Pazartesi, Nisan 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 82

Gitme giden gitme sual sorayım

0

Gitme giden gitme sual sorayım
O nazlı pirime benzettim seni
Sende hak nişanı vardır gördüğüm
Hak dediğim yere benzettim seni

Mevlayı seversen eğlen dur gitme
Aşık akan sulara intizar etme
Bir kaşları suna gözleri süzme
Kirpiği hançere benzettim seni

Kapısına şeydullaha vardığım
Davasın derdime derman kıldığım
Aşkın havasına hayran olduğum
O nazlı pirime benzettim seni

Eydür Virani’yem kal u belaya
Sofrası meydanda Bektaş Veli’ye
Bir ismi Muhammet biri Ali’ye
Ali ül Haydar’a benzettim seni

Bilmez Ali’yi

0

Nasıl methedeyim sultanım seni
Bin bir ismin vardır birisi Ali
Keramet ehlisin Bektaşi Veli
Ebu Sufyan oğlu bilmez Ali’yi

Ali düşkünlerin gerçek dostudur
Ali inkarların elbet hasmıdır
Ali Muhammet’in öbür ismidir
Dağların odunu bilmez Ali’yi

Akarsu hak için yanar iniler
Geldi geçti Bektaşiler Veliler
Nice deryalarda yüzen gemiler
Her derya gemisi bilmez Ali’yi

Mihman olmuşum gelmişim

0

Mihman olmuşum gelmişim
Hakk’a bağlamışım özüm
Ev sahibi iki gözüm
Gönder bizi safa ile

Gelin örselemen bizi
Hakk’a ısmarladık sizi
Ayağın tozuna yüzü
Sürdür bizi safa ile

Sürüye katılan koçlar
O da Hakk’ın emrin işler
Yiyip içtiğimiz kardaşlar
Gönder bizi safa ile

Hey dedeler hey babalar
Yerde gökte hü diyenler
Rıza lokmasın yiyenler
Gönder bizi safa ile

Gidiyoruz hoşça kalın
Gahi siz de bize gelin
Heybemize azık koyun
Gönder bizi safa ile

Pir Sultan ere varalım
Hak divanına duralım
Yolcu çizmesin giyelim
Gönder bizi safa ile

Doğruya Nazar Eğleriz

0

Doğruya nazar kılarız
Biz eğri nazar bilmeyiz
Naktilen pazar kılarız
Veresi pazar bilmeyiz

Haktır sevdiğimiz bizim
Haktır övdüğümüz bizim
Boyun eğdiğimiz bizim
Haktan özge yar bilmeyiz

Haktır sevdiğimiz bizim
Haktır övdüğümüz bizim
Boyun eğdiğimiz bizim
Haktan özge yar bilmeyiz

Sazımızı ele aldık
Namusu deryaya saldık
Aşk ile meydana geldik
Zincir ile dar bilmeyiz

Muhiddin Abdal coşunca
Çiğler özünde pişince
Gönlümüze yar düşünce
Hiç sabrı karar bilmeyiz

Gönül gel seninle muhabbet edelim

0

Gönül gel seninle muhabbet edelim
Araya kimseyi alma sevdiğim
Ya benim kimim var kime yalvarayım
Kaldır kalbindeki arayı gönül

Solmazsa dünyada güzeller solmaz
Bu dünya fanidir kimseye kalmaz
Yalan dolan ile sofuluk olmaz
Mümin olan bekler berayı gönül

Dünya için gül benzini soldurma
Haldan bilmeyene halin bildirme
Tabib olmayana yaran sardırma
Azdırırsın birgün yarayı gönül

Derviş Ali’m öğüt verir özüne
Gönül lutfeyledi kendi sözüne
Azrail konunca göğsün düzüne
Bekleme o zaman sırayı gönül

Yürü bire yalan dünya

0

Yürü bire yalan dünya
Sana konan göçer bir gün
İnsan bir ekin misali
Seni eken biçer bir gün

Ağalar içmesi hoştur
O da züğürtlere güçtür
Can kafeste duran kuştur
Elbet uçar gider bir gün

Âşıklar der ki n’olacak
Bu dünya mamur olacak
Halebi Osmanlı alacak
Dağı taşa katar bir gün

Yerimi serin bucağa
Suyumu koyun ocağa
Kafamı alın kucağa
Garîp anam ağlar bir gün

Yer üstünde yeşil yaprak
Yer altında kefen yırtmak
Yastığımız kara toprak
O da bizi atar bir gün

Bindirirler cansız ata
İndirirler tuta tuta
Var dünyada yol Âhret’e
Coşkun gider salın bir gün

Karac’oğlan der naş’ıma
Çok işler geldi başıma
Mezarımın baş taşına
Baykuş konar öter bir gün

Türap olup düştüm toza,

0

Türap olup düştüm toza,
İncinme gönül incinme.
Tahammül eyle her söze,
İncinme gönül incinme.

Türaplık cümlenin başı,
Üstüne atarlar taşı,
Daim çiğnenmektir işi,
İncinme gönül incinme.

Koy sana kötü desinler,
Her ayıbına gülsünler,
Hergün gıybetin kılsınlar,
İncinme gönül incinme.

Pir Sultan’ım geçer aylar,
Geçinir yoksullar baylar,
Herkes sıfatını söyler,
İncinme gönül incinme.

Sofu hakkı arar isen gel gel

0

Sofu hakkı arar isen gel gel
Çevir yönün bize doğru
Ne buldun beyhude yerde
Yaşın vardır yüze doğru

Her suya karışıp akma
Sen seni odlara yakma
Er isen kem gözle bakma
Gelip giden kıza doğru

Düşme aşkın tuzağına gel gel
Caht eyle yolun sağına
Bir gün gönül bağına
Gazel düşer güze doğru

Haberdar ol şeriattan
Yol bulasın tarikattan
Marifetten hakikattan
Eriş gerçek söze doğru

Sorarlar senden zatını gel gel
Mizanını sıfatını
Yokuşa sürme atını
Çevir yönün düze doğru

Katibim bildi suçunu gel gel
Seyretti Çini Maçini
Ham gönül çekti göçünü
Hakka giden ize doğru

Güzide Ana (Katibi) deyişler

0

Bulandı aşkımın seli
Acep bir gün durulmaz mı
Hüsnün gördüm oldum deli
Akıl başa derilmez mi

Yüzün benzer dolunaya
Sensin ömrüme sermaye
Yüzüm sürdüm hak-i pa’ye
Hatırcığım sorulmaz mı

Ferhattır dağları delen
Şirin’in yolunda ölen
Der GÜZİDE Mecnun olan
Leyla’sına sarılmaz mı

Evliya cemine azmeden sofu
Düz yolu koyup da sarpa kaçarsın
Muhammed Ali’nin yüce yolunu
Gelmiş saf talibe pinhan edersin

Yol budur deyip de sürek sürersin
Cahili kinliyi başa derersin
Yılda bir hayvanın kanına girersin
Aklın boynunun borcunu ödersin

Gel benlik eyleme nefsini öldür
Hak yoluna canın armağan getir
Kin ile kibiri aradan kaldır
Bunca vebal dolu yükü nidersin

Senin elindedir şer ile hayır
Nefsi emareden özünü ayır
GÜZİDE söyler ki kendini kayır
Neyleyip de halkın zemmin edersin

Gaziler cihanın müddeti doldu
Dünya bir acayip zamana kaldı
insanda itimat itikat n’oldu
Hemen bir zan ile güman’a kaldı

Tat kalmadı sirke oldu şıralar
Ben tabibim diyen yüzün karalar
Yanlış merhem ile azdı yaralar
Bir hazik hekim-i lokmana kaldı

Düşerler ardına kil ile kâlin
Varmazlar yanına ehl-i kemalin
Mahlukün ettiği ceng-ü cidalin
Cümlesi bir ulu divan’a kaldı

Gerçek erenlerin emsali yokdur
Bilirim dört kapı kırk makam haktır
Ehl-i hak olana hiç hörmet yoktur
Rağbet yalan ile şeytana kaldı

GÜZİDE der güçtür nefsin öldürmek
Erlik midir koymadığın kaldırmak
Zamane halkına Hak’kı bildirmek
Mehdi gibi sahip zamana kaldı

Sana bir nasihatim var
Gel yanıma hele kardaş
Uzakta arayıp gezme
Gitme ilden ile kardaş

Yarar isen Hakk’a yara
Bulasın derdine çare
Her suyun geçidin ara
Gitmeyesin sele kardaş

Dünya bir acayip haldır
Kimi elif kimi daldır
Bu bir başka derin göldür
Düşmeyesin göle kardaş

İman eyle kıyamete
Girmeyesin siyasete
Karga olma necasete
Arı ol gel bala kardaş

Dinle okunan fermanı
Bulasın derde dermanı
Terse savurma harmanı
Tane gider yele kardaş

Harama sunma elini
Her dem hıfzeyle dilini
Haramla kirletme elini
Halden gelir bela kardaş

Dünyaya satma varını
Gelip yüzerler derini
Cahile deme sırrını
Destan eder dile kardaş

Bu sözlerin Bektaş-i’ye
Yanılıp gitme Nakş-i’ye
Uyma hal bilmez kişiye
Taş getirir yola kardaş

GÜZİDE geldi cihana
Çok şükür olsun Süphan’a
Halin arz eyle sultana
Minnet etme kula kardaş

Medet Allah ya Muhammed ya Ali
Dertliyim derdime dermana geldim
Bûnlardan kurtaran Bektaş Veli
Dertliyim derdime dermana geldim

Hasan Hüseyin’le arttı firkatim
Zeynel Bakır Cafer melce-i zatım
Kazım Musa Rıza kabul eyle hacetim
Dertliyim derdime dermana geldim

Taki’den Naki’den ola hidayet
Hasan Askeri yareme el kat
Muhammed Mehdi dardayım gayet
Dertliyim derdime dermana geldim

*Dervişlerin girer şala abaya
Sehven hata ettim geldim tövbeye
Niyazım var Hacı Bektaş Veli ‘ye
Dertliyim derdime dermana geldim

Güzide der Mevla’m sen bak halime
Medet mürüvvet fırsat verme zalime
On iki imam yardım eyle kuluna
Dertliyim derdime dermana geldim

Yer oynayıp gizli sular akınca
Ezan tebdil olup kanun çıkınca
Hükm-ü şeriatın kavli kalkınca
Softaların azdığı yıllar gelecek

Dünya sütlü meme herkes emiyor
Fitne fücûrluğu elden komuyor
Hiçbir kimse malım yeter demiyor
Alıp götürmeye yeller gelecek

Kudretli kalleşe belî-bes diyor
İşleri bitince ketm-i dost diyor
Evlad babasından hizmet istiyor
Ektiğimiz biçmedik yıllar gelecek

Her düvel ayakta bu nasıl hikmet
Dünya benim diye kılıyor gayret
Ne Allah’dan korkar ne sayar ahret
Şehirler batıran harbler geliyor

GÜZİDE okur akdan karadan
Hünkarım ayırma cemden sıradan
Bizi o günlere koyma Yaradan
Hayrı şerri belirsiz kullar geliyor

Sırr-ı men arefden haberi olmayan
Gelip meclislerde babalanmasın
Kurbâ Âyeti’ ne vâkıf olmayan
Orada burada hocalanmasın

Yük üstüne yüksek binalar çatıp
Bal içine soğan sarımsak katıp
Tâlib köşesinde safsata satıp
Kendin bilmeyenler böbürlenmesin

Atsın içindeki çirkin huyları
Çekip kopartmasın çürük yuları
Zemzem diye her gördüğü suları
İçip sarhoşluk’çin bâdelenmesin

Asîl-zâde asıl evlâd kanı olan
Şem’a olan tâbân olan gün olan
Ölmeden evvel ölüp Hakk’ı bulan
Yanıp kül olsa da zedelenmesin

Güzîde der er postunda oturan
İçip gaflet meyinden kendin yitiren
Gâhi benlik gâhi gurur getiren
Hünkâr himmetinden nasîb almasın

Bulandı aşkımın seli
Acep bir gün durulmaz mı
Hüsnün gördüm oldum deli
Akıl başa derilmez mi

Yüzün benzer dolunaya
Sensin ömrüme sermaye
Yüzüm sürdüm hak-i pa’ye
Hatırcığım sorulmaz mı

Ferhattır dağları delen
Şirin’in yolunda ölen
Der GÜZİDE Mecnun olan
Leyla’sına sarılmaz mı

Evliya cemine azmeden sofu
Düz yolu koyup da sarpa kaçarsın
Muhammed Ali’nin yüce yolunu
Gelmiş saf talibe pinhan edersin

Yol budur deyip de sürek sürersin
Cahili kinliyi başa derersin
Yılda bir hayvanın kanına girersin
Aklın boynunun borcunu ödersin

Gel benlik eyleme nefsini öldür
Hak yoluna canın armağan getir
Kin ile kibiri aradan kaldır
Bunca vebal dolu yükü nidersin

Senin elindedir şer ile hayır
Nefsi emareden özünü ayır
GÜZİDE söyler ki kendini kayır
Neyleyip de halkın zemmin edersin

Gaziler cihanın müddeti doldu
Dünya bir acayip zamana kaldı
insanda itimat itikat n’oldu
Hemen bir zan ile güman’a kaldı

Tat kalmadı sirke oldu şıralar
Ben tabibim diyen yüzün karalar
Yanlış merhem ile azdı yaralar
Bir hazik hekim-i lokmana kaldı

Düşerler ardına kil ile kâlin
Varmazlar yanına ehl-i kemalin
Mahlukün ettiği ceng-ü cidalin
Cümlesi bir ulu divan’a kaldı

Gerçek erenlerin emsali yokdur
Bilirim dört kapı kırk makam haktır
Ehl-i hak olana hiç hörmet yoktur
Rağbet yalan ile şeytana kaldı

GÜZİDE der güçtür nefsin öldürmek
Erlik midir koymadığın kaldırmak
Zamane halkına Hak’kı bildirmek
Mehdi gibi sahip zamana kaldı

Sana bir nasihatim var
Gel yanıma hele kardaş
Uzakta arayıp gezme
Gitme ilden ile kardaş

Yarar isen Hakk’a yara
Bulasın derdine çare
Her suyun geçidin ara
Gitmeyesin sele kardaş

Dünya bir acayip haldır
Kimi elif kimi daldır
Bu bir başka derin göldür
Düşmeyesin göle kardaş

İman eyle kıyamete
Girmeyesin siyasete
Karga olma necasete
Arı ol gel bala kardaş

Dinle okunan fermanı
Bulasın derde dermanı
Terse savurma harmanı
Tane gider yele kardaş

Harama sunma elini
Her dem hıfzeyle dilini
Haramla kirletme elini
Halden gelir bela kardaş

Dünyaya satma varını
Gelip yüzerler derini
Cahile deme sırrını
Destan eder dile kardaş

Bu sözlerin Bektaş-i’ye
Yanılıp gitme Nakş-i’ye
Uyma hal bilmez kişiye
Taş getirir yola kardaş

GÜZİDE geldi cihana
Çok şükür olsun Süphan’a
Halin arz eyle sultana
Minnet etme kula kardaş

Medet Allah ya Muhammed ya Ali
Dertliyim derdime dermana geldim
Bûnlardan kurtaran Bektaş Veli
Dertliyim derdime dermana geldim

Hasan Hüseyin’le arttı firkatim
Zeynel Bakır Cafer melce-i zatım
Kazım Musa Rıza kabul eyle hacetim
Dertliyim derdime dermana geldim

Taki’den Naki’den ola hidayet
Hasan Askeri yareme el kat
Muhammed Mehdi dardayım gayet
Dertliyim derdime dermana geldim

*Dervişlerin girer şala abaya
Sehven hata ettim geldim tövbeye
Niyazım var Hacı Bektaş Veli ‘ye
Dertliyim derdime dermana geldim

Güzide der Mevla’m sen bak halime
Medet mürüvvet fırsat verme zalime
On iki imam yardım eyle kuluna
Dertliyim derdime dermana geldim

Yer oynayıp gizli sular akınca
Ezan tebdil olup kanun çıkınca
Hükm-ü şeriatın kavli kalkınca
Softaların azdığı yıllar gelecek

Dünya sütlü meme herkes emiyor
Fitne fücûrluğu elden komuyor
Hiçbir kimse malım yeter demiyor
Alıp götürmeye yeller gelecek

Kudretli kalleşe belî-bes diyor
İşleri bitince ketm-i dost diyor
Evlad babasından hizmet istiyor
Ektiğimiz biçmedik yıllar gelecek

Her düvel ayakta bu nasıl hikmet
Dünya benim diye kılıyor gayret
Ne Allah’dan korkar ne sayar ahret
Şehirler batıran harbler geliyor

GÜZİDE okur akdan karadan
Hünkarım ayırma cemden sıradan
Bizi o günlere koyma Yaradan
Hayrı şerri belirsiz kullar geliyor

Sırr-ı men arefden haberi olmayan
Gelip meclislerde babalanmasın
Kurbâ Âyeti’ ne vâkıf olmayan
Orada burada hocalanmasın

Yük üstüne yüksek binalar çatıp
Bal içine soğan sarımsak katıp
Tâlib köşesinde safsata satıp
Kendin bilmeyenler böbürlenmesin

Atsın içindeki çirkin huyları
Çekip kopartmasın çürük yuları
Zemzem diye her gördüğü suları
İçip sarhoşluk’çin bâdelenmesin

Asîl-zâde asıl evlâd kanı olan
Şem’a olan tâbân olan gün olan
Ölmeden evvel ölüp Hakk’ı bulan
Yanıp kül olsa da zedelenmesin

Güzîde der er postunda oturan
İçip gaflet meyinden kendin yitiren
Gâhi benlik gâhi gurur getiren
Hünkâr himmetinden nasîb almasın

Celalettin Ulusoy’un aktardığına göre; doğum tarihi ve yeri bilinmeyen Güzide Ana’nın 18. yüzyılda yaşadığı ve Şehit Feyzullah Çelebi’nin kızı olduğu; Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda, Hazret Avlusu’nun sol tarafındaki terasta mezarının bulunduğu bilinmektedir. Ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir.
Şiirlerinde Güzide Ana ve Katibî mahlaslarını kullanmıştır. Ulusoy, kitabında Güzide Ana’nIn altı şiirine yer vermiştir. Ayrıca Ahmet Özdemir de bir semaisine eserinde yer vermiştir (2006: 231-232). Bektaşi yolunda Güzide Ana olarak da bilinen âşığın şiirlerinde oldukça ileri düzeyde edebiyat ve felsefe eğitimi gördüğü anlaşılmaktadır. Bazı deyişlerinde “Katibî” mahlasını da kullanan Güzide Ana, fakirane giyinişi, tüm gelirini fakirlere dağıtışı, haksızlığa tahammül etmeyişi ile ünlüdür. Gördüğü kusuru kim olursa olsun, açık bir şekilde ayıpladığı için kişiliğine ait hatıralar hâlen özdeyiş biçiminde söylenmektedir (Ulusoy 1988: 59).

Kaynakça
http://alevi-deyisleri-nefesler.tr.gg/Guzide_Ana_Katibi.htm [Erişim Tarihi: 08.01.2015].
Özdemir, Ahmet (2006). Halk Şiirinden Seçmeler. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yay.
Ulusoy, A. Celalettin (1988). Pir Dergâhından Nefesler. Ankara: Ajans Türk Matbaacılık.

Dün-ü gün isteğim budur Hüdâ’dan

0

Dün-ü gün isteğim budur Hüdâ’dan
Mürşidimden gayrı nem var benim de
Dâima ayırma beni izinden
Mürşidimden gayrı nem var benim de

Mürşide hile olmaz doğru gelinür
Yalanın bünyadı yoktur, delinür
Her ne ister isen anda bulunur
Mürşidimden gayrı nem var benim de

Yedi yerde İmam Câfer makamı
Verdiler elime çün ezkârımı
Nakd elinde Şeyh Safî’nin makamı
Mürşidimden gayrı nem var benim de

Muhammed Ali’in doğru erkânı
Mürşidine var ki göresin seni
Mürşidin gemidir, tâlip yelkeni
Mürşidimden gayrı nem var benim de

Bu sözü söyleyen Sultan Hatayi
Hatayi ‘den gayrı kim var gedâyî
Salarım üstüne bin bir kazayı
Mürşidimden gayrı nem var benim de

Bir softa dinimi sordu

0

Bir softa dinimi sordu
Dedim sevgi dinim benim
Şaşırdı düşündü durdu
Dedi kitabın yok senin

Dedim canlı kitabım ben
Dedi sefil bir kulsun sen
Dedim sureti hak benim
Dedi deli olmuşsun sen

Dedi ki kıblen ne yanın
Dedim dostun cemalidir
Dedi ya bu kâbe nedir
Dedim Adem’in gönlüdür

Dedi söyle abdest nedir
Dedim gönülü yıkamak
Dedi ki ya bu su nedir
Dedim teni yıkar ancak

Dedi içtiğin dem nedir
Dedim cennetteki şarap
Dedi haram değilmidir
Dedim bana iç diyor rab

Dedi ki ya oruç nedir
Dedim nefsi aç bırakmak
Dedi ama sen yiyorsun
Nefsi mide sanma ahmak

Dedi orucu ne bozar
Dedim kul hakkını yemek
Dedi bu Kuran’da yazar
Dedim Adem kur’an demek

Vefai böyle bu haller
Ceme girmiş bizim eller
Hakka çıkar bütün yollar
Dedi budur doğru gerçek

Eğer tarikattan haber sorarsan

0

Eğer tarikattan haber sorarsan
Murtaza Ali’dir pirimiz bizim
Göre geldiğimizi süre gideriz
Kırklardan ayrılmış sürümüz bizim

Hak yolundan özge yola sapmayız
Rıza kapısından taşra çıkmayız
Cennet cehennem korkusu çekmeyiz
Bunda sorulmuştur sorumuz bizim

Sırrı Hakka gerçeklere baş koştuk
Çiğ yerimiz yoktur kürede piştik
Ne yoldan ne farzdan sünnetten düştük
O can gediğidir yerimiz bizim

Kazancımızı meydana getiririz
Eksikliğimiz varısa bitiririz
Aşna meşrep evinde otururuz
Bine sayılmıştır birimiz

Eydür Şah Hatâyî’m gerçek erenler
Orda pişman olur burada yerenler
Bin kana bir Mürvet dedik erenler
Gerçekler eridir darımız bizim

Şah Hatayi

Kaf u nun hitabı izhar olmadan

0

Kaf u nun hitabı izhar olmadan
Biz bu kainatın ibtidasıyız
Kimseler vasıl-ı didar olmadan
Biz kabe-i kavseynin ev ednasıyız

Yok iken Adem’le Havva âlemde
Hak ile hak idik sırr-ı müphemde
Bir gececik mihman kaldık Meryem’de
Hazret-i İsa’nın öz babasıyız

Küntü kenz sırrının olduk agahı
Ayne’l-yakın bildik Cemalullah’ı
Ey hoca bizdedir sırr-ı ilahi
Biz Hacı Bektaş’ın fukarasıyız

Bize peder dedi tıfl-ı mesiha
Rabbi ernu diye çağırdı Musa
Len terani diyen idik biz sana
Biz Tur-i Sina’nın tecellasıyız

Zahida aşinamız inna fetahna
Harabî kemteri serseri sanma
Bir kılı kırk yaran kamiliz amma
Pir Balım Sultan’ın budalasıyız

Benim sevdiceğim Muhammed Ali

0

Benim sevdiceğim Muhammed Ali
Ay ile gün gibi doğdu sabahtan
Zülfikar elinde Düldül altında
Önü sıra Kamberi gelir sabahtan

Yoktan var eyledi cümle alemi
Cebrail cümleye çaldı kalemi
Yedinci isminde verdi selamı
On iki imamları gördük sabahtan

Hasan Hüseyin’in doğrudur yolu
Zeynel Abidin’in balkıyor nuru
Caferi Bakırın erkanı yolu
Elif Allah dedik çaldık sabahtan

Musa’ı Kazım bir sevgili yar idi
İmam Rıza Balkıyan nur idi
Taki Naki bir Mısıra Şar idi
Naci Kitabını açtık sabahtan

Ol Hasan Askeri dalga getürü
Öküz balık bu cihanı götürü
Mehdi Dedem divan kurmuş oturu
Onun divanına durduk sabahtan

Söyletirse beni pirim söyletir
Kadim Umman deryasını boylatır
Derviş Alim Güruhu Naci evladı
Özümü sağırlardan seçtik sabahtan

Gönül geçmez sevdiceği güzelden

0

Gönül geçmez sevdiceği güzelden
Mihrin yereyledi tenden ya Ali
Benim sevdiceğim sensin ezelden
Gitmez muhabbetin candan ya Ali

Sevenlerin can içinde canısın
Aşıklara methetmenin şanısın
Hiç noksana kalmaz mürvet kanisin
Geçersin günahtan kandan ya Ali

Nice yüz bin yıllar kandilde durdun
Atanın belinden madere geldin
Onun için halkı gümana saldın
Binbir dondan baş gösterdin ya Ali

Müşkülünü halledersin dostuna
Çağırdıkça erişirsin düşküne
Kerbela’da yatan İmam aşkına
Şefaat umarız senden ya Ali

Tarikat içinde şems-ü kamerin
Hakikat içinde zatı kemalin
İstemem cenneti göster cemalin
Kul Himmet göçmeden bundan ya Ali