Pazartesi, Nisan 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 92

Yılan Gibi

0

MUSTAFA KEMAL’E BAŞARISIZ SUİKAST GİRİŞİMİ..

0
Üç yıl önceki gizli parti kongresinde Kolağası Mustafa Kemal’in söyledikleri doğru muydu acaba diye sordu kendi kendine cemiyeti idare edenlerin hiç hoşlanmadığı bu asi ve başına buyruk genç subay bir gece oturumda söz almış ve büyük cesaretle askerle politikanın iç içe girmesi durumuna karşı ağır sözler söylemişti.

Ona göre askerlerin siyasetçi gibi davranması büyük bir tehlike idi.

Hem ordu içinde ki nizamı bozar hemde idareye zarar verir devleti zaafa uğratırdı.

Bu yüzden cemiyeti idare eden ve Abdulhamit’i devirme gibi muazzam bir başarıya imza atan lider kadronun ordudan istifa etmelerini ve hayatlarını sivil siyasetçiler olarak devam etmelerini teklif ediyordu.

Bu sarışın zayıf subay konuştukça lider kadrosunun feci şekilde gerildiği kiminin bıyıklarını burduğu, ayak ayak üstüne atmış olan Enver’in ise çizmeli ayağını gergin bir yay gibi sallamakta olduğu görülüyor bütün bunlar bir saniyede silahların patlayı verdiği bu ihtilal cemiyetinde herkesin eli tabanca kavzasında tetikte beklemesi sonucunu doğuruyordu.

Bu kongreden sonra cemiyetin tetikçilerinden birini Mustafa Kemal’i öldürmek üzere yolladığı durumu anlayan yüzbaşının ise ustaca bir manevra ile kurtulduğu anlatılıyordu orda burda .

Dediklerine göre tetikçi odasına girince Kemal durumu anlamış kendisine sertçe – ‘Sen niye Enver’in fikirlerine ulu orta karşı çıkıyorsun . ‘ diyen Fedaiye oturduğu masanın önünde ki sandalyeye davet ederek – ‘ Buyrun oturun izah edeyim önce bir kahve ikram edeyim size.’ diye yumuşatarak sözlerine dinlemeye ikna etmiş , adam gönülsüzce de olsa oturunca bir kahve bir sigara derken sohbeti ilerletmiş .

Askerin siyasete karışmasının tehlikelerini anlatmış uzun uzun – ‘ Zaten vatan elimizden gidiyor düşünün savaşta bir Miralay parti üyesi fakat Paşa değilse kim kimin emrini dinleyecek Paşa’mı Miralay’ın emrine uyacak Miralay mı Paşa’nın bu durum orduda kargaşa yaratır ve bizi zayıflatır.

‘ Bu uzun açıklamalardan sonra tatmin olan fedai yüzbaşı – ‘ İyiki anlattınız.’ demiş. ‘ Fikirlerinizi dinleyince size hak verdim . Size bir itirafta bulunacağım aslında ben sizi vurmak için görevlendirildim eğer bu konuşma olmasaydı şimdi ölmüş olacaktınız.’

Mustafa Kemal ise gülmüş masanın altında tutmuş olduğu tabancasını göstererek – ‘ Asıl siz mutlak bir ölümden kurtuldunuz .’ demiş ‘ Odaya girdiğiniz andan beri namlu size dönük eğer kahve teklifimi kabul etmeyip de silahınıza davransaydınız ilk kurşun anlınızın tam ortasına gömülecekti .’

Aşkın, yâre giden, gülüdür türkü.

0

Aşk ile çağlayıp, gönül dağından.
Kalbe akan, sevgi selidir türkü.
Sevdayla sulanmış, gönül bağından.
Aşkın, yâre giden, gülüdür türkü.

Irmaktır, deryaya, aşk ile akar,
Menekşe, sümbüldür, mis gibi kokar.
Arıdır, bal verir, bazen de sokar.
Sümmani, Veysel’in, dilidir türkü.

Vuslattır, özlemdir, hep yakar özü.
Ağlatır, sızlatır, astırır yüzü.
Ne kadar haykırsa, duyulmaz sözü.
Aşkı anlatmanın, yoludur türkü.

Sözle gönüllere, sevda işleyen.
Hicranla, hasretle, söze başlayan.
Vefasız maşuğu, her dem taşlayan.
Ozanın sazıdır, telidir türkü.

Vatana, bayrağa, şehit düşülür.
Hicranda kalanın, bağrı deşilir.
Bir sevda uğruna, dağlar aşılır.
Öksüz, yetimlerin hâlidir türkü.

Tadı kalmaz olur, ekmeğin, aşın.
Elemle, kederle, akar göz yaşın.
İçin yanar, yazda, baharda, kışın.
Yanan aşıkların, külüdür türkü.
……………
Özcan Kartal Ankara

YÜREK ÇAĞRISI Adnan Yücel

0

YÜREK ÇAĞRISI

Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir türküdür bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum

Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma

İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın

Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın

İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara

Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma

İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin

Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın

Adnan YÜCEL

Sen yürürsün rüzgar yürür

0

Sen yürürsün rüzgar yürür
Sabahlar sığmaz olur gözlerine
Her adımda çözülür bir karanlık
Şafaklar çiçek sunar ellerine
Gün tutuşur
Dağlar aydınlanır
Yeniden aydınlanır
Yeniden canlanan bu yaşam
Türküler dizer saçının tellerine

Sen yürürsün rüzgar yürür
Alıp savurur beni saçların
En kalabalık alanlara götürür
Bir cellat çıkar apansız
Bir fidan yeşermeden çürür
Ve kana bulanır ırmaklar
Baştan başa geçer kentleri
Kan temizlenir cellat ölür

Sen yürürsün rüzgar yürür
Mahpuslar soluğunla umutlanır
Toprak çatlar
Gökyüzü bıçak bıçak şimşeklenir
Görkemli bir yürüyüş başlar içimde
Ve bir tan vakti
Kırılır bütün güzellik yasaları
Ağaçlar aşk açar bahçelerimde

Sen yürürsün rüzgar yürür
Dallar eğilir
Yapraklar secde eder yürüyüşüne
Sular kabarıp dalgalanır
Köpüklü başlarıyla selamlar seni
Ve tanrılar kalır önünde
Ne beyler ne krallar
Seninle yazılır en büyük destan
En güzel tarih seninle başlar

Sen yürürsün rüzgar yürür
Bir sevinç boylanır dünyada
Çocuklar korkusuz büyür
Kan boğulur susar
Dokunup geçtiğin her kuraklık
Yemyeşil bir vadiye dönüşür

Sen yürürsün rüzgar yürür
Bizi bu deprem günlerinde
İnan ki bir şiirsiz yaşamak
Bir de sensiz savaşmak öldürür

Adnan Yücel

Bir nefescik söyleyeyim

0

bir nefescik söyleyeyim
dinlemezsen neyleyeyim
ask deryasın boylayayım
ummana dalmaya geldim

ask harmanında savruldum
hem elendim, hem yoğruldum
kazana girdim, kavruldum
meydana yenmeye geldim

ben hakk’la oldum aşina
kalmadı gönlümde nesne
pervaneyim ateşine
şem’ine yanmaya eldim

ben hakk’ın kemter kuluyam
kem damarlardan biriyem
ayn-ı cem’in bülbülüyem
meydana ötmeye geldim

Şah Hatayi’dir özümde
hiç hilaf yoktur sözümde
eksiklik kendi özümde
darına durmaya geldim

Hakikat çıkmazı şu kahbe dünya,

0

“hakikat çıkmazı şu kahbe dünya,
bu çok kısa yoldan dönenler bilir,
bu yolun sırrıdır fırsatlar, sevda,
tutuşup parlayıp sönenler bilir.

aldana aldana gevredi dinim;
kalmadı düşmana, feleğe kinim;
doğruyu söylersem çarpar yeminim;
bu cengi, pusuya sinenler bilir.

durma sor halini, hastanın, sağın;
tabii solacak gülleri bağın;
hayatın içini, kara toprağın
üstünden altına inenler bilir.

geniştir, ölçülemez hayalin çölü;
karşımda her diri söylenen ölü;
çok güçtür geçmesi bu sakar gölü;
dümensiz gemiye binenler bilir.”

Söz: Neyzen Tevfik (Kolaylı)

Katıldık kervana topal eşşekle

0

Büyükler haklıdır çalış demekle
Yaşanmaz ki hırka yavan ekmekle
Çalıştık biz boşa bunca emekle
Ey dünya ağır ol azıcık bekle

Katıldık kervana topal eşşekle
Çüş yavrum çüş çüş… Çatlama bekle
Katıldık kervana topal eşşekle
Atom, gaz, benzin neyimize gerek

Kokar yakıtımız mis gibi tezek
Akıntıya karşı çekeriz kürek
Ey dünya ağır ol azıcık bekle
Katıldık kervana topal eşşekle

Çüş yavrum çüş çüş… Çatlama bekle
Katıldık kervana topal eşşekle
Neyimiz noksandır bizim dünyadan
Ya Amerika’dan un Almanya’dan

Eşşeği boyadık bizim boyadan
Ey dünya ağır ol azıcık bekle
Katıldık kervana topal eşşekle
Çüş yavrum çüş çüş… Çatlama bekle

Katıldık kervana topal eşşekle
Ey dünya ağır ol azıcık bekle
Katıldık kervana topal eşşekle
Çüş yavrum çüş çüş… Çatlama bekle
Katıldık kervana topal eşşekle

Aziz Nesin

Koltuk

0

Görüyorum ki haddini
Aşıyorsun yine koltuk.
Fakirlerin çok derdini
Deşiyorsun yine koltuk.

Başköşeye konuyorsun,
Fırıl fırıl dönüyorsun.
Oturanı yeniyorsun,
Coşuyorsun yine koltuk.

Türlü mevki, makamın var
Hem olgunun, hem hamın var
İnsan yiyen yamyamın var,
Yaşıyorsun yine koltuk.

Şöyle çekip serisinden,
Kucaklarsın gerisinden…
Yüze ceylan derisinden,
Döşüyorsun yine koltuk.

Üste çıktın, alta yattın
Halk’a diken olup battın.
Sen kimleri alıp sattın?
Boşuyorsun yine koltuk.

Şişmanını, incesini
Enginini, Yücesini…
Hak etmeyen nicesini,
Taşıyorsun yine koltuk.

Yapışanı kapıyorsun,
Bazısına tapıyorsun,
El etek g.t öpüyorsun,
Şişiyorsun yine koltuk.

Gayri millet oldu bizar,
Can veriyor azar azar.
Fidan gibi gence mezar,
Eşiyorsun yine koltuk.

Seni gidi seni seni!
Bir şey bilmez sanma beni.
Baş öğüten değirmeni,
Dişiyorsun yine koltuk.

Pul ettirdin paramızı,
“Ak” sayarsın “kara”mızı.
Bindebir’im yaramızı,
Kaşıyorsun yine koltuk.

29.01.2018
Ozan Bindebir

MERDAN YANARDAĞ için “GÖNÜLLÜ BİR AÇIKLAMA” Necati Şahin

0

2007 Yılında
ilk önemli Alevi Televizyonu,
YOL TV’yi kurduğumuzda, İlk programları,
Hacıbektaş’ta, Muharrem ayında yaptığımızda
tüm teknik altyapıyı bize hazırlayan
MERDAN YANARDAĞ’dı.
O ilk programları sunan Yol Tv’in ilk ekran yüzü de bendim.Tanığım.
Birlikte hazırladık.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’un
Yayın Organı olarak kurduğumuz YOL Tv’ye
tecrübesini, uzmanlığını hiçbir karşılık beklemeden;
“Alevi Toplumu’nun da bir medyası olsun” diye katkı sunan MERDAN YANARDAĞ’dı.
Eyvallah…
MERDAN YANARDAĞ’ın
TELE 1’de Aleviler ilgili yaptığı yorumu defalarca dinledim:
Aleviler ile ilgili AKTROLLERİN Kadıköy’e astığı provaktif bir Afiş’e, “Kayyumseverlere” yönelik bir yorumun bir yerinde
Diyor ki;
“Her mezhebin, her milletin olduğu gibi Alevilerin içinden de, Alevilerden de Hainler çıkabilir.
Alevilerin büyük bölümü temiz, namuslu erdemli insanlardır…”
Bu cümleyi alıp, kesip, biçip, yapıştırıp;
Merdan Yanardağ,
“Aleviler Haindir” dedi
diye canhıraş servis eden Saray gazetecisi NEDİM ŞENER’i;
Ardından
AKtrollerin “Alevi kardeşlerimiz(!) coşkusu” ile linç startını;
Ardından,
bazı Alevi Örgütlerinin yersiz, alelacele,
linç kültürüne davetiye gibi, Sarayın da ekmeğine yağ süren bildirisini;
Bu bildiriyi baz alıp,
Tele 1’i kapatmaya çalışan,
birdenbire “Alevisever” kesilen RTÜK’ü
görünce sessiz-sedasız kalmayı zül saydım kendime..
Böyle olmaz Dostlar…
Hadi diyelim Merdan Yanardağ bir hata yaptı.
Ağzından maksadını aşan bir Söz çıktı…
Bir Dosta böyle linç mı yapılmalı?
AKtrollerin tuzağına böyle de düşülmez ki Dostlar…
MERDAN YANARDAĞ’a,
Suriye Alevi Soykırımı ile ilgili program yaptı diye
RTÜK ceza kesmişt;
İdris-i Bitlisi’nin Aleviler için verdiği, Yavuzun Alevi Kırımına yol veren o iğrenç fetvayı programında rezil ettiği için
RTÜK ceza kesmişti;
Kılıçdaroğlu’na “Alevi nefreti” ile saldıranlara karşı duruşuna
RTÜK ceza kesmişti…
Şimdi,
aynı RTÜK bazı Alevi Örgütlerinin bildirisini baz alıp TELE 1’i kapatacak.
Pes…
O bildirinin altında,
benim de yıllarımı, gençliğimi verdiğim Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun da imzası var ne yazık ki.
O imzaya İtiraz ediyorum.
Rızalığım yoktur…
“ALEVİ” deyiminin siyaset, siyasi isimler ile birlikte anılmaması, yazılmaması, söylenemesi gerekir, diye yazdım. Merdan’a da gönderdim…
Ama böyle AKtrollerin linç kampanyasına hizmet etmek de ne oluyur…?
Ayrıca,
MERDAN YANARDAĞ da Alevi bir Can’dır…
“Bizim Derenin Taşı ile
bizi vurma”larına
seyirci kalmayalım. Dostlar…
*
Birkaç gün önce
“Erdoğan’ın Aleviler üzerinden CHP’yı Bölme Tuzağı” diye bir yazı yazmıştım.
Şimdi,
En sonuda söyleyeceğimi en baştan söylüyorum:
“Erdoğan ve Medya Ekibi başarılı…”
CHPyi Aleviler üzerinden Bölme;
Alevileri de CHP üzerinden birbirine düşürmeyi deniyorlar…
CHP’yi Aleviler üzerinden bölme hamlesi ters tepiyor, daha da ters tepecek…
CHP üzerinden
Alevileri birbirine düşürme hamlesinde ise kısmen başarılılar…
Hele hele,
Alevi Örgütlerin Bildirisini baz alıp TELE 1’i kapatmaları biz Alevilere tam kapak olur…
“Dost,
Dostun Hatasını Düzeltendir…”
Necati Şahin
16.09.2025

Merdan Yanardağ

0

Başarılı Müdahele

0

başarılı bir müdahale var, Türkiye’de Alevilerin siyasal davranışlarını hedef alan :
a) Kılıçdaroğlu ile Alevilerin siyasal davranışları özdeşleştirildi.
CHP tarafından mağdur edilmiş Kılıçdaroğlu söylemi geliştirilerek ve CHP tartışmalarında vurgulanarak, CHP’li Alevi seçmenin siyasal davranışının yön değiştirmesi hedefleniyor.
b) Merdan Yanardağ’ın sözleri troll tarafından gerçek bağlamından hakikaten umulmayacak düzeyde büyük bir başarı ile kopartılarak
1) Aleviler arasında iç tartışma başlatıldı.
2) İlgili devlet kurumu bu tartışmada daha önce görülmemiş şekilde taraf oldu.
3) Ve yine – böylece ilgili devlet kurumu ile Alevi kurumları arasında ilk kez bir konuda görüş birliği sağlandı.
Tartışma derinleştirildi..

Çok enteresan bir şekilde muhalif bir medya kanalının muhtemelen kapatılmasına gidebilecek süreç de – muhalif görünen bir kesimin şikâyetleriyle – bu şekilde başlatıldı ve olgunlaştırılıyor.
Gözlemlerim o ki, bu tür tartışmalara Alevilerin tüm kesimleri katılmıyor.
Aleviler içinde de belli bir kesim tarafından yürütülen tartışmalar, şimdilik dar bir alanda ilerleme kaydedebilmekle birlikte tam hedefine ulaşamadı.. Ama açılan gedik üzerinde ciddi bir yoğunlaşma var.
Her tarafa ve amaca kolay gelsin.. | @ismailenginhd

Güzel dostum sözlerimi bir dinle!

0

Güzel dostum sözlerimi bir dinle!
Esnaf isen yavşaklara dikkat et!
Ne karşıyı inlet, ne de sen inle,
Şoför isen kavşaklara dikkat et!

Küçümseme karşındaki rakibin,
Kurtaramaz seni bütün ekibin…
Bir hamle yap, bir kere de geri sin,
Aman, kara kuşaklara dikkat et!

Bir danadan korkar bazen bir manda
Nefesinden kaçar gider son anda…
Av yaparsan geceleyin ormanda,
Tavşan donlu vaşaklara dikkat et!

Sakın servi sanma salkım söğüdü,
Herkes vermez sana böyle öğüdü.
Kalleşlikle namert yener yiğidi.
Saray malı uşaklara dikkat et!

Yalan sözü duysan bile sağır ol
İnsanları insanlığa çağır ol
Ağırbaşlı duruş göster ağır ol
Eşek oğlu eşeklere dikkat et!

Yüce dağlar yük saymamış kar’ını
El düşünmez namusunu, ar’ını.
Her insana sakın verme sırrını,
İspiyoncu gevşeklere dikkat et!

Bindebir’im haddini bil, bur’da kal!
Öğüt verme, biraz da sen öğüt al!
Âşıklarda çok diyorlar intihal,
Âşık isen âşıklara dikkat et!

15.09.2025 – (4+4+3)
Ozan Bindebir
*
Açıklamalar:
Yavşak: 1- Bit yavrusu 2- Geveze, yılışık kimse.
Kavşak: Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer.
Kara kuşak: Bazı spor dallarında seviye gösteren kuşak, bel bağı ( Bu seviye sporcu).
Sinmek: Kendini göstermemek için büzülerek saklanmak; pısmak, pusmak.
Vaşak: Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, çevik, kürkünden yararlanılan yırtıcı bir hayvan
Uşak: Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan erkek işçi; hizmetkâr
İspiyoncu: Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlayan kimse; gammaz.
Gevşek: Sır tutmayan, boşboğaz, lafazan kimse (Şiirdeki anlamı)
İntihal: Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma; aşırma.