Ana Sayfa Blog Sayfa 76

Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın

0

Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın
Bende gülmedim yalan dünyada
Sen beni gönlünce mutlumu sandın
Ömrümü boş yere çalan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüne gelen dünyada

Sen ağladın canım ben ise yandım
Dünyayı gönlümce olacak sandım
Boş yere aldandım boş yere kandım
Rengi gönlümde solan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüne gelen dünyada

Bilirim sevdiğim kusurun yoğdu
Sana karşı benim hayalim çoğdu
Felek bulut oldu üstüme yağdı
Yaşları gözüme dolan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüne gelen dünyada

Ne yemek ne içmek ne tadım kaldı
Garip bülbül gibi feryadım kaldı
Alamadım eyvah muradım kaldı
Ben gidip ellere kalan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüne gelen dünyada

Alemlerin serverisin ah Hüseyin vah Hüseyin

0

Alemlerin serverisin
Ah Hüseyin vah Hüseyin
Şehitlerin serdarısın
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Hasan Hüseyin’in yari
Muhammed’in gözü nuru
Hem Ali’nin yadigarı
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Zuhur oldun İmam Zeynel
Muhammet Bakır’dan evvel
Didene yanayım gönül
Ah Hüseyin vah Hüseyin

İmam Cafer’dir yarimiz
Musa-i Kazım şahımız
Budur şems ile mahımız
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Ali Musa ilim hüner
Muhammet Taki el sunar
Hüseyin’im deyip yanar
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Ali Taki Hasan Asker
Muhammet Mehdi ser-defter
İmam-ı Seyyid-i ekber
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Pir Sultan haber ver dosttan
Bülbül ötüyor kafesten
Hem gül ağlar hem gülistan
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Ah elinden zülf-i kemendim benim

0
138, 236, 260, 1, 1, 476

Ah elinden zülf-i kemendim benim
Müjen urdu sinem yaralandı gel
Güzel başın içün ağlatma beni
Dilber gam başımdan aralandı gel

Gamdan hasar oldu mekanım yurdum
İşidüp avazım dinlemez virdim
Bir değil beş değil on değil derdim
Yaralar baş verdi sıralandı gel

Aceb gafil midir gelür mü Leyla
Bu gam bu kasavet kalur mu böyle
Çok tuz ekmek yedik gel helal eyle
Bu garibin gönlü zarelendi gel

Gevheri yar gelür haftada ayda
Sevüp ayrılması vermeyor fayda
Başım yastıktadır gözlerim yolda
Gözümün beyazı karalandı gel

Aman hey erenler mürvet sizindir

0

Aman hey erenler mürvet sizindir
Öksüzüm yetimim amana geldim
Garibim bi-kesim himmet sizindir
Ağlayı ağlayı Selman’a geldim

Şah’ın bahçesinde ben garip bülbül
Efkarım mükedder halim pek müşkül
Koparmadım asla, kokladım bir gül
Kafir oldum ise imana geldim

Gönül şahinini saldım havaya
Yüzüm sürüp geldim ol hakipaya
Gönül sefinesin vermezim zaya
Kıblegahım Şah-ı Merdan’a geldim

Biz Muhammet Ali kullarındanız
Nesl-i Al-i Aba soylarındanız
İmam-ı Cafer’in mezhebindeniz
Server Muhammed’e peymana geldim

İkilik perdesi yoktur özümde
Birliktir gönlümde özüm sözümde
Gece gün düşmüşüm Hak niyazında
Pir Sultan Abdal’ım meydana geldim

Avşarlara oyun edip sürdüler

0

Avşarlara oyun edip sürdüler
Döneklere rütbe geldi duydun mu
Türkmenleri top- tüfek kırdılar
Ermeni’den casus oldu duydun mu

Boş kaldı yaylalar sürüsüz dağlar
Yıkıldı obalar analar ağlar
Bozoklu denilen yerdeki beyler
Göçmenleri soyuyormuş duydun mu

Cerit Avşar birleşip de göçelim
Seyfe gölün soğuk suyun içelim
Kalmış ise dost ve yaren seçelim
Her bir taraf düşman olmuş duydun mu

Aşa aşa Çiçekdağı yol ettim
Kırşehir geçip vadiye girdim
Yeşiller içinde bir belde gördüm
Muhaciri seviyorlar duydun mu

Dadaloğlu der ki dağıldık bittik
Gurbet ellerinde perişan olduk
Atları- sürüyü söyleyin nittik
Bomboş geldik şu Kaman’a duydun mu
…DADALOGLU…

şehr-i gülistanı gezip

0

Şehr-i Gülistanı gezip
Hak Rızası, pazar ettim
Aşk-ı Engür ile ezip
Alanlara nazar ettim

Denk geldim bir güzel söze
Öyle baka kaldım yüze
On sekiz bin âlem göze
Seyranımda gezer ettim

Güneş ile Semah olup
Dört kapıya sevgi dolup
Orda hakiki sır bulup
Her halimi yazar ettim

Ser veririz sır vermeyiz
Yad-ı illere sermeyiz
Rızasız bağa girmeyiz
Ben kendimi kazar ettim

Bu pazarı güzel görüp
Güzelline sevgi örüp
Seven gönüllere girip
Kul Öksüz’ü hezar ettim

Âşık Mustafa Öksüz

Hayat dedikleri rızasız yarış

0

Hayat dedikleri, rızasız yarış;
Yürürsün, koşarsın, ömür tükenir…
Yol taşlı, menzile çetindir varış;
Kalkarsın, düşersin, ömür tükenir.

Nereden istersen, oradan başla;
Her günün geçecek binbir telaşla.
Çok umut ekersin, tırnakla dişle;
Kazarsın, eşersin, ömür tükenir.

Doğarken bozulur felekle aran,
Dumanlı başından gitmez kar, boran.
Koymaz kabuk tutsun, iyleşsin yaran;
Didersin, deşersin, ömür tükenir.

Düşmanın kesilir, karşı cepeler;
Dostluk bulutları, nefret sepeler.
Önünü kesecek dağlar, tepeler;
İnersin, aşarsın, ömür tükenir.

Harun da ozandır, ozan içinde;
Kalemi bellidir, yazan içinde.
Altı gür kalanmış kazan içinde;
Kaynarsın, pişersin, ömür tükenir.

HARUN USTAOĞLU

olmayacak şeyler olmuş

0

Yirmi yıldır kısır gezen katırın,
Ala paça tayı olmuş, duydun mu?
Kahvedeki otuz kırk yıl hatırın,
Bir çırpıda zayi olmuş, duydun mu?

Un çalındı, halka kaldı kepekler;
Adi bezin kıymetinde ipekler…
Beğin artığıyla doyan köpekler,
Heybetlenmiş ayı olmuş, duydun mu?

Yumurtalar at etinden sucuklu,
Ağlayan yok, durumumuz acıklı.
Üç defa boşanmış, altı çocuklu,
Bekâr diye toyu olmuş, duydun mu?

Çok kişi duymamış bunca olanı,
Bilen yok ki başımıza geleni.
Kaynatmışlar palavrayla yalanı,
Tavşan kanı çayı olmuş; duydun mu?

Devran bize kesti suçu cezayı,
Yer deyiştik, kayıp ettik hizayı.
Dağdan inen bildiğimiz boz ayı,
Kasabada dayı olmuş, duydun mu?

Tarihe geçecek bu büyük kusur;
Hak, hukuk zındanda, kilitli esir…
Haramla sulandı çalıntı mısır,
Dama direk boyu olmuş, duydun mu?

Harun’um, su idim kayadan çıktım;
Kah bulandım, kahi duruldum, aktım.
Dün köyde danacı olana baktım,
Bugün köyün beyi olmuş, duydun mu?

HARUN USTAOĞLU

Bu ne acayip bilmece

0

Bu ne acaip bilmece!
Ne gündüz biter, ne gece.
Kime söyleriz derdimizi;
Ne hekim anlar, ne hoca!

Kimi işinde gücünde,
Kiminin donu yok kıçında.
Ağız var, burun var, kulak var;
Ama hepsi başka biçimde!

Kimi peygambere inanır;
Kimi saat köstek donanır;
Kimi kâtip olur, yazı yazar;
Kimi sokaklarda dilenir!

Kimi kılıç takar böğrüne;
Kimi uyar dünya seyrine:
Karı hesabına geceleri,
Gündüzleri baba hayrına!

Bu düzen böyle mi gidecek?
Pireler filleri yutacak;
Yedi nüfuslu haneye
Üç buçuk tayın yetecek?

Karışık bir iş vesselâm.
Deli dolu yazar kalem.
Yazdığı da ne? Bir sürü
İpe sapa gelmez kelâm!
☆ Orhan Veli Kanık ☆

Eğer ben ölürsem kabrime doğru

0

Eğer ben ölürsem kabrime doğru
Sükut veya şivan ile götürün
Keşke gelse gözlerime bir uyku
Bir karanlık zindan ile götürün

Hak bağışlar kusurumu söyleyin
İster matem tutun bayram eyleyin
Çağırın bağırın gülün oynayın
İster feryat figan ile götürün

Bana acıyıp da yas bağlamayın
Bu şeb u şene ciğer dağlamayın
Riyakarlık edip hiç ağlamayın
Yüreğizden hicran ile götürün

Der Zülali üç beş kuruş alarak
Verin yetim fakirleri sorarak
Önümde ud kanun sazlar çalarak
Davul zurna keman ile götürün

Ela gözlü yardan bize gel oldu

0

Ela gözlü yardan bize gel oldu
Varamam şu yerler yazlanmayınca
Hiç talip kalmadı ehl-i dil oldu
Gerçekler bilinmez izlenmeyince

Ali’yi sevenler ayan eylemez
Saklayıp sırrını beyan eylemez
Erenler nutkunu nihan eylemez
Muhabbet kurulup sözlenmeyince

Ali’yi sevenler gönül döşürür
Döşürür de aşk kazanın taşırır
Her mürşit çiğ talip mi pişirir
Ateş yakıp altı közlenmeyince

Pir Sultan Abdal’ım demek olur mu
Hercai dilbere emek olur mu
Rızasız lokmasın yemek olur mu
Mürşit nazarında tuzlanmayınca

Hilekar Dostlardan Bıktım Usandım

0

Hilekar Dostlardan Bıktım Usandım
Lekesi Olmayan Öz Gerek Bana
Hal Bilmez Elinden Yandıkça Yandım
Kararmak Bilmeyen Köz Gerek Bana

Elinde Sermaye Cahilin Taşı
Onun İçin Yara Bağrımın Başı
Senin Olsun Sürmeli Kirpikle Kaşı
Gerçeği Fark Eden Göz Gerek Bana

Heder Oldu Gitti Ömrümün Bağı
Tufana Uğradı Ümidvar Dağı
Gözüne Çakılsın Elma Yanağı
Utanmayı Bilen Yüz Gerek Bana

Dost Perişan Yandım İnan Ne Kadar
(Perişan Ali’yim Yandım Ne Kadar)
Hal Bilmez Elinden Oldum Derbeder
Bir Sevgi Beklerdim Sonsuza Kadar
Kanun Gibi Sağlam Söz Gerek Bana

Ömrüm baharının gülşen çağında

0

Ömrüm baharının gülşen çağında
Gönlüm bir cefakar yara dolaştı
Goncalar açılmış yarin bağında
Gönül bülbüllerim hara dolaştı

Bu imiş aşıkın bahtı karası
Açılmaz tabibe gönül yarası
Bir an tutuşunca aşkın çırası
Döndü pervanemiz nara dolaştı

Daimi’yim gitti dostların göçü
Elem ile doldu gönlümün içi
Hallac’ı Mansur’un ne idi suçu
Enel Hak diyenler dara dolaştı

Erenler babında içtim bir dolu

0

Erenler babında içtim bir dolu
Hakikatlı ulu meydana vardım
Mümin müslim hepsi sürer bu yolu
Bendine bend olup erkana vardım

Ben bir bezirganım her ilde gezmem
Her olur olmaza metahım çözmem
İlme hizmet edip okuyup yazmam
Hak ile hak olan bir cana vardım

Mürşüdüm emretti çırağım yaktım
Açtı can gözümü didara baktım
Katre olup her dem engine aktım
Dürrü meknun saçan bir kana vardım

Bu bir sırrı haktır erebilene
Hakikat gülünü derebilene
Hak bendedir, benim görebilene
Enel Hak deyuben urğana geldim

Ey Daimi ne ustasın malın var
Arı gibi her çiçekten balın var
Hamdülillah edep erkan yolun var
Kırkların Cemi’nde Selman’a vardım

Erenler kahretti saldı işkile

0

Erenler kahretti saldı işkile
Gönlüm şifalandı gümana geldim
Ali oğlu çare eyle müşküle
Sana mürvet ile amana geldim

Can evinde muhabbetim azaldı
Gönül aşkın deryasında yüzerdi
Yarelerim sağalmışken tazeldi
Gaziler derdime dermana geldim

Hak’tan kula her ne gelirse haktır
Erkansız işlere ırızam yoktur
Erenlerin lutfu keremi çoktur
Yarem sızıladı imana geldim

Himmet edin erler bir dahi yetem
Kalbimden şekkile şüphemi atam
Zat-ı sıfat olam bir dilden ötem
Bir desti tutmaya damana geldim

Pir Sultan Abdal’ım gör bize n’oldu
Ali’nin gülbengi bize zulm oldu
Muhabbet yurduna vesvese doldu
Sen bir padişahsın demana geldim