Ana Sayfa Blog Sayfa 118

Hünkar Hacı Bektaş Veli’den anlamlı sözler

0

Abdal, Hakk’a hayran olandır.
Adalet her işte, Hakk’ı bilmektir.
Âdem suretinde olan herkes,
Âdem değildir.
Âdem’in Âdemliği; akıl, hayâ ve ilim iledir.
Âlimlere ve kendini bilenlere, alçak gönüllülük yaraşır.
Allah ile gönül arasında perde yoktur.
Araştırma, açık bir sınavdır.
Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
Ariflerin içinde, murdar nesne (kötülük) eğlenmez.
Aşk meydanı, erenlerin ve bilenlerindir.
Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz konuşuruz.
Bizim erkânımız; ahlâkı Muhammed’i ve edebi Ali’dir.
Cahiller ve hak tanımazlara, sükût ile karşılık veriniz.
Ara, bul.
Cennet için ibadet geçersizdir.
Çalışan insan kötülük düşünmez.
Çalışmadan geçinenler, bizden değildir.
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz.
Dil mızraktan, daha derin yaralar.
Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir.
Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan.
Doğruluk dost kapısıdır.
Düşmanınızın bile, insan olduğunu unutmayınız.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu
Düşünce, davranış ve sevgiyi, Allah lezzeti olarak tadın.
Edep elbisesini, sırtınızdan ölünceye kadar çıkartmayınız.
Elden gelen her iyiliği, herkese yapınız.

Suskunluk içime sinmiyor Emmi.

0

Bilmem ki anlatmak düşer mi bana,
Yaşanan ne varsa malumdur sana.
Siyaset kulistir, ozanlar ayna,
Suskunluk içime sinmiyor Emmi.

Ateş çemberi hem kuzey hem güney
Kendince olmuşuz gelin ve güvey
Mülteci öz evlat vatandaş üvey
Gelenler geriye dönmüyor Emmi .

Alimin aşına sinekler kondu,
Vicdanlar tarumar, akıllar dondu.
Güzelim ormanlar tutuştu yandı,
İki üç uçakla sönmüyor Emmi.

Faizle pay oldu mülkün yarısı
Garibana düştü dalın kurusu
Üşüştü meyveye eşek arısı
Bal arısı gelip konmuyor Emmi.

Vekiller sefada, perişan asil,
Gittikçe özünden kopuyor nesil.
Her koltuk sahibi oluyor fosil,
Kırallar tahtından inmiyor Emmi.

Sırt çevirdik şehitlerin düşüne
Kaldık baharların kara kışına
Bebek katili teröristbaşına
Azılı eşkıya denmiyor Emmi.

Dilinde tarihin yalan tortusu
Yaydığı emperyal düzen kokusu
İktidara namzet sistem partisi
Türklüğün adını anmıyor Emmi.

Adalet ayrı dert, yolsuzluk ayrı
Kesede kalmamış maaşın hayrı
Nereye varırsa varacak gayrı
Sancımız bir değil, dinmiyor Emmi

Tarkan ÖNER

BIRAKMADI
Felek yaptı hamlesini
Yaman çaktı sillesini
Kırdı gönül rahlesini
Tutacak dal bırakmadı

Hüzün kattı neşelere
Zehir attı şişelere
Tuzak kurdu köşelere
Çıkacak yol bırakmadı

Ziyan etti akçemizi
Kaşık etti kepçemizi
Talan etti bahçemizi
Kokacak gül bırakmadı

Yıktı güzel intibâyı
Harap etti kasabayı
Garipleri gurebayı
Saracak kol bırakmadı

İnandırdı sükselere
Çöktü bütün hisselere
Dadandı bol keselere
Sayacak pul bırakmadı

Etrafında bin cimcime
Kartlar dizdiler sicime
Tarotcuya müneccime
Açacak fal bırakmadı

Kan emdirdi kenelere
Dert düşürdü sinelere
Şimdi fakir hanelere
Serecek çul bırakmadı

Arpayı verdi çıyana
Suçu yükledi çobana
Bizim yağız küheylana
Çakacak nal bırakmadı

Aldırmadı uyarıya
Üleşti yarı yarıya
Kovanda kalan arıya
Tadacak bal bırakmadı

Çözemedik nedir kasıt
Katipler de tutmaz zabıt
Şehidime bile ağıt
Yakacak dil bırakmadı

Dalga oldu limanıma
Balta oldu ormanıma
Beşbin yıllık düşmanıma
Yapacak rol bırakmadı

Kökten şaşırdık kıbleyi
Yutar olduk tüm hileyi
Gaileyi, son çileyi
Çekecek hal bırakmadı

Ok fırladı artık yaydan
Tren çoktan çıkmış raydan
Coşkun ırmak azgın çaydan
Geçecek sal bırakmadı

Perde çekti gözümüze
Kara çaldı yüzümüze
Hakikatli sözümüze
Kanacak kul bırakmadı

Tarkan ÖNER
19 Nisan 2025

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

0

Bu zafer, milletimizin azminin ve bağımsızlık sevdasının en büyük simgesidir.

Kurtuluşun ve bağımsızlığın şanlı günü 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!

Âdem oldum, geldim Âdem içine

0

Âdem oldum, geldim Âdem içine
Bir hana uğradım handan içeri
Zenbur gibi kândan kâna konarken
Bir kâna uğradım, kândan içeri

At oynatma zahid, bu meydan değil
Bu meydan der isen, bu erkân değil
Süleyman der isen, Süleyman değil
Süleyman var, Süleyman’dan içeri

Aşk bedestanında mercan almışam
İrfan meclisinden erkân almışam
Bu canı verip de bir can almışam
Saklarım bu canı, candan içəri

Şeriatı muhammede verdiler
Tarikat üstüne bir yol kurdular
Marifet babında sual sordular
Hakikat var hakikattan içeri

Kaygusuz’um eydür, bu nutkum Hakk’la
Bir mürşide el ver, kalbini pakla
Mürşidin verdiğin tut, kavi sakla
İlikten, kemikten, kandan içeri

Kaygusuz Abdal

Bulanık sulardan gözümüz korktu,

0

Bulanık sulardan gözümüz korktu,
Duruya güvenip giremiyoruz.
Dostluğun safına dizilen ürktü,
Araya güvenip giremiyoruz.

Yıllar geçse, bitmez endişen gamın.
Kırılma korkusu hep olur camın.
Temelsiz desteği yok ki bu damın;
Direğe güvenip giremiyoruz.

Zannetme düzelir asrın havası,
Sırtlan çakal dolu dağı ovası.
Kuyu kör karanlık, yılan yuvası,
Çıraya güvenip giremiyoruz.

Diller kelepçeli, boyunda urgan.
Baş yaran sopanın ağacı gürgen.
Palavradan yatak, masaldan yorgan;
Pireye güvenip giremiyoruz.

Nelere kadirsin, felek nelere.
Ne torpiller düştü, ne karnelere.
Cam doğrandı, mertler yüzen sulara;
Dereye güvenip giremiyoruz.

Gel de can koy yersiz beleş kavgaya,
Silah haksızdayken bulaş kavgaya.
Dağ dayanmaz böyle kalleş kavgaya,
Yüreğe güvenip giremiyoruz.

Demir tava gelir, kömür tükenir,
Kürek düzelince, hamur tükenir.
Umut kuyruğunda ömür tükenir,
Sıraya güvenip giremiyoruz.

Gaddar terör estiriyor padişah,
Zulmedip kan kusturuyor padişah.
Suçlu suçsuz astırıyor padişah,
Saraya güvenip giremiyoruz.

Şıhlar sapık, softaları dengesiz,
Yedi canlı, meftaları dengesiz.
Atlar huysuz, çifteleri dengesiz,
Haraya güvenip giremiyoruz.

Cıvıdı, dağınık akar insanlık.
Vicdansız, et çabuk kokar insanlık.
Dörtte üçü çürük çıkar insanlık;
Fireye güvenip giremiyoruz.

Yağmurlu havada vicdan kuruyor,
Kokmuşu tuzlasak tuz da çürüyor.
Samanın altından sular yürüyor,
Mereye güvenip giremiyoruz.

Harun, düşeş attık, zarı yek geldi.
Çift bekledik, kırk tur attı tek geldi.
Yazı dedik, para döndü dik geldi,
Turaya güvenip giremiyoruz.

Âşık Harun Ustaoğlu

Ocak Dağılır, Alevilik Çözülürken Ismail Engin

0

“Ocak Dağılır, Alevilik Çözülürken” 2’53” [28.08.2025] | @ismailenginhd

(…) şimdi dede yalnız, talip yitik. dede sessiz, talip bağsız; her biri bir uçta, biri diğerine hissiz ve yabancı. kimi zaman küs, çoğu zaman suskun… Yol, takatsiz.

bir zamanlar el eleydiler; sözde, lokmada, sırda birdiler. dede ocaktı, talip köz. Yol’a değil, kendi yollarına savruldular.

ve yine şimdilerde, dernekler güçsüz, sanki kabuk, içinde boşluk, dışında gurur. Ocaklar dağılmış. talip başka yerde, dede başka yerde. erkân yetim, terazi dengesiz. Yol, eksik!

ve görülüyor ki, gelen “Rönesans” dedikleri, bir diriliş değil, dağılmanın sızısı:

Bu sözümü iyi dinle arkadaş

0

Bu sözümü iyi dinle arkadaş
Hâl bilmez birine yâr deme deme.
Talihin ters dönüp, dara düşmeden
Yârenim, yoldaşım var deme deme.

Gama düçâr olup, yanıp pişen var
Gam elinden aklı fikri şaşan var
Senden daha beter derde düşen var
Kendi iniltine zâr deme deme.

Çıkar için dostu derde salmışsan
Vefa değil cevri cefa kılmışsan
Ahireti satıp, dünya almışsan
Böyle pazarlığa kâr deme deme.

Mecnun ol, çöle düş, ara Leylâ’yı
Hem damlayı tanı, hemi deryayı.
Sana geniş olan koca dünyayı
Velayet Aytan’a dar deme deme.

Velayet Aytan