşi Veli
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Âdem Safiyullah atam hakkiçün
Muhammed Mustafa Hatem hakkiçün
Eyyuba sürdüğün sitem hakkiçün
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Hasan’ın aşkına kılarım zâri
Hüseyin’dir dinimizin serveri
Âlemler canısın Cenabı Bâri
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Zeynelin canına kıldılar cefa
Muhammed Bâkırdır sırrı Mürteza
İmam Câfer Kâzım Mûsayı Rıza
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Mehemmed’im eder hey ganî kadir
Takî Nakî Askerî rehnüma oldur
Muhammed Mehdi ye niyazım budur
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Sabahtan yönümü Hakka döndürdüm
Sabahtan yönümü Hakka döndürdüm
Muhammet Ali’yi göreyim deyi
Dünya meşgulünden çektim elimi
Bir kamil mürşide ereyim deyi
Varıp bir kamile yoldaş olmaya
İkrar verip ikrarında durmaya
Dört duvarın binasını kurmaya
Ararım ustasını bulayım deyi
Aşığım serimi sevdaya saldım
Aşkın ataşına tutuldum yandım
İmam eşiğinde el pençe durdum
Ali’nin yolunda öleyim deyi
Aşık oldum imam Hasan’ı sevdim
Mazlum Hüseyin’in darına durdum
İmam Zeynel ilen zındana girdim
Kendimi kırk pare böleyim deyi
Her zaman anarım kesmem zikirim
Adına kurbanım imam Bakır’ın
Her gün dilimdedir okurum
İmam Cafer’den nasibimi alayım deyi
Musa Kazım damenine niyazım
İmam Rızaya bağlıdır özüm
Taki, Naki, Askeri’ yedir sözüm
Mehdi’nin önünde kılıncı çalayım deyi
KUL VELİ’m Hakka secde ederim
Şahın buyurduğu yola giderim
Dinim Haktır Hak kelamı ederim
On iki İmama ereyim deyi
Vahdetname – Edip Harabi
Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk’a hiçbir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik
Kendisinin ismi henüz yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kiyafeti resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik
Allah ile burda birlestik
Nokta-i amaya girdik birlestik
Sirr-i Küntü kenzi orda söylestik
Ismi serifini Rahman eyledik
Asikar olunca zat ü sifati
Kûn dedik var ettik bu semavati
Birlikte yarattik hep kainati
Nam ü nisanini cihan eyledik
Yerleri gökleri yaptik yedi kat
Alti günde tamam oldu kainat
Yarattik içinde bunca mahlûkat
Erzakini verdik ihsan eyledik
Asilsiz fasilsiz yaptik cenneti
Huri gilmanlara verdik ziyneti
Türlü vaidlerle her bir milleti
Sevindirip sad ü handan eyledik
Bir cehennem kazdik gayetle derin
Laf atesi ile eyledik tezyin
Kildan gayet ince kiliçtan keskin
Üstüne bir köprü mizan eyledik
Gerçi Kün emriyle var oldu cihan
Ars-i Kürsü gezdik durduk bir zaman
Bos kalmasin diye bu kevnü mekan
Ademin halkini ferman eyledik
Irfan olan bilir sirri müphemi
Izhar etmek için ism-i azami
Çamurdan yogurduk yaptik ademi
Ruhumuzdan bir ruh revan eyledik
Adem ile Havva birlik idiler
Ne güzek bir mekan bulduk dediler
Cennetin içinde bugday yediler
Sürdük bir tarafa puyan eyledik
Adem ile Havvadan geldi çok insan
Nebiler Veliler oldu mümayan
Yüzbin kerre doldu bosaldi cihan
Nuh Naciyullah’a tufan eyledik
Salihe bir deve eyledik Ihsan
Kayanin içinden çikti nagehan
Pek çoklari buna etmedi iman
Anlari hak ile yeksan eyledik
Bir zaman Eshabikefhi uyuttuk
Hazreti Musa’yi Tur’da okuttuk
Siti çulha yaptik bezler dokuttuk
Idris’e biçtirip kaftan eyledik
Süleyman’i dehre sultan eyledik
Eyyub’a acidik derman eyledik
Yakub’u aglattik nalan eyledik
Musa’yi Suayb’a çoban eyledik
Yusuf’u kuyuya attirmis idik
Misir’da kul diye sattirmis idik
Zeliha’yi ona çattirmis idik
Zellesinden bendi zindan eyledik
Davut peygambere çattirdik udu
Kazadan kurtardik Lût ile Hûd’u
Bak ne hale koyduk nar-i Nemrud’u
Ibrahim’e bag u bostan eyledik
Ismail’e bedel cennetten kurban
Gönderdik sad oldu Halilürrahman
Baligin karnini bir hayli zaman
Yunus peygambere mekan eyledik
Bir mescide soktuk Meryen Anayi
Pedersiz dogurttuk orda Isa’yi
Bir Agaç içinde Zekeriyya’yi
Biçtirip kanina rizan eyledik
Beytimukaddeste Kudüs sehrinde
Nehri Seria’da Erden nehrinde
Tathir etmek için günün birinde
Yahya’y’i ‘Isa’y’i ‘uryan eyledik
Böyle cilvelerle vakit geçirdik
Bu enbiya ile çok is bitirdik
Baska bir Nebiyyizisan getirdik
Anin her nutkunu Kur’an eyledik
Kuffari Kureysi ettik bahane
Mehmet Mustafa geldi cihane
Halki davet etmek için imane
Murtaza’yi ona ihvan eyledik
Ana kiyas olmaz asla bir nebi
Nebiler sahidir Hakk’in habibi
Biz ani Nebiyyi-ihsan eyledik
Hak Muhammed Ali ile birlesti
Hep beraber kabekavseyne gittik
O makamda pek çok muhabbet ettik
Leylerelesrayi seyran eyledik
Bu sözleri sanma he insan anlar
Kus dilidir bunu Süleyman anlar
Bu sirri müphemi arifan anlar
Çünkü cahillerden pinhan eyledik
Hak ile hak idik biz ezeliden
Ta ruz-i Elestte Kalubelide
Mekan-i Hüda’da bezm-i celide
Cemalini gördük iman eyledik
Vahdet alemini bilmeyen insan
Insan suretinde kaldi bir hayvan
Bizden ayri degil Hazreti Süphan
Bunu Kur’an ile ayan eyledik
Sözlerimiz bizim pek muhakkaktir
Dogan ölen yapan bozan hep Haktir
Her nereye baksan Hakki mutlaktir
Ahval-i vahdeti beyan eyledik
Vahdet sarayina giren için
Hakki heykelyakin görenler için
Bu sirri Harabi bilenler için
Birlik meydaninda cevlan eyledik…..
Edip Harabi
Hak seni kullara yardımcı kıldı
Hak seni kullara yardımcı kıldı
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Sana çağıranlar muradın aldı
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Yolumuz uğradı bir dağ başına
Göz hat çekmez toprağına taşına
Tutulduk Şubat’ın boran kışına
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Eser tipi boran yer-gök iniler
Gözüm görmez kulaklarım çınılar
Dizim tutmaz yarelerim yeniler
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Seni bu dünyanın bekçisi derler
Senin nazargâhın yedi kat yerler
Mahrum kalmaz sana çağıran kullar
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Yarabbi sana mâlum hâlimiz
Kar kapadı menzilimiz yolumuz
Kurda kuşa nasib etme ölümüz
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Yaratanın binbir adı hakkı için
Şah-ı Merdan ondört masumu pak için
Hüseyin-i Kerbela feryad hakkı için
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Gel kerem kıl göster sen bize yolu
Aşalım gidelim şu yüce beli
Ulaştır vatanına FEDAYİ kulu
Yetiş imdadıma Hızır eleman
Ademin aslın sorarsan et ile kandan çıkar
Ademin aslın sorarsan et ile kandan çıkar
Dünyaya gelince adem belki zindandan çıkar
Cesedin can konağıdır hoşça gör mihmanını
Sanma ki her dem senindir bu can bu tenden çıkar
Gözümün gevheri neden hadime sordum haber
Cümle alemin ışığı ay ile günden çıkar
Evliya erkanına her kim ki doğru gelmese
Zülfükar gerdana uğrar her kim erkandan çıkarsa
Bu dört harfin manasını bilmeyen sofi fakir
Üçyüz altmış altı sual kaf ile nundan çıkar
Ben sultan olayım dersen türaba sür yüzünü
Saklama kalbinde haset, haset münkirden çıkar
Söyler şah hatayi sözü, verme dünyaya meyil
Dünyaya meyil verenler akibet dinden çıkar
Hü gerçekler adına
Hü gerçekler adına
Hakikat bünyadına
Mil çekilsin ol göze
Kem bakan üstadına
Bağını bostanını
Gülü gülistanını
Dinleyin söyleyeyim
İbrahim destanını
Gözleri elmas idi
Can karar kılmaz idi
İbrahim Peygamberi
Hiç oğlu olmaz idi
Söyler ağa karaya
Merhem eyle yaraya
İbrahim Peygamberi
Devşirdi bir araya
Yel esti bad eyledi
Hakk’ı bünyad eyledi
İbrahim Peygamberi
Devşirdi dad eyledi
Eğni üryan eyleyim
Ciğer büryan eyleyim
Hak bana oğul versin
Ona kurban eyleyim
Okur ağdan karadan
Merhem eder Yaradan
Dokuz ay dokuz günde
Oğlan geldi anadan
Gel ha gözümün yağı
Sineme urdun dağı
Cibril haber getirdi
Bir oğlan verdi mahı
Kapıya geldi sail
Emrine oldu kail
Oğlan doğduğu gece
Adı kondu İsmail
Hased kulun hasedi
Muhkem tuttu yaşadı
Oğlan olduğu gece
Tamam beş yaş yaşadı
Aşıkı der beşlere
Zülüf dökmüş kaşlara
İsmail de ol demde
Gitti pazar başlara
Avcılar ava gitti
Hak emir dua etti
Çün ismail ol demde
Pazardan eve gitti
Kimdir mana anlaya
Kelam koymaz tanlaya
İsmail der ya ata
Ver beni bir monlaya
Budur mana anlaya
Kelam koymaz tanlaya
İbrahim İsmail’i
Götürdü bir monlaya
Yeri göğü Yaradan
Okur ağdan karadan
İsmail ders okudu
Kırk gün geçti aradan
Kaşları hilal oldu
Gözleri hümam oldu
İsmail der ya ata
Mushafım tamam oldu
Oğul der halka bari
Göllerde çalka bari
Bunu bana söyledin
Söyleme halka bari
Bana der halka n’olur
Göllerde çalka n’olur
Söyledim bunu sana
Söylesem halka n’olur
Aleme söz tokanır
Kebaba köz tokanır
Oğul sen bir çiçeksin
Korkarım göz tokanır
Aleme söz n’eylesin
Kebaba köz n’eylesin
Ben Hakk’ın kurbanıyım
Kurbana göz n’eylesin
Kırmızı gül olduğun
Kapısız kul olduğun
Oğul sen ne bilirsin
Hakk’a kurban olduğun
Baba men bir düş gördüm
Özümü derviş gördüm
Bize bir konuk geldi
Sağ elinde kuş gördüm
Düş değil hayal olsun
Can baştan savar olsun
Gündüz okursun oğul
İvirdin hayal olsun
Resul giymiş ağ gelir
Sine çapraz dağ gelir
İsmail der ey ata
Bize bir konuk gelir
Bahar da bağ da bitti
Yaz geldi güller yetti
Gel gör ki canım oğul
Gördüğün düş ne etti
Ey ata canım ata
Cana can katan ata
Ezelden ikrar verdin
Var otur ağla ata
Hezarım bendim oğul
La’lim gevherim oğul
Çok pişmanlık çekerim
Yakarım malım oğul
Bu yolda güç olamaz
Güç olsa geç olamaz
Sen Hakk’a kurban dedin
Kurbana eş olamaz
Hezarım bendim oğul
Şekerim kandim oğul
Ben sensiz dayanamam
Tutuşup yandım oğul
Atam gelmiştir bana
İşte geldik o ana
Hocam mektep uşağı
Hak helal edin bana
Ağlarken gülüştüler
Göz yaşın siliştiler
Hoca mektep uşağı
Hepsi helallaştılar
Tarikatin kanına
Marifet erkanına
İbrahim’le İsmail
Geldi konuk yanına
Konuk sen safa geldin
Mihr ile vefa geldin
İsmail der ey konuk
Hayırdır neye geldin
Elif be’ye gelmişsin
Bağrım yiye gelmişsin
Söyle sözünü konuk
Bilem niye gelmişsin
Elifi mim olduğun
Bilmenem kim olduğun
Sen bilmen mi İsmail
Ahiri kim olduğum
Kebab anın gözüdür
Bu mananın özüdür
Biz gaipten bilmeyiz
Bilen Hakk’ın özüdür
Kapıya geldim sail
Emrine oldum kail
İsmail sen bilmen mi
İşte benim Cebrail
Elif be’ye gelmişsin
Bağrım yiye gelmişsin
İsmail der Cebrail
Söyle niye gelmişsin
Yönün döner Kabe’ye
Habib’e yalvarmaya
Atan kurban diledi
Ben geldim aparmaya
Erenlerin şahı var
Şahının penahı var
Çün geldin aparmaya
Çok durma günahı var
Sağ yanım sola düştü
Hak nazar kula düştü
İsmail İbrahim Cibril
Üçü bir yola düştü
Bayramına toyuna
Kurban olam soyuna
Oğul gel düş önüme
Yürü bakam boyuna
Ey ata canım ata
Can cana kattın ata
Niçin dersin o sözü
Günaha battın ata
İbrahim sen n’işlersin
Kendi özün taşlarsın
Dünyada bir oğlun var
Bu ne işler işlersin
Elifi mim olduğun
Bilmenem dil olduğun
Bir ağ başlı geliyor
Bilmenem kim olduğun
Baba der bilir seni
Gözlerden bulur seni
İsmail der ey ata
O şeytan bilir seni
Kırmızı gül olduğun
Kapıda kul olduğun
Oğul sen ne bilirsin
Onun şeytan olduğun
Ağlayıp gülmez misin
Göz yaşın silmez misin
Yüz yıllık peygambersin
Şeytanı bilmez misin
Cennetten özü çıktı
Aleme sözü çıktı
Attı hurma çiğidin
Şeytanın gözü çıktı
Karşı dağlar kardadır
İşim ah ü zardadır
İsmail der ya ata
Ol arafat nerdedir
Bir biner bir gidersin
Dünyayı terk edersin
Evme oğul sen evme
Kuşluk vakti gidersin
Kebab bağrım salır mı
Aşk bu canda kalır mı
Hasbetten-lillah için
Gözlen anam gelir mi
Gam değil ever gelir
Boynunu eğer gelir
Vah oğul İsmail der
Göğsünü döğer gelir
Bu aşkla ağlı yatır
Sağlısın sağlı yatır
Geldi gördü kuzusun
Elleri bağlı yatır
Kaşların hilal eyle
Leblerin zülal eyle
İsmail der ey ana
Süt hakkın helal eyle
Kaşların hilal olsun
Leblerin zülal olsun
Anası der ey oğul
Süt hakkım helal olsun
Ey ata canım ata
Sırrım sırdaşım ata
Şükr olsun gördüm anam
Kesilsin başım ata
Gözlerimin yaşına
Bak mevlanın işine
İbrahim bıçak çaldı
İsmail’in başına
Gözlerimin yaşını
Yaşının ak kaşını
İbrahim hırsa geldi
Biçti mermer taşını
Bıçak der olan işe
Ne çaldın beni taşa
Hak’tan bir emir yoktur
Kesmem İsmail’i haşa
Ne baddır esmez bunu
Ne gamdır basmaz bunu
Cebrail der ya Resul
Hiç bıçak kesmez bunu
Zülüfleri yad olsun
Gamlı gönül şad olsun
Bunu bıçak kesmezse
Koyverin azad olsun
Baba der tebar olsun
Ömrümüz tımar olsun
İsmail der ki ata
Hak’tan bir haber olsun
Oğlan ikrardan dönmez
Tamu oduna yanmaz
Cebrail der ey Rabbim
Oğlan söze inanmaz
Lacinidir lacini
Örün siyah saçını
Çün oğlan inanmazsa
Salın kudret koçunu
Cibril hizmet bitirdi
Özün Hakk’a yetirdi
Kırk feriştah ol koçu
Gökten yere indirdi
Hep orda bindirdiler
Yön Hakk’a dönderdiler
Yetmiş bin feriştahla
Koçu hem indirdi
Bu aşkla ağlı yatır
Sağlısın sağlı yatır
İsmail’e inen koç
Kurban kendisi yatır
İsmail’in işini
Hak onardı başını
Cibril tekbir okudu
Kesti koçun başını
Ağlarken gülüştüler
Göz yaşın siliştilert
Ağlayan sahabeler
Koç etin bölüştüler
Emir Ayyar ayrığı
Budur Hakk’ın buyruğu
Bin batman eti geldi
Beşyüz batman kuyruğu
Şeytan anda mat kaldı
Manaya isbat kaldı
Derisinin üstünde
Üçyüz batman et kaldı
Canım benim pay ola
Çeşmim yaşı çay ola
Baba Emir Hatayi
Erenlere pay ola
Hatayi’m der hatayi
Arif urur potayı
Baba Emir diyor ki
Bu da garipler payı















