Ana Sayfa Blog Sayfa 67

Yunus Emre gibi bende olursam

0

Yunus Emre gibi bende olursam
Düz odun Ormanda bulup gelirim
Hakkın aşkı ile Öze dolursam
Deryayı Ummana dalıp gelirim

Kin çıkar nefretten, Sevgidendir Aşk
Gönül güzelliği elbet olur köşk
Muhabbet içinde, he mi güzel meşk
Dostlara bir name salıp gelirim

Dünya alemini görmüşüm baştan
Aldığım ilhamı sayarım baştan
Topraktan gül biter, seyretsem taştan
Ordan biraz mihman kalıp gelirim

Kul Öksüz’ün, Hakktan gelir avazı
Pir’den desturumu alıp Cevazı
Erenler ceminde, Deyiş Düvazı
Elimde sazımla çalıp gelirim

Âşık Mustafa Öksüz

Kambur felek sanki beni kayırdı

0

Kambur felek sanki beni kayırdı
Eşten dosttan nazlı yardan ayırdı
Gizli sırrım memlekete duyurdu
Sanki benim bir ettiğim var gibi

Kimine at vermiş eştirir gezer
Kimine aşk vermiş coşturur gezer
Kimine mal vermez koşturur gezer
Sanki bunu zengin etmek zor gibi

Bir kısmına yayla vermiş köy vermiş
Bir kısmına büyük büyük pay vermiş
Sevdiğine güzellikle boy vermiş
Al yanaklar şule verir nur gibi

Birinin aklı yok deli divane
Bir kısmı muhtaçtır acı soğana
Bir kısmını zengin etmiş yan yana
Şimdi kendi saklanıyor sır gibi

Kimine saz vermiş çalar eğlenir
Kimi zevk içinde güler eğlenir
Veysel gözyaşların siler eğlenir
Yeter gayrı yumma gözün kör gibi

Karanlık bir gece yol görünmüyor

0

Karanlık bir gece yol görünmüyor
Yürüyorum dikenlerin üstünde
Kara çalı bana aman vermiyor
Yürüyorum dikenlerin üstünde

Güneş erken doğup şafak sökmüyor
Gökteki bulutu söküp atmıyor
Ay karanlık güneş ışık tutmuyor
Yürüyorum dikenlerin üstünde

Sonlanmadı menzil ile durağım
Belki çok yakınım belki ırağım
Yaralandı parça parça ayağım
Yürüyorum dikenlerin üstünde

Yavaş yavaş ilerlerken Kaplani
Benim ile yola çıkanlar hani
Geri dönsem taşa tutar el beni
Yürüyorum dikenlerin üstünde

Mürşit huzurunda ayini Cem’de

0

Mürşit huzurunda ayini Cem’de
Sakiler badeyi sunar hu deyi
Şakıyan bülbüller bağı gülşende
Gülün çevresine konar hu deyi

Muhabbet ehlidir başların tacı
Gerçeğin özüdür hakkın miracı
İnsanlar kıbledir varanlar hacı
Yüz sürüp secdeye iner hu eyi

Gerçek aşık olan gider yolunca
Damla damla bir kaseye dolunca
Bir Mevlana gibi Şemsi bulunca
Pervaneler gibi döner hu deyi

Arayıp da kendi kendin bulanlar
Marifet suyuyla yunmuş olanlar
Bir Ulu Dergah’ta Yunus olanlar
İçer dolusunu konar hu deyi

Daimi’yim gönüllerin nakkaşı
İnkar ehli ile verdi savaşı
Pirlerin pirini Hacı Bektaş’ı
Uyanır seherde anar hu deyi

Zahidem

0

Ziyaretten çıktım Cender’in özü
Kum gibi kaynıyor Zahidem gözü
Aslını sorarsan asalet yerden
Hacı Büro’lardan Memed’in gızı

Hezeli de deli gönlüm hezeli
Çiçekdağı döktüm’ola gazeli
Nice memleketler gezdim dolaştım
Bulamadım Zahide’den güzeli

Ayınan doğarda gününen aşar
Zahidem görenin tedbiri şaşar
Diken arasında kalmış gül gibi
İyinin kaderi kötüye düşer

Çeşmenin başında yunak daşısın
Gökte dönen tek turnanın eşisin
Ceren avcın ben olayım Zahidem
Elli kızın yüz gelinin başısın

Zahidem gurbanım n’olacak halim
Gene bir laf duydum kırıldı belim
Gelenden gidenden haber sorarım
Dediler bu hafta oluyor gelin

Kömür gözlüm al eline kalemi
Ben söyleyim yaz başıma geleni
Fukara deyip de seni vermezler
Hani göster açlığından öleni

Kurban olam Alişen’e Hacı’ya
Çeşmenin başına gelen sucuya
Çıktım Büyüköz’e seyran eyledim
Düşemedin eyice bir gocaya

Zahidem kurbanım dardayım dağdan
El eder Zahidem karşıki bağdan
Derdin beni del’ediyor Zahidem
Kâhkülüne sürmüş kokulu yağdan

Kay’altında olur bağın iyisi
Bağda biter kirazınan gayısı
Birde dayısına söyleyim dedim
Yoğumuş ki Zahidemin dayısı

Gurbet ellerinde esirim esir
Affeyle sevdiğim bendedir kusur
Kadir Mevlam seni bana verirse
Nemize yetmiyor el kadar hasır

Anası kürt kızı nemner bacısı
Çıkarmı yürekten yarin acısı
Çıktım Büyüköz’e seyran eyledim
Kırıldımı köyünüzün sucusu

Şu yalan Dünya’da sürmedim sefa
Anamdan doğalı çekerim cefa
Benide bir soran olursa deyin
Hacı Ahmetli’den Garip Mustafa

Aslımı sorarlar Çiçekdağ’lıyım
Felek kırdı kollarımı bağlıyım
Bir soran olursa söyleyin adım
Hacı Ahmetli’den Arapoğlu’yum

Zara’dan düştük de tozlu yollara

0

Zara’dan düştük de tozlu yollara
Süre süre bu ellere yetirdik
Ben feleği yere çaldım sanırdım
Kör talihi kambur gibi getirdik

Kahpe felek bize etti oyunu
Ben içmezdim buraların suyunu
Yetmiş iki millet insan soyunu
İşçi deyip bir hesaba yazdırdık

Gözlerim sılanın yoluna bakar
Deli gönül yalım yalım dert çeker
Bir ucundan insan girer Mark çıkar
Ömrümüzü fabrikaya yatırdık

Kaynak

Seyyah Olup Şu Alemi Gezerken

0

Seyyah olup şu alemi gezerken
Bulmadım hakkına kail olucu
Muhammet Ali’den kuruldu pazar
O da bize lütf-ü kerem kılıcı

Gelmiş geçmiş işimizi bitiren
Odur bizim eksiğimiz yetiren
Dilerim onmasın Hakk’ı yitiren
Yolsuza hasımdır yolun kılıcı

Yola hor bakanın yamandır hali
Kaldırın aradan kıl ile kali
Evvel ebet pirim Muhammet Ali
Böyle günde olur imdat edici

Bekleyelim mülkün sahibi gele
Mümin kullarına tecelli kıla
Muhammet Ali’nin kurduğu yola
Kalmamış sıkile nazar kılıcı

Pir Sultan’ım hiç doğruya gelen yok
Ol mümin kulların işin alan yok
Şu alemde halimden bir bilen yok
Herkes kendi sevdasına bakıcı

Şaha doğru giden kervan

0

Şaha doğru giden kervan
Çok ağlattın güldür beni
Düşmüşem elden ayaktan
Tut elimden kaldır beni

Tut elimden ferman eyle
Gel bu derde derman eyle
Götür yâre kurban eyle
Öldür derse öldür beni

Arıydım baldan ayrıldım
Ne şirin dilden ayrıldım
Bülbülüm gülden ayrıldım
Gülistana kondur beni

Tut elimden düşmeyelim
Doğru yoldan şaşmayalım
Derdim çoktur deşmeyelim
Böyle yâre bildir ben

Duygular Dönüştü Söze

0

Erenler zehir getirin
Balınan öldürmen beni
Bağrıma diken batırın
Gülünen öldürmen beni

Hiçlik aleminde mestim
Varlık sevdasını kestim
Yokluk benim eski dostum
Malınan öldürmen beni

Yar diyerek yana yana
Can teslim ettim canana
En yakınım kıysın bana
Elinen öldürmen beni

Bir aşktır düştü özüme
Yanarım kendi közüme
Leyla görünüp gözüme
Çölünen öldürmen beni

Duygular dönüştü söze
Yanık seda işler öze
Dertli dertli vurup saza
Telinen öldürmen beni

Hüdai’yim daldım gama
Saldı beni demden deme
Asın kesin yüzün ama
Dilinen öldürmen beni

Ey gönül biz dostun dervişanıyız

0

Ey gönül biz dostun dervişanıyız
Dergâh-ı âlimiz Dost otağıdır
Can teslim etmişiz koç kurbanıyız
Gerdana çalman Dost bıçağıdır

Cenneti parasız, zâhide verdik
Cehennem korkusun gönülden sildik
Huriyi gılmanı biz burda bulduk
Bizim cennetimiz yar kucağıdır

Okuduk Kur’an’da mana-i hece
Bize ders veremez dede ve hoca
Muhammet miraca gidermiş gece
Bizim miracımız Dost otağıdır

Arapça bilmezem Türkçedir sözüm
Dosttan gayrisini hiç görmez gözüm
Günde yüzbin kere sürerim yüzüm
Hac’c el -ekberimiz Dost ayağıdır

Söyletmeyin şu Melûli deliyi
Nideyim ben gelip geçen nebiyi
Isa gibi diri kılan ölüyü
Şol lebinden akan Dost ırmağıdır

 Ol insan dediğin yüce varlığın

0

 Ol insan dediğin yüce varlığın
Gönül kâbesini görmeden olmaz
İlâhi kudrettir Hakk’ın bildiği
Ta ezelden ikrar vermeden olmaz
 
Kâbe meskendir insan-ı kâmile
Dört kapudan içeri er doğru yola
Hakk’ın huzuruna varılsa bile
Hikmetin sırrına ermeden olmaz
 
Mürşidi kâmilin er didarına
İmanla erilir Hakk’ın sırrına
Muhammet Mustafa’nın ilim şehrine
Ali kapusuna varmadan olmaz
 
Dört kitap hikmeti Ali’de vardır
İman et bu yola kabunu doldur
Aç cennet kapusu iyi ameldir
Ehl-i Beyt’e meyil vermeden olmaz
 
BATTAL’IM sevgidir huzura ermek
Kişiye özgüdür can gözü görmek
Hepsinin başıdır Ali Muhammet
Beş esmaya secde etmeden olmaz
 

Gelin hey erenler umudu kesmen

0

Gelin hey erenler umudu kesmen
Bülbülün işini zar eder Allah
Kısmetim var diye Mevlaya güven
Anında kısmetin var eder Allah

Muhammed Ali’nin sırrı yayılmaz
Hasan Hüseyin’i seven ırılmaz
Nice ayıpları yüze vurulmaz
Rahmet sahibidir affeder Allah

Zeynel’in rengine boyanmıyanın
Ol imam Bakır’a dayanmıyanın
Ali evladına inanmayanın
Mahşerde yüzünü kara eder Allah

İmam Cafer nurdur elde tutarsan
Kazım Musa – Rıza’ya da yetersen
Eğer işleğine hile katarsan
Mahşerde yerini nar eder Allah

Taki’ya Naki’ya doğru varırsan
Askeri Mehdi’nin sırrın bilirsen
Eğer işleğinde dürüst olursan
Narı gülüzardır nur eder Allah

Nice erler kurtaramaz başını
Hak onara cümlemizin işini
Mümin olan saçsa gözün yaşını
Sürdürür tamuyu kar eder Allah

Nice erler bakmadılar haline
Talip olan doğru gitse yoluna
Bülbül gülüstanda gülün dalına
Hürüyü gılmanı kul eder Allah

Pirim himmet eyle oğul ya hizmet
Hak sahip çıkmazsa artıyı fırkat
Gel şefaat eyle güzel Muhammed
Ol demde yetişir car eder Allah

Derviş Muhammed’ im yaralar emler
Yetmez mi Mevla’ya ameli kemler
Asla tamu görmez haklı müminler
Didarı cennette nur eder Allah

gel ey vaiz ali’nin vasfın evvel hüda’dan sor

0

gel ey vaiz ali’nin vasfın evvel hüda’dan sor
ali ta ibn adem olmadan ta iptidadan sor
ali kimdir veli kimdir bilem dersen bu esrarı
anı hiç kimseden sorma, muhammed mustafa’dan sor

ki yer gök su iken cebrail’e rehber ali oldur
cihan halkolmadan evvel kevneyn’in temeli oldur
ol dem musa ile binbir kelam eden veli oldur
dile tur-i sina’dan sor dilersen lenteran’dan sor

kör müsün sen ey vaizi ali’den söyle bir tebdi
ali’nin aslına gökten yere yüzdört kitab indi
kur’an’da metheyleyip “vechinde, dedi hak kendi”
dile yasin taha’dan sor, dilersen hel eta’dan sor

gel ey vaiz har u çüş ne zannettin ali’yi sen
anın evladına kasteyleyen kişilerde mi müslüman
neler çekti ol mazlumu el zalim-i darb yezid’inden
dile arş-ı semâdan sor dilersen kerbela’dan sor

ali’dir damad-ı ahmed, ali’dir mustafa’ya yar
odur evladını hak yoluna kurban eden haydar
ali gibi etmemiştir cihanda hiçbir peygamber
dile gel evliyadan sor dilersen enbiyadan sor

agâhû’yam alevi mezhebim şia kızılbaş’ım
kerbela’nın firgatındandır gözümden akan yaşım
hüseyn’in derdini hiç kimseden sorma karındaşım
dile zeynel aba’dan sor dile zeyneb anadan sor

Mahsusmahal

0

Mahsusmahal derler kaldım zindanda
Kalırım kalırım gardaş dostlar yandadır
İk’elleri kızıl kandadır kanda
Ölürüm ölürüm kardeş aklım sendedir

Artar eksilmeyiz zindanlarında
Kolay değil derdin ucu derinde
Kumhan ırmağında kara burunda
Bulurum bulurum kardeş öfkem kındadır.

Dirliğim Düzenim dermanım canım
Solum sol Tarafım İmanım dinim
Benim beyaz unum ak güvercinim
Bilirim bilirim kardeş gelen gündedir.

Ruhi Su’nun 1957 yılında hapiste evlendiği hapishane ve hayat arkadaşı Sıdıka Su adına varettiği 3 kıtalık nihavent Türkü. Türküde bir gencin sevdası anlatılmaktadır. Bu türkünün bir benzerinin 1571 yılında Yozgat’lı köylü Farz-u Mahal tarafından söylendiği bilinmektedir. Bir efsaneye göre üçüncü kıt’a bittikten sonra yeri göğü inletmiş ve Farz-u Mahal (1438-1571) türküyü söyledikten hemen sonra dağdan inen bir kaya kütlesinin altında kalarak sevdiğinin uğruna can vermiştir. Farz-u Mahal’in mezarı ise bugünkü Yozgat ilinin Sorgun ilçesine bağlı Kırtıllar Köyünün içinde bulunan kuyunun hemen yanındaki türbenin içindedir. Bir rivayete göre Farz-u Mahal’in türbesinin kuyunun içinde olduğu söylense de bu söylentilerin doğruluğu veya yanlışlığı kesin olarak bilinmemektedir. Ayrıca kuyunun içindeki mezarın, Babür İmparatoru Şah-ı Cihan’ın Tac Mahal anıt mezarını adına yaptırdığı Mümtaz Mahal’e ait olduğu gibi uydurma bir rivayet de vardır.

Yeri göğü her eşyayı aradım

0

Yeri göğü her eşyayı aradım
Tamamı noksanı özümde buldum
Her mâdeni miheng ile sınadım
Dür ile mercanı özümde buldum

Yedi iklim çâr köşeyi hep gezdim
Ak’ından okudum karasın yazdım
Allemel-esmâ’nın manasın süzdüm
Tefsir’i Kur’an-ı özümde buldum

Elif-Lâm yüzdört kitap anası
Cihana sığmaz Bismillâh’ın manası
Muhammed Mustafa dinin çırası
Ol Fahr-i Cihanı özümde buldum

Yer-gök, Ay-gün seyyar Adem hattince
Cin Vahşi tayyar Adem hattince
Mağrib-Maşrık tayyar adem hattince
Ceyhunu ummanı özümde buldum

Bu haktan husule gelen nebatat
Fâ’il mef’ul eş-câr her ne var icad
Kul Bende-i azâd cümle mahlukât
Hükmeden sultanı özümde buldum

Tecellâ eyledi Nûr-i Zülcelal
Hub-bu Haydar kalbim eyledi seyyar
Aynel yakiyn zuhur eder her mahal
Taktiri yezdanı özümde buldum

Fedayi