Pazar, Ağustos 31, 2025
No menu items!

Âşık Kul Ahmet,

Asıl adı Ahmet Kartalkanat olan Âşık Kul Ahmet, 1932 yılında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Bozlar köyünde dünyaya geldi. Babasını henüz bir yaşındayken kaybetti. Zor şartlarda, üvey babasının himayesinde büyüyen Kul Ahmet, 15 yaşında sazını eline alıp âşıklık geleneğinin izinden yürümeye başladı.

Bize Kızılbaş demişler
Gül de kırmızı değil mi
Binbir çeşit kelam söyler
Dil de kırmızı değil mi

Pirimiz de Ali Baba
Sizi koruz kaptan kaba
Doğup batar gel her sabah
Gün de kırmızı değil mi

Bütün huriler libası
Muhammed’in tazifesi
Atatürk’ün madalyası
O da kırmızı değil mi

Kul Ahmed’im gezdim dağı
Seyreyledim bahçe bağı
Sallanıyor Türk bayrağı
Rengi kırmızı değil mi

Genç yaşta Anadolu’nun birçok köyünü, kasabasını gezdi; Malatya’dan Sivas’a, Elazığ’dan İstanbul’a kadar sazıyla, şiiriyle yollarda dolaştı. Ankara’da radyo ve televizyon programlarında da yer aldı, devlet memurluğu yaptı. Ailesiyle yaşadığı acılar ve zorluklar onu asla yıldırmadı.
Röportajlarında şöyle der:

“Ben buyum… İnsanlığa bağlı yolum erkânım… Bizi yetiştirdi irfanla bilim, her dem Hâk dilini söylüyor dilim.”

Şiirlerinde insan sevgisi, ahlak, adalet, kardeşlik ve özgürlük temaları ön plandadır. Alevi-Bektaşi inancına mensup olsa da, şiirlerinde inancın eğitsel ve evrensel değerlerini işler, çağdaş dünyanın gerekliliklerine vurgu yapar. Sözleriyle, “Dünya milletlerinin birlik ve barış içinde yaşamasını” dilemiştir.

Kul Ahmet, 1971 yılında eşi Fatma’yı kaybettikten sonra çocuklarını yuvaya vermek zorunda kalmış, sonra yeniden Anadolu turnelerine çıkmıştır. Dostu Âşık Veysel ile karşılıklı saz çalıp söyleyen usta, 1996’da aramızdan ayrıldı.

Bir Şah Olsam

En meşhur şiirlerinden biri olan “Bir Şah Olsam” yüzünden defalarca tutuklanmış; şiirde dile getirdiği adalet, eşitlik ve barış hayali, dönemin yönetimince sakıncalı bulunmuştur:

Bir şah olsam hükmeylesem cihana
Başta haksızlığı yıkar giderdim
Okullar yapardım bütün insana
Cehaleti kökten yakar giderdim

Fabrikalar kurar idim her yerde
İkiliği komaz idim bu serde
Ayrı gözle bakamazdım bir ferde
Cihana bir gözle bakar giderdim

Bir insan severdim biri de Allah
Ondan başkasına tapmazdım billah
Ne Kudüs kalırdı ne de beytullah
Oraya bir bostan eker giderdim

İnsanlıktan başka olmazdı Cennet
Bir olursu İsa, Musa, Muhammet
Hiç ayrı olmazdı din ve tarikat
Mezhepler bağını söker giderdim

Bir olurdu zengin fakir her zaman
Bütün hastalara olurdum derman
Ne gavur kalırdı ne de müslüman
Tümünü bir yola çeker giderdim

O günü görseydim gönlüm gülerdi
Bütün dünya halkı bayram ederdi
Ne bir silah ne bir atam kalırdı
Bir derin deryaya döker giderdim

Gece gündüz çalışırdım millete
Bir faydalı kul olurdum devlete
Bir ırmak misali güneşten öte
Başka dünyalara akar giderdim

Uyanırdı bizden mantıkla hisler
Taş atmazdı bize softa iblisler
Tutmazdı bizleri cahil kabuslar
Yobazlara şimşek çakar giderdim

Her zaman yaşardık namusla arla
Çalışırdı insan ticaret karla
Dünyayı ederdim koca bir tarla
Birlik tohumunu eker giderdim

Bir devlet ederdim bu ulu hanı
O zaman sürerdik yolu erkanı
İnsanı ayıran o kör şeytanı
Boynuna bir zincir takar giderdim

Gerçek insanlarla eder idim Cem
Seçerdim orada iyi ile kem
Doğrulardan yana olurdum her dem
İrtica kolunu büker giderdim

Kul Ahmet der varlığımız bitmezdi
İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi
Ayrı ayrı devlet icap etmezdi
Dünyaya bir bayrak diker giderdim


Bu şiir yüzünden cezaevinde 1 yıl 3 ay yattı, ancak sözünü hiç değiştirmedi. Üstelik şiiri başka ozanlar tarafından izinsiz kullanılmış, hakkını aramak için mahkemelere bile düştü.

Hayatında ilginç anılar da var: İstanbul’da düzenlenen bir aşıklar yarışmasında ünlü Âşık Davut Sulari ile atışmış, doğru ve bilimsel bilgisiyle seyircileri kendine hayran bırakmıştır.

Kul Ahmet, Anadolu’nun yürekten bir sesidir. Şiirleri, sazı ve hayatıyla halkın vicdanını yansıtır. Bugün hâlâ eserleri; Erdal Erzincan, Arif Sağ ve daha birçok sanatçı tarafından seslendirilmekte, anılmaktadır.

Onun dünyası, “silahsız, savaşı olmayan, insanın hür olduğu, barış dolu” bir dünyadır. Biz de bu akşam, onun bu temiz yüreğine ve güçlü sazına kulak verelim.

Âşıklar Atışması: Kul Ahmet – Davut Sulari

Kul Ahmet: “Şemsi Yastıman’la birlikte âşıklar şölenine gittik. Türkiye’den pek çok âşık gelmişti. Hatta rahmetli Âşık Veysel de oradaydı. Âşık Davut Sulari de gelmişti. Efendim, ben bir yıl Davut Sulari ile beraber Anadolu’ya geçmiştim. O zamanlar Davut Sulari, Ankara’da kivrasının karısını kaçırmıştı. Bu olay sebebi ile aramız açılmıştı.
Onun bu tür nahoş olaylarına kızıyordum. Tabi ben Davut Sulari’nin yaşına göre çocuk sayılırdım. Fakat, Davut Sulari’yi halk çok tutuyordu.

O gece konser ve yarışma başladı. Konserde jüri bile vardı. Sıra Davut Sulari’ye gelmişti. Sahnede halka: ”Sayın seyirciler, yeni bir âşık çıkmış. Adı Kul Ahmet. Onu benimle atışmak üzere sahneye çağırıyorum.” diye konuştu.

Tabi o yıllar halk beni tanımıyor. Davut Sulari’nin niyeti, halkın huzurunda beni hacil duruma düşürmek. Ben önce çıkmak istemedim. Bir taraftan halk alkışlarla beni davet ediyor, bir taraftan da Davut Sulari: ”Eğer gerçek âşık ise kaçmasın gelsin. Âşıklığını izhar ve beyan etsin.” diyerek seyircileri tahrik ediyordu. Seyirci de tempo tutarak beni sahneye çıkmaya mecbur etti. Sazımı aldım sahneye çıktım.

Davut Sulari:

Sana bir sorum var dinle Kul Ahmet
Gökte kaç yıldız var bilir misin sen?
Bütün deryaları yüzüp geldin mi?
Kaç tane balık var bilir misin sen?

Kul Ahmet:

Ben yıldız saymadım balık saymadım
Bu kadar inceyi elemem Davut
Gökte kaç yıldız var bir Allah bilir
Bu sırr-ı hikmeti bilemem Davut

Davut Sulari:

Dertlerini Hâk derdine kattın mı?
Yunus gibi deryalara battın mı?
Kürre-i arz kaç kilodur tarttın mı?
Dünya kaç kilodur bilir misin sen?

Kul Ahmet

Dertlerimi dost derdine katarım
Yalan söyleyene her dem çatarım
Bir terazi oldum in-cin tartarım
Ben bu ağır yükü alamam Davut

Davut Sulari

Davut Sulari der Kul Ahmet ersin
Bazı talip oldun bazı da pîrsin
Sen de şu dünyada ustayım dersin
Kaç tane kapı var bilir misin sen?

Kul Ahmet

Kul Ahmet’im bizde Hâk’kın yapısı
Tanrının elinde dünya tapusu
Bir kapı bilirim dostun kapısı
Varıp her kapıyı çalamam Davut

…..

Seher Yeli Nazlı Yare
Bildir Beni Bildir Beni
Düşmüşem Elden Ayaktan
Kaldır Beni Kaldır Beni

Söyle güzeller şahına
Yüz süreyim dergahına
Zehir olan kadehine
Doldur beni doldur beni

Kul Ahmed’im gönül versem
Bağında gülünü dersem
Senden gayrı yar seversem
Öldür beni öldür beni

ÂşıkKulAhmet

İLGİLİ YAZILAR
İstanbul Cemevi

Bizi Takip edin

12,971BeğenenlerBeğen
38TakipçilerTakip Et

ŞİİR

Alevilik Takvimi

Alevilik Takvimi 2024-2025-2026

2024 13 – 15 ŞUBAT 2024HIZIR ORUCU 21 MART 2024HZ ALİ ‘NİN DOĞUMU NEVRUZ BAYRAMI(21 Mart 598) 31 MART 2024HZ ALİ ‘NİN ŞAHADETİ GÜNÜ(21 Ramazan 40 Hicri) 05/06...