Ana Sayfa Blog Sayfa 72

Nedendir de kömür gözlüm nedendir

0

Nedendir de kömür gözlüm nedendir
Şu geceki benim uyumadığım
Çetin derler ayrılığın derdini
Ayrılık derdine doyamadığım

Dostun bahçesine yad eller dolmuş
Gülünü toplarken fidanın kırmış
Şurda bir kötünün koynuna girmiş
Şu benim sevmeye kıyamadığım

Kömür gözlüm seni sevdim sakındım
İndim has bahçeye güller sokundum
Bilmiyorum nerelerine dokundum
Belli bir haberin alamadığım

Karacaoğlan der ki yandım ben öldüm
Her deliliği ben kendimde buldum
Dolanıp da kavil yerine geldim
Kavil yerlerinde bulamadığım

Aşık olan

0

Aşık olan
Divanedir
Aşk şemine
Pervanedir

Bak bülbüle
Konmuş güle
Bu gönüle
Pervanedir

Behey zahit
İşine git
Bize mescit
Meyhanedir

Cahil başı
Atar taşı
Kamil kişi
İrfanedir

Aşktır dini
Yoktur kini
Dost Miskini
Efsanedir

Bir insanda bir gönül var

0

Bir insanda bir gönül var
İkiliğe sapmak nedir
İnsan olan insan sever
Here hiçe tapmak nedir

Gerçekten hakikatli ol
Düşersin çok dikkatli ol
Merhametli şefkatli ol
Köpek gibi kapmak nedir

Bilmezsen bilene danış
Dar olma geniş ol geniş
İnsan ol insanca konuş
Akrep gibi sokmak nedir

İblis gibi deme ki ben
Hiçbirşeye olmaz güven
İnsanlığı unutma sen
İnsan gönlü yıkmaz nedir

Meluli’nin sözleri hoş
Hoşgörülük daha çok hoş
Ağa paşa hep sonu boş
Kafa kuyruk tutmak nedir

Nefes harceyleme salma araya

0

Nefes harceyleme salma araya
Bir özün bilmeze bildiremezsin
Müşteri olmadan gelip geçene
Gel al demeyinen aldıramazsın

Din Muhammet dini taptığın tapı
Yıkılır mı hakkın yaptığı kapı
Yüz yıl emek çeksen yapılmaz yapı
Kumdan duvar örüp kaldıramazsın

Aş yağını kavururlar tavada
Yavru şaban bekletirler yuvada
Ele öğrenmedik kuşu havada
Çetindir ben ile indiremezsin

Yavru şaban salmaz sal deme ile
Gönül dost mu bulur bul deme ile
Ağlamış gül yüzü gül deme ile
Hak izin vermezse güldüremezsin

Derviş Muhammed’im sevmez hayını
Herkes beğenmiştir kendi huyunu
Dibi delik kaba aşkın (Hak’kın) suyunu
Taşıyıp yorulma dolduramazsın

Bana gül diyorlar neme güleyim

0

Bana gül diyorlar neme güleyim
Ağlamak şanıma geldi neyleyim
Ellerin çiçeği allı yeşili
Şu benim çiçeğim soldu neyleyim

Bir haber gelmedi Kenan ilinden
Uçtu m’ola gövel turnam gölünden
Havfım ayrılıktır korkum ölümden
İkisi de birden geldi neyleyim

Kara yazılmıştır yazılarımız
Arş-alaya çıktı sızılarımız
İrili ufaklı kuzularımız
Firkati bağrımı deldi neyleyim

Ulu sular gibi sözüm çağlayan
Mahrum kalmaz özün hakka bağlayan
Yar bitirmiş yana yana ağlayan
Akıbet başıma geldi neyleyim

Pir Sultan Abdal’ım kırklar yediler
Yediler de bir keşiğe kodular
Onlar verdiğini almaz dediler
Şu bana verdiğin aldı neyleyim

Kaynak: Pir Sultan Abdal

Hü dedem çağırdım gerçek erlere

0

Hü dedem çağırdım gerçek erlere
Pirim var n’eyleyim dünya malını
Çünkü varacağım kara yerlere
Ölüm var n’eyleyim dünya malını

Hazreti Ali’yi gördüm batında
Zülfikar elinde Düldül altında
Erenler yanında pirler katında
Malım var n’eyleyim dünya malını

Gönlümü gönderdim dünya dolaşa
Gökten kısmet yağıp kullar üleşe
Pirim Ali ile Hakk’a ulaşa
Ali’m var n’eyleyim dünya malını

Gönlümü gönderdim neye erecek
Gönül ile güzel Hakk’ı bulacak
Hakk’ın divanına doğru varacak
Yolum var n’eyleyim dünya malını

Pir Sultan Abdal’ım biçare fakir
Mümin bahçesinde bülbüller şakır
Muhammet Ali’nin alnında balkır
Nurum var n’eyleyim dünya malını

Kaynak: Pir Sultan Abdal

Ol benim sarı tanburam

0

Ol benim sarı tanburam
Senin aslın ağaçtandır
Ağaç dersem gönüllenme
Kırmızı gül ağaçtandır

Ali Fatma’nın yari
Ali çekti Zülfikar’ı
Düldül atının eğeri
O da yine ağaçtandır

Ali gitti Hakk’a yetti
Zülfikar’ı derya yuttu
Sa’d-i Vakkas bir ok attı
O da yine ağaçtandır

Nurdandır Kabe eşiği
Cihanı tuttu ışığı
Hasan Hüseyin’in beşiği
O da yine ağaçtandır

Yeter Pir Sultan’ım yeter
Dertlilere derman katar
Türlü türlü meyve biter
O da yine ağaçtandır

O yer ile göğün binasın kuran

0

O yer ile göğün binasın kuran
Muhammet Ali’dir bir Hacı Bektaş
Şu iki cihana gıdasın veren
Sana inanmayan kör Hacı Bektaş

Sen Ali’sin Muhammed’in öz yarı
Gül kokulamadan dermişsin harı
Yoluna koymuşum can ile seri
Vermezsem dergahtan sür Hacı Bektaş

Kul olup da şehir şehir satılan
Gahi mancılıkla göğe atılan
Cevher topu olup nura katılan
Müminler şehrinde sır Hacı Bektaş

Bir vakitte oldun bir yanal elma
Bedehşan ilinden Urum’a gelme
Emret Azrail’e canımı alma
İrfana ermeden hur Hacı Bektaş

Kırklarda sürdüğün sohbet sır idi
Bin bir kisvetlerden donun var idi
Elestede kandildeki nur idi
Şimdicek önümde ser Hacı Bektaş

Gene sen bilirsin Veli’nin hali
Sensin bu cihanın ahir evveli
Bir ismin Ali’dir bir ismin Veli
Kırklardaki ismin sır Hacı Bektaş

Yol yüğrüktür her sofuyla tutulmaz

0

Yol yüğrüktür her sofuyla tutulmaz
Müşteri olmazsa gevher satılmaz
Ekmek yedirmekle hakka yetilmez
Hakk’a yarar doğru kul olmayınca

Niceler gelirde tasvire bakar
Kendini bilmeyen odlara yakar
Bir kulaktan girer birinden çıkar
Kursağa bir delik yol olmayınca

Söylenen divandan sen ne anlarsın
Evliyaya gevher olup çağlarsın
Tutmadıktan sonra niye dinlersin
Mani mi türkü mü anlamayınca

Camış gelir kendi kendin kaşıtmaz
Nur doldurup kalp evini ışıtmaz
Binbir kelam desen birin işitmez
Neyleyim kulağı sem etmeyince

Değme sofuların meyi içilmez
Sofrasının baş ucundan geçilmez
Mahmurdur uykudan gözü açılmaz
Neyleyim marifet kal olmayınca

Engin olmayınca sular çağlamaz
Değme bir sofuya gönül bağlanmaz
Şah Hatayi’m gözüm yaşı sağlanmaz
Özünden bulanıp ağlamayınca

On’ki imam zürriyetin sevgisi

0

On’ki imam zürriyetin sevgisi
Bendedir İmam Hüseyin bendedir
Hemi sevdiğimdir hemi korkumdur
Sendedir İmam Hüseyin sendedir

Canda muhabbetim seni gören göz
Muhabbetim gitmez hem yaz hemi güz
Korkunu çekerim geceyle gündüz
Gündedir İmam Hüseyin gündedir

Hemi yarsın hemi yaralayansın
Yar ile davamı aralayansın
Hançer alıp sinem paralayansın
Candadır İmam Hüseyin candadır

Har almış da açılmıyor güllerim
Sana malum değil midir hallerim
Selman kesti kan eyledi ellerim
Kandedir İmam Hüseyin kandedir

Veli’nin kıldığı ah ü zar ise
Yine sen bilirsin işim zor ise
Ne kadar eksiklik kusur var ise
Bendedir İmam Hüseyin bendedir

Kaynak: Aşık Veli

Medet mürvet deyip kapına geldim

0

Medet mürvet deyip kapına geldim
İsteğim dileğim ver Hacı Bektaş
İndim eşiğine yüzümü sürdüm
Kusurum günahım var Hacı Bektaş

Kul olanın elbet olur kusuru
Nesli Peygambersin cihanın nuru
Alisin Velisin Pirlerin Piri
Galma kusurlara Pir Hacı Bektaş

Horasandan ayak bastın uruma
Mucizeler şahit oldu pirime
Bak şu vaziyete bak şu duruma
Eşin yok cihanda bir Hacı Bektaş

Geçmem dedin duvarımda sinekten
Yalan sadir olmaz ervahı pekten
Sana inanmışım ervahtan kökten
Sana inanmayan kör Hacı Bektaş

Sana yalvarıyor Veysel biçare
Yine senden olur her derde çare
Bir arzuhal sundum gani Hünkare
Keremin ihsanın bol Hacı Bektaş

Dağ yüzünde şah-ı kervan duruyor

0
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Dağ yüzünde şah-ı kervan duruyor
Onun katarından ayırma bizi
Önünce Düldül’le Kanber gidiyor
Onun katarından ayırma bizi

Gün müdür ay mıdır Muhammet Ali
Bizi irşat etti Bektaşi Veli
Arap oğlu gelir eli develi
Onun katarından ayırma bizi

Gül kokusu Muhammed’in teridir
Ah ettikçe karlı dağlar eridir
Fatm’Ana on’ki imam katarıdır
Onun katarından ayırma bizi

Cebrail de kanadını açınca
Rahmetini yeryüzüne saçınca
Hasan Hüseyin çevresinden geçince
Onun katarından ayırma bizi

İmam Zeynel bekler zindan içini
Bağışlarlar günahlının suçunu
Bakır Cafer yükletince göçünü
Onun katarından ayırma bizi

Kazım Musa Rıza Hakk’ın yarıdır
Taki Naki Askeri intizarıdır
Selman’ın çiğninde bir oğlan vardır
Onun katarından ayırma bizi

Pir Sultan Abdal’ım Mehdi nic’oldu
On’ki imamların tahtı yüc’oldu
Pirin eşiğine varan hac’oldu
Onun katarından ayırma bizi

Ölüm ardıma da düşüp yorulma

0

Ölüm ardıma da düşüp yorulma
Var git ölüm bir zaman da gene gel
Akıbet alırsın koymazsın beni
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Söyle bir vakitler yiyip içerken
Yiyip içip yaylalarda gezerken
Gene mi geldin ben senden kaçarken
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Çıkıp bozkurtlarla ulaşamadan
Yalan dünya sana çıkışamadan
Eşimle dostumla buluşamadan
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Karac’oğlan der ki derdim pek beter
Bahçede bülbüller şakıyıp öter
Anayı atayı dün aldın yeter
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Önüme bir çığır geldi

0

Önüme bir çığır geldi
Bir ucu var şar içinde
Attarları bir dükkan açmış
Her ne dersen var içinde

Gir dükkana pazar eyle
Hışmın yenip hazer eyle
Aya güne nazar eyle
Ay balkıyor nur içinde

Ay Ali’dir gün Muhammet
Okunur doksan bin ayet
Balıklar da suya hasret
Çarh dönerler göl içinde

Göl içinde çarha döner
Susuzluktan bağrı yanar
Müminler secdeye iner
Seyir var seyir içinde

Kudretten verildi balı
Bahanesi oldu arı
Dinle imdi ah ü zarı
Arı inler bal içinde

Pir Sultan’ım ey gaziler
Alnımızda ak yazılar
Önce talip pir arzular
Bülbül öter gül içinde

Pazarlık edelim alim seninle

0

Pazarlık edelim alim seninle
İki cihan senin Haydar olsun sen benim
Hayrını gör imanınla dininle
Hatmin Kur’an senin olsun sen benim

Keselim sıratın kazana çöksün
Olanca katranı haydar çamura döksün
Beraber gülelim cehennem korksun
Sırat nizam senin olsun sen benim

Ayıp değil midir Adem’e mihnet
Başına çalınsın Haydar hurili cennet
Dostluk pazarında olma muhannet
Huri Kılman senin olsun sen benim

Akarsu’yum böyle vereyim dursun
Senin aşkın onu Haydar yaksın kavursun
Anladım Ali’sin Canansın Nursun
Kanber Selman senin olsun sen benim