Ana Sayfa Blog

Dersimi almışam ilm-i noktadan

0

Dersimi almışam ilm-i noktadan
Men Aref sırrının ârifânıyım
Tecavüz eylemem tarîk-i haktan
Bu dinin hakîkat müselmânıyım

Eğer ki isyânım olursa hesâb
Bir zerresi olur bin türlü kitâb
Dilerse afv eder dilerse azâb
O şâhın bende-i âsitânıyım

Emrâhî görmedim ben benden deli
Benden âli gördüm gördükçe meni
Hakk-ı takdîr olup ta’n etme beni
Ban habib-i hakkın âşığânıyım

Soyulmadık bir derimiz kalmıştı

0

Soyulmadık bir derimiz kalmıştı
Soyun babo soyun meydan sizindir
Hiç bir canlı kardeşine kıyamaz
Yiyin babo yiyin meydan sizindir
Simdi sizin ama sonra bizimdir
Barış bizimdir, Kardeşlik bizimdir

Toprağa karışmış fakirin teri
Ağlamak bilir mi beylerin dili
Size beyefendi bize serseri
Deyin babo deyin meydan sizindir
Meydan sizin ama, İnsanlık bizimdir
Dünya bizimdir, Evren bizimdir

Gıyas edilir mi çul ile halı?
Kimler yapmış size böyle bir yolu?
Yemekle biter mi milletin malı?
Yiyin babo yiyin meydan sizindir
Köşkler saraylar hanlar sizin ama
Onu yapan eller, emekler bizimdir
Mahzuni bizimdir, sevgi bizimdir.

Atatürk ALEVİLERİ ÇOK İYİ TANIYORDU

0

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Anadolu’daki Alevilerin ilişkisi halen tam olarak bilinmemektedir. Siyasette yer kapmaya çalışan bazı Alevi okumuşları, Gazi’yi, “Alevilerin dergâhlarını kapattı. Dersim’de Alevileri katletti!” biçiminde suçlayabilmektedirler.

Bu azınlığa karşın Alevilerin çok büyük bölümü Büyük Atatürk’ü kendi ailelerinden bir büyükmüş gibi görmekteler ve sevmektedirler.

ALEVİLERİ ÇOK İYİ TANIYORDU
Mustafa Kemal Paşa, 1919’da vatanı kurtaracak bir mücadele başlatmak için Samsun’a çıkarken Aleviler hakkında yeterli bilgiye sahipti. Özellikle kendisinin de içinde yer aldığı İttihad ve Terakki Partisi kadroları, Alevilerin öz Türkler olduğunu anlamışlardı ve bu konuda çalışmalar başlatmışlardı.

Mustafa Kemal’in doğup çocukluğunu geçirdiği çevreler de Alevi kültürüne uygun idi. Samsun’dan Sivas’a doğru yaptığı o tehlikeli yolculukta Alevi kökenli eşrafın evinde kalması, kendisine bu toplumu yakın gördüğünün en açık kanıtıdır. Bunun bir de belgesi vardır. Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı’na Alevilerin kazanılması için çaba göstermiş ve Alevi toplumunun buna uygun olduğunu bildirmiştir. 26 Haziran 1919 tarihinde Tokat’tan Konya’daki 2. Ordu Komutanlığı’na çektiği telgraf Amasya ve Tokat’taki Alevileri, nüfus oranlarına kadar bildiğini ortaya koymaktadır. (Bu belgenin içeriğini, Türk aleviliği adlı kitabımızda (Kripto Yayınevi) yayımladık.)

Bugünkü Tunceli bölgesini Osmanlı subayları Kürt sanırken, Mustafa Kemal’in Türk kabul ettiğini de biliyoruz. Bunun bilgisini de yaman bir Atatürk düşmanı olan Kürtçü Baytar Nuri’nin anılarından öğreniyoruz. Bu gerçeği de “Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği” adlı çalışmamızda (Kripto Yayınevi) ortaya koyduk. Büyük Atatürk’ün isyancı derebeylerini ikna etmek için Dersim’e elçi olarak yolladığı Ali Cemal Bardakçı’nın raporunda Dersimliler öz Türk olarak anlatılır ki bu da Atatürk’ün görüşüdür. Bu yüzden de kendisi ölene kadar Tunceli halkını Osmanlı zihniyetindeki Sünni mezhepten subayların katliamına karşı korumuştur. Bunun belgelerini de söz konusu kitabımızda verdik.

Düşünün ki başlangıcı ta 1920’ye kadar giden Dersim bölgesi ayaklanmalarında ve 1937 yılındaki kalkışmada sivil halka dokunulmamıştır. Devletin yayımladığımız belgesinde 1937 yılında “Eşkıyadan ölü ele geçirilen insan sayısı sadece 262’dir”. Ancak o ağır hasta iken 1938 yılında Başbakan Celal Bayar ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın İçişleri Bakanlığı’nın da katkısıyla yaptığı planlama ile yürüttükleri kırım operasyonu farklıdır. Burada devlet belgesi, eşkıyadan 13160 kişinin ölü ele geçirildiğini gösteriyor. İki rakam arasındaki fark, Mustafa Kemal Atatürk’ün Tunceli halkını korumak için gösterdiği özeni çok açık biçimde ortaya koymaktadır. 1937 ile 1938 arasındaki farkın bilgisine ulaşmak isteyenler Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği adlı kitabımıza koyduğumuz belgelere bakabilirler.

MUSTAFA KEMAL’E KARŞI KULLANILAN ALEVİLER
Bir gerçeğin altını özenle çizelim: Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları vatanı kurtarma savaşını başlattıklarında, bu hareketi ezmek isteyen İstanbul’daki Osmanlı yönetimi ile işgalci İngilizler, bazı Alevi aşiretlerini de kullandılar. Bu iş için de 1918 yılında kurulan Kürt Teali Cemiyeti’ni kullandılar. Bir Kürt devleti kurmak peşindeki bu cemiyetin Alevi kimlikli iki üyesi vardı: Dersimli Baytar Nuri ile Ali Şir.
İşte bu ikisi önce 1921 yılı başında o sıralar Batı Dersim denilen şimdi Sivas’ın doğusunu kaplayan Koç Kırı bölgesindeki Alevileri ayaklandırdılar ve Ankara hükümetine karşı kullandılar. Batıdan Yunan ordusu saldırırken doğudan aslında tümü Türk olan Koç Kırı’nın gerici derebeyleri vurdular. Ankara hükümeti bu isyanı zar zor da olsa bastırdı.
Bu ayaklanmanın elebaşıları Tunceli bölgesine kaçtılar ve 1925’ten itibaren irili ufaklı ayaklanmalarda rol aldılar. İkinci dünya Savaşı’nın patlayacağı sıralarda Dersim bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kullanılacak ayaklanmacıların deposu haline getirilmişti. Bunun belgelerini de Ermeni kaynaklarından söz konusu kitabımızda verdik.

Alevilerin bulunduğu yerlerde çıkan iki önemli ayaklanmaya karşın Mustafa Kemal Paşa asla onlara karşı bir düşmanlık gütmemiştir. Öyle ki 1925’te Seyit Rıza ve öbür Dersim derebeylerine gönderdiği elçisi, Atatürk’ün önerisiyle “Dersim’de Alevilik eğitimi verecek okullar açalım!” demesine karşın, bunların derdi Alevilik olmadığı için bu öneri de reddedilmiş ve devletin bölgeye girmesi çete savaşlarıyla önlenmek istenmiştir. Cumhuriyete ve devrimlere direnen bu derebeylik, 1937 harekâtıyla yıkılmış, elebaşılar da yargılanıp asılmışlardır.

DERGAHLARIN KAPATILMASI YALANI
Atatürk düşmanları, Alevileri onun karşısına dikmek için, “Atatürk Alevi dergahlarını kapatarak inanç kurumlarını yok etti!” yalanını yaymaktadırlar. Bu konuyu, TÜRK ALEVİLİĞİ kitabımızda ayrıntılı olarak inceledik… Alevi dergah ve tekkelerini kapatan Atatürk değildir, Osmanlı padişahı 2. Mahmut’tur. Bu zalim adam binlerce Alevi-Bektaşi’yi öldürttüğü gibi binlerce Alevi-Bektaşi kurumunu yıktırıp yok etmiştir. Sadece Hacı Bektaş Dergahı ile Rumeli’deki Kızıldeli Sultan Tekkesi’ne doknulmamış ama buralara Halidi yobaz şeyhler atanmıştır. 1920’lerde Hacı Bektaş Dergahı’nda resmi yönetici olarak İran’dan gelme Hacı Abdullah adlı Sünni Halidi bir şeyh bulunuyordu.

Atatürk aslında Sünnilerin sayısı binleri bulan dergahlarını ve tekkelerini kapatmış, halkın başına bela olan binlerce softayı sıradan insan haline sokmuştur. Tarikatçıların bugünkü Atatürk düşmanlığının sebebi de budur. Bu arada gayriresmi biçimde çalışan Alevi tekkeleri de kapatılmıştır. Ama zaten bunların sayıları bir elin parmağını geçmemekteydi.
Büyük Atatürk’ün doğrudan Alevileri hedef alan en küçük bir kararı veya uygulaması olmamıştır. O, ülkeyi kasıp kavuran ve 1925 yılında Şeyh Sait isyanına da kaynaklık eden tekke-dergah görüntülü bütün gerici yerleri kapatarak çok doğru bir karar almıştır.

ALEVİ ÇOĞUNLUK ONUN YANINDA YER ALDI
Koç Kırı ve Tunceli bölgesindeki Kürtçü ajanların ayaklandırdığı kesim dışındaki Aleviler bütün güçleri ile Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer aldılar. Kendisi bunu biliyordu ve o yüzden Sivas’tan Ankara’ya giderken Hacı Bektaş İlçesi’ne de giderek buradaki Alevi dedesi Cemalettin Çelebi ile buluşmuştu. Yine buradaki Bektaşi dervişleri ile de konuşmuştu. Geceleyin Cemalettin Çelebi’nin konuğu olan Atatürk buradan aldığı destekle daha bir güçlenmiş olarak Ankara’ya ulaşmıştır. Savaş süresinde ve sonraki devrimler döneminde Aleviler bütün güçleri ile Gazi Mustafa Kemal’in arkasında durmuşlardır.

Atatürk’ün Hacı Bektaş’taki görüşmelerini, bunları izleyen Cemalettin Çelebi’nin kardeşi Veliyettin Çelebi’nin oğlu rahmetli Celalettin Çelebi’den 1988 yılında ayrıntılı biçimde dinlemiştim. O günlerin anısını çok büyük bir onurla ve coşkuyla anlatıyordu.

İLK KEZ EŞİT VATANDAŞ OLDULAR
Aleviler, Mustafa Kemal’i daha ilk anlardan itibaren o kadar önemsediler ki ona, “Zamanın sahibi Mehdi” bile dediler. Onu kötülüklerle dolmuş olan Osmanlı zulüm düzenini bitirecek Mehdi gözüyle bakmaları boşuna da değildi ve beklentileri de hemen çıkmıştı.

Alevi toplumunu 400 sene boyunca inim inim inleten gerici Osmanlı Devleti’ni Mustafa Kemal yıkmıştı. Yerine de cumhuriyet rejimini getirerek halkı ilk kez kulluktan birey konumuna yükseltmişti. Devrimlerle eski kuruluşları parçalayıp atmıştı. Bundan en çok da Aleviler faydalanmıştı.

Örneğin dünya faşizmin çizmeleri altına girerken Büyük Atatürk 1924’te çok demokrat bir anayasa yaptırmıştı. Bu anayasada “Türkiye’de din ve irk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk denilir (Madde 88)” maddesini koydurmuştur. Böylece insanların dinleri, mezhepleri, ırkları geriye itilmiş, Alevi ile Sünni yasa karşısında eşit duruma getirilmiştir.
Daha sonra anayasaya laiklik ilkesi de doğrudan konularak Sünni mezhepçi din organlarının devleti yönetmesine hem hukuken hem siyaseten son verilmiştir. Sünni tarikatçıların Atatürk düşmanlığının bir sebebi de işte budur. İşlerine yarayan bu büyük devrimleri bugünkü Aleviler anlayacak durumda değil ne yazık ki… Gelin, 1900’ün başında bile Alevileri Kızılbaş diye aşağılayan ve mahkemelerde mezhep üstünden haksız çıkartan Osmanlı’nın yıkılmasının ve mezhep diktasının çökertilmesinin önemini siz o günkü Alevilere bir sorun.

Sünnilerle Alevileri yasa önünde eşitleme, Alevi tarihindeki en büyük devrimdi ve bizim dedelerimiz bu yüzden Kemal Atatürk’e sonsuz saygı duyarlardı. Gel gör ki günümüzde bazı Aleviciler, bu devrimleri tersinden okuyup Büyük Atatürk’e saldırarak hem Sünni tarikatçıların hem de onların iktidarının yanına düşüyorlar.

TUTUNACAK DALIMIZ
Büyük Atatürk’ün toplumun başına bela olan “şeyh, molla” takımına karşı yürüttüğü bastırma hareketi, onun ölümünden sonra rayından çıkartılmıştır. 1946’dan itibaren Sünni tarikatlar Amerikancı Yeşil Kuşak projesi için yeniden canlandırılmıştır. Sünni temelli tarikatlar zamanla siyaseti yönlendirecek büyüklüğe ulaşmışlardır. Bugünkü AKP iktidarını Amerikancı Halidi tarikatı yaratmıştır. Böylece, yeniden örgütlenen gericilik Yeni Osmanlıcı bir ideolojiyle Atatürkçü değerlere karşı saldırıya geçmiştir. Bugün işte ülkemizde böyle bir savaş yürütülmektedir.
Belirtelim ki Aleviler eğer Atatürk ilkelerinden uzaklaşırlarsa, yeni Osmanlıcı gericiliğe yem olacaklardır. Alevilerin tutunacak tek dalı vardır: “Sarı saçlım, mavi gözlüm; devrimci Büyük Atatürk’üm!”
Görüyorsunuz… Gericiler ve bölücüler vurdukça Atatürk’ümüz nasıl da büyüyor! Ali Taş

Göz açıp dünyaya geldiğin anda

0

Göz açıp dünyaya geldiğin anda
Beşikte aşk ile yoğruldun Hıdır
Mutluluk ararken bu fani handa
Nice düştün nice doğruldun Hıdır

Gücün sana yetti, senle atıştın
Bazen celallendin, bazı yatıştın
Kaybolup gözlerden hiçe karıştın
Ne aranıp ne de soruldun Hıdır

Hiç suçlu arama, sen sana ettin
Bir düş aleminde tükendin, bittin
Kimse gel demeden, sen koşup gittin
Kendi izlerinde yoruldun Hıdır

Ah ile vah ile bir ömür geçti
Ruh tenle barışıp dağları seçti
Sonunda fark ettin ama çok geçti
Deruni olunca duruldun Hıdır…

Can olgıl can içinde,

0

Can olgıl can içinde,
kalma güman içinde İ
stediğin bulasın
yakın zaman içinde

Rükû, sücûda kalma,
ameline dayanma
İlm-ü amel gark olur,
nâz-u niyaz içinde

İkiliği terk etgil,
birlik makamın tutgıl
Canlar canın bulasın
işbu dirlik içinde

Oruç, namaz, zekât,
hac cürm-ü cinâyet durur
Fakir bundan azattır
hass-ı heves içinde

Şeriat korucudur
hakîkat ordusunda
Senin içün korunur
hâsıl ordu içinde

Aynel-yakıyn görüptür,
YUNUS mecnûn oluptur
Bir ile bir oluptur
Hakkal-yakıyn içinde

Bay Camel hoşgeldiniz

0

Prof. Dr. FATMA NUR SERTER
Bay Kemal, Hoşgeldiniz….

Ne kadar da sevindik bilseniz…

Meydanlardaki coşkuyu görüyor musunuz? Araçlar bile kornalarına basarak gelişinizi kutladılar.

Doğrusu ben bunca yıldır böyle bir coşku görmemiştim, büyülendim.

Ya atılan kutlama sloganlarına ne demeli?

Mutluluğumuz, gözyaşlarımıza karıştı, partililer ne yapacağını şaşırdı.

Yıllardır; “Ben Kemal geliyorum!” dediniz ve başardınız, sonunda geldiniz.

Gerçi hedef biraz şaştı ama olsun, geldiniz ya, özlemlerimizi giderdiniz.

İnanın tarihe geçtiniz….

Gelişiniz Türkiye’de bir milat oldu. Bizi hukukun üstünlüğüne ve özellikle yargı bağımsızlığına yeniden inandırdınız. Allah’a hamdolsun ki, artık rahatız, varlığınızla güvendeyiz.

Bu kadar sevildiğinizi bilmediğinize eminim. Özellikle iktidar medyası aylarca yayın yaptı. Çok şükür değerinizi sonunda anlamışlar.

Verdiğiniz son videolu mesajdaki ipuçlarını nasıl da hemen buldular. Arkanızdaki tablodan, oturduğunuz koltuğa hatta masadaki o kutsal kristal bardağa kadar ne kadar incelikle yorumladılar.

Ne de olsa keramet sahibi insanlar, kerametten iyi anlıyorlar.

Arkanız sağlam, öyle bir, iki televizyon kanalıyla yol almak zor olacaktı. Artık tüm medya avuçlarınızda. Yandaş kanallar candaş oldu.

Türkiye’nin alışkanlıklarına yeniden kavuşmasına katkı yaptınız.

Neymiş? CHP iktidara yürüyormuş, oyları %35’leri aşmış, birinci parti olmuş… Boş laflar, bırakın halk çeyrek yüzyıldır alıştığı gibi yönetilsin, değil mi ama?

Ya mutlak butlan kararına karşı Özgür Özel’e destek veren siyasi partilere ve ODTÜ’lü gençlere ne demeli?

Eminim hiç umursamıyorsunuzdur, onlar kendi işlerine baksınlar, değil mi ya?

2023’te helalleştiğiniz gruplar geldi aklıma.

Ne iyi etmiş de 6-7 Eylül mağdurları, Kahramanmaraş ve Sivas katliamı mağdurları, 12 Eylül’de idam edilen gençlerin aileleri, Sulukule’de evleri gaspedilenler, Soma maden kazasında ölenlerin aileleri hatta İsmail Korkmaz’ın ailesi ile bile helalleşmiş ve bu acılardan dolayı CHP’nin sorumlu olduğunun altını kalın çizgilerle çizmiştiniz. Gerçi CHP iktidar bile değildi ama olsun! CHP her zaman suçludur ve her şeyden de sorumludur.

Hatta Said-i Nursi’nin kitaplarına konulan yasağın kaldırılması bile sayenizde oldu. Tarikatların önünü açtığınız için bu millet, oy vermese de size minnet duydu.

CHP, sayenizde CHP’liler dışında herkesin yuvası oldu. Az iş miydi bu ?

Kimileri size Atatürk’ün CHP’sini suçlu ilan eden “1930’ların, 1940’ların CHP’si değiliz” açıklamalarınız için öfke duydu. Hatta CHP’yi dinazorlarla özdeşleştiren video çekimlerinize kırıldı.

Ama olsun, siz CHP’yi tarihin çöplüğüne atarak bir Y-CHP yarattınız. Başarıdan başarıya koştunuz. 2023 seçimlerindeki bonkörlüğünüzü kim unutabilir ki! Tam 39 milletvekilliğini dost ve müttefik olduğunuz sağ siyasi partilere armağan ederken hiçbir karşılık beklemediniz. Getirisi yoktu ama olsun varsın, götürüsü olsun dediniz.

Yine tarihe altın harflerle geçtiniz.

CHP’nin yüzyılı aşkın tarihinde sizin kadar eli açık, gönlü bol bir lider görülmedi. Sırf Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı olsun diye, onun ikinci sınıf bir replikasını Cumhurbaşkanı adayı bile yaptınız. O muhteşem seçim sloganını, ‘Ekmek için Ekmeleddin’i hafızalara kazıdınız.

Aslında emekleriniz anlat anlat bitmez.

Son açıklamanız ise çok heyecan yarattı. CHP’yi kuruluş kodlarına döndüreceğinizi vadetmiştiniz.

Gerçi bu açıklama kafaları biraz karıştırdı, siz 13 yıl boyunca CHP’yi kuruluş kodlarından uzaklaştırmak için onca emek sarfetmiştiniz ya, şimdi bu emekler boşa mı gidecek derken, anladık. Bayağı da rahatladık. Ahlaki deformasyona son vermekten söz etmişsiniz meğerse….

Dedim dilber sen de sevdâkâr mısın

0

Dedim dilber sen de sevdâkâr mısın
Dedi senden evvel nâre ben yandım
Dedim doğru söyle sâdık yâr mısın
Dedi sadık yârim gönülden andım

Dedim gel ağyârı ferâmûş eyle
Dedi terk eyledim gönlün hoş eyle
Dedim câm-ı aşkı sen de nûş eyle
Dedi çoktan onu nûş edip kandım

Dedim gerdânına benler dizilmiş
Dedi âşıkların bağrı ezilmiş
Dedim mahmûr musun gözler süzülmüş
Dedi hâb-ı nâzdan şimdi uyandım

Dedim Emrâh gibi var mı âşığın
Dedi var ara bul kendi lâyığın
Dedim hâlinden bil bağrı yanığın
Dedi bilmez idim şimdi inandım

Bugün pazar-ı aşktır muhtaç olan candan geçer

0

Bugün pazar-ı aşktır muhtaç olan candan geçer
Aşığı Sadık olanlar lebbi gülabdan geçer
Düşmüşüm cem hanesine ben ağlarım zar-ı zar
Aşka düşen merdaneler hırkayla tacdan geçer..

Bir imrahi görse eğer ol sinemin dağını
Ötüşür şeyda bülbüller görse hüsnün bağının
Yüz yaşında ruhban görse gerdanının ağını
İncili suya bırakır vaz gelir hacdan geçer..

Şahinin salsa pençesin aniden kaftan kapar
Dilber abitlik eyleme zahitler yoldan sapar
Tutmuşam müjgan okuna garip sinemi siper
Temrahın kahrı zehirdir yedi kat sacdan geçer…

Ey NESİMİ methederim yedi dillerde seni
Yedi iklim car köşede gurbet ellerde seni
Hacılar hacca giderken çölde görseler seni
Hayran olur mat kalırlar vaz gelir hacdan geçer…

SEYYİD NESİMİ

Gelin bir nazar eylen

0

Gelin bir nazar eylen
Noldu cihan içinde
Niceler toprak oldu
Bu az zaman içinde

O taze güller soldu
Bülbüller ötmez oldu
Ata, ana zâr oldu
Kaldı zindan içinde

Canları oda yandı
Kuzuların kurt aldı
Ardınca baka kaldı
Zâr-ü figan içinde

Ey nice yârenleri
Hasret kaldı canları
Meğer ki buluşalar
Yarın cinân içinde

O ipek don geyenler
Hiç toz kondurmayanlar
Çürüyüp toprak olmuş
Tenler kefen içinde

O gözler ve o kaşlar
O inci gibi dişler
O tenler ve o saçlar
Yılan, çıyan içinde

Kamu çürümüş eller
O dudak ve o diller
O sevgili oğullar
Kalmış toprak içinde

Bu dünyaya inanma
Vefâsın bulam sanma
Ömrün veren ziyana
Çoğu pişman içinde

Dünyayı bî-vefâ bil
Aç gözünü yarağ kıl
Sen dahi ölürsün bil
Kalma güman içinde

YUNUS söyle sözünü
Yavı kıl kendözünü
Ağardı-gör yüzünü
Koma firak içinde

meğer

0

Anlıyorsun ellisini geçince
Varlık da yokluk da boşumuş meğer
Can ipi şu kıldan daha da ince
Yaşamak bir anlık düşümüş meğer

Zalimin zulmüne hep karşı çıkmak
Bir yerde umuda bir mum yakmak
Geride mühim bir eser bırakmak
En kutlu mirasmış, işimiş meğer

Allah kulu gördüğünden etmesin
Dermanı olmayan derde itmesin
Hele biyol sağlık elden gitmesin
Yatak diken yastık taşımış meğer

Yokuşa ağdın mı inmiyor düze
Yorgunluk çöküyor ayağa dize
Aynada baktım da şu solgun yüze
Gençlik uçup giden kuşumuş meğer

Dertlenirsin düşündükçe zamanı
Yığarsın gönlüne derdi gümanı
Derdin gamın, aslında en yamanı
Divane dolaşan başımış meğer

Takılırsın umutların peşine
Herşey gelir, şu insanın başına
Aklar düşer kirpiğine kaşına
Mevsimlerin üçü kışımış meğer

Türlü türlü düzen olmuş beşerde
Ak karadan ayrılırmış mahşerde
Saliha’yım hayır varmış her şerde
Hak’tan gelen kula hoşumuş meğer

Saliha Körüklü Yandım

Namaz kılsan kılmayana dokunma

0

Afrika sibirya hakkın eseri
Müslüman degilse hiçmi, serseri
Onu senmi yaptında beri gel beri
Sanki sende mühür kart var degilmi

Türbeyi Öp fakat orda yatanı
Eğer Ölmüş ise bir toprağı tanı
Toprağın kralı insandı hani
Daha yüzü taşa sürten var değilmi

Uçağa binerek hacca gidersin
Uçağı yapana gavurdur dersin
Bırak nuhun gemisini neylersin
Sende gemi olan sırt var değilmi

Gel gardaşım diplomayla şımarma
Onu verenlerin başına vurma
Lugat masalıyla halkı kandırma
Yumuşağın sonunda sert var değilmi

Tarlada tezgahta yorulan benim
Cephede gögsünden vurulan benim
Benim adım halktır serilen benim
Vur bana suçunu Ört var değilmi

Mahzuni lanet et ikilikçiye
Ben boyun eğemen paşaya beye
Öyle ise adam vur bilmiyor diye
Her terazi suçumu tart var değilmi
Suçlular suçunu tart var degilmi

Mahzuni Şerif

Namaz kılsan kılmayana dokunma
Belki haktır onu munafık sanma
İnsan dili başka başkadır amma
Allah’ın huzurunda ferd var değilmi

Afrika sibirya hakkın eseri
Müslüman degilse hiçmi, serseri
Onu senmi yaptında beri gel beri
Sanki sende mühür kart var degilmi

Türbeyi Öp fakat orda yatanı
Eğer Ölmüş ise bir toprağı tanı
Toprağın kralı insandı hani
Daha yüzü taşa sürten var değilmi

Uçağa binerek hacca gidersin
Uçağı yapana gavurdur dersin
Bırak nuhun gemisini neylersin
Sende gemi olan sırt var değilmi

Gel gardaşım diplomayla şımarma
Onu verenlerin başına vurma
Lugat masalıyla halkı kandırma
Yumuşağın sonunda sert var değilmi

Tarlada tezgahta yorulan benim
Cephede gögsünden vurulan benim
Benim adım halktır serilen benim
Vur bana suçunu Ört var değilmi

Mahzuni lanet et ikilikçiye
Ben boyun eğemen paşaya beye
Öyle ise adam vur bilmiyor diye
Her terazi suçumu tart var değilmi
Suçlular suçunu tart var degilmi

Mahzuni Şerif

söyleşi

0

Berlin | Heidelberg – 24.05.2026 : Rıza Şahin Dede ile Alevilerin Almanya’daki durumlarını; Alevilerin internetle tanışmasını ve deneyimlerini, tartışmalarını; “Alevilerin dünyaya açılan penceresi” mottosuyla yayın hayatına atılan ilk amatör Alevi internet gazetesi Aleviyol’u; dijital dünyadaki önemli dönemleri : e-grupları, Alevi forumları; tiktok, facebook… yapay zeka bağlamında Aleviliği ve Alevileri; geleceği de konu edindik. Zamanda epey uzun bir yolculuk yaptık. Söyleşiyi tamamen kaydettik. Rıza Şahin Dede’ye teşekkür ediyorum. | @ismailenginhd

not: bu arada Aleviyol’un arşivini merak edenler için kaydedeyim: Arşiv kaybolmadı. tamamı bizde…

Kurban Niyettir

0

Kurban niyettir, can kurban. Mal tercümandır.

Mübarek Kurban Bayramı’nızı en içten dileklerimizle tebrik ediyor; sizlere ve kıymetli ailelerinize sağlık, huzur ve mutluluk içerisinde nice bayramlar diliyoruz.

Bu anlamlı vesileyle, belediyeden ruhsat sürecini titizlikle takip ettiğimiz ve kısa süre içerisinde inşaatına başlamayı hedeflediğimiz kız öğrenci yurdumuzun, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin eğitim hayatına önemli katkılar sunacak çok kıymetli bir hizmet olacağına gönülden inanıyoruz.

İnanıyoruz ki; yapılan her hayır, dokunulan her gönül ve eğitime verilen her destek, hem toplumumuza hem de geleceğimize bırakılan en kıymetli emanetlerden biridir.

Bu önemli proje için sizlerin ve kıymetli çevrenizin sağlayacağı destek ve katkılar, gençlerimizin yarınlarına umut olacak ve hayırlı bir hizmetin büyümesine vesile olacaktır.

Şimdiden göstereceğiniz ilgi, destek ve dayanışma için teşekkür ediyor; saygı ve muhabbetlerimizi sunuyoruz

.

Huride cennette yoktur meylimiz

0

Huride cennette yoktur meylimiz
Cemal arzu eyler gözümüz bizim.
Al-i Muhammed’e düştü gönlümüz
Marifet doludur sözümüz bizim.

Herkes duysun bilsin budur halimiz
Hakkın bahçesinde açar gülümüz
Duvaz İmam okur her dem dilimiz
Pir Sultan’dan gelir özümüz bizim.

Kevser ırmağından içip kanarız
Velayet’e canı kurban sunarız
Aşk elinden nara düştük yanarız
Cehennemi yakar közümüz bizim.

Velayet Aytan

Serime bir sevda geldi

0

Serime bir sevda geldi
Muhammed Ali’den beru
Yandı vücûdum kül oldu
Tâ Kalûbelîden beru

Ali’nin Fatma Kanber’i
Hırka tutunur önleri
Severim On İki İmâm`ı
Atası pîrimden beru

Hasen’le Hüseyn’i sevdim
İkrârım anlara verdim
Kâfirlerin bütün kırdım
Halîl’ür-Rahmân’dan beru

Zeynel Abidin yolları
Açılur gonca gülleri
Bâkır imâmlar serveri
Severim soyundan beru

Muhammed dünyâya geldi
Şu âlem nûr ile doldu
Hâcem İmam-ı Câfer’i
Okuram Kur’an’dan beru

Musâhibim Mûsâ Kâzım
Rızâ’ya bağlıdır özüm
Kolumda şâhinim bazım
Beslerim zamandan beru

Takî’den etek tutmuşam
Nakî sırrına yetmişem
Askerî’den mey içmişem
Sarhoşam zamandan beru

İkrârın bendi boşandı
İndi türâba döşendi
Mehdî’den kılıç kuşandı
Bilürem zamandan beru

Şah Hatâyî’m Hakk’a yalvar
Sevdiğim Ali’dir server
Sorarlarsa bizi erler
Gelürem dîvandan beru

Şah Hatayi