Tarikat kutbunda tecdit olmayan
Tarikat kutbunda tecdit olmayan
Yediği haramdır yese ne fayda
Makbul dergah biatine girmeyen
İlahi şahım dese ne fayda
İsmi azam kaydına da düşmeyen
Dört kapıdan kırk makama geçmeyen
İşlediği yetmiş üçe seçmeyen
Beyhudeye özün yorsa ne fayda
Keştei nuh gemisine binmeyen
Narı baddan abı hake inmeyen
Kubbei alemde temyiz olmayan
İsmine evlatlık koysa ne fayda
Adem kubbe idi kubbe o idi
Cihan ne deryaydı nede su idi
Evvel ahir yine dünya bu idi
Ahmak buna özün yorsa ne fayda
FEDAİ tecellim noktai baye
Gahi hece okur gah verir saye
Özü çürük kiriş olsa bu yaya
Menzil aldıramaz kursa ne fayda
Eski Libas gibi aşıkın gönlü
Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş
Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş
Sevdiğim değildin böylece ezel
Aşkının bağına düşürdün gazel
İbrişimden nazik saydığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş
Seyrani’nin gözü gamla yaş imiş
Benim derdim her dertlere baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş
Seyrani
Dünya olur bir gün harab
Ne bülbül kalır ne gurab
Rızka sebep olan türab
Gözlerine dolar bir gün
Kudret koçunu koyuna
Katmış seyreder oyuna
Ecel kolların boynuna
Habersizce dolar bir gün
Acı tatlı yenmez olur
Yalan gerçek denmez olur
Taş çarhıla dönmez olur
Hep kesilir sular bir gün
Çal Seyranî durma sazın
Hakka eyle sen niyazın
Sana secdesiz namazın
Kısmet olan kılar bir gün
Seyrani
Mahkeme meclisi icat olduğu
Çeşme-i rüşvetin akmaklığından
Kaza bela ile alem dolduğu
Kazların kadıya uçmaklığından
Selefin rüşvetle hüccet yazması
Halefin anlayıp hükmün bozması
Yıkılan binanın birden tozması
Asıl sermayenin topraklığından
Asıl sermaye-i niyabetleri
Emval-i eytamdır ticaretleri
Davet-i rüşvete icabetleri
Sıdk ile gönlünün alçaklığından
Bülbülün aşkıdır dalda öttüğü
Çobanın südedir koyun güttüğü
Toprağın Habil’i kabul ettiği
Şüphesiz yüzünün yumşaklığından
Dünyadan ahrete gidip gelmemek
Olmasa iktiza eder ölmemek
Balık baştan kokar bunu bilmemek
Seyrani gafilin ahmaklığından
Muhabbet küpünün olsam şarabı
Yar beni doldurup içer mi bilmem
Mamur olmak için gönül harabı
Bir mimar eline geçer mi bilmem
Aşıkın olmaz mı çile çekmezi
Çilenin olmaz mı boyun bükmezi
Helal süde katan haram pekmezi
Seçmek murad etse seçer mi bilmem
Bübüle gül yarar deveye diken
Çiledir aşıkın boynunu büken
Tarlasına haram tohumu eken
Helal mahsulünü biçer mi bilmem
Kimi mevtasına kefen biçmiyor
Kimi helal rızık yiyip içmiyor
Yavrusundan köpek bile geçmiyor
Hak Seyrani’sinden geçer mi bilmem
Kul Fakir
Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Kıreymir Köyünde 1873 de doğdu.1938 yılında Hakka yürüdü.Türbesi Merzifon’da evinin bahçesindedir. Asıl adı Ali’dir. Gönlüne aşkın,muhabbetin ateşleri doldu.Okur yazar değildi. Hacı Bektaş dergahına özellikle o sıralar Pir postunda oturan Ahmet Cemalettin Çelebi’ye büyük bir saygıyla,hayranlıkla bağlandı.Deyişleri yöresel aşıklar tarafından cemlerde söylenmektedir. Deyişleri A.İhsan Aktaş ve Sabri Yücel tarafından derlendi.”
Kul Fakır bir gün komşu köylerden Diphacıya gider. Akşam muhabbet sofrası kurulur. Aşıklık yapan Kul Fakır’a Haydar Hoca adındaki bir zat, Sefil Ali aşkına bir dolu verir. Kul Fakır kadehi alır, ocağın küllerine döker. Haydar Hoca bu sefer başka bir ermiş kişinin ismini anarak tekrar bir dolu daha verir. Kul Fakır yine aynısını yapar ve kadehi ocağın küllerine döker. Haydar Hoca üçüncü doluyu verirken “bu da Mustafa Kemâl’in aşkına olsun” der. Kul Fakır doluyu alır ve “ey erenler, o büyük zat aşkına zehir olsa içerim, ah mümkün olsa da ömrümüzden beşer onar yıl o cana verebilsek” diyerek kadehine niyaz edip demini içer.
AŞIKLIĞI
Âşıklığı ise, Kul Hüseyin tarafından uyarılması ile başlar.
Kul Fakır pehlivandır, güreşlere katılır. Düğünlerde, törenlerde güreş olurdu eskiden. Bir gün bir yerde davet olur; Kul Fakır’ı götürürler güreş için; pehlivanlığa çıkar. Gümüşhacıköy’e bağlı Keçiköy var, Keçiköy’ de yetişmiş bir evliya vardır Kul Hüseyin diye… Kul Hüseyin der ki, “ Gerçek pehlivan nefsini yenendir, nefsiyle güreşendir.” O zaman Kul Fakır nefsiyle güreşmeye başlar, nefsini yener. “Saddaksın pirim” der ve uyanır. O zaman güreşi bırakır, nefsiyle güreşmeye başlar. Ama zaten Kul Fakır’ın soyunda var, nefsinde var, bu yolun yolcusu o. Kul Hüseyin’ den de o kelimeyi kaptıktan sonra tamamen kendini yetiştiriyor.
KAYNAK : Vardan Yoğa İki Irmak Arasında Aleviliğin İzleri, Nurbanu Karataş- Evrim Can İflazoğlu,Ocak 2015, Çorum HBVAKV
1
Dostun gül cemali cennettir bana
Ne çare ayrılık zamanı geldi
İstemem ayrılmak senden sultanım
Ne çare ayrılık zamanı geldi
İstemem ayrılmak senden sultanım
Gül cemale aşkın ile nalanım
Çıkarma gönlünden dinim imanım
Ne çare ayrılık zamanı geldi
Kul FAKIR’im aşık aşka yanandır
Hak erenler birbirinden kanandır
Dosta doymak olmaz kanan yalandır
Ne çare ayrılık zamanı geldi
2
Seyrimde gezerken üç dilber gördüm
Biri aydır,biri ol güne benzer
Aşkın dolusunu sundu elime
Biri allar giymiş ahtere benzer
Üçler olup beşten haber alınca
Üç sünneti,yedi farzı kılınca
Sağıma soluma haber verince
Sağdaki sevdiğim Sultana benzer
Mümin olan arı gibi iniler
Bin çiçekten alır balı bir eyler
Güzeli görenler aynayı n’eyler
İçi ahret dışı dünyaya benzer
Aklımı başımdan aldı bakışı
Yaktı şu sinemi aşkın ataşı
Ölmeden evveli ölse bi kişi
Kur’an da okunan imlaya benzer
KUL FAKIR’im ezel ağladım, gülmem
Okumuşum aktan,karayı bilmem
Bin derman verseler bu derdi vermem
Her dem kalp evinde durana benzer
3
Aşkın cemalin çıkmaz serimden
Pare pare etseler ayrılmam senden
Ayırma sevdiğim bizi bu demden
Canım kurban olsun yoluna dilber
Ya nice sevmeyim böyle dilberi
Sıdk ile severim sevdiğim yari
Ay ile gün gibi hüsnü cemali
Ezelden hayranım nuruna dilber
Kaşların bismillah levhi kudret
Gözlerin velleyli nuru hidayet
Elheme esmasın vücudun ayet
Cihanda erilmez sırrına dilber
Dost bakışlı aslan pençeli
Yaralı kalbime vurdun hançeri
İlikten kemikten kandan içeri
Bari ihsan eyle kuluna dilber
KULFAKIR’ım sızlar yürek yaresi
Dostun dosta kavuşmanın sırası
Sultanım elinde derdim çaresi
Ezelden yanarım narına dilber
4
Gönül arzuladı düştük yollara
Sürdüğümüz Balım Sultan yoludur
Düşürdün sultanım bizi dillere
Durduğumuz Ali Mansur darıdır
Darına dururuz cem-i alada
Göster didarını bize seyramda
Sultan Cemal derler aslı pek-zade
Cemalin görmek de gözün karıdır
Şükür kavuşturdu Pir Balım Sultan
Gezindi bendimi ol Şah-ı Merdan
Kusurum çok imiş, yakamda noksan
Sıtkınan sevenin sadık yaridir
Dertliyim derdime dermana geldim
Ali’m veliyullah fermana geldim
Cömertsin sultanım ihsana geldim
Güzel nutkun kalp evini arıtır
Kul fakır’ım serim kurban yoluna
Sultan olan bakar kulun halına
Lahmike cismike indi şanına
Ruh be ruhumuzu veren velidir
5
Gel gönül gidelim dost illerine
Aşkınan gidende yol incinir mi
Sultanı bilirse kulun halini
Mushafın yazmaya el incinir mi
Mushafın Kübradır vucüd-ı insan
Allamet Esma’yı .uyurdu süphan
İlm-i müsemmayı zikreder lisan
Hal ile söyleyen dil incinir mi
Dilde ikrar gerek tekrar olmasın
Güllerimiz has bahçede solmasın
Kel ırakip andelibi görmesin
Bülbülün sesinden gül incinir mi
Güllük gülistanlık dostun cemali
Aslı pak olanlar bulur kemali
Su balığı sakın öldürmen anı
Balık oynayınca göl incinir mi
Kul Fakır’ım marifet burasında
Kulluk hatmolunda ba’yı isminde
Yüz on dört surede mevcut Yasinde
Hakikate eren hal incinir mi
6
Dertli gönlümü deftere
Yazım neyleyim neyleyim
Ben söyledim yar tutmadı
Sözüm neyleyim neyleyim
O yar merhamet etmiyor
Sevdası serden gitmiyor
Kırık kollarım tutmuyor
Dizim neyleyim neyleyim
Kul Fakır’ım dost yoluna
Dost düşman çıktı seyrine
Mezarımı dost köyüne
Kazım neyleyim neyleyim
7
Yüz yirmi dört bin nebinin sesi
Sesini duyanlar çeker yası
İsmi Azam ol Ali’nin duası
Okuyanlar mahrum kalmaz inşallah
Nice nebi veli göçtü bu handan
Sevenleri biz de serveriz candan
Alış veriş etmek biz her dükkandan
Erenler verdiğin almaz inşallah
Erenlerin kavli birdir iki olmaz
İkilikte kalan menzile eremez
Nara atsalar şu canım yanmaz
Ali’yi sevenler ölmez inşallah
“Muti kable ente mute” ermişiz
Ölmeden evvelin bir kez ölmüşüz
Biz bu hana üç beş defa gelmişiz
Baki ıkrar fani olmaz inşallah
Elüstü bezminde bir ıkrar verdik
Gahi akıllandık gâhi deli olduk
Sultan Veyis ile Yemen’den geldik
Sırrımıza kimse ermez inşallah
Aşığın çektiği aşk belasıdır
Hitabından gelen Hak nidasıdır
Kendini bilmeyen Hakk’a asıdır
Böyle güruhlara salmaz inşallah
KUL FAKIR’ım başa gelen ne haldır
Hakkında ferman var işin de zordur
Balım Sultan düşmüşleri sen kaldır
Bize bühtan eden onmaz inşallah
8
Şaha doğru giden kervan
Çok ağlattın güldür beni
Düşmüşem elden ayaktan
Tut elimden kaldır beni
Tut elimden ferman eyle
Gel bu derde derman eyle
Götür yare kurban eyle
Öldür derse öldür beni
Arıydım baldan ayrıldım
Ne şirin dilden ayrıldım
Bülbüldüm gülden ayrıldım
Gülistana kondur beni
Tut elimden düşmeyeyim
Doğru yoldan şaşmayayım
Derdim çoktur deşmeyeyim
Böyle şaha bildir beni
Yandı KULFAKIR’ ın bağrı
Derde tay olmuyor ağrı
Çek katarı şaha doğru
Eli süre indir beni
9
Her neyi ararsan vardır bu demde
Velâgat keremna ben-i ademde
Uzaktan arama, fark et sen sende
Bir pınardan bin deryayı süzen var
Cümlenin mabutu Hak sende hazır
Vezirlikten geçip olursun nazır
Her nereye baksan görünen hızır
Yer nazarda dü cihanı gezen var
Cümle aradığın vardır ademde
Arayıp bulanlar demezler bende
Görenlerde der ki, ne olur şunda
Dört Kitap’ı derceyleyip yazan var
Okuyup ilmine âmil olanlar
Seni fark etmez mi kendin görenler
Mümin müslim böyle mi olur erenler
Günde yüzbin, tarikinden azan var
Gerçek olan belli olur işinden
Dost dosta varamaz gönül kışından
Halım yaman oldu adu taşından
Ebu Cehil gibi kuyu kazan var
Erenler sevmezler yoldan azanı
Bu ceme almazlar ıkrar bozanı
Gerçek erler fark etmez mi düzeni
Sen demeden diyeceğini sezen var
KUL FAKIR’ ım taş atan kendine atar
Herkesin attığı kendini tutar
Sabreden kulların didara yeter
Kırklar meclisinde engür ezen var
10
Ceddi Piri Baba bir bab sultanım
Gönüller evinde aziz mihmanım
Fatiha suresi, ümm-ül Kuranım
Yüzüm dergahına sürmeye geldim
Girdim dergahına yeşil serili
Körler görebilmez perde gerili
Baytullah’ta gören var mı Halil’i
Onun ananesin sormaya geldim
Kalbi Beytullah’tır türbe-i celil
Piri Baba Sultan önümde delil
Sırrı Balım Sultan, Pir Bektaş Velim
Gönülde makamım görmeye geldim
Nerede çağırsam hazır yanımda
Söyleyen ben değil, Hızır yanımda
Muhammed Ali nin vezir yanında
Sahavet hüccetin almaya geldim
Muhabbet Muhammed Ali değil mi
Nasipler verici Veli değil mi
Cümle evliyadan ulu değil mi
Dar-ı Çeç’ de namaz kılmaya geldim
Müminin kıblesi dostun didârı
Muhabbet aşığı neylesin varı
Dilde zikrederim On İki İmamı
Ölmeden evveli ölmeye geldim
Sene bin üç yüz kırk birde geldi
Allah Muhammed’e Cebrail saldı
Cebrail Ali’yi Kandil ‘de buldu
Kubbenin üstüne konmaya geldim
Kubbe muallakta altı suyudu
Gelen geçti, gene dünya buyudu
Hasan -Hüseyin’ in nesli büyüdü
Zeynel’im zindana girmeye geldim
İmam Bâkır idi çöllerde gezen
İmam Cafer idi Buyruk’u yazan
Ebu Cehil idi kuyular kazan
Musa Kazım serim vermeye geldim
Şah Taki ba-Naki dest-i velayet
Hasan-ül Askeri göster sahavet
Mehdi yol içinde yapar adalet
Girip mağaraya kalmaya geldim
Mağarayı muallağa koydular
Orada bileydi üçler, yediler
İmamlar ismine erkân kurdular
Onun icraatın bilmeye geldim
KUL FAKIR ım yol Muhammed- Alinin
Settar eyle sır Muhammed Alinin
Hilaf katma din Muhammed Alinin
Gulâmım kapında durmaya geldim
11
Atatürk İle İlgili Bir Deyiş:
Kemâl’in var olsun Mustafa Paşa
Irakıplar ölsün hele sen çok yaşa
Ortayı mâl ettin hazır ol başa
Vakit tamam oldu meydan geliyor
Meydanda bell’olur er ile körler
Düzde menzil almaz dikine zorlar
Çoktan geçtiyidi hayır ü şerler
Islahat memuru sultan geliyor
Sultan olan kula bulmaz kusuru
Hicaz’ı Mekke’yi bekle Mısır’ı
Sıdkile tutarsan alun yesiri
İsmail’e Hak’tan kurban geliyor
Kurban olan Ehl-i Beyt yoluna
Kem bakmayın siyasinin haline
“Allah-ü Ekber”i getir diline
Binine yetecek bir can geliyor
Canını verenler cananın bulur
Canını sevenler geriye kalır
Acaba onların hali nic’olur
Zülfikar elinde aslan geliyor
Yedi kral olsun Hak muin ise
Esef çekme yetmiş dahi gelirse
Onların asleri topu var ise
Şükür bize Hak’tan bürhan geliyor
Hani padişahlık nerede kaldı
Zevk ü sefa ile aklını aldı
Yola kem bakanlar belasın buldu
Dünya başlarına zindan geliyor
Tanrı’nın aslanı Hazreti Ali
Ta ezel Kandil’de kurdu bu yolu
Sıdkile tutarsan yetürün eli
Nice bin dertliye derman geliyor
Bâ noktası gönüllerinden çıktı
Ecnebi kızları evini yıktı
Sekiz yüz cariye belini büktü
Sandılar ki hergün bayram geliyor
Bilemedi milletin halini
İtalyan kızına yaktı balonu
Başa geçirmişler elin körünü
Halbuki hakkında ferman geliyor
KUL FAKIR’ım fermanını okudu
Andelibim dost bağında şakıdı
Aklı selim gönül evi pak idi
Mümin müslümana seyran geliyor
12
Her sabah her sabah bülbülün sesi
Bülbül avazını güle getirir
Yiğit olan sırrın kimseye demez
Kötü kalbindekin dile getirir
Yiğit olan eşiğinden bellidir
Yiğit kamil olur yüzü yerdedir
Kurttan doğan yine kurt eniğidir
Akıbet başına bela getirir
Yalınız gidip yoldaş olma yolsuza
Komşu olma rehbersize pirsize
Selam verme namussuza arsıza
Birgün namusuna hile getirir
Erenler de der ki Selman-ı paktır
Kırklar da derler ki cümlesi haktır
Cehennem evinin ateşi yoktur
Herkes ateşini bile getirir
Kul Fakır’ım gezdim gurbet ellerde
Bülbül ötmez gülistansız güllerde
Çok keramet vardır tatlı dillerde
Dağdaki deliyi yola getirir
13
Zamane halkının yanına varma
Her cahil âdeme sırrını verme
O seni görmezse send’onu görme
Budur bu âlemde halın makbulu
Hal içinde hallar vardır görürsen
Eğer bu sözümden ibret alırsan
Hak kelâmı fark eyleyip bilirsen
Al-i İmran okur dilin makbulu
Dinimiz Muhammed, dilimiz Kur’an
Aliyyülazim’dir dersimiz veren
Elham suresinden süzülüp gelen
Birlik makamıdır yolun makbulu
Yolu kuran kurdu böyle aslından
Er olanlar belli olur zatından
Körler seçemedi Hakk’ı batıldan
Akrabadan hoştur elin makbulu
El mi olur biri birin bilenler
İkiliği atıp biri bulanlar
Cife-i dünyadan elin alanlar
İkilikten geçer birin makbulu
Birlik makamına sahip olmalı
Sabredip de selameti bulmalı
Kaf u Nun’un haberini almalı
Cennet-i Âlâ’da şarın makbulu
KUL FAKIR’ım bizde geldik o şardan
Getirip götüren ol Şah-ı Merdan
Evveli kulluktur ahiri sultan
Doğup dolunandır nurun makbulu
Kaynak:AŞIK KUL FAKIR- A. İhsan Aktaş- Sabri Yücel- 1991, İstanbul)
Kurban Erkanı
Allah Allah…
Darın divanın kabul ola,
İsteğini dileğini Allah, Muhammet, Ali vere
Gelmeniz hayırlı ola
Devahlar kabul ola
Secdeye inen başlar, dişler
Ağrı, acı görmeye.
Gerçeğe Hu.
Veya;
Allah Allah…
Durduğun dardan
Canım erenlere kurban
Serim meydanda meydanda
Bütün ikrar canım feda
Canım meydanda meydanda
Yanarım yoktur dumanım,
Gönlümde yoktur gümanım
Al malım bağışla canım,
Varım meydanda meydanda
Kellemi koltuğuma aldım
Kan ettim kapına geldim
Ettiğime pişman oldum
Serim meydanda meydanda
Yoktur çınarım, tımarım
Yoktur kalbimde gümanım
Al malım varlığa canım
Dilim meydanda meydanda
Müminlere hülle biçin
Ol kelp rakipten kaçın
Ben bülbülüm bir gül için
Zarım meydanda meydanda
Mümin olan olur Veli
Veli olan olur gani
Nesimi’yem yüzün beni
Derim meydanda meydanda
Veya;
Kudret ilminden bir delil yandı
Şan verdi âleme şanı Kırkların
Ol hakkın meyinden içenler kandı
Cevahir madeni kanı Kırkların
Meryem sırrın değmelere açmadı
Ese şu dünyada don değişmedi
Kırklar da bir ana rahmine düşmedi
Ya nerden verildi canı Kırkların
Selman sail oldu, Allah dost dedi
Bir zembil istedi bir de post dedi
Muhammed Kırklardan nişan istedi
Bir yaradan aktı kanı Kırkların
Fatma’yı ol Kırklarda gördüler
Engür şerbetini orda verdiler
Tambura bağlanıp çarka girdiler
Bir cümleden oldu şanı Kırkların
Şah Hatai’m bir acayip hal oldu
Kırklar erkân sürdü kadim yol oldu
Muhammed’in teri gonca gül oldu
Koktu burcu burcu cemi Kırkların
Âşıkların deyişlerinden sonra dede bir dua eder.
Allah Allah…
Vakitler hayır ola,
Hayırlar feth ola, şerler def ola
Hak, Muhammed, Ali didarından
Ehlibeyt meşrebinden
İmam Hüseyin’in katarından didarından ayırmaya.
Görünür, görünmez kazadan koruya
Hak saklaya, Hızır bekleye
Hubyar Sultan, yolundan izinden ayırmaya
Gerçeğe Hu.
Duadan sonra gözlekçi cem erenlerini marifete geçirmek için;
Marifete Hu. der.
Bunun üzerine ön sıradakiler dizleri üzerine dara geçerler; arka sıradakiler ise ayağa kalkar. Hubyar ceminde çoğunlukla ön sırada erkekler, arka sırada ise kadınlar bulunur.
Tüm canlar dara geçince süpürgeci, süpürgesini koltuğunun altına almış vaziyette meydana gelir ve dedenin elini öper. Cem meydanını süpürerek ileri geri gider. Sırtını hiçbir şekilde dede-ye dönmez. Süpürme işi bitince dedenin duasına durur.
Süpürgeci duası
Allah Allah…
Biz üç bacı idik,
Güruh-u Naci idik,
Kırklar Cemi’nde birimiz süpürgeci idik.
Haki pervane
Mürşidi divane
Kul hizmeti ile bağışlana
Seyyid-i Faraş’tan şefaat ola.
Gerçeğe Hu.
Veya;
Allah Allah…
Hizmetin kabul ola
Muradın hasıl ola
Seyyid Faraş efendimizin
Hizmeti üzerinize ola
Gerçek erenler demine Hu.
Dede bir duazimam ile cemi başlatır. Bunun bir diğer adı da “Cem Birleme Duası”dır. :
Cem birleme (akşam) duazimamı
Allah Allah….
La feta illa Ali illa Seyfe illa Zülfikar;
İlla Düldül illa Kamber illa Şah.
Muhammed Ali’yi candan sevenler
Yorulup yollarda kalmaz inşallah
İmam Hasan’ın yüzün görenler
Hüseyin’den mahrum olmaz inşallah
İmam Zeynel’den bir dolu içen
İmam Bakır’dan kaynayıp coşan
Sıdk ile İmam Cafer’e ulaşan
Bundan özge yola sapmaz inşallah.
İmamı Musa’dan gelen erenler
Can baş feda edip cemler görenler
İmam Rıza’ya zehir verenler
Divanda şefaat bulmaz inşallah.
Bir gün olur okuturlar defteri
Şah oğlunun elindedir teberi
Uyanırsa Taki, Naki, Askeri
Açılan gülümüz solmaz inşallah
Hatai der bu iş bir gün biter a
Özünü kata gör ulu katara
Mehdi şevki bu cihanı tutar a
Şah oğluna sitem olmaz inşallah.
Veya;
Bülbül oldum gül dalında şakırım
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali,
Şahı Merdan kitabını okurum
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali.
Muhammed Ali’dir dersimi veren,
Hasan, Hüseyin’dir okunan Kuran
Zeynel Abidin’dir kalbime giren
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali.
İmam Bakır nur gölünü akıttı,
İmam Cafer bizi sırdan okuttu,
Musa Kâzım gevher yükünü tuttu
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali.
İmam Rıza’nın yaslıdır günü
Taki’nin, Naki’nin akıyor kanı,
Hasan Askeri’ye ulaştır beni
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali.
Şah Hatai’m hayalinde gezdirir
Aşkı muhabbet deryasında yüzdürür
Muhammed Mehdi’ye böyle yazdırır
Medet Allah, ya Muhammed ya Ali.
Veya;
Niyazım var Muhammed’le Ali’ye
Cümle günahıma imamlar medet
Bağışla suçunu bu günahkârın
Cümle günahıma imamlar medet
Ağu kattılar Şah Hasan’ın payına
Lanet indi Muaviye soyuna
İmam’ı Hüseyin’in yüzü suyuna
Cümle günahıma imamlar medet
Zeynel Abidin’dir benim penahım
İmam Bakır kalp evinde mihmanım
Ol İmam Cafer’dir efendim benim
Cümle günahıma imamlar medet
On İki İmam’a niyaz eylerim
Hasan Askeri’ye halim söylerim
Muhammed Mehdi’ye tamam eylerim
Cümle günahıma imamlar medet
Miraçta oturan ol Fahri Ahmet
Yardım eyle bize çektirme zahmet
Muhammed, Ali’ye eylerim minnet
Cümle günahıma imamlar medet
Mehemmed’im zikreylerim erleri
Beyan eylediniz gizli sırları
Rum erleri, Horasan’ın pirleri
Cümle günahıma imamlar medet
Bu duazimamın ardından hiç ara vermeden dede şu duayı okur:
Hayırların kabulü, şerlerin defi
Kusurların affı için
Aliyen Aliyullah
Veliyen Veliyullah
Mürşidi kâmil
Kâmili mürşit
Duazda imam
Yetiş ya On İki İmam
Öz birliğine
Hacet kabullüğüne
İtikat keskinliğine
On İki İmamlar yoluna
Diyelim Allah Allah
Allah Allah…
Hayır hacetler kabul ola
İstekler kadim ola
Muratlar hasıl ola
Er’den bakım, Hak’tan nazar ola
Hazreti Pir şefaatinden, didarından ayırmaya
Hak saklaya, Hızır bekleye
Hubyar Sultan gözleye, kollaya
Gerçeğe Hu.
Bundan sonra kurban tığlamaya geçilir.
Kurban tığlama
Ve bundan sonra; kesilecek kurbanlar cem meydanına getirilir. Kurban sahipleri gelir, kurbanın sol tarafına geçip; sağ ayağını yukarı kaldırarak duaya durur: Dede önce bir duazimam okur:
Allah Allah …
La feta illa Ali illa Seyfe illa Zülfikar;
İlla Düldül, illa Kamber illa Şah. (3 defa)
Akıl ermez yaradanın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olam kudretinin nuruna
Hasan, Hüseyin’e indi bu kurban
Ol İmam Zeynel’in destinde idim
Muhammed Bakır’ın dostunda idim
Cafer-i Sadık’ın postunda idim
Musa Kâzım, Rıza’ya indi bu kurban.
Muhammed Taki’nin nurunda idim
Aliyyül Naki’nin sırrında idim
Hasan-ül Askeri’nin darında idim
Muhammed Mehdi’ye indi bu kurban.
Tarikattan hakikate ereler
Cenneti alaya hülle sereler
Muhammed, Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban
Aslı Şahı Merdan, Güruh-u Naci
Gerçeğe bağlıdır bu yolun ucu
Senede bir kurban talibin borcu
Pir-i Tarikata indi bu kurban
Şah Hatai’m eder bilir mi her can
Kurbanın üstüne yürüdü erkân
Tırnağı tespihtir kanı da mercan
Oniki İmamlar’a indi bu kurban
Ardından kurbanları tekbirler. Buna “Arafat tekbiri” denir.
Arafat tekbiri
Allah Allah…
Kalbiyeti kurban
İmanı İbrahim
Delili Cebrail
Peyiki Sultan
Hak yoluna kurban
Edene kurban
Bismillahi tekbir Allahü ekber…
La ilahe illallahü vallahü ekber.
Veliyullah hak.
(3 kez tekrarlanır.)
Duadan sonra kurbanlar cem meydanında serbest bırakılır ve âşık (zakir) bir duazimam, üç kurban tekbiri okur:
Kurban tekbiri 1
İndim Koç Baba’yı devah eyledim
Bugün yaylımdadır, geliyor koçlar
Gördüm cemalini salâvat verdim
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar
Biri beyaz amma bir kırmızı
Onlar da seçerdi baharı yazı
Sanki Zülfikar’a benzer boynuzu
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar
Gördüm amma seçemiyom izleri
Elham suresine benzer yüzleri
Ay ile gün gibi parlar gözleri
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar
Geri dönmüş aslan gibi gidiyor
Gören âşıkları hayran ediyor
Hızır Nebi çoban olmuş güdüyor
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar
Alnında yazılı kırk ayet Kuran
Hiç mahrum kalır mı bu yola uyan
Yarın mahşer günü şefaat uman
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar
Abdal Dedem biz çekeriz yasları
Evliya enbiya hub nefesleri
Dört kapıya beyan olur sesleri
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar
Kurban tekbiri 2
Ali meydanına bir kurban geldi
İsmail’e inen koça benzettim
Anası meledi bağrımı deldi
İsmail’e inen koça benzettim
Kadir mevlam sürme çekmiş yüzüne
Yüz sürelim tırnağına dizine
Koç dergâha gitti düşün izine
İsmail’e inen koça benzettim
Koçu tekbirledi Kırklar birisi
Bir lokmadan kandı cümle varısı
Emir ayyar belindedir derisi
İsmail’e inen koça benzettim
Kadir Mevla’m kabul etsin koçunu
Bağlayalım ayağının ucunu
Ali meydanıdır sorman suçunu
İsmail’e inen koça benzettim
Ufacık doğrayın koyun kazana
Mahrum can koymayın çekin meydana
Kul olayım bu kalemi yazana
İsmail’e inen koça benzettim
İsmail’e inen koçun örneği
Yalan değil, gözümüzün görneği
İdris’e üsküf oldu tırnağı
İsmail’e inen koça benzettim
Kul Himmet Üstadım arzular canım
Kurbanla birlikte kaynıyor kanım
Hüseyin’im kabul olsun kurbanım
İsmail’e inen koça benzettim
Kurban tekbiri 3
Muhammed, Ali’yi candan sevenler
Kurbanınız kabul olsun erenler
El bağlayıp bir ikrarda duranlar
Kurbanınız kabul olsun erenler
Bu kurbanın aslı nergisden geldi
Dört melek geldi kısmetin böldü
Kırkların ceminde erkânı gördü
Kurbanınız kabul olsun erenler
Kaynar kaynar, kazanını taşırır
Ateş mürşit olmuş onu pişirir
Kurban tek değildir, eşin getirir
Kurbanınız kabul olsun erenler
İmam Ali hizmet eder kurbana
Hizmet eder Hıdır Abdal Sultan’a
İhlâs ile getirilsin meydana
Kurbanınız kabul olsun erenler
Hasan, Hüseyin’im, Zeynel’dir Şahım
Bakır, Cafer, Kâzım, Rıza’dır mahım
Taki, Naki, Askeri, Mehdi penahım
Kurbanınız kabul olsun erenler
Sefil Ali himmet aldı pirinden
Yazı yazsam kurbanının kanından
Muhammed Ali’nin alın nurundan
Kurbanınız kabul olsun erenler
Kurban tekbiri biter bitmez, sahipleri gelerek kurbanların soluna geçer ve duaya dururlar. Dede dualarını verir:
Kurban duası
Allah Allah…
Kurbanınız kabul ola,
İkrarınız kadim ola,
Dergâh-ı ilahiden yazılmış ola,
Yüzünüz ak ola,
Lokma sahipleri kurbanlarından şefaat bula.
Hak erenler utandırmaya, cehennem ateşine yandırmaya,
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Oniki İmamlar’ın,
On Dört Masum-u Paklar’ın, onyedi kemerbestlerin,
Hazır, gaip, zahir, batın erenlerin hayır himmetleri
Dua ve şefaatleri üzerinizde hazır ola.
Ehlibeyt’in meşrebi;
İmam Hüseyin’in darından, didarından ayırmaya.
Lokma sahiplerinin lokması dünyada durak, ahrette Burak ola.
Nuru Nebi, Kerem-i Ali,
Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli
Cümlemizi katarından ayırmaya.
Gerçeğe Hu.
Duadan sonra kurbanlar kesim için kurbancıya teslim edilir. Dede; burada da, isterse bilgilendirici ve açıklayıcı bilgiler ver-mek için sohbete başlar. Arkasından Hubyar Semahı yapılır. Bunun bir diğer adı da “Baş Semahı”dır.
Hubyar Semahı 1
Evel erkân ile, evel yol ile
Gelsin hizmet ehli semah eylesin
Yaradanım yardım etsin kuluna
Gelsin hizmet ehli semah eylesin
Dolduğumuz evler bol olsun nurdan
Biz de böyle gördük uludan pirden
Yardımcımız olsun ol Şah-ı Merdan
Eylesin erenler semah eylesin
Yaylarsan, çık Şah’ın yaylasın yayla
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle
Ali’m aşkına gel bir semah eyle
Eylesin erenler semah eylesin
Semah eyleyenler haslar hasıdır
Semah eylemeyen Hak’ın nesidir?
Abdal Pir Sultan’ım er nefesidir.
Eylesin erenler semah eylesin
Muhammed Mustafa Habibullah’tır
Şu dünyaya baki kalan Allah’tır.
Semahtan sonra duaya durulur.
Semah duası
Allah Allah
Semahlar saf ola,
Günahlar af ola,
Semahınız Kırklar Semahı ola,
Rehberimiz On İki İmamlar,
Yardımcımız Hak Muhammed Ali ola,
Nuru Nebi Kerimi Ali,
Pir’imiz Üstadımız Hünkâr Hacı Bektaş Veli,
Dil bizden, nefes İmam Hüseyin’den ola
Gerçek Erenler Demine Hu.
Kesilmiş kurbanlardan bir tanesi bütün olarak dua için tekrar meydana getirilir. Dede duasını verir ve pişmeye gider.
Kurban lokması duası 1
Allah Allah !
Kurban sahibinin kurbanı kabul ola
Tüyü başınca sevap yazıla
Gadasına belasına karşı gele
İsmail’e inen koç gediğine kayıt kabul edile
Lokmalar Hak’a ulaşa
Hak şefaatinden, didarından ayırmaya
Gerçeğe Hu.
Kurbanlar pişerken ceme katılan hemen hemen tüm canlar se-mah ederler. Semah aralarında dede muhabbet eder. Cemdeki canlar da muhabbete katılırlar.
Kurbanların hazır olduğu haberi alınınca son semah yapılır. Bu semah cem başında yapılan baş semahının aynısıdır. Semah bitince hizmetlerin yürütülmesi için marifete geçilir. Burada gözlekçi “Marifete Hu” der. Cemin başını bağlamak için dara geçilir. Âşık (zakir) bir duazimam okur:
Duazimam
İnayettir bize fazlı Huda’dan
Umarım kurtara cümle beladan
Her dem ki şefaat eyle Muhammed
Evvel himmet Ali – el Murteza’dan
Şah Hasan’dan bulduk meyli muhabbet
Şah Hüseyin şehidi deşti Kerbela’dan
İmam Zeynel, İmam Bakır’ı Cafer
Delil bize Kâzım, Musa, Rıza’dan
Şah Taki be Naki, Askeri billâh
Gelecektir Mehdi Şah-ı Evliyadan
Dediler Hatai’m ne meşrebdensin
Aşkı muhabbetten sıdkı safhadan
Duazimamın bitiminde dede dua eder:
Allah Allah…
Hayır hacetler kabul ola
İstekler kadim ola
Muratlar hasıl ola
Erden bakım ola
Hak’tan nazar ola
Hak saklaya, Hızır bekleye
Gördüğümüzden geri koymaya
Hubyar; yolundan, izinden ayırmaya
Dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı vere
Hak Teâlâ dualarımızı kabul eyleye
Hu ya Ali.
Duadan sonra süpürgeci gelir; dedenin önünde “Ya Allah, ya Muham-med, ya Ali” diyerek üç defa meydanı süpürür ve duaya durur:
Süpürgeci duası
Allah Allah…
Hizmetin kabul ola
Muradın hasıl ola
Seyyid Faraş efendimizin
Hizmeti üzerinize ola
Gerçek erenler demine Hu.
Süpürgeciden sonra dua için, elinde bir tas su ile sucu gelir.
Sucu (saka) duası
Allah Allah…
Hayır hizmetin makbul ola,
Yüzün ak ola,
Özün saf ola,
Sadık-ı Şah’tan
Selman-ı Pak’tan şefaat ola.
Gerçeğe Hu.
Elindeki sudan dededen başlayarak üç kişiye birer yudum içirir. Su içirirken; cemdeki tüm canlarla beraber şunu söyler:
Derim saka İmam Hasan, Şah Hüseyin
Kelamullah İmam Hasan, Şah Hüseyin
Şefaatullah İmam Hasan, Şah Hüseyin
Sucudan sonra âşıklar dedenin duasına durmak için gelir. Sucu da âşıklarla beraber tekrar duaya durur.
Âşık (zakir) duası
Allah Allah..
Hizmetiniz kabul ola
Muradınız hasıl ola
Ağzınız ağrı, acı görmeye
Diliniz bülbül, kalbiniz gevher ola
Zikrettiğiniz erenlerin evliyaların himmetleri
Üzerinizde hazır ve nazır ola
Hizmetinizden şefaat göresiniz
İmam Zeynel postuna bel karar eyleye
Gerçeğe Hu.
Bu sırada süpürgeci aşığın sazından tutar ve tekrar dua alır:
Fadime ana, Fatma ana şefaat ede
Şefaatinden ayırmaya
Gerçeğe Hu.
Sonra; elinde yanan bir mum ile çerağcı gelir ve duasını alır:
Çerağcı duası:
Allah Allah…
Mum çırasın yandırdın
Yansın yansın yakılsın
Ol Huda’nın aşkına
Kâinatta yanan dem Hacı Bektaş aşkına
Delil ürüşan ola
Münkir perişan ola
Müminin ceddi yürüye
Münkirin soyu kuruya
Cebiri Ensar’dan cümlemize şefaat ola
Şefaatinden ayırmaya
Gerçeğe Hu.
Çerağcıdan sonra haberci (peyik) gelir ve duaya durur:
Haberci (peyik) duası
Allah Allah…
Durduğun dardan
Geldiğin yoldan
Gideceğin yerden
Hayır haber ve sağlık getiresin
Hizmetinden hayır hasenat göresin
Hizmetin Cebrail Aleyhiselam’ın hizmeti olsun
Erler, pirler yardımcın, Hızır kılavuzun olsun
Zorda kalmayasın, engelle karşılaşmayasın
Her işin düz olsun, gayretin bol olsun
Hizmetinden şefaat bulasın
Gerçeğe Hu.
Daha sonra dua için bekçi gelir ve dede duasını verir:
Bekçi duası:
Durduğun dardan
Yürüdüğün yoldan
Çağırdığın erden pirden şefaat bulasın
Deryalar bekçisi Boz Atlı Hızır şefaat ede.
Gerçeğe Hu.
En son olarak gözlekçi süpürgeci ile beraber cümlesine duaya durur.
Gözcü (gözlekçi) duası
Allah Allah…
Cümle hacetler kabul ola
Hizmetinizden şefaat bulasınız
Gözlekçi Karaca Ahmet
Katarından didarından ayırmaya
Gerçeğe Hu.
Duadan sonra dardaki canların rahata geçmesi için gözlekçi “Erenlerin sefasına Hu” der. Dede de şu duayı eder ve canlar ra-hata geçer:
Dar çeken didar göre,
Erenler sefasına vara
Dar-ı Fatıma Ana’dan şefaat ola.
Hu.
Lokmalar yenmeye başlamadan önce, cemdekilerin ellerini yıkamaları için el suyu gelir. Sucu ve yanında bir bayan sıradan tüm cem erenlerinin eline su döker ve havlu vererek kurulamalarını sağlarlar. Bundan sonra kurban yemek için hizmetçiler sofrayı hazırlamaya başlar. Lokmalar sofraya konur ve dedenin şu duasından sonra yenir.
Kurban lokması duası 2
Allah Allah…
Gelen lokma şahına
Şah devletine
Evliya kuvvetine
Lokmalar kabul ola
Niyetler yerini ala
Kurbanlar Hak’a ulaşa
Hak katarında makbulü kabul ola
Gerçeğe Hu.
Lokmalar yenmeye başlar. Dede, hizmetçilere hizmetleri için kendi payından lokmalar verir. Yanındaki canlara lokmalar verir. En son lokmayı da dualar ve canlardan birine verir:
Son lokma duası
Birlerin ikilerin ola
Üçlerin ola, beşlerin ola
Yedilerin ola, On İki İmam’ların ola
On Dört Masum-u Pak’ların ola
Kırkların ola
Kırklar şefaatinden ayırmaya.
Umanın ola, küsenin ola
Özü, gönlü burada olan canların ola
Dardaki bundakilerin ola
Hazreti pir yardımcı ola
Lokmalar Hak’a ulaşa
Hak katarında kabulü makbul ola
Hu.
Kurban lokması yendikten sonra kurbancı ve hizmetliler sofrayı toplarlar ve duaya dururlar:
Kurbancı duası
Allah Allah…
Sofra kucağından
Bereketi bucağından kesilmeye
Elin bereketli ola
Başın devletli ola
Lokma sahibinin lokması kabul ola
Gerçeğe Hu.
Kurbancı da duasını aldıktan sonra dede cemin bitiş duası olan giden-duran duasını okur:
Giden – duran (cem sonu) duası
Allah Allah…
Giden duran
Pirler, pir civanları
Boş gelen dolu gide
Evliya muradını vere
Kovsuz, gıybetsiz evine varana
Hızır, Hubyar yardım ede
Şefaatinden mahrum etmeye
Geldiğiniz haneler şen ola,
Şenlikleri kesilmeye
Gerçeğe Hu.
Nikah Erkanı
Yaradanın yüce ismi ile başlarım.
Bismi Şah Allah Hayıra Himmet, Kalbe kuvvet, Muhammed Mustafa nın gülcemaline verelim Selavat “allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Ali seyyidina Muhammed
Nebe Suresi’nin 8. ayeti: “Ey Müminler! Biz insanları erkekli, dişili olarak çift yarattık.”
Rum Suresi’nin 21. ayeti: “Biz, insanları topraktan yaratarak, akıl ve şıııır verdik. Biitiin yaratılmışlardan üstün eyledik. Yaşamınız süresi içinde kendileriyle huzura kavuşacağınız, soyunuzu (levanı ettireceğiniz eşler eyledik. Aranızda muhabbet ve sevginin var edilmesi Tanrı varlığının belgesidir.”
Bakara Suresi’nin 223. ayeti: “Ey Müminler! Eşleriniz size çocuk yetiştirenlerinizdir. Onlara doğru olmayan bir harekette bulunmayın. Allah’ı aklınızdan çıkarmayın. En sonunda Allah katında hesaplaşacağınızı bilin.”
Esra Suresi’nin 32. ayeti: ” Ey Müminler! Sakın birbirinize verdiğiniz sözü (ikrarı) bozmayın. Zinaya yanaşmayın, o yol fuhuştur ve haramdır.”
Allah’ın emri ile Peygamberin kavli ile imam Cafer’i Sadık’ın içtahatı üzere Hacı Bektaş Veli’nin himmetiyle sizin nikahınızı kıymak için burada bulunuyoruz. Şu anda Hakk divanında, irfan meydanındasınız. Yolumuz ve erkânımıza göre, sizlere anne ve babalarınız da dahil hiç kimse baskı yapamaz. Yolumuza göre suç işlemiş olurlar. Ölünceye kadar geçinecek olan sizler olduğunuza göre, karar verecek olan da sizlersiniz. Alevi inancında boşanmak suçtur. Yolumuz ve erkânımızda kötü fiildir. Allah kimsenin yuvasını dağıtmasın. Şimdi çok iyi düşünün. Sorduğum sorulara hiç bir baskı ve etki altında kalmadan doğru cevap verin.
Kızım! Allah’ın emriyle, Peygamberin kavli ile İmam Cafer’i Sadık içtahatı üzere yerin göğün tanıklığı ile hazır bulunan cemaatin şahadeti ile hiç bir baskı ve etki altında kalmadan, kendi arzu ve
isteğinle, ? oğlu, ? sağ gününde, hasta gününde, dar
gününde ve geniş gününde, bütün dertlerine ortak ve yardımcı olmak kaydı ve şartı ile ömür boyu kendine eş olarak kabul ediyor musun?” Kız veya oğlan, “Evet kabul ediyorum” diye cevap verir. Bu soru her ikisine de, üçer defa sorulur. Her seferinde evet cevabı alınırsa, dede şahitlere, evlenmelerine bir engel olup olmadığını da ayrı ayrı sorar. Şahitlerden de olumlu cevap aldıktan sonra, “Evlatlarım Allah’ın emri budur. Allah sizleri birbirinize mübarek ve hayırlı etsin.” der. Hazır olan cemaat, “Allah, Allah” dedikten sonra dede, nikah duasını okur.
“Allahumme salli ala seyidine Muhammed ve ala Ali seyidine Muhammed! Hak laa ilahe ilallah, Hak birsin Muhammed’in Resulullah, Ali’yün Veli-yullah, Ehli Beyt’i keremullah, şefaat kıl ya Resulullah! Bismi Şah Allah Alaah!
Ey bu evrene düzen veren yüce Allahım! Bu akdi nikahı, bu birlikteliği, Hz. Muhamnıed Mustafa’nın, Ali-yel Murtaza’nın yüzü suyu hürmetine yaşamları boyunca daim ve kaim eyle ya Rabbim! Kıydığımız bu nikahı, mübarek eyle ya Rabbim! Ademi Safuyullalı, Nuh-u Naciyullah, İbrahim-i Halilullah, İsmail-i Teslimullalı, Musa-yı Kelâmullah, İsa-yı Ruhullah, Muhammed-i Habibullah, Ali-yel Veliyullah, Ehli Beyt-i Keremullah, mürşüd-ü kâmilullah yüzü suyu hürmetine aralarındaki sevgiyi, saygıyı artır, mutluluklarını devamlı kıl, ya Rabbim!
3’lerin, 5’lerin, 7’lerin, 12 İmamların, 14 masumi pakların, 17 kemeri bestlerin 40’ların hayır himmetlerini üzerlerinden eksik etme! Vücutlarına sağlık ver! Rızklarını bol eyle! Merde, namerde muhtaç eyleme ya Rabbim! erenlerin, evliyaların yüzü suyu hürmetine, anneye, babaya ve bütün insanlık alemine hayırlı olacak evlatlar nasip eyle yüce Allah’ım!
Seyitler sultanı Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli hürmetine, haksızın şerrinden, soysuzun dilinden, görünür görünmez kazadan, beladan, ateşten, afetten koru ya Rabbim!
Ey yüce Allahım! Bu dualarımızı şehidi şühedaların yüzü suyu hürmetine dergahı izzetinle kabul eyle! Emeklerimizi boşa çıkartma! Bu cemaatta duamıza katkıda bulunan bütün mümin, müslüm canları, Ehli Beyt’in katarına, didarına nail eyle, Hz. Muhammed’in şefaatından mahrum etme ya Rabbim! Ey yüce Allah’ım! Bu evlenen gençlere mutluluk içerisinde ömür boyu birlikte yaşamalarını nasip eyle! Nikahınız hayırlı olsun, Hak Muhamnıed Ali yardımcınız olsun! Gerçeğe Hüü!”
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
Hamd o âlemlerin Rabbi,
O Rahmân ve Rahim,
O, din gününün maliki Allah’ın.
Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,
O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların
ve o sapmışların yoluna değil.
“Nikahınız hayırlı olsun”
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Namaz da bizimdir,niyaz da bizim,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Cemlerde okunan duvaz da bizim,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Cahil çıkmış bugün beni yoruyor,
İkilik bilmezmiş,gönül kırıyor.
İslam bizim neremizde soruyor,
İslamin özüyüz Aleviyiz biz.
Yaratan Allah’a imanımız var,
Muhammed Ali’den irfanımız var,
Hasan Hüseyin’den erkanımız var,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Hınzırın sözüne der isek tamam,
O zaman söyleriz,degiliz İslam.
İslam dışı mıydı On iki İmam?
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Sakalı olana kirpiktir diyor,
Hataya düşüyor herzeler yiyor.
Ali’de sakallı idi bilmiyor,
İslamin özüyüz Aleviyiz biz.
Eren evliyalar, hepisi Ali,
Yerlerin göklerin,yapısı Ali,
İlim Muhammed’dir,kapısı Ali,
İslamin özüyüz Aleviyiz biz.
“İslam yok” diyormus Hınzırın oğlu,
Hınzırlar elinden canımız dağlı.
Mezhebimiz İmam Cafere bagli,
Islamın özüyüz Aleviyiz biz.
On Dört Masum için kandilimiz var,
Yürekten fışkıran fitilimiz var.
İslamız diyorsak,delilimiz var,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Söyle seni kimler kandırdı gafil,
İslam bir tek yalniz sünnilik değil,
Öğren Ehlibeyti hep kalma cahil,
İslamin özüyüz Aleviyiz biz.
Muhammed İslamın başında idi,
Ali ikisinin döşünde idi.
Muaviye İslam dışında idi,
İslamin özüyüz Aleviyiz biz.
Ehlibeyit bizim başımız tacı,
Onlarla cekeriz hüzün ve acı.
Ehlibeyte uyduk Güruhu Naci,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Pir elinden dolu içtik mest olduk,
Derimiz yüzüldü,dosta post olduk,
Ehlibeyte sadık birer dost olduk,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Tutturmuş hınzırlar,biz oyuz buyuz,
Bir başkası cıkıp diyor ki şuyuz.
Ehlibeyt ne ise işte biz oyuz,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Ehlibeyt güneşim Ehlibeyt mahım,
Ehlibeyit Hakka ulaşan rahim.
Ali Halifemdir,Ali’dir Şahım,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Kuran haktır,cennet-cehennem haktır,
Muhammed Ali’nin yolları paktır.
Ali düşmanına cennet yasaktır,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Veli’yim diyenler Osman çıkıyor,
Ali’yim diyenler Mervan çıkıyor.
Yüzümüze gülen düşman cıkıyor,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Yolunu şaşırıp azan ey dönek,
Arkamızdan kuyu kazan ey dönek,
İslamız dedikce kızan ey dönek,
İslamin özüyüz Aleviyiz biz.
Muhammed İslamdır,Ali de islam,
Onlara verelim yürekten selam.
İşte böyle canlar hasılı kelam,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz.
Velayet anlattı,budur halimiz,
Dostun yüreğinde açar gülümüz.
Konuşan Kurandır bizim Ali’miz,
İslamın özüyüz Aleviyiz biz…
Ademi balçıktan yoğurdun, yaptın,
Ademi balçıktan yoğurdun, yaptın,
Yapıp da neylersin, bundan sana ne.
Halk ettin insanı, saldın cihane,
Salıp da neylersin, bundan sana ne.
Bakkal mısın, teraziyi neylersin,
İşin gücün yoktur, gönül eğlersin,
Kulun günahını tartıp, neylersin,
Geçiver suçundan, bundan sana ne.
Katran kazanını döküver gitsin,
Mümin olan kullar didara yetsin,
Emreyle yılana tamuyu yutsun,
Söndür şu ateşi, bundan sana ne.
Sefil düştüm bu alemde, naçarım,
Kıldan köprü yaratmışsın, geçerim,
Şol köprüden geçemezsem uçarım,
Geçir kullarını, bundan sana ne.
BEHLÜL DANA’m eydür cennet yarattın,
Nice kullarını cehenneme attın,
Nicesin ateş-i aşk ile yaktın,
Yakıp da neylersin, bundan sana ne
İstemem alemde gayrı meyvayı
İstemem alemde gayrı meyvayı,
Dadına doyulmaz, balımdır Ali.
İstemem eşyayı verseler dahi,
Kokmazam sünbülü gülümdür Ali.
Ali’mdir kadehim, Ali’mdir şişe,
Ali’m sahralarda morlu menekşe,
Ali’m dolu yedi iklim dört köşe,
Ali’m saki kevser dolumdur Ali.
Ali Vahid şahı Rasul kibriya,
İmam Hasan Hüseyin Şahı Kerbela,
İmam Zeynel Aba ol sahib liva,
Büküldü kametim dalımdır Ali.
Muhammed Bakır’dır tendeki canım,
Cafer-üs Sadık’tır dinim imanım,
Musa-i Kazım’dır derde dermanım,
Varlığım kalmadı, malımdır Ali.
Aliy yül Rıza’dır Şah-ı Horasan,
Taki ile Naki gösterdi burhan,
Hasan ül Askeri mah-ı dırahşan,
Yokladım talihim, falımdır Ali.
Muhammed Mehdi’dir sahibüz zaman,
On iki İmama kul oldum heman,
Masum-u Pakandır envarı cihan,
Esrarı Huda’ya alimdir Ali.
Virani’yem düştüm şimdi derdine,
Vücudum gark oldu çile bendine,
Gönül sormaz oldu kendi kendine,
Söyler dehanımdan dilimdir Ali
Ne hikmettir şu dünyaya
Ne hikmettir şu dünyaya
Gelen ağlar giden ağlar
Soralım yoksula baya
Aslı nedir neden ağlar
Ömrümün defterin dürdüm
Hak-i paye yüzün sürdüm
Bir acaip kale gördüm
Burc u baru beden ağlar
Bir deveci yeder deve
Yularından seve seve
Birbirinden eve eve
Deve ağlar yeden ağlar
Seyrani’ye acep nolmuş
Derunu dert ile dolmuş
Kimi etmiş kimi bulmuş
Bulan ağlar eden ağlar
seyrimde gezerken üç dilber gördüm
seyrimde gezerken üç dilber gördüm
Biri aydır,biri ol güne benzer
Aşkın dolusunu sundu elime
Biri allar giymiş ahtere benzer
Üçler olup beşten haber alınca
Üç sünneti,yedi farzı kılınca
Sağıma soluma haber verince
Sağdaki sevdiğim Sultana benzer
Mümin olan arı gibi iniler
Bin çiçekten alır balı bir eyler
Güzeli görenler aynayı n’eyler
İçi ahret dışı dünyaya benzer
Aklımı başımdan aldı bakışı
Yaktı şu sinemi aşlın ataşı
Ölmeden evveli ölse bi kişi
Kur’an da okunan imlaya benzer
KUL FAKİR’im ezel ağladım, gülmem
Okumuşum aktan,karayı bilmem
Bin derman verseler bu derdi vermem
Her dem kalp evinde durana benzer
Pir elinden elifi tac urundum
Pir elinden elifi tac urundum
Kubbesi düvazde İmam Ali-dir
Nasibimi ol verir andan barındım
İki Cihanda varım Ali-dir.
La diyemez buna her halim Hoca
Gözlüye bir olup dip kapu baca
Aleme şevk verir dün erte gece
Görür gözlerim nurum Ali-dir.
Tarikat dediler bir yol sürdüler
Getirdiler elimize verdiler
Mervan-ı Zülfikar ile kır dediler
Yezidleri kıran İmam Ali-dir
Sürdüm ötesinde evlada yetirdim
Sohbetinde can terceman getirdim
Anın emri ile kalktım oturdum
Gönlümde gayrı yok varım Ali’dir.
Aşk odiyle ciğerlerim dağlıyım
Boş değilim bir ikrara bağlıyım
Abdal Pir Sultan’ın Abdal oğluyum
Adım Pir Muhammed Pirim Ali-dir.
Muhammed Ali’nin kıldığı dâvâ
Muhammed Ali’nin kıldığı dâvâ
Yok meydanı değil, var meydânıdır
Muhammed kırklara niyaz eyledi
Ar meydânı değil, er meydânıdır.
Kırklar özün bir araya koydular
Anlar cenazesin susuz yudular
Deveyi gördün mü? Gördüm, dediler
Ört elin eteğin, sır meydânıdır.
Gezdiğin yerlerde ara bulasın
Sahba olup daim Kevser dolasın
Sakla sırrını kim settar olasın
Çek çevir kendini kâr meydânıdır.
Ne diyeyim, şu erkânı kurana
Yuf çekerler bu meydanda yalana
Üçyüz altmış merdiveni bilene
Kör meydanı değil, gör meydânıdır.
Abdal Mûsa aydur, gerçek er isen
Ali’yi sevene muhib yâr isen
Hakk’ın didârını görem der isen
Urganı boynunda dar meydânıdır
Derilüben Hak cemine gelenler
Derilüben Hak cemine gelenler
Edep ile erkan ile gelmeli
Ayn-i cemde saf oturan saf duran
Muhabbette hazin hazin gülmeli
Ayn-i cem kardesler yeriniz bilin
Tasra çikarsaniz gönülde kalin
Bu yol sahibinin himmetin alin
Mü’minin basinda devlet olmali
Mü’min niçün kir getirmez yüzüne
Niyaz eder dedesinin dizine
Kiyamette mil sokarlar gözüne
Mürsidin niyazin dilden olmali
Baylig ile varlik benlik getiren
Bulunur mu kendi kendin yetiren
Mürsid ile bir dösege oturan
Kiyamette yüz üstüne kalmali
Kudretin meyinden bizler içtik
Askin kuresinde kaynadik costuk
Anlar bastir bizler ayaga düstük
Aman kardes haddimizi bilmeli
Mü’min olan mü’min nice olmali
Disariya pazvandini salmali
Süpürgeci süpürgesin alrnali
Her hizmetler yerli yerin bulmali
Sakacilar saka suyun doldurdu
Mürsid parmagini suya daldirdi
Bir damlasi bin bir seytan öldürdü
Nus edüb münkire ianet kilmali
Okunur nefesler çalinir düvaz
Hayir nasihati pirlerden duy yaz
Anda kabul olur bin türlü niyaz
Fark edüb de törelerin bilmeli
Dede olan mürsidligin bildirdi
Ayn-i Cemi gülbang ile doldurdu
Cem halkini ayak üstü kaldirdi
Sakin olup yerli yerin bulmali
Uyanir zakirler çalinir sazlar
Anda kabul olur niyazlar nazlar
Gele sema ede gelinler kizlar
Mü’min olan bunda murad olmali
Bunu böyle kurmus asildan kuran
Emr-olunca gelir sofrayi kuran
Dedemiz deyince oturan duran
Hiç gaybetsiz evinize varmali
Bostur sanma Kul Cevri’nin emegi
Sakin kardes baki sanma dünyayi
Gayet paktir erenlerin yunagi
Kurban kesüb yilda bir kez yunmali
Hak yoluna gidenlerin
Hak yoluna gidenlerin
Asa olsam ellerine
Er pir vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine
Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Münkir ile cenk edenin
Silahı olsam bellerine
Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğim yapsalar tarak
Yar zülfünün tellerine
Bir kamilin yolun tutsam
Aşk oduna yanıp tütsem
Bülbül gibi feryad etsem
Muhabbetin güllerine
Yönüm yare çevirseler
Vücudumu kavursalar
Harman gibi savursalar
Muhabbetin yellerine
Seyrani kaldır parmağın
Vaktidir Hakka durmağın
Cennette akan ırmağın
Katre olsam sellerine














