Ana Sayfa Blog Sayfa 77

Erenler şahtan gelirler

0

Erenler şahtan gelirler
Ali derler pirimize
On İki İmam kullarıyız
Münkir ermez sırrımıza

Ateş yanıp kazan coşar
Dalga gelir boydan aşar
Şulesi aleme düşer
Bakın bizim nurumuza

Pirimiz kırklar yediler
Bu yolu onlar kodular
Bize böylece dediler
Kanarsan ikrarımıza

Baktık aslımız Ademdir
Kısmetim veren hüdamdır
Halifeler piş kademdir
Taç urdular serimize

Mürit mürşidine uydu
Erenler manisin duydu
Münafıklar nice kıydı
Tiğ çektiler pirimize

Nesimi sabakın pişir
Özüne muhabbet düşür
Bin bezirgan metah taşır
Günden güne şarımıza

Erenlere eş olayım

0

Erenlere eş olayım
Bu yola yoldaş olayım
İçeyim sarhoş olayım
Aymak elinden gelir mi

Alna yazılmış yazıyı
Besili körpe kuzuyu
Hakk’ın yazdığı yazıyı
Bozmak elinden gelir mi

Dere tepe dümdüz olur
Gece geçip gündüz olur
Gökte kaç bin yıldız olur
Saymak elinden gelir mi

Pir Sultan’ım der Hatayi
Dilimiz söyler hatayı
Pişmedik çiğ yumurtayı
Soymak elinden gelir mi

Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

0
JPEGmini

Sene 1341 nefsime uydum
Sebep oldu şeytan bir cana kıydım
Katil defterine adımı koydum
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Sen üzülme anam dertlerim çoktur
Çektiğin çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Çok zamandır çektim kahrı zindanı
Bize de mesken oldu Sinop’un hanı
Firar etmeyilen buldum amanı
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Sinop kalesinden uçtum denize
Tam üç gün üç gece göründü Rize
Karşıki dağlardan gel oldu bize
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Bir yanımı sardı müfreze kolu
Bir yanımı sardı Varilcioğlu
Beşyüz atlı ile kestiler yolu
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Evvel Allah ahir Allah

0

Evvel Allah ahir Allah
Andan ulu gelmemiştir
Hak Muhammed’den sevgili
Hakk’ın kulu gelmemiştir

Şah-ı merdan idi adı
Cömert sofrasın kim kodu
Ali’ye aslanım dedi
Uyruk Ali gelmemiştir

Pir olmayan aşka gelmez
Koç olmayan kurban olmaz
Ecel gelse derman olmaz
Hakk’tan rıza gelmemiştir

Öd düştüğü yeri yakar
Değme dalda gül mü biter
Ko dört dilin çok kuş öter
Bülbül ünü gelmemiştir

Karacaoğlan Hakk’a yalvar
Verdiğine günah ol dar
Şol alemde eksiksiz yar
Kimse bulup gelmemiştir

Evvel bize dost diyenler

0

Evvel bize dost diyenler
Girleyi girleyi gitti
Nefsine talip olanlar
Zırlayı zırlayı gitti

Kim aradı Hakkı buldu
Kimi hak’dan geri durdu
Kimi yağmaz yağmur oldu
Gürleyi gürleyi gitti

Teslim Abdal der zatına
Şek getiren sıfatıma
Elin iti gaybetime
Hırlayı hırlayı gitti

Evvel bizim ile ikrar eyleyip

0

Evvel bizim ile ikrar eyleyip
Sonra delalete batanlara yuf
Gelip cemimize Pazar eyleyip
Anı da ağyara satanlara yuf

Minnetimiz vardır ulu Celiye
İkrarımız Hacı Bektaş Veli’ye
Aşıkı Hak olan yardır Ali’ye
Ehli aşka taşlar atanlara yuf

Hakkın didarını görmektir kastım
Yoluna fedadır can ile postum
Düşmanına düşman dostuna dostum
Ol ağyara meyil katanlara yuf

Can ile ser ile Hakka gelmeyip
İkiliği kalp evinden silmeyip
Evladı Ali’nin kadrin bilmeyip
Gaflet uykusunda yatanlara yuf

Daimi’yem ölsem dönmem sözümden
Fark etmişem kemlik yoktur özümden
Gerçek olan belli olur gözünden
Taşı mercan diye tutanlara yuf

Evvel sen de yücelerden uçardın

0

Evvel sen de yücelerden uçardın
Şimdi inginlere indin mi gönül
Derya deniz dağ taş demez geçerdin
Karadan menzilin aldın mı gönül

Yiğitliğim elden gitti yel gibi
Damağımda tadı kaldı bal gibi
Hoyrat eli değmiş gonca gül gibi
Bozulmuş başlara döndün mü gönül

Hasta oldun yastığını istersin
Kadir Mevlâ’m sağlığını göstersin
Cennet-i âladan bir köşk dilersin
Boynunun farzını kıldın mı gönül

Karacaoğlan der ki söyle sözünü
Hakk’a teslim eyle kendi özünü
Nâs işine karalama yüzünü
Yolun doğrusunu buldun mu gönül

Günün Sözü Emile Zola 1840-1902

0

“Son kilisenin son taşı, son rahibin üstüne düşmedikçe uygarlık mükemmele erişemeyecektir.”

~ Emile Zola

Dini sadece dünya çıkarları ve pis izzeti nefisleri için kullanan din istirmacılarınada şu denilebilir.

Son Caminin son minaresi son din tüccarının kafasına düşmeden insanlık huzur bulmayacaktır.

Köy Enstitüleri

0

”Dağ başlarında unutulmuş kızdınız, oğuldunuz.
Yazgısına küs topraklarda birer serçe kuşuydunuz.”

Köy Enstitüsüne kayıt yaptırmak için gelen kız öğrenciler. 1940’lı yıllar.

Türk köylüsünden konçerto çalan, roman, öykü, şiir yazan, ressam, heykeltıraş, öğretmen, aydın çıkarmanın ocağı; KÖY ENSTİTÜLERİ
Onlar,
Köy çocuklarıydı.
Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda.
Kavrulmuş ekinler gibiydiler.
Geldiler,
Yalın ayakları
Ve
Yırtık mintanlarıyla geldiler,
Gönen’e, Aksu’ya, Kepirtepe’ye.
Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış
Ve
Unutulmuştular bin yıldır.
Ferhat oldular,
Yardılar İdris Dağını.
Gürül gürül akıttılar suyunu,
Hasanoğlan’a.
Köroğlu oldular,
Kafa tuttular Bolu Beylerine.
Yıktılar saltanatını ağaların.
Tolstoy’u Balzac’ı okudular koyun güderken.
Mozart’ı, Bethoven’i çaldılar dağ başlarında.
Moliere’i, Sophokles’i oynadılar.
Horon teptiler Beşikdüzü’nde kol kola.
Halay çektiler Yıldızeli’nde türkülerle.
Diz vurdular Ortaklar’da efece…

Siz,
Her gece,
Mehtaba çıkarken Heybeli’de,
Onlar,
Duvar ördüler,
Çatı çattılar.
Yıldızlara bakarak yaz geceleri,
Harman yerlerinde yattılar.
Kazma salladılar yorulmadan.
Kerpiç döktüler
Kerpiç.
Sızlanmadılar hiç.
Yakıştı nasırlı ellerine,
Kitap ve çekiç.
Başladı yurt harmanında imece…
Bir gece,
Karanlık inlerinden sinsice,
Brütüsler çıktı ansızın.
Çektiler zehirli hançerlerini,
Vurdular sırtlarından haince…
Çıktı mağaralarından yarasalar,
Çıktı halk düşmanları,
Üşüştü sülükler gibi üstümüze.
Emdiler kanımızı,
Doymadılar.
Yıktılar umudunu Türkiyemin.
Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma,
Kalkınmış bir Türkiye gelir,
Köy Enstitüleri denince.

Özbek İNCEBAYRAKTAR

Ayıplarım gönül seni

0

Ayıplarım gönül seni
Hâl bilmeze hâl sorarsın
Ayıplarım gönül seni
Hâl bilmeze hâl sorarsın
Yanında bülbül dururken
Yanında bülbül dururken
Kargalardan gül sorarsın
Kargalardan gül sorarsın

Hudey hudey, hudey hudey
Hudey hudey, hudey hudey

Ner’den düştüm gizli derde?
Aşkın gözümüzde perde
Ner’den düştüm gizli derde?
Aşkın gözümüzde perde
Nalbant olmayan şehirde
Nalbant olmayan şehirde
Aşk atına nal sorarsın
Aşk atına nal sorarsın
Hudey hudey, hudey hudey
Hudey hudey, hudey hudey

Hak nazar eylemiş göze
Odur yol gösteren bize
Hak nazar eylemiş göze
Odur yol gösteren bize
Kulağı sağır dilsize
Kulağı sağır dilsize
İklim iklim yol sorarsın
İklim iklim yol sorarsın
Hudey hudey, hudey hudey
Hudey hudey, hudey hudey

Pir Dede’yi beğenmezsin
Ne söylüyor dinlemezsin
Pir Dede’yi beğenmezsin
Ne söylüyor dinlemezsin
Kendi kusurun’ görmezsin
Kendi kusurun’ görmezsin
Elin eksiğin’ ararsın
Elin eksiğin’ ararsın
Hudey hudey, hudey hudey
Hudey hudey, hudey hudey

Kendi kusurun’ görmezsin
Kendi kusurun’ görmezsin
Elin eksiğin’ ararsın
Elin eksiğin’ ararsın
Hudey hudey, hudey hudey
Hudey hudey, hudey hudey

Gelirken heybene koy unutma mor mevsimleri

0

Gelirken heybene koy unutma mor mevsimleri
Gülüşünle boya bu şehri çiz göğe gülleri
Uçunca kuşlar göğe.. Anlar kalbim geldiğini

Sen yoksan ay da yok
Işık vurmaz bu Pencereye
Sen yoksan gün sızmaz
Kör karanlık bu haneye

Gelirsen heybene koy unutma mor gülüşlerini
Ser sokağın tavanına şiirli düşleri
Göğüm mavi olunca.. anlar kalbim geldiğini

Sen yoksan ay da yok
Işık vurmaz bu Pencereye
Sen yoksan gün sızmaz
Kör karanlık bu haneye

Söz müzik – HiraiZerdüş

Çoktan beri terki vatan olmuşam

0

Çoktan beri terki vatan olmuşam,
Diyarı gurbette candan usandım,
El kahrı çekmekten ömrüm tükendi,
Aktıı gözüm yaşı nemden usandım.

Gönül ister şuan dağları aşa,
Ne kaldı dünyada gelmemiş başa,
Bende olan derdi yüklesem taşa,
Taş ta dile gelir senden usandım.

Canım kurban olsun merdoğlu merde,
Benim emeklerim hiç oldu nerde,
Sefil Sümman durmaz gider bu elde,
Ay yıl hafta değil, günden usandım.

Banaz’dan sürdüler bizi Sivas’a

0
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Banaz’dan sürdüler bizi Sivas’a
Erler himmet edin ben gidiyorum
Garipçe canıma kıldılar cefa
Erler himmet edin ben gidiyorum

Gidi kafir gelir dedim imana
Kuzular ağlıyor hem yana yana
Getirip de haps ettiler zindana
Erler himmet edin ben gidiyorum

Gidi dideceğim yoldan kalmadı
Güzel Şah’a gelir dedim gelmedi
Pirimizden bize himmet olmadı
Erler himmet edin ben gidiyorum

Urganım çekildi sığındım dara
Üstüme döküldü ağ ile kara
Muhbirim üstünde çıralar yara
Erler himmet edin ben gidiyorum

Pir Sultan Abdal’ım kolum büküldü
Aktı gözüm yaşı yere döküldü
Ahir urgan boğazıma takıldı
Erler himmet edin ben gidiyorum

Gel gönül gidelim aşk ellerine

0

Gel Gönül Gidelim Aşk Ellerine 1

Gel gönül gidelim aşk ellerine
Muradın yar ise bir tane yeter
Fikir kıl ettiğin emellerine
Hevayı cevreyle efsane yeter

Kim aldı felekten muradınca kam
Olmuşum dünyada bir zar u bednam
Bülbülüm dillerde ağır ül encam
Vakit geçirmeye virane yeter

Beyhude işlerin terkeyle mutlak
Küllü men aleyha fan dedi hak
Cihan baki değil hikmetine bak
Bu bir söz arife bahane yeter

Turabi gel özüm pay-i mal eyle
Rah-i erenlerden hasb-i hal eyle
Şu fani dünyayı bir hayal eyle
Geçen geçti gelen nişane yeter

Gel Gönül Gidelim Aşk Ellerine 2

Gel gönül gidelim aşk ellerine
Muradın yar ise bir tane yeter
Fikreyle kıldığın amellerine
Havayı cehline efsane yeter

Havayı cehline efsane yeter
Efendim gül yüzlüm tabibim

Meyli dünya kılıp olma bednam
Kim aldı felekten muradına ekam
Ölüm var mı yok mu anırı encam
Vakit geçirmeye virane yeter

Vakit geçirmeye virane yeter
Efendim gül yüzlüm tabibim

Turabi özünü payımal eyle
Erenler yolunda kesbi hal eyle
Şu fani dünyayı bir hayal eyle
Gelip konan göçtü nişane yeter

Gelip konan göçtü nişane yeter
Efendim gül yüzlüm tabibim

Yaşantısı hakkında elde yeterli bilgi yoksa da; 1849'da Hacı Bektaş Tekkesi postunda oturduğunu ve 1868 yılında öldüğünü gösteren belgeler vardır. Bir şiirinde asıl adının Ali olduğunu söyler:

Mahlasım derler Türabi, namım el- hac Ali.
Doğduğu yerde kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklar Ankara’lı, Yanya’lı ve Koniçeli olduğunu belirtiyorlarsa da, aynı mahlas ile yazan birkaç ozanın bulunduğu sanılıyor. Divanı basılmıştır (1294/1878). Divandaki şiirlerin çoğu aruzla yazılmıştır. Heceyle olanlar da halk geleneği işlenmiştir; divan edebiyatı örnekleri pek başarılı değil. Koşuk düzeni acemicedir. Yine de Türabi, Bektaşilerin değerli ozanlarındandır. Daha çok divan şairi Fuzuli’nin etkisinde kalmıştır. (C. Öztelli ).

On dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir Bektaşi ozanı olarak bilinen Türabi bir Bektaşi ulusu Yanbolu'lu Hacı Türabi Dede-Baba olarak tanınır. Çorum'lu Seyyid Hasan Hüsnü Dede- Baba'nın 1849'da ölümü üzerine, Hacı Bektaş dergahı postuna oturur. 19 yıl meşihat ettikten sonra, 1868'de ölür. Hacı Bektaş türbesinin girişinde sol yanda bulunan tümsek üzerinde gömülüdür.

Bektaşi tarikatında Türabi mahlaslı yedi ozan gelip geçmiştir. Fatih dönemi erenlerinden Türabi Baba, sonra Afyon'lu Türabi Baba, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış ve Koniça'da gömülü bulunan Yanya'lı Türabi Baba, yirminci yüzyılda yaşayan Kumluca'lı Türabi Baba, Girit'li Mustafa Türabi Baba, Süleyman Türabi Baba ve Kula'lı Mehmet Türabi Baba. (T. Koca)

Prof. M. Fuat Köprülü, İkdam gazetesinde yayınlanan bir yazısında; Türabi mahlaslı şiirlerin, hangi Türabi'ye ait olabileceğini belirleyememiş. Ankara'lı bir Türabi'den söz etmiştir. Sadettin Nüzhet Ergun, Üniversite kitaplığı memuru Sabri beyden şu bilgiyi aktardığını yazar. Nereli olduğu bilinmeyen ve yaşam hikayesi hakkında bilgimiz olmayan Türabi'ye ait Üniversite kitaplığında bir divan bulunmaktadır. Bu divanın 240. sayfasında kendisinin Pir evi dedikleri Kırşehir dergahının Babası iken, 1868'de öldüğü yazılıdır. Bu divan yaklaşık 2800 beyitten oluşmaktadır. İçinde: 1 Münacaat, 331 gazel, 1 Tarih, 1 Naat, 2 Mersiye, 1 Sakiname, 3 Terciibend ve terkibibend, 5 Müseddes. 5 Muhammes, 20 Murabba, 23 Koşma bulunmaktadır. Bu divan harf sırasına göre dizilmiştir. Türabi, Kul Turab, Turab mahlaslarını kullanır.

Nerede ve ne zaman doğduğu, kimin oğlu olduğu ve yaşamı konusunda bilgi yok. Abdülbaki Gölpınarlı Yanbolu'lu olduğunu belirtiyorsa da kaynak göstermiyor (AleviBektaşi Nefesleri, s: 19 ). Hacı Bektaştaki Pir evinde postnişin olduğu (1849-1850) ve orada öldüğü biliniyor.

Atilla Özkırımlı Alevilik- Bektaşilik Edebiyatı adlı yapıtında; Halk şairleri arasında büyük bir ün kazanmış olan Türabi, daha çok aruzla ve divan geleneğine bağlı şiirler yazmıştır. Fuzuli'yi izlemeye çalışan bu tür şiirlerinin dışında heyecanla yazdığı nefesler, Bektaşi edebiyatının ortak özelliklerini taşır. 1868 yılında vefat ettiği biliniyor.

Divanının eksik bir basımı yapıldı (1877) diyor. Çankırı’lı Aşık Ali Rıza bir şiirinde ondan sevgi ve saygıyla söz eder.

Ali Rıza enginlerden enginim
Sermayem yok ama gayet zenginim
Hacı Türabi’den elim var benim
Türab ol ey gönül engine gel gel

Acaba bu Türabi Çankırı yakınlarında türbesi bulunan Türabi mi?
Rahmetli Turgut Koca Türabi hakkında ayrıca şu açıklamayı da yapar: “Amerikan dergahının babası olan Recep Ferdi Baba’nın bana yolladığı (İslam Tasavvufu ve Bektaşilik) adındaki Arnavutça kitabında, Türabi mahlaslı şiirlerin yazarını, Hacı Bektaş postnişini Hacı Ali Türabi olarak göstermektedir. Bektaşilik geleneğinde de bu böyledir.

Şimdi, Sadeddin Nüzhet Ergun'un, Sabri beyin ve Recep Ferdi Baba'nın belirlediği bu olguya biz de katılır, Türabi mahlaslı nefesleri yazan şairin, Yanbolu'lu Hacı Ali Türabi Baba olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hacı Ali Türabi Baba'nın bir divanı da Ankara Kütüphanesindedir. Al 3/26 numarada kayıtlıdır. Yine Ali Emiri kitapları arasında 656 numaralı dergide iki destanı vardır.'' 

Şiirlerinde akıcı, sıcak, çekici, duru ve yalın bir dil kullanmıştır. Tarikatın tüm güzellikleriyle, inceliklerini büyük bir başarı ve ustalıkla şiirlerine yansıtmıştır. Din dışı sevgiyi bazı şiirlerinde derinlemesine ve vurgulayarak işlemiştir. Hz. Ali ve ehlibeytine duyduğu derin sevgi ve bağlılığı her an dile getirmeyi bilmiş, Hacı Bektaş Veli'nin ulu ve yetkin kişiliğinden saygıyla ve huşu içinde söz etmiştir. Tüm şiirleri toplanıp yayınlanmıştır. Aruz ve hece ölçülerini kullanmıştır. Şiirlerinden kendisini her yönden yetiştirdiği, derin bilgi sahibi olduğu, yaşama iyimser ve umut dolu bir anlayışla baktığı, Bektaşi felsefesini tüm incelikleriyle yaşayıp uyguladığı anlaşılmaktadır.

Türabi haline şükreyle herdem
Rıza-yı Hak gözet olagör ebsem
Surette zillette görünürse adem
Manada, Huda’da nimet bizimdir

Eserlerinden bazıları:

1
Dedim dilber senin aslın nereli
Konya tarafında Bor dedi bana
Dedim aşkın ile sinem bereli
Dermanı bulunmaz çor dedi bana

Dedim zülfün eyle boynuma zencir
Dedi var yıkıl git hey ihtiyar pir
Dedim talim edip ol sen muabbir
Bir rüya görmüşüm yor dedi bana

Dedim ruhun ahmer yoksa al mıdır
Dedi servi kaddim hub nihal midir
Dedim şirin lebin söyle bal mıdır
Şirin değil biraz şor dedi bana

Dedim bir busecik in’am edip ver
Dedi hışma gelip bu herif ne der
Dedim hem yanımda birdir simü zer
Derviş fakir sefil hor dedi bana

Dedim kemendimdir giyusu telin
Dedi Türabi çek sen benden elin
Dedim seyreyleyim gerdanda halin
İşte gözün görmez kör dedi bana

2
Seyid Ali Sultan himmet eyledi
Açıldı meydana çırağ uyandı
Münkirlerin özü gözü bağlandı
Şulesinden Sersem Ali Baba’nın

Taştı Kevseri bol Kızıl Deliden
Kanmıştır aşıklar Kalubeliden
Harici şaşırdı darbı Ali’den
Dehşetinden Sersem Ali Baba’nın

Mümine ezelden verildi murat
Gerçek aşık olanların gönlü şat
Sultanın elinden Yezitler feryat
Dehşetinden Sersem Ali Baba’nın

Zahide sen şöyle gezme bihaber
Riya kaplamıştır seni serteser
Bülbüllerin zar ü efganı biter
Dehşetinden Sersem Ali Baba’nın

Sadhezar Yezid’e olsun lanetler
Müminlere daim olsun rahmetler
Türabi’ ye in’am olsun himmetler
Dehşetinden Sersem Ali Baba’nın

3
Erenler serveri gerçekler piri
Hünkar Hacı Bektaş erleriyiz biz
Balım Sultan Abdal Musa şahımız
Seyid Ali Sultan gülleriyiz biz

Kaygusuz Sultan’dır bir serdarımız
Kara donlu candır türbedarımız
Kanber Ali Sultan şehsüvarımız
Necef deryasının güheriyiz biz

Sarı İsmail Hacım Sultan ulumuz
Şah-ı Horasan’a çıkar yolumuz
Muhammed Ali’den kokar gülümüz
On iki tarikatın serveriyiz biz

Türabi üçlerin birisi oldu
Yedilerle kırklar meclise güldü
Horasan erleri azmedip geldi
Muhammed Ali’nin kullarıyız biz

4
Salma dil gemisin engine aşık
Erenler aşkına payan bulunmaz
Her yerde keşfetme sakın hakayik
Anı fehmeyliyen bir can bulunmaz

Arifin halini tarif ne hacet
Efsane sözlerden eyle feragat
Kande göster bana sahip keramet
Ali çoktur Şahımerdan bulunmaz

Muhtefi oldular alemde erler
Kıymetsiz olmuştur ilmü hünerler
Her kime sorarsan arifiz derler
Benden özge baktım nadan bulunmaz

Türabi cihanda olduk serseri
Fehmeden kalmamış dürrü gevheri
Kimsenin kimseden yoktur haberi
Böyle acaip seyran bulunmaz

    5

Bir şah ki hükmünde olmazsa muhkem
Dağıtır askeri han üste gider
İşinin tedbirin bilmeyen adem
Şaşınr tedbiri yan üste gider

Hakikatsiz adem ne bilir kıymet
Deratı devlette bulunmaz kudret
Bir mert ki namerde ederse hürmet
Zayi olur emek, nan üste gider

Varıp boyun eğme namert payine
Mevla gazap eder kalbi haine
Akıllı Türabi uyma laine
Şaşırtır tedbirin can üste gider

6
Adem, huri şu dünyaya gelmeden
Muhammed Ali’nin nurun gördün mü
Hak nasibin almış kudret eliyle
Hünkar Hacı Bektaş Piri gördün mü

Şu dünyayı hamur edip yuğuran
Dokuz baba dört anayı doğuran
Hitabı Elestte bize çağıran
Can içinde canan yarı gördün mü

Gel gidelim Seyit Ali izine
Yüz sürelim ayağının tozuna
Kırklar meydanında pir niyazına
Dara Mansur olan eri gördün mü

Men’aref sırrına sırdaş kandedir
Senden sana yakın yoldaş kandedir
Yol gösteren sana kardaş kandedir
Ol şahı alamet Çarı gördün mü

Türabi Baba’nın dilde imanı
On iki imam on yedidir erkanı
Mihrabü minberde Seb’ulmesani
Cemalinde pirin varı gördün mü

7
Gel gönül gidelim aşk ellerine
Maksudun yar ise bir tane yeter
Fikreyle kıldığın amellerine
Heva-yı çerh ile efsane yeter

Meyl-i dünya için gel olma bed-nam
Kim aldı felekten muradınca kam
Ölüm var mı yok mu ahir-i encam
Vakit geçirmeğe virane yeter

Beyhude işlerin terkeyle mutlak
Küllü men aleyha fan dedi Hak
Cihan baki değil hikmetine bak
Bu bir söz arife bahane yeter

Türabi sen özün payimal eyle
Hak yolunda yüzün payimal eyle
Şu fani dünyada bir hayal eyle
Geçen geçti gelen nişane yeter

8
Şah-ı Merdanın kulları
Hacı Bektaş’ın gülleri
İlm- i ledün bülbülleri

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Her seher açılır meydan
Sürerler ayn-ı cem erkan
Ta ezel ahdiyle peyman

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Elif okurlar ötürü
Pazar ederler götürü
Yaradan Haktan ötürü

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Sekahüm Rabbihüm derler
Şeraben tahur içerler
Sır için serden geçerler

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Aşk-ı Allah kıblegahım
Vechullahtır secdegahım
Gönlümdedir beytullahım

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Türabi’ nin sözü haktır
İster dinle ister bak dur
Gönlümde garazım yoktur

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Gel gönül mülküne gir nazar eyle

0

Gel gönül mülküne gir nazar eyle
Muhabbet arz eder hallerimiz var
Ayin-i cemde bugün aşk pazarında
Hakka gider doğru yollarımız var

Rehberim Muhammet mürşidim
Ali Hacım Sultan On İki İmam gülü
Gönüller atası şah Kızıl Veli
Okurum ismini dillerimiz var

Müminin kabesi gönül evidir
Kudret hazinesi hakkın yeridir
Pirim cansız duvadarı yürütür
Balım Sultan gibi ballarımız var

Aşık olan canlar yolunu tanır
Gerçekler çırağı sabah uyanır
Bu pir meydanıdır açlar doyurur
Susuzu kandırır göllerimiz var

Kırklar meclisinde Selman içinde
Fatma Ana huri gılman içinde
Ayin-i cemde bugün devran içinde
Derun Abdal gibi kullarımız var