Sağlamı dururken delikli tasın,
Dolduğu devrana denk geldik, eyvah!
Demirden çıkardık yürekte pasın,
Kaldığı devrana denk geldik, eyvah!
Belli değil çağın dönek, dürüstü;
Düz sandığın, en yamuğun bir üstü.
Kadın değil, erkeğinin orospu
Olduğu devrana denk geldik, eyvah!
Levye sökmez gören gözden çapağı,
Dost olmuşlar köyün alçak kaypağı.
Tencerenin yuvarlanıp kapağı
Bulduğu devrana denk geldik, eyvah!
Düğün gürültülü, düştü sıvalar,
Halay uzun, yetmez çöller ovalar.
Davulcunun dönek, kalleş havalar
Çaldığı devrana denk geldik, eyvah!
Kıymeti kalmamış yekin yektanın,
İlk önce konusu olur cüzdanın.
İnsanlığın, merhametin, vicdanın
Öldüğü devrana denk geldik, eyvah!
Harun’un dilinde her sözü nakit,
Şair kalemine yakışmaz sükut.
Yalancının, riyakârın beş vakit
Kıldığı devrana denk geldik, eyvah!
Âşık HARUN USTAOĞLU

