Pazartesi, Nisan 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 88

Dünya ile bir pazarlık eyledim

0

Dünya ile bir pazarlık eyledim
Ne virane ne harabe ne şendir
Seyrettim de bir dükkâna uğradım
Ne çarşıdır ne bedesten ne hardır

Sırr-ı surullahtır âleme inene
Dedim harfim manasını duyana
Çiçeğe uğradım kokusu bana
Ne bağdadır ne bağbandır ne güldür

Bir makam seyrettim ya kim gelecek
İkrarsızlar kıyamete kalacak
Bir gerçek harfim var mana alacak
Ne mezheptir ne imandır ne dindir

Yedi’iklim çar köşe kilidi birdir
Ana akıl ermez bir gizli sırdır
Sorarsan dünya ana misaldir
Ne ağızdır ne burundur ne dildir

Kitabın kalbinde olur mu ilan
Ümmet-i billah da Ali’ye ayan
Doluyu bu demde elime sunan
Ne âdemdir ne insandır ne kuldur

Kul Himmet’im bu manadan al imdi
Alamazsın bir gerçeğe sor imdi
Senede bir kere doğdu dolandı
Ne ülkerdir ne yıldızdır ne gündür

Yerin göğün temelini kurduran

0

Yerin göğün temelini kurduran
Alemleri yaratan nur idi Ali
Kendi miradını kendinden kıllan
Kandilde parlayan nur idi Ali

Evveli ahiri zahir batını
Binde bir can anlamadı zatını
Kimse koymamıştı daha adını
Kandilde sır olan nur idi Ali

Ruhları yaratan bezm-i elesten
Küntü kenz esrarın göze getiren
Kün deyince alemleri var eden
En evvel söylenen söz idi Ali

Ademi yarattı nurundan verdi
Havvayı ademe armağan etti
Kendi kaderini kendisi çizdi
Ta ezelden beri var idi Ali

Cennetten kovulup dünyaya inen
Adem oğlu şit’in sülbünden gelen
Dört kapıdan geçen hakka erişen
Canların koyduğu ad idi Ali

Onun ismi dört kitapta okunur
Çün nereye baksan orda mevcuttur
Cahil olan bu sözlerden gocunur
Doğan ölen yapan bozandır Ali

Oktay

Gitme giden gitme sual sorayım

0

Gitme giden gitme sual sorayım
O nazlı pirime benzettim seni
Sende hak nişanı vardır gördüğüm
Hak dediğim yere benzettim seni

Mevlayı seversen eğlen dur gitme
Aşık akan sulara intizar etme
Bir kaşları suna gözleri süzme
Kirpiği hançere benzettim seni

Kapısına şeydullaha vardığım
Davasın derdime derman kıldığım
Aşkın havasına hayran olduğum
O nazlı pirime benzettim seni

Eydür Virani’yem kal u belaya
Sofrası meydanda Bektaş Veli’ye
Bir ismi Muhammet biri Ali’ye
Ali ül Haydar’a benzettim seni

Yüce Tanrım hiç saklanma

0

Yüce Tanrım hiç saklanma
Vallah billah gördüm seni
Sen kendini gizli sanma
Vallah billah gördüm seni

Akıl kibritini çaktım
Mantık şamdanını yaktım
Can gözümü açıp baktım
Vallah billah gördüm seni

Kamu eşya ins ü cinde
Gerek mescit gerek cemde
Irksız farksız her ademde
Vallah billah gördüm seni

Ben sendeyim sen bendesin
Yüreğimin içindesin
Varsın zahir yalan desin
Vallah billah gördüm seni

Derviş Kemal der ki yarsın
Nere baksam orda varsın
Gören göze aşikarsın
Vallah billah gördüm seni

Yetiş ya Hızır ya Hızır

0

Bugün dardadır başım
Yetiş ya Hızır ya Hızır
Bozulmuş yolum yoldaşım
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Evsiz yurtsuzun eşisin
Yetim yoksulun düşüsün
Erenlerin en başısın
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Doğru çalışan ustaya
Haber getiren postaya
Yatakta yatan hastaya
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Karda kışta kalanlara
Hak için düşmüş yollara
Dermanı yok yaralara
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Talip ayrılmış pirinden
Dünya zalimin şerrinden
Sallanıyor yer yerinden
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Devalarda belalarda
Yangınlarda kazalarda
Mapustaki cezalarda
Yetiş ya Hızır ya Hızır

İşbilen savcı hakime
Çaresiz öksüz yetime
Erenlerin himmetine
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Hak yoluna düşenlere
Pire niyaz edenlere
Enel Hakkı diyenlere
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Mahmut kurban dır adına
Gel bir çare bul derdine
Sen yardım eyle düşküne
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Sığındım senin şanına
Sen yardım eyle kuluna
Gariplerin imdadına
Yetiş ya Hızır ya Hızır

Bu kadar cevretme aziz sultanım

0

Bu kadar cevretme aziz sultanım
Ya nolur insafa gel bazı bazı
Halime rahmeyle ruhi revanım
Bendêne keremler kıl bazı bazı
 
Sen arifsin ne dediğimi bilirsin
Yaralı gönlüme merhem olursun
Ben geldikçe melul mahzun durursun
Şadeyle gönlümü gül bazı bazı
 
Coşkun çaylar gibi bulanıp akma
Gamzeyi hançeri sineme çakma
Çok ise günahım kusura bakma
Bildiğinden şaşar kul bazı bazı
 
Hüseyinim derki lebi balımsın
Canımın cananı servi dalımsın
Sen bir merhametli gönlü ganisin
Perişan gönlüme sor bazı bazı

Cihan var olmadan ketm-i ademde

0

Cihan var olmadan ketm-i ademde
Hak ile birilikte yekdaş idim ben
Yarattı bu mülkü çünkü o demde
Yaptım tasvirini nakkaş idim ben

Anasırdan bir libasa büründüm
Nar-ü bad-ü Ab-ü hak’dan göründüm
Hayrülbeşer ile dünyaya geldim
Adem ile bile bir yaş idim ben

Ademin sulbünden Şît olup geldim
Nuh-ğ Nabi oldum tüfana daldım
Bir zaman bu mülke İbrahim oldum
Yaptım Beytullah’ı taş taşıdım ben

İsmail göründüm bir zaman ey can
İshak Yakup Yusuf oldum bir zaman
Eyyub geldim çok çağırdım el-aman
Kurt yedi vücudum kaç kaş idim ben

Zekeriyya ile beni biçtiler
Yahya ile kanım yere saçtılar
Davud geldim çok peşime düştüler
Mühr-ü Süleyman’ı çok taşıdım ben

Mübarek asayı Müsaya verdim
Rühü-l Kudüs olup Meryam’e erdim
Cümle evliyaya ben rehber oldum
Muciz murh-ı şebi hüffaş idim ben

Sulb-i pederimden Ahmed-i Muhtar
Olup da cihana geldim aşikar
Ali ile çok takındım Zülfekar
Kul iken zat ile sırdaş idim ben

Tefekkür eyledim ben kendi kendim
Mucize görmeden imana geldim
Şah-ı Merdan ile Düldül’e bindim
Zülfekar bağladım tığ taşıdım ben

Sekahüm hamrinden içildi şerbet
Kuruldu ayn-i cem ettik muhabbet
Meydana açıldı sırr-ı hakikat
Aldığım esrara sırdaş idim ben

Hidayet erişti bize Allah’dan
Biat ettik cümle Resullah’dan
Haber verdi bize seyr-i fillah’dan
Selman-ı pak ile yoldaş idim ben

Şükür matlübumu getirdim ele
Gül oldum feryadı verdim bülbüle
Cem olduk bir yerde ehl-i beyt ile
Kırklar meydanında ferraş idim ben

İkrar verdik cümle düzüldük yola
Sırrı faş etmedik asla bir kula
Kerbela’da İmam Hüseyin’le bile
Pak ettim demeni gül taşıdım ben

Şu fena mülküne çok gelip gittim
Yağmur olup yağdım ot olup bittim
Urûm diyarını ben irşad ettim
Horâsan’dan gelen Bektaş idim ben

Gâhi nebi gâhi veli göründüm
Gâhi uslu gâhi deli göründüm
Gâhi Ahmet gâhi Ali göründüm
Kimse bilmez sırrım kallaş idim ben

Hamdü’llâh şimdi ŞİRİ dediler
Geldim gittim zatım hiç bilmediler
Kimseler bu remzi fetmetmediler
Her gelen mahluka kardaş idim ben

Dört duvar içinde olsa mekanım,

0

Dört duvar içinde olsa mekanım,
Taşrasından esen yel bana neyler?
Yanımdaki sudan korku çekerim,
Uzakta çağlayan sel bana neyler?

Mekanım balçıktır, üstadım Ali,
Muhammed nesline demişim beli,
Çekerim gayreti, sererim yolu,
Ben Hak’tan korkarım, el bana ne der?

Dünyada gerçekler katara uydu,
Aşk ile muhabbet ikrarın bendi,
Pirimden almışam hatır gülbengi,
Haramili olan bey bana neyler?

Şu Dünyada Gerçek Erenler Çoktur
Gerçek Olmayanın Sözleri Boştur
Bana Derler Girme Girme Geçidi Yoktur
Yüzmesin bildiğim Göl Bana Neyler

Teslim Abdal eder gözler kanlı yaş,
Aradım bulamadım bir sevdasız baş,
Herkesin ameli kendine yoldaş,
Haramzade olan kul bana neyler

Teslim Abdal
( 17 . yy. )

Gönül duyguların diliyle konuş,

0

Gönül duyguların diliyle konuş,
Aşkınan çalınan saz yalan değil.
Tanışayım dersen özünle tanış,
Sen senden haber al, öz yalan değil.

Akıl fikir en kıymetli varındır,
Güzel ahlak ile ruhu arındır,
Kaderini çizen karakterindir,
Hakk’ın söylettiği söz yalan değil.

Kişi belli sohbetiyle sözüyle,
Gerçekler uğraşır kendi özüyle,
Candaki cananı gönül gözüyle,
Görebiliyorsa göz yalan değil.

Hüdaî divane cezbesi derin,
Yorum kabul etmez o anki durum,
Âşığa bakmayın, aşkını görün,
Yürek yakıyorsa köz yalan değil

Yamansın her zaman aldattın beni, 

0

Yamansın her zaman aldattın beni, 
Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek! 
Mecnun’sun diyerek Leylâ peşinden, 
Issız vâdilere saldırdın felek! 

Rehbersin dedin ben ise kördüm, 
Elimle başıma çok çorap ördüm. 
Kendimi bıraktım âlemi gördüm, 
Hesapsız günahlar aldırdın felek! 

Şifadır dedin zehir tatdırdın, 
Gençliğin okunu boşa attırdın, 
Körlerin yurdunda ayna sattırdın, 
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek! 

Barışmadı gönlüm merd ile zenle, 
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle 
Hicran köşesinde bozuk düzenle, 
NEYZEN’e her telden çaldırdın felek! 

Neyzen Tevfik

Yoluna kurbandır cesette canım,

0

Yoluna kurbandır cesette canım,
Senin emrin ile söylüyor dilim,
Gönülden çıkarma gül yüzlü pirim,
Gönüle karışan yâre kurbanım.
 
Karıştın gönlüme dalgam coşurdun,
Aşkın küresinde sinem pişirdin,
Aşkına düşeli günüm geçirdim,
Erişen günümde pire kurbanım.
 
Seni görmeyince duramam derdim,
Sen idin dilimde ezberim virdim,
Cümle dertlilere sendendir yardım,
Çağırınca erişen cana kurbanım.
 
Karıştı gönlümüz vallah ayrılmam,
Tanıdım dostumu billâh çevrilmem,
Cihanı verseler bakıp ayrılmam,
Hakikat söyleyen dile kurbanım.
 
DERVİŞ EDNA’m dosta kurban olmuşum,
Cihanda arayıp bir tek bulmuşum,
Selman gibi sevdiğime ermişim,
Alnında balkıyan nura kurbanım.

Benim günahım çok senin katında

0

Benim günahım çok senin katında
Allah bir Muhammed Ali el’aman
Sen kerem-kânısın zahir bâtında
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Fatıma Hatice Zehra da bile
Bir dilek dilersen Hasan’dan dile
Şah Hüseyin ile girdik bu yola
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Zeynel Bakır Cafer üçü bir katar
Kâzım Musa Rıza gözümde tüter
Deryaya gark olan ummana batar
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Taki Naki Şah Askeri düşümüz
Yine arttı cünbüşümüz cûşumuz
Mehdi Dedem Hak Resul’dür başımız
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Derdimin dermanı Sultan Yalıncak
Bağlayıp da bir ikrara kalıncak
Şefaat umarım senden ölüncek
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Ciğerciğim kebap gibi çevrilir
Döne döne aşk oduna kavrulur
Gönlümün evinde harman savrulur
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Kul Himmet Üstadım on iki katar
Oniki dükkânda metanın satar
Tutiler kumrular kafeste öter
Allah bir Muhammed Ali el’aman

Şu Benim divane gönlüm

0

Benim divane gönlüm
Yine hubdan huba düştü
Mah cemalin şulesine
Çalkalanıp göle düştü

Kiminin meskeni külhan
Kimi derviş kimi sultan
Herkes yari ile mihman
Bana yarden cüda düştüm

İntizarım hak kelama
Kamilden gelen selama
Rüzgar esti şu aleme
Bize bad-ı saba düştü

Birgün felek cana kıyar
Bizi kaptan kaba koyar
Kimi atlas libas giyer
Şükür bize aba düştü

Kul Yusuf’um der bu demler
Gözümden akıttın nemler
Çekticeğim bu sitemler
Bana yardan reva düştü

ENEL HAK 

0

Bir ömür dolandım devri alemde 
Kimi Hüda, kimi kula benzetti 
Gözlerim kamaştı seyri alemde 
Kimi altın, kimi pula benzetti 

Rüzgar oldum cümle cana dokundum 
Kuran oldum, ayet ayet okundum 
Nice gönüllere davetsiz kondum 
Kimi hancı, kimi yola benzetti 

Bir zaman köleydim, bir zaman beydim 
Göklere boy atıp, toprağa değdim 
Hem isyan eyledim, hem boyun eğdim 
Kimi dala, kimi yele benzetti 

Dane oldum eleklerde elendim 
Köşkler kurdum, kapı kapı dilendim 
Gönül tezgahında pazar eylendim 
Kimi libas, kimi çula benzetti 

Adem kimliğimle gezdim dolandım 
Kimi gün duruldum, kimi bulandım 
Aşk çölünde gözyaşımla sulandım 
Kimi diken, kimi güle benzetti 

Bin cana bürünüp, bir can göründüm 
Göklerde kuş oldum, yerde süründüm 
Balıktım gizlendim suya büründüm 
Kimi umman, kimi göle benzetti 

İdam sehpasına Enel Hak yazdım 
Kendi mezarımı dişimle kazdım 
Bir kordum, üşüdüm alemi gezdim 
Kimi ataş, kimi küle benzetti 
  
Hıdır Çam

Gel gönül incinme bizden

0

Gel gönül incinme bizden
Kalsın gönül yol kalmasın
Evvel âhır yol kadimdir
Kalsın gönül yol kalmasın

Erenler bize pusudur
Yalan söyleyen asidir
Bu gerçekler nefesidir
Kalsın gönül yol kalmasın

Bahçede açılan güldür
Hakk’ı söyleyen de dildir
Pes ezelden yol kadimdir
Kalsın gönül yol kalmasın

Başındadır altın tacı
Budur erenler miracı
Keskindir yolun kılıcı
Kalsın gönül yol kalmasın

Ey divane ey divane
Âşık olan kıyar cane
Hatayi’m der taç u hane
Kalsın gönül yol kalmasın
Şah Hatayi