Ana Sayfa Blog Sayfa 75

Kargalar ötüyor gülün üstünde.

0

Bülbüller tutulup kafese doldu,
Kargalar ötüyor gülün üstünde.
Olgun meyve yerde ezilir oldu,
Ham meyveler kaldı dalın üstünde.

Çalışan, üreten, toprağı eken;
Vatanında oldu gözlere diken.
Hep dürüst insanlar cezayı çeken;
Hırsızlar, haydutlar elin üstünde.

Ne mafyadan, ne bir beyden güç aldık;
Doymak için diyar diyar göç olduk.
Hep çalıştık arı gibi aç kaldık;
Sinekler geziyor balın üstünde.

Haram onlar için helâlden tatlı,
Hep ondan oldular saraylı, yatlı.
Servet edindiler bizden bin katlı;
Bizler kaldık kuru çulun üstünde.

Üstümüze akın akın geldiler,
Parçalayıp bölük bölük böldüler.
İnsanları yolum yolum yoldular;
Şapkalar duruyor kelin üstünde.

Zalimlerden zulüm gördü insanlar,
Tükendi ömürler, yok oldu canlar.
Kanımızı emdi, bitirdi bunlar;
Bizi bıraktılar yolun üstünde.

Duyarken kulağım, görürken gözüm
Boşuna giderse bu kadar sözüm.
Uyan demiyorsa çaldığım sazım;
Ellerim gezmesin telin üstünde.

Ölümüme ferman yazılır bir gün,
Bindebir’e mezar kazılır bir gün.
Dostlarım ağlayıp üzülür bir gün;
Musalla taşında, salın üstünde.

26.11.2000
Ozan Bindebir

Kısmet verip bizi salan çöllere

0

Kısmet verip bizi salan çöllere
Ya eceldir ya didardır ya nasip
Felek bizi saldı özge hallere
Ya eceldir ya didardır ya nasip

Kısmet verip çevre çevre yeldirdi
Bilmediğim hikmetlere daldırdı
Çekip ayrılığın okun doldurdu
Ya eceldir ya didardır ya nasip

Felek arka vermiş çerhin devine
Arıt kalbin evin iman sevine
Türlü dalga geldi gönlüm evine
Ya eceldir ya didardır ya nasip

Muhannettir dünyasını kayıran
Şol Gani Settar’dır açlar doyuran
Beni de sevgili yardan ayıran
Ya eceldir ya didardır ya nasip

Pir Sultan Abdal’ım der ki vardığım
Ulu dergahtır yüzler sürdüğüm
Bilmediğim hikmetleri bildiğim
Ya eceldir ya didardır ya nasip

Biz oruçta sevap çağı atladık

0

Biz oruçta sevap çağı atladık
Üç yüz altmış beş gün orucuz şimdi
Bir sevabı on ikiye katladık
Garantiye aldık cenneti Adem

Sağ olsun beş vakit ağalar beyler
Emekli dul yetim dünyayı neyler
Dediler cennette huri taç eyler
Kim eder bizlere minneti Adem

Zaten bu dünyanın külfeti ağır
Koyun etti bizi büyük baş öğür
Gerçeğe dilsizsen,kulağı sağır
Kırkında bulursun cinneti Adem

Uyku delik deşik açlıksa tasa
Gece kabus oldu gündüzler kısa
Doğmak vacip diye emreder masa
Ölüm farz yaşamak sünneti Adem

Der İlhami bize bütün kör kazık
Utanmaz yüzünden bitersek yazık
Terazi mi bilmem tartan mı bozuk
Çiğnendi insanın himmeti Adem
Ölüm farz yaşamak sünneti Adem

Adem huri şu dünyaya gelmeden

0

Adem huri şu dünyaya gelmeden
Muhammed Ali’nin nurun gördün mü
Hak nasibin almış kudret eliyle
Hünkar Hacı Bektaş Piri gördün mü

Şu dünyayı hamur edip yuğuran
Dokuz baba dört anayı doğuran
Hitabı Elestte bize çağıran
Can içinde canan yarı gördün mü

Gel gidelim Seyit Ali izine
Yüz sürelim ayağının tozuna
Kırklar meydanında pir niyazına
Dara Mansur olan eri gördün mü

Men’aref sırrına sırdaş kandedir
Senden sana yakın yoldaş kandedir
Yol gösteren sana kardaş kandedir
Ol şahı alamet Çarı gördün mü

Türabi Baba’nın dilde imanı
On iki imam on yedidir erkanı
Mihrabü minberde Seb’ulmesani
Cemalinde pirin varı gördün mü

Adem-i Balçıktan Yoğurdun Yaptın

0

Adem-i Balçıktan Yoğurdun Yaptın
Yapıp Da Neylersin Bundan Sana Ne
Halk Ettin İnsani Saldın Cihana
Salıp Da Neylersin Bundan Sana Ne

Bakkal Mısın Teraziyi Neylersin
İşin Gücün Yoktur Gönül Eğlersin
Kulun Günahını Tartıp Neylersin
Geçiver Suçundan Bundan Sana Ne

Katran Kazanını Döküver Gitsin
Mümin Olan Kullar Didara Yetsin
Emreyle Yılana Tamuyu Yutsun
Söndür Şu Ateşi Bundan Sana Ne

Sefil Düştüm Bu Alemde Naçarım
Kıldan Köprü Yaratmışsın Geçerim
Şol Köprüden Geçemezsem Uçarım
Geçir Kullarını Bundan Sana

Ne Kaygusuz Abdal Der Cennet Yarattın
Cehenneme Nice Kulları Attın
Nicesin Ateş-İ Aşk İle Yaktın
Yakıp Da Neylersin Bundan Sana Ne

Ademin gönlünde yaşayan Hüda

0

Ademin gönlünde yaşayan Hüda
İnsandan seslenir sen ve ben değil
Kudret nidasıdır duyduğun nida
Tenin Rahman evi boş bir in değil

Başımı kesip de mızrağa takma
Köşküm hak köşküdür devirip yıkma
İmam hazineme kafanı sokma
Vücut mülkün ahır değil han değil

Her yöne hakimdir Rabbimin dini
Din içinde kabul etmem bir kini
Kâfir diye ilan etseniz beni
Döşüm ziyarettir özüm kin değil

Ey Sefil Selimi göremiyorsan
Deryadan çekinip giremiyorsan
Vazgeçip bir pir’e veremiyorsan
Taşıma o canı o can can değil

Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

0

Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Her daim rüzigar böyle de kalmaz
Dermansız dert olmaz sabreyle gönül
Geçer bu ahuzar böyle de kalmaz

Aşkın seyyahıyım gezerim hayli
Yüz bin mihnet çeksem kesmezim meyli
Bir misal eylerim zulmeti leyli
Doğar şemsi nehar böyle de kalmaz

Ne kadar çok olsa dağların karı
Eritir Huda’nın hoş rüzigarı
Yetişir bağların ayvası narı
Açılır nevbahar böyle de kalmaz

Adem Seyfullah yedi buğdayı
Kıldı ihtiyarsız nehyi Huda’yı
Bilirdi affeder bayı gedayı
Rahmeder o Gaffar böyle de kalmaz

Ferman Huda’nındır emrolsa ondan
Nuh u Nebiyyullah geçer tufandan
Çıkar her deryanın yolu bir yandan
Görünür bir kenar böyle de kalmaz

Kaldı ateş içre İbrahim Halil
Tevekkül babını eyledi delil
Ateşi gülistan eyledi celil
Gördüler söndü nar böyle de kalmaz

İsmail’in kurban olacak çağı
Ağlaştı dünyanın taş ile dağı
Hiç kulu keser mi kulun bıçağı
Çün koçu kurban var böyle de kalmaz

Var mı Eyyup gibi çeken cefayı
Cefayı çekmeyen bulmaz sefayı
Akibet bir derde bin bir şifayı
Verir Perverdigar böyle de kalmaz

Her ne ise haktır Kalu Bela’dan
Kalem böyle çalmış Arşı Ala’dan
Gel Hıfzı umudun kesme Mevla’dan
Bu çarkı berkarar böyle de kalmaz

İsmi Hamdulah’tı gürbüz er idi

0

İsmi Hamdulah’tı gürbüz er idi
Aşıklara sadıklara yar idi
Ta baştan ayağa münevver idi
İnci mercan gevher la’l ağlamaz mı

Açardı dükkanı gevher satardı
Dertli olanlara derman katardı
Dudu kumru kafeslerde öterdi
Kumrudan ayrılan dal ağlamaz mı

Vara idim türbesinin başına
Yüz süreydim toprağına taşına
Yaktın şu sinemi aşk ataşına
İsmini zikr eden dil ağlamaz mı

Sene bin iki yüz altmış üç oldu
Varam dedim varamadım suç oldu
Don değişti şu dünyadan göç oldu
Kervanı kesilen bel ağlamaz mı

Aşık Veli’m eyder derdim yüz oldu
Gecinden isterdik gayet tez oldu
Yaz bahar ayları döndü güz oldu
Bağa gazel düşse gül ağlamaz mı

Bir usul bilmez insan elinden

0

Bir usul bilmez insan elinden
Usul ağlar erkan ağlar yol ağlar
Bülbülün figanı gonca gülünden
Bülbül ağlar diken ağlar gül ağlar

Kamil olanların bellidir yeri
Aşk yoluna koydum can ile seri
Hakk’ın didarını görenden beri
Çöğür ağlar cura ağlar tel ağlar

Kaçan cuşa gelse akar bu seller
Açılmış laleler kırmızı güller
Çalır davlumbazlar seslenir diller
Şahin ağlar murad ağlar dil ağlar

Eyi ile konuş olasın eyi
Felek eyi bilir paşayı beyi
Bu çerhin elinden elaman deyi
Hünkar ağlar vezir ağlar kul ağlar

Şah Hatayi’m neler geldi dilinden
Hakikat kulağın çözme belinden
Nice özün bilmez derviş elinden
Hırka ağlar dülbent ağlar şal ağlar

Ali’mizide Çaldılar

0

Pirim dedik gönül verdik
Ali’mizi de çaldılar
Asırladır bilmezlerdi
Veli’mizi de çaldılar

Yaktılar vurdular bize
Hor baktılar sevgimize
İftira attılar bize
Özümüzü de çaldılar

Bütün insanları sevdik
Nice bedeller ödedik
Canlar bir olalım dedik
Sözümüzü de çaldılar

Çınar’ım dert eyler oldu
Şu insanlar neyler oldu
Ras gelenler söyler oldu
Türkümüzü de çaldılar

Muhabbet kapısın açayım dersen

0

Muhabbet kapısın açayım dersen
Açan da açtıran Ali’dir Ali
Hakkın cemalini göreyim dersen
Gören de gösteren Ali’dir Ali

Muhammet Mustafa cihan serveri
Miraçta açıldı bu yolun sırrı
Kimse bilmez idi Ali’den gayrı
Bilen de bildiren Ali’dir Ali

Derviş ol hey kardeş düşme inada
Safi kıl gönlünü olasın sade
Benliği terkedip eriş murada
Eren de erdiren Ali’dir Ali

Münkirin askeri Şam’a dizildi
Mümin olanlara name yazıldı
Kırkların ceminde engür ezildi
Ezen de ezdiren Ali’dir Ali

Muhammet Ali’dir kırkların başı
Onu bilmeyenin nic’olur hali
Bosnavi akıttı gözünden yaşı
Akıp akıttıran Ali’dir Ali

Her sabah her sabah seher vaktinde

0

Her sabah her sabah seher vaktinde
Vücüdüm evinde öten Ali’dir
Yolsuzlara yoldaş hem de kılavuz
Cihanın ışığın tutan Ali’dir

Yüksek belden aşmayınan yol almaz
Birliğe bitmeyen başta bal olmaz
Ali’yi sevmeyen Hakka kul olmaz
Hakkın kandilinde yatan Ali’dir

Mağrip tarafından parlayıp gelen
Tekbiri alıp da on yedi bölen
Nuseyri’yi öldürüp canını veren
Canını canına katan Ali’dir

İlimi hikmet deyasının gölleri
Hem kudret balından tatlı dilleri
Engürü doldurdu yeşil elleri
Doldurup doluyu veren Ali’dir

Hulusi’yem her yerlere bakıyor
Vücudum evine delil yakıyor
Seher vakti burcu burcu kokuyor
Okutup dersimi veren Ali dir

Onüç asır öncesinde Şah-ı Merdan Ali geldi

0

Onüç asır öncesinde Şah-ı Merdan Ali geldi
Meylim kaldı goncasında Has Bahçe’nin gülü geldi

Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum
İlme talip olanlara bu söz gayet ulu geldi

Zalime iltifat etmek mazlumlara hakarettir
Gerçeklerin öz nefesi bize sabah yeli geldi

Zamanın ilmine göre yetiştirin neslinizi
Er olan gelsin yürüsün erdemliğin yolu geldi

Aşık Daimi dediler bir halkın ozanına
Boş olana boş göründü dolulara dolu geldi

Aldanma Ey Sofu Gel Bize

0

Yerimiz uzlettir nurumuz kudret
Aldanma ey sofu gel bize bize
Yazılmış dört kitap Mana-i Hikmet
Görüldü ezelden yol bize bize

Biziz Muhammed’in sulbü evrahı
Bendi Hak olan sürer bu rahi
Çok şükür tecelli etmiş ilahi
Açıldı irfanda gül bize bize

Pirim Hacı Bektaş Veli oturdu
Söğüt ağacından elma yetirdi
Selman arşullahtan engür getirdi
Geldi yeşil benli el bize bize

Kalmadı kederim gitti firağım
Hamdülillah yakın oldu ırağım
Mürşüt himmet etti yandı çırağım
Ol zaman verildi hal bize bize

Daimi’yim gelir alem kamusu
Münkir içindir cehennem tamusu
Terkettim dünyada arı namusu
Asla kar eylemez dil bize bize

Akıldır sermayem yolumdur bilim

0

Akıldır sermayem yolumdur bilim
Evrendeki pulun hatırın saymam
Aklı kullanırım neşreder dilim
Boynumu vuracak satırı saymam

Düşünür tartarım akıl karı mı
Ortaya koyarım bütün varımı
Yürekten süzerim vicdan arımı
Ufkuma çıkacak gafile uymam

Özgür bir şafağın doğduğu yerde
Bu günden okurum yarınım nerde
Her derdin çözümü inanın serde
İlim deryasında yüzerim doymam

Saltanatın tadı olsa turfanda
Hep nazarım vardır ilim irfanda
Bir insan zihnine girdiği anda
Elimden geleni fikrimde koymam

İlhami’yim engin denğindir yürek
Mal mülk değil serde zenginlik gerek
Gelin tüm gençliği bu bağda derek
Özümden ser verir sözümden caymam

25.09.1960 Kangal Etyemez Köyü doğumlu.
İlkokul tahsilini köyünde yapmıştır. On üç yaşında İstanbul’a gitmiş, Gümüşsuyu semtinde bir makine imalathanesinde işe girmiştir. Burada beş-altı yıl çalıştıktan sonra 1979 yılında Almanya’ya gitmiş, üç yıl da orada çalışmıştır. Sonra yurda dönerek askerlik hizmetini yerine getirmiştir. Terhis olduktan sonra evlenmiş, ancak bu evlilik kısa sürmüştür. İkinci evliliğini 1989’da yapmış, bu evlilikten ikisi kız üç çocuğu olmuştur. Geçirdiği bir kaza sonrası ağır işleri yapmaktan kaçınmış ve reklamcılıktan geçimini sağlamaya başlamıştır.
Şiir yazmaya ilk okul üçüncü sınıfındayken Ruhsatî’nin şiirlerini okuduktan sonra başlamıştır. Önceleri saz çalmakla beraber geçirdiği kaza sonrasında sağ elini yeterince kullanamadığı için şimdi çalamamaktadır.
Şiirleri, halk müziğine pek çok yeni eser kazandıran Halk Ozanı Lütfü Gültekin ve bir çok besteciler tarafından türkü olarak bir kısmıda sanat müziği olarak bestelenmiştir.
2000-2005 yılları arası HALKODER İstanbul Halk Kültürü ve Ozanları Geliştirme Dayanışma Derneği’nin Kurucu Genel Başkanlığını yapmıştır. Binden fazla şiiri vardır. İstanbul’da yaşamaktadır.