Ana Sayfa Blog

Gider idim ben yol sıra

0

Gider idim ben yol sıra
Yavlak uzamış bir ağaç
Böyle lâtif, böyle şirin
Gönlüm eydür birkaç sır aç

Böyl’uzamak ne ma’nidir (1)
Çünkü bu dünya fânidir
Bu fodulluk nişanıdır
Gel beri miskinliğe geç

Böyle lâtif bezenüben
Böyle şirin düzenüben
Gönül Hakk’a özenüben
Dilek nedir, neye muhtaç

Ağaç karır, devrân döner
Kuş budağa bir kez konar
Dahi sana kuş konmamış
Ne güvercin, ne hod dürraç

Bir gün sana zevâl ere
Yüce kaddin ine yere
Budakların oda gire
Kaynaya kazan, kıza saç

YUNUS imdi sen bir nice
Eksikliğin yüz bin onca
Kuru ağca yol sorunca
Teferrücle yoluna geç

Silifke Tekir Çiftliği..Atatürk

0

..13 MAYIS 1926.. Atatürk’ün, Tekir köyüne giderek kurmaya çalıştığı çiftlikte incelemeler yapması..Silifke Tekir Çiftliği..Atatürk bir Mersin seyahatinde çevresindekilere bir aralık tarımdan bahsedildi, dedi ki:“Ben bir çiftlik almak istiyorum ve bu çiftlikte.Türk milletine örnek çiftçiliğin ne olduğunu göstermek istiyorum, var mı böyle bir yer”.Yaşlı insanlardan bu işten anlayan bazı kişiler hep birden “Var paşam, Silifke civarında bir çiftlik var, toprağı çok verimli, orada çiftçiliğin her branşı yapılabilir. Vergi borcu dolayısı ile Hazine tarafından satılmaktadır. Burayı alırsanız bizde çok memnun oluruz” dediler.Atatürk çiftliği gördü ve almaya karara verdi. Açık artırma ile satışa çıkarılan çiftliğin satışına Atatürk adına Sadık Taşucu girdi ve satın aldı..Atatürk’ün amacı bu bakımsız çiftliğin en kısa zamanda çevreye örnek bir işletme haline getirmekti.Hemen çiftliğin düzenlenmesine girişildi. Modern bir çiftliğe gerekli personel makine tohum ilaç gönderilmeye başlandı. O bölgede hiç rastlanmayan damı kiremit örtülü binalar yapıldı. Damızlık atlar, inekler, koyunlar ve kümes hayvanları için ahırlar yapıldı. Kanallar açıldı.Çeşitli ağaçlar dikildi. Kısa zamanda ders alınacak bir çiftlik görüntüsü oluşturuldu. İşi gücü o zamana kadar olmayan kahve köşelerinde oturan köylüler iş güç, para sahibi oldular..Çevreye damızlık hayvanlar, kaliteli tohumlar dağıtıldı.

Tarımla ilgili bilgi almak isteyenlere dersler verildi..Almanya’dan çiftliğin ihtiyacı olan büyük makineler, traktör biçer-döver, vinçler getirildi. Bu makinelerin karaya çıkarılması için Taş Ucu’na iskele yapıldı. Kıbrıs Adası’ndan erken yetişen ve hastalığa tutulmayan bir cins buğday tohumu getirtti, çiftlikte üreterek tüm çevreye dağıttırdı. Kıbrıs ve Sakız adalarından turfanda yetişen türden çok miktarda bakla tohumu satın aldırdı ve özenle üretilen baklalar ülkenin her yanına dağıtıldı..Çeltik ekilmeye başlandı. Çeltik konusunda büyük başarı elde edildi. İtalya’dan, İran’dan ve Irak’tan getirilen tohumlar içinde en uygunu İtalya’dan gelen tohumlar idi.Şimdilerde bile Çukurova’nın hemen her yerinde ekilen çeltikler Silifke Çiftliği’nden dağıtılmıştır..Çiftlikte Sığırcılık Şubesi 1929’da Suriye’nin Halep kentinden satın alınan inek ve boğalarla, koyunculuk şubesi 1930 yılında Rus hükümetinin Atatürk’e hediye ettiği karagül ırkı koç ve kuzularla kuruldu.Rusların Silifke’ye yolladıkları bu karagül koyunları astragan denilen kürklerin yapıldığı cinstendi.Silifke Çiftliği’nde özenle yetiştirildiler elde edilen deriler kürk yapmak üzere Ankara’ya gönderildi ve büyük gelir elde edildi..Ayrıca çiftliğin ana kanaları üzerinde 6 adet beton köprü, 1 karakol binası, büyük bir ilkokul, çiftlik müdürlük lojmanı, iki memur evi, makine hangarları, tamirhane, akaryakıt deposu, fırın, mutfak, yemekhane, iki ambar ve Susanoğlu koyunda büyük bir ihracat ambarı yapıldı. Avşar Köyü yakınında büyük bir okaliptüs örnek ormanı yapıldı. Toros Dağları’nda modern mandıralar kuruldu..İlk tarım kredi kooperatifi ni kurdurdu.Tekir Çiftliğinin bir başka özelliği de Atatürk’ün ilk kez Tekir Köyü çevresindeki köylülerin katılımı ile ilk Tarım Kredi Kooperatifi’ni kurmuş olmasıdır. Atatürk 1936 yılında merkezi Tekir Çiftliği olmak üzere 10 köyden 36 üreticinin kurucu üye olduğu bir kooperatif kurmuştur. Atatürk’ün başvurusu şöyledir.Silifke Ziraat Bankası’na,Merkezi Tekir Çiftliği olmak ve Arkarası, Persenti, Avşar, Karadereli, Tekir, Tekir koyuncu, Türkmenli, Türkmenaşağı, Tozara köylerini de ihtiva etmek üzere bölgemizde 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanununa uygun bir tarım kredi kooperatifi kurmak istiyoruz..Gereğinin yapılmasını dileriz.”..30.06.1936..Mustafa Kemal Atatürk ve 36 kurucu üye..Görüldüğü gibi, Atatürk kooperatifleri desteklemekle kalmamış, kendisi de Silifke Taşucu’nda Tekir Çiftliği’nde kurulan Türkiye’nin ilk tarım kredi kooperatifi olan Tekir Kooperatifi’ne 1 no’lu kurucu ortak olmuştur. Kooperatifin kuruluş tarihi olan 30 Haziran günü kurulan,Türkiye’de uzun süre“Koperatifçilik Bayramı” olarak kutlanmıştır.

TarihteBugünx

Dinle sana bir nasihat edeyim

0

Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan, gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yad ellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle
El iki söylerse, sen birin söyle
Elinden geldikçe sen eylik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asilzadelerden hiç kemlik gelmez
Sen eyilik et de o zayi olmaz
Darılıp da başa kakıcı olma

El âriftir, yokla kendi kendini
Dağıdırlar duzağını, fendini
Alçaklarda otur, gözet kendini
Katı yükseklerden uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size lâyık olan onu dinlemek
Sev seni seveni, zay etme emek
Sevenin sözünden geçici olma

Karac’oğlan söyler sözün, başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hacil düşürür
Kötülerle konup göçücü olma

Alem düşman olur ise

0

Alem düşman olur ise
Beni dosttan ırımaya
Dost kanda ise ben anda
Düşmanlık ayıramaya

Dost ehli bizim ile hem
Dost burdadır bize ne gam
Yüz bin cehd ederse düşman
Dost mahfili duramaya

Düşman bana nidebile
İşim gücüm dosttan yana
Dost makamı can içinde
Düşman eli eremeye

Sultanlar âcizdir anda
Ne gönüldedir ne canda
Mahrumdur iki cihanda
Ki dost yüzün göremeye

Kime kim dost kapı aça
Düşmanı elinden kaça
YUNUS ağzı güher saça
Değme ârif deremeye

Bir nefescik söyleyelim

0

Bir nefescik söyleyelim
Dinlemezsen neyleyelim
Aşk deryasın boylayalım
Ummana dalmağa geldim

Ben pirimle oldum aşna
Kalmadı gönlümde nesne
Pervaneyim ateşine
Şem’ine yanmağa geldim

Ben pirin edna kuluyum
Kem damarlardan beriyim
Aynı cem’in bülbülüyüm
Meydana ötmeğe geldim

Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yuğruldum
Kazana girdim kavruldum
Meydana yenmeğe geldim

Şah Hayatî dir özümde
Hiç hilâf yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Dârına durmağa geldim

Kâfünun” hitabı ızhar olmadan

0

“Kâfünun” hitabı ızhar olmadan
Biz bu kâinatın iptidasıyız
Kimseler vâsılı didar olmadan
Ol kabekavseynin Ev ednasıyız

Yok iken Âdemle Havva âlemde
Hak ile Hak idik sırrı müphemde
Bir gececik mihman kaldık Meryemde
Hazreti İsanın öz babasıyız

“Küntükenz” sırrının olduk agâhı
Aynelyakin gördük cemalûllahı
Ey hace bizdedir sırrı ilâhi
Hünkâr Hacı Bektaş fukarasıyız

Bize peder dedi tıflı Mesiha
“Rabbi erini” deye çağırdı Mûsa
“Lenterâni” deyen biz idik ana
Biz Tûru Sinanın tecellasıyız

Zahida şanımız “İnna fetahnâ”
Harabî kemteri serseri sanma
Bir kılı kırk yarar kâmiliz amma
Pirim (Balım Sultan) budalasıyız

Dükkan açtım marifetten,

0

Dükkan açtım marifetten,
Dükkanıma gelici yok,
Bir küpe yaptım kudretten,
Kulağına takıcı yok.

Dükkanı açtım örterim,
Alan yok kime satarım,
Cevherim ağır tutarım,
Kıymetini bilici yok.

Gevherleri ağır kişi,
Nice tartan sen bu taşı,
Kalleşliktir elin işi,
Bu manadan alıcı yok.

Canını almış eline,
Bülbül ağlıyor gülüne,
Şimdi cananın yoluna,
Sıdkile bir gidici yok.

Bezirganlar gelip geçer,
Kimi konar, kimi göçer
Teslim Abdal kaldı naçar,
İkrarında durucu yok.

Teslim Abdal

Yoldaş demek

0

Deniz Koydum Adını

0

Nerde kendini bilmez çocuklar
Bir sabah öylece çekip gittiler
Çınladı alkışlar kör sokaklarda
Yankısı kime kaldı

Deniz koydum adını
Kederi bende saklı
Uzak köyler kurdum birbirine
Denizine aldandım

Acının surlarında ateşler yaktık
Vuruldu şehirler soluksuz kaldık
Kendine çekilde bütün zamanlar
Gölgeler orda kaldı

Deniz koydum adını
Kederi bende saklı
Uzak köyler kurdum birbirine
Denizine aldandım

Devlet ve Alevilik – Aleviler Dr. İsmail Engin

0

Türkiye’de devlet, yaklaşık her on yılda bir Aleviler ve Alevilik konusundaki “kurumsal belleği”ni güncelleyen bir mekanizma işletiyor.

süreç, bazen açık biçimde, bazen de daha örtülü yöntemlerle; toplantılar, çalıştaylar, sempozyumlar ve çeşitli organizasyonlar aracılığıyla yürütülüyor.

söz konusu etkinliklerin finansal ve idari desteği çoğu zaman doğrudan devlet tarafından sağlanıyor; vakıf ya da dernek yapıları söz konusu olduğunda ise hem “denetim” hem de “yasaya uygunluk” çerçevesi devletin kontrolünde şekilleniyor.

diğer bir ifadeyle, Alevi örgütlenmeleri ve etkinlikleri düzenli biçimde hukuki açıdan gözden geçiriliyor.

aslında bunun kökleri çok daha eskiye, Osmanlı dönemine kadar uzanıyor :

Osmanlı’dan itibaren Alevi topluluklarına ilişkin bir denetim mekanizması ve kurumsallaşmış kayıt sistemi varlığını sürdürmüş durumda.

örneğin, Osmanlı’da şecereleri denetleyen yapılar bulunuyor; bu şecerelerin onaylanmasıyla birlikte bazı imtiyazlar tanımlanıyor – tanınıyor ve geliştiriliyordu.

tekke ve zaviyelerin toprak kullanımı, vergilendirilmesi ve vergi muafiyetleri de bu çerçevede düzenleniyordu.

daha açık söylemek gerekirse devlet, “kimin kim ve ne olduğunu” bilen ve bunu kayıt altında tutan – denetleyen bir sistem kurmuştu.

yakın dönemde belirtilen “kurumsal belleğin” en kapsamlı güncelleme girişimi, Alevi kurumlarının da katılımıyla gerçekleştirilen “Alevi Çalıştayları” oldu.

Kültür Bakanlığı bünyesinde oluşturulan resmî yapının altyapısı da büyük ölçüde bu süreçte şekillendi.

aynı dönemde, üniversitelerde çok sayıda araştırma ve uygulama merkezi kuruldu. böylece yeni bir model devreye sokuldu: Alevilik üzerine yapılan akademik çalışmaların devlet politikalarıyla entegrasyonu.

günümüzde devletin resmî yaklaşımı bir yandan dedeleri ve zakirleri merkeze alan anlayışı benimsiyor; diğer yandansa Alevilik üzerine çalışan bazı akademisyenleri kendi bünyesine dahil ederek toplumsal alanda daha derin ve yaygın bir etki kurmaya çalışıyor.

buna eğitim müfredatları ve medya araçları da eklendiğinde, devletin yalnızca kabul eden kesimlere değil, kendisini reddeden toplumsal alanlara da hane bazında nüfuz edebildiği görülüyor.

o nedenle, kurumsal yapılar ekonomik, hukuki, idari bakımdan zaten devlet mekanizmalarına bağlı durumda ve Alevilerin devletin geliştirdiği politikaya dayabilme şansı oldukça düşük.. | @ismailenginhd [07.05.2026]

not: neo [- liberal] Osmanlıcı anlayış, sistemle yahut Cumhuriyetle hesaplaşmasını Aleviler üzerinden yürütüyor.

DENİZ GEZMİŞ’İN SANSÜRLENEN MEKTUBU

0

Bugün 6 Mayıs. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamlarının yıldönümü.

Deniz’leri saygıyla anıyorum.

Deniz Gezmiş’in sansürlenen mektubunu bilmiyor muydunuz?

Gelin bu sansürü birlikte delelim…

Bu mektup sayesinde gerçek Deniz’le tanışacaksınız.

Önce mektubun öyküsü…

Yıl 1971… Aylardan Ocak…

12 Mart’a giden günler… 68’in liderlerinden Deniz Gezmiş, eylemleri nedeniyle tüm Türkiye’de aranmaktadır.

Deniz’in babası Cemil Gezmiş, oğlunun öldürüleceğinden endişe ederek Cumhuriyet gazetesinde bir açık mektup yayınlar. Ve Deniz’e teslim ol çağrısı yapar.

O sırada ODTÜ’de saklanmakta olan Deniz, bu çağrıyı elbette kabul etmez. Gazeteci Ergin Konuksever’e ulaşır ve babasına yanıtını iletir. Deniz’in babasına mektubu 29 Ocak 1971’de Cumhuriyet’te yayınlanır.

Mektup şöyle:

“Baba;

Sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim.

Baba,

Biz Türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da.Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşında olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları.

Düşün baba,

Bugünkü hükümet, işini gücünü bırakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdalar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız.

Ya vatan ya ölüm!”

Deniz’i seviyor olabilirsiniz…

Ya da Deniz’i bir “terörist” olarak görüyor olabilirsiniz…

Hangi tarafta olursanız olun, eminim, çoğunuz bu mektubu hiç görmedi. Çünkü bu mektup Deniz’in, daha doğrusu Deniz’lerin, 68’in Atatürkçü kimliğinin bir kanıtıdır.

Bu, gizli bir mektup değil. Hatta Deniz’in en çok önem verdiği metinlerden. O kadar ki, aranıyor olmasına rağmen yakalanma riskine girip mektubu gazeteye ulaştırmış.

Bu, sansürlenmiş bir mektup…

İki kesim bu sansürde birleşmiş.

Bir kesim, kimi sözde Deniz Gezmiş taraftarları…. Sonradan Kürtçü olup ABD’nin kucağına oturanlar…

Diğeri ise 12 Mart’ta zaten Amerika’nın kucağında olanlar: Deniz’i idam edenler…

Deniz’in, Mahir’in ve genel olarak 68’in Atatürkçü kimliğini gizlemek, bir Amerikan projesidir.

Çünkü en çok korktukları şey, bu ülkede solculukla Atatürkçülüğün buluşmasıdır.

Çünkü bu topraklarda Atatürkçülük, aranılan sosyalizmin ta kendisidir.

Deniz’lerin bu kadar sevilmesinin sırrı da budur.

Gelin bu Amerikancı, Kürtçü, gerici sansürü birlikte kıralım. Bu mektubu yaygınlaştıralım. Ve Amerika’nın en büyük korkusunu gerçek kılalım: Atatürkçülükle solculuğu buluşturalım.

68’de olduğu gibi…

Deniz’lerin yaptığı gibi…


Özgür Erdem’in yazısını Türk Solu internet sitesinde okuyabilirsiniz.

Dosttan haber kim getirir

0

Dosttan haber kim getirir
Sorun seher yellerine
Vay bu ayrılık fırakı
Yetişmesin kullarına

Bu ayrılıklar fırakı
Dünya kime kalır bâkî
Ol padişah olup sâkî
Kadeh sunar kullarına

Ol kadehin içi dolu
İçen ondan olur deli
Ol şeyhimin tâlibleri
Bel bağlamış yollarına

Nefse karşı olan kişi
Durmaz akar gözü yaşı
Burda nefse uyan kişi
Dalmaz kevser sularına

Kevser havzuna dalanlar
Ölmezden öndün ölenler
Nefsini düşman bilenler
Konar Tûbâ dallarına

Tûba dalından uçanlar
Cennet kapısın açanlar
Şarabun tahur içenler
Banmaz dünya ballarına

Bîçâre YUNUS neylesin
Derdini kime söylesin
Bir dem tefekkür eylesin
Bu dünyanın hallerine

Cahit Öztelli, Yunus Emre Yaşamı ve Bütün Şiirleri Reha Yayıncılık İstanbul 1984

Babalara geldik baba

0

Her tarafımız yamuk
Neremiz doğru baba
Kol geziyor sapık
Neremiz dürüst baba
Babalara geldik baba

Altın satar hacımız
Kara Çarşaflı Bacımız
Terörist çıktı hocamız
Kime güvenelim baba
Babalara geldik baba

Sokaklarda trafik
Kurallar abidik gubidik
Koptu kopacak iplik
Neremiz sağlam baba

Direksiyon başında
SMS yazıyor
Kornaya basıyor
Kuralı Bozuyor
Üstüne üstlük namuzsuz
Küfredip kızıyor
Aha Canavar baba

Stadyumlarda küfür
Maçlar sıfır sıfır
Kim müslüman kim kafir
Belli değil baba
Babalara geldik baba

Bir karpuz kestik
Tam ortasından
Vallahi kabak çıktı öbür yarısından
Taze diye aldım köy yumurtasından
Civcik çıktı baba
Babalara geldik baba

Bas kumandaya televizyonu aç
Karşına çıkacak desti isdivaç
Gergedan boynuzu Aslan Pençesi
Bunlar sahte ilaç
Onlara güvenme baba
Babalara geldik baba

Ankara daysa dayın
Her yerde oynar ayın
Yüzde iki zam
Emekli senin payın
Ye Ye bitmez baba

Bir Veysel Karani
Deve güderdi
İnanmıştı Hakka Nebiye giderdi
Eskiden Allah diye ibadet ederdi
Şimdi besmele çeken
Haram yiyor baba

Amanım halimiz harap
Içtiğimiz şarap
Alt yanımız Avrupa
Üst yanımız Arap
Çok karıştık baba
Babalara geldik baba

Damarımda kanım
İstiklal Marşım
Ben ona düşmanım
Kim çıkarsa karşı

Garip Ali Çoştu yine
Ne mutlu türküm diyene
Bizim Ali Çoştu yine
Ne mutlu türküm diyene

Bir sualim var sorayım

0

Bir sualim var sorayım
Mürşit halin bilenlere
Yedi yerde nişan gerek
Hak evine girenlere

Birinci malın terk gerek
İkinci kuşağın pak gerek
Üçüncü yek yürek gerek
Bu yollara girenlere

Dördüncü farzı budur ki
Uymaya hırs ile nefsine
Sen onlara uyucu olma
Hırsı ile kalanlara

Beşinci farzı budur ki
Yetmişiki den seçile
Yetmişiki den seçilmeyen
Karışamaz erenlere

Virani`m altısın dedi
Birini geriye koydu
Onu sonra derim dedi
Tenha tenha soranlara

Virani Baba