Dinle imdi ne diyeyim
Delîl ü burhândur ‘Alî
Gel eşigine yüz süri
Kıble-yi îmândur ‘Alî
Pervân’olup yanar isen
Gel şu’leye çonar isen
Müşkülini tanlar isen
Mürşîd ü rehberdür ‘Alî
Farza olursan ‘ahde vefâ
Bulasın sıdk ile safâ
Yetişe hasteye şifâ
Derde dermândur ‘Alî
‘Alî sırrı ‘ayân olmaz
Vasfı dilde beyân olmaz
Al gevherden ziyân olmaz
Defter-i dîvândur ‘Alî
Ala gözler şem’i olmuş
Gel sürelim demi olmuş
Duman kendi kimi olmuş
Kerâmet ‘ummândur ‘Alî
Vücûdum şehrinde bulam
Birligin varlıgın bilem
Tamâm on sekiz bin ‘âlem
Bu şehre sultândur ‘Alî
Hakîkatdur, ma’rifetdür
Tarîkatdur, şerî’atdur
Nübüvvetdür, velâyetdür
Küllîde yeksândur ‘Alî
Gel geçelüm kâl ü kîli
Gözedelüm togrı yolı
Muhammed Mustafâ, ‘Alî
Dutar isen dîndür ‘Alî
Hasan Hulkî gönlüm aldı
Hüseyn cismimde cân oldı
Bize Hak’dan nidâ geldi
Hâlıkü’r-rahmândur ‘Alî
‘Abidîn, Bâkır, Sâdık, Kâzım
Önünde başı kodım
Mûsâ Rızâ’ya hak didüm
Gönülde mihmândur ‘Alî
Takî, Nakî, İmâm ‘Askerî
Muhammed Mehdî dîn eri
Yâri Düldül Kanber’i
Seyf-i Nerîmân’dur ‘Alî
Şu ben ne diyeyim size
Çün bu haber degdi dize
Şâh-ı velâyet-i hazâ
Key sırr-ı pinhândur ‘Alî
Muhyi’d-dîn’ün cism ü cânı
Muhammed’dür ‘Alî kânı
Togrı seyr ider cihânı
Ol genc-i nihândur ‘Alî
Muhyiddîn Abdal

