Yort ey gönül sen bir zaman âsûde fariğ hoş yürü
Korkma kayıkma kimseden gussa vu gamdan boş yürü
Hakıykata bakar isen nefsin sana düşman yeter
Var imdi nefsin ile uruş savaş tokuş yürü
Nefstir eri yolda koyan yolda kalır nefse uyan
Ne işin var kimse ile nefsine kakı boş yürü
Diler isen bû dünyanın şerrinden olasın emin
Terkeyle bû kibr u kini hırkaya gir derviş yürü
İster isen bû dünyede ebedî sarhoş olasın
Aşk kadehin dolu getir oniki ay sarhoş yürü
Kimse bağına girmegil kimse gülünü dermegil
Var kendi ma’şûkun ile bahçede ol alış yürü
Gönüllerde iğ olmagıl mahfillerde çiğ olmagıl
Çiğ nesnenin ne dadı var gel aşk oduna piş yürü
Yunus imdi hoş söylersin dinleyene şerheylersin
Halka nasihat satınca er ol yoluna koş yürü
Koşmak – Asude: Sakin – Fariğ: Aldırış etme – Kayıkms Tasa, üzüntü, sıkıntı – Gam: Tasa – Kakı: Kız, öfkelen – Şerr: i Kibr: Gururun fazlası – İğ: iplik saran araç – Mahfil: Toı Şey – Şerh: Açıklama.
Yort ey gönül sen bir zaman âsûde fariğ hoş yürü
Müslümanlar zemâne yatlı oldu
Müslümanlar zemâne yatlı oldu
Helâl yenmez haram tay metli oldu
Okuyan Kur’an’a kulak tutulmaz
Şeytanlar semirdi kuvvetli oldu
Harâm ile hamir tuttu cihanı
Fesâd işler eden hürmetli oldu
Kime kim Tanğrı’dan haber verirsen
Bakır bâşın salar huccetli oldu
Şagrid üstâd ile arbede kılar
Oğul ata ile izzetli oldu
Fakirler miskinlikten çekti elin
Gönüller yıkıban heybetli oldu
Peygamber yerine geçen hocalar
Bu halkın başına zahmetli oldu
Tutulmaz oldu Peygamber hâdisi
Halâyık cümle Hak’tan utlu oldu
Yunus gel aşık isen tövbe eyle
Nasûh’a tövbe ucu kutlu oldu
Kaynatsan katranı şeker olmuyor
Kaynatsan katranı şeker olmuyor
Haybaye harcama gaz’ı boşuna
Aç gözlü tavukla tatmin oluyor
Oturup bekleme kaz’ı boşuna
Hakkını verecen yaptığın işin
Verdiğin karar da bir daha düşün
Elinden almazlar sallama peşin
Boş yere harcama koz’u boşuna
Elinde yok ise gönülden dağıt
Aslında para da kitap da kağıt
Oğlunu kızını çocukken eğit
Dünyada atmasın poz’u boşuna
Analar doğurmuş nice yiğitler
Helaldir yediği kaymaklar sütler
Kiminden değerli kapıda itler
Dünyada tüketir tuz’u boşuna
Vicdanı yıkamaz su ile sabun
Suyunu sızdıran doldurmaz kabın
Boşuna hep yapma elin hesabın
Ellere ağartma göz’ü boşuna
Çamurda dolaşan getirir pislik
Paçaya bulaşır üstüne üstlük
Yediği kadardır cimriyle dostluk
Bozdurur elliyi yüz’ü boşuna
Garibin lüksüdür çay ile simit
Üç gündür mutluluk ömürde limit
Fakirde sermaye hayalle imit
Hayatta yudumlar toz’u boşna
Beslersen hayvanı biline cinsi
Bilesin huyunu kurnaz mı sinsi
Doğuştan cebinde çirkinin şansı ?
Güzelin cilvesi naz’ı boşuna
Hakk için çalıpta söyleyen Ozan
Odur ki kelamda manayı çözen
Zalime yaslanıp metiye düzen
Vurupta incitme saz’ı boşuna
Çağdaşi oturup bir destan yazdı
Tuttu on kıtayı peşpeşe dizdi
Boşamı alemi dolandı gezdi
Söylemez cahile söz’ü boşuna
Hüseyin Karataş
Eğer açık ise gel bir katara
Eğer açık ise gel bir katara
Bu yol görenindir körün değildir
Ne yitirdin ne ararsın bu yerde
Bu gül bülbülündür hârın değildir
Benim mürşidim Muhammed Ali’dir
Mürşidin dîdâr-ı Hak dîdârıdır
Girebilir isen gönül evidir
Giremezsen sakın yerin değildir
Kapuya varmadan dibe geçilmez
Mürşid olmayınca müşkil seçilmez
Çarşıya varmadan dükkân açılmaz
Bezestan ararsın sarın değildir
Bak şu erenlerden gelen da’vâya
Çakal kâr eylemez şâhin avına
Pır Sultan’ım eder çağır pîrine
Erub yetişmezse pîrin değildir
Her sabah her sabah ötüşür kuşlar
Her sabah her sabah ötüşür kuşlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Bülbülde gül için figana başlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Kısmetimiz kalbimizde buluna
Veyselkaran gitti Yemen yoluna
Arıyız uçarız kudret balına
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Biz de çektik İmamların yasını
İşit gerçek erenlerin sesini
İmam Hasan içti ağu tasını
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Arif olan eleklerden elendi
Tâlib olan Hak yoluna dolandı
Şah Hüseyin al kanlara boyandı
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Gönül kuşu kalb evinde durasın
Serime de çöktü şahin yuvasın
imam Kâzım Musa Rıza duasın
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Şah Takî ba Nakî nur-olup gitti
Hasanı Askerî er-olup gitti
Mehdî mağarada sırr-olup gitti
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Dört kitab yazıldı yurduna düştü
Kur’an Muhammedi’n virdine düştü
Kul Himmed pirinin derdine düştü
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali
Medet Allah ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbengi çekilen Bektaşi Veli
Gayretiniz yokmu ummana düştüm
Fatıma ananın eteğin tuttum
Server Muhammede göz gönül kattım
İmam Hasan ile çok metap sattım
Şah Hüseyin ile dükkana düştüm
İmamı Zeynele can kurban ettim
Muhammed Bakırla musahip tuttum
Caferi Sadığa göz gönül kattım
Naci deryasında ummana düştüm
Musa Kazım Şah Rıza ya kavuştum
Kerbela çölünde cenge giriştim
Yezit ordusuyla hayli vuruştum
Yaralandı sinem al kana düştüm
Taki Naki Askeri dir nurumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail ölümüz Cerrah berimiz
Kırkların ceminde erkana düştüm
On İki dergahında ölüm var
Gece gündüz sohbetim var demim var
Çok günahım varsa neden gamım var
Ali gibi Şahı Merdana düştüm
Kul Hümmet ustadım bu nasıl yazı
Lezzet verir şirin muhabbet tuzu
Ali nin alnında Zöhre yıldızı
Meyli muhabbeti Selmana düştüm
Zâhidâ rûz-i ezel Sübhân’ını Bektâşiler
Zâhidâ rûz-i ezel Sübhân’ını Bektâşiler
Gördüler ayn-el-yakin Rahmân’ını Bektâşiler
Bâ-i Bismillah ile fahr ettiler kâmil olub
Bildiler günden ayan merdânını Bektâşiler
Döktüler âh eyleyüb vâh eyleyüb zâr eyleyüb
Şah Hüseyn’in aşkına uş kanını Bektâşiler
Hâriciler zümresine ettiler lâ’net hemin
Tuttular Âl-i Ali dâmânını Bektâşiler
Lâ’netullah ile her dem zikr edüb yâd ettiler
Bil fülân ibn-i fülânın şanını Bektâşiler
Ca’ferî mezheb olub secde-i tahkîk ettiler
Sürdüler Şâh-ı Velî erkânını Bektâşiler
Gördüler Hak sûretin fî ma’ni-i Dmmülkitâb
Okudular hatmedüb Kur’ân’ını Bektâşiler
Hızr elinden aşk ile âb-ı hayâtı nûş edüb
İçdiler uş çeşme-i hayvanını Bektâşiler
Ey Viranı cân ü başı terk idüb hâk ettiler
Şâh-ı Merdan yoluna kurbânını Bektâşiler
Hakkın gevherinden arşın yüzünde
Hakkın gevherinden Arşın yüzünden
Anda hâsıl oldu güruh-i Naci
Hak sana bir evlât Dünya yemişi
Verince tatlıdır, alınca acı
Değme ârif bu sözümü bile mi
Yuğurmazdan evvel Cibril Âdemi
Münkirler ne bilir ilmi ademi
Ruhlar idi Hakka buluşan hacı
Ârif ârif ile gönül takmadan
Kırklar ayan olup semâ tutmadan
Selman dahi ol kırklara yetmeden
Ali idi Kırklardaki duacı
Çekilip giderken miraç yolunda
Rastgelip te sekiz uçmak elinde
Cennet evlerinde, elma dalında
Fatma Ana idi dar çeken Bacı
Ben günahkâr kulum söylerim Allah
Nur örtüsü kara donlu Beytullah
Körüğü gülbanktir çeken eyvallah
Andan hâsıl oldu Ali kılıcı
Gerçek erenlerin incedir yolu
Sen seni sanmagıl divâne deli
Yüz yirğirmi dört bin nebi evveli
Fahrıâlem giydi ol nurdan tacı
Kul Himmet’im eder yeter bu sözüm
Söyletme Hüseynim açıktır gözüm
Bir sağıma baktım bir sol omuzum
Kâmile yakındır Dünyanın ucu
Bülbül havalanmış yüksekten uçar;
Bülbül havalanmış yüksekten uçar;
Has bahça içinde gülüm var, deyi.
Seni seven yiğit serinden geçer,
Güzeller içinde yarim var, deyi.
Ben seni severim, sen de sev beni.
Mevla`m bir karada koymaz insanı.
Elbet, bir gün olur, ararsın beni;
Şurda bir divane yarim var, deyi.
Ben, seni severim can ile candan;
Mevlam ayırmasın sevdiğim benden,
Canım esirgemem vallahi senden,
Götür sat pazara, kölem var, deyi.
Karac`oğlan söyler: kaşı karadan,
Hiçab perdesini kaldır aradan,
Seni, beni bir Mevla`dır yaradan,
Büyüklenme, hey kız, güzelim dey
Akşam Olur Karanlığa Kalırsın
Akşam Olur Karanlığa Kalırsın
Akşam olur karanlığa kalırsın
Derin derin sevdalara dalarsın
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)
Beni koyup yadellere varırsın
Sana zulum bana ölüm değil mi
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)
Bülbül ne ötersin yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi sevdan mı çoktur
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)
Sar’altın yaptırsam yarin boynuna
Vallah güzellerin düşmanı çoktur
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)
Odası toz olmuş dolabı duman
Uyan kömür gözlüm uykudan uyan
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)
Ellerin elime deydiği zaman
İster ölüm olsun ister ayrılık
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)
Karşıda görünen ne güzel yayla
Karşıda görünen ne güzel yayla
Bir dem süremedim giderim böyle
Ala gözlü Pirim sen himmet eyle
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Eğer göğerüben bostan olursam
Şu halkın diline destan olursam
Kara toprak senden üstün olursam
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Bir bölük turnaya sökün dediler
Yürekteki derdi dökün dediler
Yayladan ötesi yakın dediler
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Dost elinden dolu içmiş deliyim
Üstü kan köpüklü meşe seliyim
Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Alınmış abdestim aldırırlarsa
Kılınmış namazım kıldırırlarsa
Sizde Şah diyeni öldürürlerse
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz
Gitti giden ömür gelinmez
Gözlerim de Şah yolundan ayrılmaz
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Efil efil esen yele merhaba
Karanlığın sonu bir ulu şafak
Sarp kayadan geçen yola merhaba
Gün be gün yüreğim ulu yalımda
Engel tuzak kurmuş bekler yolumda
Zulümlerde işkencede ölümde
Bükülmeyen güce kola merhaba
Acıda kahırda çekmiş geliyor
Güneşten boşanmış kopmuş geliyor
Bir ışık selidir sökmüş geliyor
Nazım usta coşkun sele merhaba
Alınacak Anadolu’nun öcü
Yerde kalmıyacak çekilen acı
Açıldı geliyor şafağın ucu
Şu doğdu doğacak güne merhaba
Selam olsun dört bir yana merhaba
Akan kana düşen cana merhaba
Hesap sorulacak güne merhaba
Türküler söyleyen dile merhaba
Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Mecnun edip çöle saldıktan sonra
Alemin bağına bülbüller konmuş
Nidem benim gülüm solduktan sonra
Karadır kaşların keman istemem
Şu gönlümden özge mihman istemem
Ölsem de derdime derman istemem
Ok vurup sinemi deldikten sonra
Coşkun çaylar gibi çağlamayan yar
Gönlünü gönlüme bağlamayan yar
Benim bu halime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra
Pir Sultan Abdal’ım sürem bu yolu
İnsan-i kamilin olurum kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Nidem ben ummana daldıktan sonra
Ne feryad edersin divane bülbül
Ne feryad edersin divane bülbül
Senin bu feryadın (anam) gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murada
Huzur-i mahşere (anam) divana kalsın
Nesin methedeyim bir kaşı kare
Şu sineme açtı (anam) onulmaz yare
Dünya tabip gelse derdime çare
Derdimin dermanı (anam) Lokman’a kalsın
Bir can için geçti can ü serinden
Vücudum kül oldu (anam) aşkın narınden
Emrah buse ister nazlı yarinden
Bu bayram olmazsa (anam) kurbana kalsın















