Üç öğün kar yedik vicdan dağında,
İçimiz yanıyor, anlayamadık.
Yangın var dediler gönül bağında,
Kanımız donuyor, anlayamadık.
Sakladı sinsiler fikirlerini,
Üstümüze sildiler kirlerini.
Hırsızlar suçladı birbirlerini,
Kim kimi kınıyor, anlayamadık.
Kim yoldu kır atın kuyruk yalını,
Kimler çaldı ayağından nalını?
Ah, bir bilsek perdelerin dalını,
Ne filim dönüyor, anlayamadık.
Ayağa eğildi dik duran başlar,
Dostlara atıldı en büyük taşlar.
En temiz bildiğim rengârenk kuşlar,
Her leşe konuyor, anlayamadık.
Vaatler boş çıktı, çıkan sallamış;
Yalanı katlayan zarfla yollamış.
Muhtar, ya köylüyü salak bellemiş,
Ya bizi sınıyor, anlayamadık.
Taş çatlatır yalakanın lafları,
Plaketle kupa dolu rafları.
Uyanıklar salakları, safları,
Nasıl da tanıyor, anlayamadık.
Harun, bizi tunç ettiler, gümüştük;
Kalleşliğe dağ dayanmaz, demiştik.
Biz tekmeyi midemize yemiştik,
Kaşımız kanıyor, anlayamadık.
Âşık Harun Ustaoğlu

