Ana Sayfa Blog Sayfa 60

Ey Dağlar

0

Yüzünüze basa basa dolaştım,
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!
Patika yollardan yâre ulaştım,
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!

Çiğdem, nevruz söktüm, mantar topladım
Bağrınıza kazma, kürek sapladım
Neşelendim tepenizde hopladım
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!

Siz ekin verdiniz, ben tırpan biçtim
Harmanı savurup daneyi seçtim
Sizin gözyaşınız sulardan içtim,
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!

Koyun, kuzu seçtim her bahar ile
Gizli buluşurduk nazlı yâr ile
Bizi gizlediniz yağmur, kar ile
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!

Kuşburnu topladım, dağ armut yedim,
Kurşun gibi sağlam palamut yedim,
Biraz engininde sarı dut yedim,
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!

Bindebir’im şimdi gurbette kaldım
Bir gün döneceğim, çünkü bunaldım
Kelepirden iki metre yer aldım,
Hakkınızı helâl edin ey dağlar!

05.05.2020
Ozan Bindebir

saygıyla anıyoruz

0

Ölüm yıldönümünde kitaplarından alıntılarla değerli romancımız Fakir Baykurt’un anısına saygıyla…( 11 Ekim 1999 )

Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım.
Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yâr sevgisi
gibi bir sevgi.
Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır?
Yoksa sonradan mı uyanır?
Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun, zamanı gelince uyandırılması gerekir.

Seveceksen bir devrimci sev, … herkesin mutluluğu için savaşıyorlar, yarınki güzel günleri getirmek için ölüme gidiyorlar…

Ozanlar, yazarlar ve basın olmadı mı,
halkın dili yok demektir.

Ben dünyada üç nesneyi istemem:
Bir cahillik, bir yoksulluk, bir zulüm!

Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur.

Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi?
Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz.

Sen beni sevmesen, elini nasıl tutardım?

“Fakir Baykurt” #fakirbaykurt

Karışık Vuruş

0

Soysuzların cirit attığı yurdun,
Toprağı uğursuz, taşı musibet.
Haksızlığa ses etmeyen her ferdin,
Ayağı uğursuz, başı musibet.

Değerli taş sandık, meğer kömürmüş,
Gümüş bildiğimiz tunçmuş, demirmiş.
Bir parkamız vardı, fare kemirmiş,
Çenesi uğursuz, dişi musibet.

İçme bu şerbeti, yandırır seni,
Deli koyun eder, döndürür seni.
Dünya süslü kızdır, kandırır seni,
Kipriği uğursuz, kaşı musibet.

Bülbül olsam, kuru dalda şakımam,
Ham tezgahta çürük iplik dokumam.
Kalleşin peşinden mevlüt okumam,
Yedisi uğursuz, beşi musibet.

Kuru diye yardık, kütük yaş çıktı,
Yediğimiz her pilavdan taş çıktı.
Yumurtalar cılka vurdu, boş çıktı,
Tavuğu uğursuz, kuşu musibet.

Huzur hazinedir, dedik ararken,
Sabır çekiciyle dağı yararken.
Çok küp bulduk, pişman olduk kırarken,
Dolusu uğursuz, boşu musibet.

Kır at öldü, attık eyeri yandı;
Ağa duydu, yazık, ciğeri yandı.
Birinin yanında diğeri yandı,
Kurusu uğursuz, yaşı musibet.

Tilki ile çakal gezer planla,
Yağmacılar dünür olmuş çalanla.
Her kayanın altı dolu yılanla,
Balası uğursuz, eşi musibet.

Harun, helal kazan, haram getirme;
Namerdin balına parmak batırma.
Hain dostun sofrasına oturma,
Ekmeği uğursuz, aşı musibet.

Harun Ustaoğlu

Divana Düşer

0

Şiirin içindeki gizli yazılmış dörtlüğe dikkat!
*
DİVANA DÜŞER
(Akrostiş Hükümlü Koşma)

Sevenlerin / yüreğinde yağ olmaz
Gönlü / engin olur, yüce dağ olmaz
Sevdadan / sararır, yeşil bağ olmaz
Geçer / sevdasından figana düşer.

Bazen gerçek / görür, bazen de hayal
Bazen / Mecnun olur, değişmez bu hâl
Hülyadan / ayrılır, yok olur cemal
Geçer / hülyasından cihana düşer.

Gerçeği / söylemek âşığa Haktır
Görmeyen / gözlere Hak çok uzaktır
Rüyadan / aymazsa büyük tuzaktır
Geçer / rüyasından irfana düşer.

Gerçek âşık / belli olur hâlinden
Yürür / Hak yolunda, dönmez yolundan
Deryadan / bir damla düşse dilinden
Geçer / deryaları ummana düşer.

Bindebir / mazluma sadık yâr olur
Bakarsın / bu yüzden tarumar olur
Dünyadan / vazgeçer, belki dâr olur
Geçer / dünyasından divana düşer.

Sevenlerin gönlü sevdadan geçer
Bazen gerçek bazen hülyadan geçer
Gerçeği görmeyen rüyadan geçer
Gerçek âşık yürür deryadan geçer
Bindebir bakarsın dünyadan geçer
Geçer/ dünyasından divana düşer.

11.09.2017
Ozan Bindebir
*
1- Türk Dünyası Ansiklopedik TÜRK HALK EDEBİYATI Kavramları ve Terimleri Sözlüğü – Dr. Doğan KAYA- 2020 yılı 4. Basım, s.66

Şah-ı merdan idi adı

0

Şah-ı merdan idi adı
Cömert sofrasın kim kodu
Ali’ye aslanım dedi
Uyruk Ali gelmemiştir

Pir olmayan aşka gelmez
Koç olmayan kurban olmaz
Ecel gelse derman olmaz
Hakk’tan rıza gelmemiştir

Öd düştüğü yeri yakar
Değme dalda gül mü biter
Ko dört dilin çok kuş öter
Bülbül ünü gelmemiştir

Karacaoğlan Hakk’a yalvar
Verdiğine günah ol dar
Şol alemde eksiksiz yar
Kimse bulup gelmemiştir

Evvel Bize Dost Diyenler
Evvel bize dost diyenler
Girleyi girleyi gitti
Nefsine talip olanlar
Zırlayı zırlayı gitti

Kim aradı Hakkı buldu
Kimi hak’dan geri durdu
Kimi yağmaz yağmur oldu
Gürleyi gürleyi gitti

Teslim Abdal der zatına
Şek getiren sıfatıma
Elin iti gaybetime
Hırlayı hırlayı gitti

Erenlere eş olayım

0

Erenlere eş olayım
Bu yola yoldaş olayım
İçeyim sarhoş olayım
Aymak elinden gelir mi

Alna yazılmış yazıyı
Besili körpe kuzuyu
Hakk’ın yazdığı yazıyı
Bozmak elinden gelir mi

Dere tepe dümdüz olur
Gece geçip gündüz olur
Gökte kaç bin yıldız olur
Saymak elinden gelir mi

Pir Sultan’ım der Hatayi
Dilimiz söyler hatayı
Pişmedik çiğ yumurtayı
Soymak elinden gelir mi

Erenler kahretti saldı işkile

0

Erenler kahretti saldı işkile
Gönlüm şifalandı gümana geldim
Ali oğlu çare eyle müşküle
Sana mürvet ile amana geldim

Can evinde muhabbetim azaldı
Gönül aşkın deryasında yüzerdi
Yarelerim sağalmışken tazeldi
Gaziler derdime dermana geldim

Hak’tan kula her ne gelirse haktır
Erkansız işlere ırızam yoktur
Erenlerin lutfu keremi çoktur
Yarem sızıladı imana geldim

Himmet edin erler bir dahi yetem
Kalbimden şekkile şüphemi atam
Zat-ı sıfat olam bir dilden ötem
Bir desti tutmaya damana geldim

Pir Sultan Abdal’ım gör bize n’oldu
Ali’nin gülbengi bize zulm oldu
Muhabbet yurduna vesvese doldu
Sen bir padişahsın demana geldim

Hak nasip eyledi geldik buraya

0

Hak nasip eyledi geldik buraya
Şükür cemalini gördük erenler
Merhem olduk gönüldeki yaraya
Muhabbet gülünü derdik erenler

Dostlar ile cem olduk birarada
Hak Muhammet Ali mihman burada
Deli gönül coşar ara sırada
Sevgi ile hakka erdik erenler

Dost cemali gördü coştu Kederi
Aşkın deryasından alır gevheri
Güzel dosttan bugün aldık haberi
Pir himmet eyledi vardık erenler

Enel Hak diyenler dara dolaştı

0

Ömrüm baharının gülşen çağında
Gönlüm bir cefakar yara dolaştı
Goncalar açılmış yarin bağında
Gönül bülbüllerim hara dolaştı

Bu imiş aşıkın bahtı karası
Açılmaz tabibe gönül yarası
Bir an tutuşunca aşkın çırası
Döndü pervanemiz nara dolaştı

Daimi’yim gitti dostların göçü
Elem ile doldu gönlümün içi
Hallac’ı Mansur’un ne idi suçu
Enel Hak diyenler dara dolaştı

Mürşütten bizlere feyzi ilahi

0

Mürşütten bizlere feyzi ilahi
Erişti de gördük Hak Didarını
Sonsuz ferraşına düşer billahi
Enel Hak deyüp de çeken darını

Terkedüben külli vardan geçenler
Helalini haramını seçenler
Pir elinden dolu bade içenler
Verir cananına külli varını

Zümrei Naciden al feyzi ilham
Olagör yolunda kemleri gülam
İkrara düşenler kalırlar müdam
Kalbinle açıkla bahtı yarini

Kendine nevsini eyleme rehber
Akibet yolunda olur bir ejder
Gayen bu esrare ermekse eğer
Teslim ol pirine bil ecvarını

Daimi’yi fehmet Hak ile Hak’tır
Sülbi mevalidir kemliği yoktur
Bu yollarda uğru harami çoktur
Enginlerden yürüt ol katarını

Bir öğüdüm vardır sana söyleyem

0

Bir öğüdüm vardır sana söyleyem
En iyi dostundan sakın sen seni
Öğüdüm dinlersen manası budur
En iyi dostundan sakın sen seni

Gelir senin ile güler de oynar
Ardınca önünce ayıbın söyler
Bir vakit gelince önüne çıkar
En iyi dostundan sakın sen seni

Senin ile hüsnün bahçesin gezer
Gönül aşk elinden satırlar yazar
Ardınca önünce kuyular kazar
En iyi dostundan sakın sen seni

Gelir senden önce yükseğe çıkar
Gözlerinden kanlı yaşını döker
Ayağın kayınca urganın çeker
En iyi dostundan sakın sen seni

Pir Sultan Abdal’ım böyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Bunu işlemeyen kula söyledi
En iyi dostundan sakın sen seni

Hilekar Dostlardan Bıktım Usandım

0

Hilekar Dostlardan Bıktım Usandım
Lekesi Olmayan Öz Gerek Bana
Hal Bilmez Elinden Yandıkça Yandım
Kararmak Bilmeyen Köz Gerek Bana

Elinde Sermaye Cahilin Taşı
Onun İçin Yara Bağrımın Başı
Senin Olsun Sürmeli Kirpikle Kaşı
Gerçeği Fark Eden Göz Gerek Bana

Heder Oldu Gitti Ömrümün Bağı
Tufana Uğradı Ümidvar Dağı
Gözüne Çakılsın Elma Yanağı
Utanmayı Bilen Yüz Gerek Bana

Dost Perişan Yandım İnan Ne Kadar
(Perişan Ali’yim Yandım Ne Kadar)
Hal Bilmez Elinden Oldum Derbeder
Bir Sevgi Beklerdim Sonsuza Kadar
Kanun Gibi Sağlam Söz Gerek Bana

Ela gözlü yardan bize gel oldu

0

Ela gözlü yardan bize gel oldu
Varamam şu yerler yazlanmayınca
Hiç talip kalmadı ehl-i dil oldu
Gerçekler bilinmez izlenmeyince

Ali’yi sevenler ayan eylemez
Saklayıp sırrını beyan eylemez
Erenler nutkunu nihan eylemez
Muhabbet kurulup sözlenmeyince

Ali’yi sevenler gönül döşürür
Döşürür de aşk kazanın taşırır
Her mürşit çiğ talip mi pişirir
Ateş yakıp altı közlenmeyince

Pir Sultan Abdal’ım demek olur mu
Hercai dilbere emek olur mu
Rızasız lokmasın yemek olur mu
Mürşit nazarında tuzlanmayınca

Eğer dost ırmağın gözün ararsan

0

Eğer dost ırmağın gözün ararsan
Serçeşme’den gelir suyun durusu
Ali Muhammet’tir Muhammet Ali
İkisi de bir elmanın yarısı

Ali’m engür ezdi kırklar da içti
Kırkı da mest oldu kendinden geçti
Muhabbetin kapısını kim açtı
Cümlesi de bir ikrarın çerisi

Ali’m yola gider menzili keser
Sofi nerde olsa yalanı basar
Bir kale yaptırmış on iki hisar
Sor nedendir duvarının örüsü

Dört kapısı vardır kırk da dükkanı
Üçyüz altmış altı gevher madeni
On yedi kişidir alıp satanı
Cümlesinin sarrafıdır birisi

O kalenin bedenine kuş konar
Kanadı üstünde kandiller yanar
Pir Sultan Abdal’ım secdeye iner
Aşık oldum gitmez benzim sarısı

Efendiler bağı yar yar beş gül ağacı

0

Efendiler bağı yar yar beş gül ağacı
Çiğdem bahçasında yar yar diktik erenler
Pirim cemalini görenler hacı
Hal bilmez elinden çektik erenler
Benim cemalım

Aşığım diyen çok kayıt olmadan
Cemevine girsem zahit olmadan
Cebrail ademe yar yan şahit olmadan
Kandili kudrette tektik erenler
Benim cemalım

Davut Sulari dem bir ere tabi bir pire tabi
Mesti elest ettik aşkın şarabı
Çeşmeyi hikmetten doldurduk kabı
Kaynaya kaynaya aktık erenler
Benim cemalım