Ana Sayfa Blog Sayfa 65

Seyyah olup şu alemi gezerim

0

Seyyah olup şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim kalkmaz oldu dizimden
Bilmem amelimden bilmem özümden
Akıttım kanlı yaş iki gözümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Yine boranlandı dağların başı
Akıttım gözümden kan ile yaşı
Emaneti alır ol veren kişi
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Bozuk şu cihanın pergeri bozuk
Yazıktır şu geçen ömürüme yazık
Tükendi daneler kalmadı azık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Pir Sultanım eydür ummana dalam
Gidenler gelmedi haberin alam
Abdal oldum çullar giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul olayım kalem tutan ellere

0

Kul olayım kalem tutan ellere
Katip arzuhalim yaz yare böyle
Şekerler ezeyim şirin dillere
Katip arzuhalim yaz yare böyle

Rakibimin dedikleri oluyor
Gül benzim sararıben soluyor
Al kanlarım ılgıt ılgıt geliyor
Katip arzuhalim yaz yare böyle

Sivas ellerinde sazım çalınır
Çamlıbeller bölük bölük bölünür
Yardan ayrılmışam bağrım delinir
Katip arzuhalım yaz yare böyle

Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa
Yazılan gelirmiş her daim başa
Beni hasret koydun kavim kardaşa
Katip arzuhalim yaz yare böyle

Siyah saçlarında hatem yüzlerin

0

Siyah saçlarında hatem yüzlerin
Garip bülbül gibi zareler beni
Hilal ebruların ahu gözlerin
Tığ-ı sevda ile yaralar beni

Kaşlarında bismillah yüzün Beytullah
Seni öz nurundan yaratmış Allah
Sevmişem dost seni terketmem billah
Aşkın hançeriyle vuralar beni

Dost cemalin gördüm ah-u zar oldum
Aşkına düşeli sevdakar oldum
Kalmadı mecalim bi-karar oldum
Meğer tabutlara saralar beni

Sıdkı’yam billahi terkin etmezem
Gayri güzellere meyil katmazam
Kovsalar dövseler burdan gitmezem
Meğer ferman gele süreler beni

Hatalar eyledim noksandır işim

0

Hatalar eyledim noksandır işim
Tövbe günahıma estağfurullah
Muhammet Ali’ye bağlıdır başım
Tövbe günahıma estağfurullah

Şah Hasan Hüseyin balkır nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde benlik kibir var ise
Tövbe günahıma estağfurullah

Muhammet Bakır’ın izinden çıkmam
Şah İmam Cafer’den gayrıya bakmam
Hatıra değip de gönüller yıkmam
Tövbe günahıma estağfurullah

Musa-yı Kazım’a daim niyazım
Ali Irıza’ya bağlıdır özüm
Eksiklik noksanlık hep kusur bizim
Tövbe günahıma estağfurullah

Taki ile Naki benziyor aya
On’ki İmam kusurlara kalmaya
Ettiğimiz kötü işler bed-huya
Tövbe günahıma estağfurullah

Hasan Askeri’nin gülleri bite
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Tövbe günahıma estağfurullah
Söylenen yalana kova gıybete

Pir Sultan Abdal’ım Bağdat Basıra
Böyle güne kaldık böyle asıra
Sen keremkanısın kalma kusura
Tövbe günahıma estağfurullah

Yanlış fetva ile yola gidilmez

0
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yanlış fetva ile yola gidilmez
Arif isen bu manadan fark eyle
Eğri hacet ile metah dokunmaz
Üstat isen endazeni derk eyle

Maşuk olan aşıkına düş gelir
Aşıkın başına olmaz iş gelir
Her dem böyle kalmaz bir gün kış gelir
Yapı yap da üzerini berk eyle

Kulak ver de dinle arşta horoza
Belki erişesin ilm-i arıza
Kunduru buğdayı ekme harıza
Çiftçi isen var tarlanı herk eyle

Şu dünya bulandı hiç durulmuyor
Arif olmayınca fark olunmuyor
Kürekle tarlaya su verilmiyor
Muhabbet bendinden kaldır hark eyle

Pir Sultan Abdal’ım ihlas yar olsa
Mecnun da gözlüyor Leyla gelirse
Bir cananın meyli sende yok ise
Ahir fayda etmez anı terk eyle

Ne sen beni unut ne de ben seni

0

Gel seninle ahdı iman edelim
Ne sen beni unut ne de ben seni
Bağlanılım bir ikrarda duralım
Ne sen beni unut ne de ben seni

Gözlerim yolunu yar yaman yaman
Sürmedim sefasın oldu bir zaman
İrfan meclisine vardığın zaman
Ne sen beni unut ne de ben seni

Bir yare mailem bir de sıfata
Yar odur ki yarin emrini tuta
Belki yolum düştü gidem gurbete
Ne sen beni unut ne de ben seni

Gitme dilber gitme yüzün göreyim
Al yanaklarına kurban olayım
Bir emanetin var sana vereyim
Ne sen beni unut ne de sen beni

Abdal Pir Sultanım çektiler dara
Düşmüşem aşkına yanarım nara
Bakın ey erenler şu giden yara
Ne sen beni unut ne de sen beni

Yaradan Allah’tan izin olursa

0

Yaradan Allah’tan izin olursa
Gönüllerden gamı atmak muradım
Tedbir takdire mutabık gelirse
İmam Hüseyin’e gitmek muradım

Birer birer okuyalım beyiti
Yoklayalım defter ile kayıtı
Huri ile yetmişiki şehidi
Birlikte ziyaret etmek muradım

Ne acaip gonca hara dağlanmak
Elif taç urunup kemer bağlanmak
Bir niyetim Şah Necef’te eğlenmek
Şahın katarına ermek muradım

Niyazım var Muhammet Mustafa’ya
Ol bizi yetüre zevk ü safaya
Gönül arzulamış gider Kûfe’ye
Hakk’ın kudretine yetmek muradım

Veli’m eyder arzum kaldı veçhinde
Zülfikar olnuyor Çin ü Maçin’de
Şah-ı Merdan bir kubbenin içinde
Uzanıp damenin tutmak muradım

Bir niyazım vardır pirler pirine

0

Bir niyazım vardır pirler pirine
Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle
Gerçek erenlerin hüsn ü nuruna
Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle

Horasan elinden Uruma gelen
Cümle düşmüşlerin eynini alan
Cümle evliyaya hem rehber olan
Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle

Şimdiki insanlar yoldan azarlar
Haktan korkmayıp da ahkam bozarlar
Adem düşürmeye kuyu kazarlar
Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle

Geldi gaflet çöktü bu zaman kula
Hiç giren kalmadı erkana yola
İmanı satarlar akçeye pula
Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle

Softalar ters anlar mana hecesiz
Nideyim dünyada varı yücesiz
Daimi bir güldür gezer goncasız
Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle

Temenni eyledim güzel pirime

0

Temenni eyledim güzel pirime
Car günündür yetiş Muhammet Ali
Yüzümü tutmuşam desti girine
Car günündür yetiş Muhammed Ali

Aşığını ağlatuben güldüren
Düşkünlerin elin tutup kaldıran
Şol alemi rahmet ile dolduran
Car günündür yetiş Muhammet Ali

Cümle naçar kullarının sahibi
Gönüller mihmanı dertler tabibi
Evliyalar şahı Hakkın habibi
Car günündür yetiş Muhammet Ali

Evvel dört kapıyı izhar eyleyen
Çıkıp arşullahta kendi söyleyen
Hakikatin ummanını boylayan
Car günündür yetiş Muhammet Ali

Daimi der gönüllerde nur olan
Hakikatin çevresine sur olan
Dört can ile bir noktada sır olan
Car günüdür yetiş Muhammet Ali

Ovada bitişen sümbüller gibi

0

Ovada bitişen sümbüller gibi
Sardı dört yanımı har Ali Ali
Yavrusun yitirmiş bülbüller gibi
Aldı şu gönlümü zar Ali Ali

Kaldı dertli gönlüm virane gibi
Kaybettim aklımı divane gibi
Ruzu şeb dönerim pervane gibi
Yaktı şu özümü nar Ali Ali

Şu devran çağında ömrüm bitirme
Şu garip başımı derde yetirme
Muhannetin kapusuna götürme
Yetiş neredesin car Ali Ali

Güz geldi dağları duman bürüdü
Çeşmin yaşı sel sel oldu yürüdü
Yazık gazel düştü dalım çürüdü
Kurudu bağımda har Ali Ali

Dertli Daimi’yim söyler yazarım
Hak bilir ki şirin candan bezerim
Nazlı sevdiğimden ayrı gezerim
Beni aşka saldı yar Ali Ali

Yine bir çift kelam geldi dilime

0

Yine bir çift kelam geldi dilime
Eğer arif isen dinle sözümü
Can kuşunu konduragör koluna
Fehm edegör çevresini bazını

Can tohumun öz tarlana ekegör
Muhabbet bendini kaim yapagör
Mestane suyundan keşik kapagör
İçip içip kandırasın hazını

Sabır harmanında savur tırpanı
Yabası küreği dertler dermanı
Mürşit der ki şevkle savur harmanı
Eyce savur dışa verme tozunu

Sır ölçeği ile malın ölçegör
Eleyip esirip taşın seçegör
Bir gerçeğin dükkanını açagör
Hal değirmeninde üğüt ununu

Unun elemeye yed’elek gerek
Ona su getirmez hem delik külek
İradet kabında yuğuran melek
Muhabbet tuzundan kattır tuzunu

O lokmayı suyu rızaya tapşur
Yumak ile ilet mürşide tebşir
Gönül fırınında lokmanı pişir
Aşk ateşinden mi aldm közünü

İlet pir önüne yiyebilirse
Lokmanın narhını koyabilirse
Bin bir nişanını diyebilirse
O mürşide teslim eyle özünü

Orda o lokmayı her can yutamaz
Kırk batmandır elin’alıp tutamaz
Kervan gitmiş arkasından yetemez
Varıp bir gerçekten sormaz izini

Bir lokmayı bin kan etmişleri gör
Yedirirse günah yedirmezse zor
İnanmazsan bunu Şeyh Safi’ye sor
Duyarsın Veli’nin bir gün sözünü

Yine dosttan haber geldi

0

Yine dosttan haber geldi
Dalgalandı taştı gönül
Yar elinden kevser geldi
Derya gibi çoştu gönül

Kılavuzum Şah-ı Merdan
Çevresi dopdolu nurdan
Şunda bir hercayi dosttan
Neylersin, vazgeçti gönül

Sır Ali’deki sır idi
Seyr edeni sever idi
Ben kulu da kemter idi
Pir aşkına düştü gönül

Açıldı bahçenin gülü
Öter içinde bülbülü
Dost elinden dolu dolu
Sarhoş oldu içti gönül

Pir Sultan’ım bir gün göçer
Er olan ikrarın güder
Ceset bunda seyran eder
Çün Hakk’a ulaştı gönül

Dil ile dervişlik olmaz

0

Dil ile dervişlik olmaz
Hali gerek yol ehlinin
Arılayın her çiçekten
Balı gerek yol ehlinin

Geçmek gerek dört kapıdan
Kurtulasın mürebbiden
Mürebbiden muhasipten
Eli gerek yol ehlinin

Ben gezerim dertli dertli
Öter firkatli firkatli
Bülbül gibi ünü tatlı
Dili gerek yol ehlinin

Ben gezerim ayık ayık
Deryalarda olur kayık
Bülbülleri şaha kayık
Gülü gerek yol ehlinin

Hatayi’m der kuşak kuşan
Toz olur turaba düşen
Budur dervişliğe nişan
Yolu gerek yol ehlinin

Sevenlere gönül verdim

0

Sevenlere gönül verdim
Yola çevirdiler beni
Damla bile değil idim
Göle çevirdiler beni

Tohumu döl eylediler
Dikeni gül eylediler
Yari bülbül eylediler
Güle çevirdiler beni

Serimi sevdaya saldım
Gah boşaldım gahi doldum
Muhabbet arısı oldum
Bala çevirdiler beni

Mıskini’yi eğittiler
Dane dane öğüttüler
Dil bilmezdim öğrettiler
Dile çevirdiler beni

Sancı solda var da sağda niye yok?

0

Adamın birinin sol dizi fena halde ağrıyormuş. Ağrılara dayanamayınca doktora gitmiş. Doktor etraflıca muayene etmiş, röntgenini almış, MR’ını çekmiş. Sonunda demiş ki:

“Bey amca, yapılan testlerde hiçbir şey çıkmadı. Dizinde herhangi bir problem yok. Bu ağrı yaşlılıktan geliyor.”

Yaşlı adam doktorun kendisine fayda edemeyeceğini anlamış ama giderken lafını da esirgememiş:

“Evladım, benim sağ bacağım da sol bacağım da aynı yaşta. Sancı solda var da sağda niye yok?” diyerek muayene odasından çıkıp gitmiş.

Gelelim dünya politikasına… Sanki bu dünyanın tüm derdini “sol” çekiyor, “sağ”ın umurunda bile değil. Seçim zamanı gelince atılan yalanlar, sahte vaatler, “biz yaparız, biz kaldırırız, biz uçururuz” gibi nutuklarla halk kandırılıyor. Politikacılar, sizde hiç omurga yok mu?

Bir yanda halkın en temel ihtiyaçları karşılanmazken, diğer yanda silahlanmaya ayrılan milyarlarca dolar var. Devletler insanı yaşatmak, eğitmek, barındırmak yerine öldürmek için kaynak harcıyor. Yetmiyor, bu israfın bedeli de halkın sırtına bindirilen ağır vergilerle ödetiliyor. Bir lokma ekmeği dahi borçla yiyen vatandaş, lüks araçlara, saraylara, görkemli törenlere ve savaş bütçelerine mecburen katkı sağlıyor.

Peki buna rağmen ne oluyor? Aynı halk, seçim zamanı yine aynı politikalara oy veriyor. Bilinçsizce, düşünmeden, sorgulamadan…

Dedemin dediği gibi: “Biz eşek olduğumuz sürece semer vuran çok olur.” Bugün de o semeri taşıyan kitleler ne yazık ki ne yaptığını bilmeyen, düşünmeyen büyük topluluklardan oluşuyor.

İnsanda biraz onur, biraz edep olur. Arkasından konuşup sövdüğünüz siyasetçilerin karşısına çıktığınızda ağzınız kulaklarınıza varıyor, el pençe divan duruyorsunuz. Sonra da kalkıp yaşlı amcaya doktorun yaptığı gibi “yaşlılıktan” diyorsunuz.

Bizim hep sol yanımız ağrıyordu… Çünkü ezilen, insanca yaşam isteyen, doğru eğitim, barınma, beslenme, özgürlük talep eden hep “sol”du. Bunu savunmak için bedel ödeyen de onlar oldu. Bunun bedelini birçok yiğidimiz canlarıyla ödedi, elbette sol bacak ağrıyacak; yük hep onun üzerindeydi. Sağ bacak ise “lay lay lom”… Nerede eğlence, nerede güzel yemek, nerede havuzlu villa ya da saray varsa sağ ve yandaşları hep oradaydı.

ha-ber.com