Çıkınında çökelek
Gözlerinde güneş tuzu
Ayrı düşmüş sürüsünden ilinden
Dağ başında bir kuzu
Sen kendini ne sanırsın bu çapraz fişeklikle
Sen bu dağları dağ mı sanırsın
Bu dağlarda dolaşmakla
A benim yalın ayağım
A benim bulgursuzum
Tenceresi kalaysızım
Dilekçesi parmaklım
Sen kendini bu dünyada eşkıya mı sanırsın
A benim ayakaltım
A benim kerpiç damım
Geri kalmış kuzum benim eşkıyam
Kerpicini yık da gel
Gel bu yana bu yana
Çarığından çık da gel
Gel bu yana bu yana
Şimdi dağlar bu yana
Şimdi dağlar bulvarda
Şimdi dağlar yol kesiyor eşkıyam
Şimdi dağlar yol kesiyor bulvarda
Eşkıyalık aşka benzer eşkıyam
Al aşkını çık dağlara eşkıyam
Bas bağrına mavzerini
Namlusu ıslanmasın
Çek tetiği eşkıyam
Ağızda dil, yürekte kan
Kanda nakış paslanmasın eşkıyam
Sen o dağda ben bu kentte eşkıyam
Sen yürürsün korka korka karanlıklara
Ben yürürüm grev grev parti parti aydınlıklara
Tuz bassak da yaramıza kınalı türkülerde
Yaşasak da aynı aşkı ayrı ayrı dağlarda
Aramızda yüzyıllarlık yollar var
A benim gecikmiş köroğlu’luğum
Eşkıyam

