Ana Sayfa Blog Sayfa 53

Müslümanların ağzına Gazali etti…

0

Turap Tercan

İslam dünyası bugün neden böyle?
Neden bilime mesafeli, neden akıldan uzak, neden insanlık ailesinin gerisinde kalmış durumda? Bu soruları daha da çoğaltabiliriz…

Bu soruların cevabı, sadece bugünün siyasetinde, ekonomisinde ya da eğitim sisteminde değil. Çok daha derinlerde, yani İslam düşüncesinin temellerinde yatıyor.

İki yolun hikâyesi; İbn Sina ve Gazali

İslam düşüncesine yön veren iki büyük isim vardır; İbn Sina ve Gazali.

İbn Sina’ya göre Tanrı dünyayı yaratmıştır ama işleyişine karışmaz. Evren, kendi doğa yasalarına göre işlemeye devam eder. İnsan, aklıyla bu yasaları çözebilir, doğayı, bilimi, felsefeyi araştırabilir.
Bu anlayışın adı “Akılcılık”tır.

Gazali ise bu görüşe karşı çıkar. Ona göre hiçbir şey Tanrı’nın iradesi dışında gerçekleşmez. Gökten düşen yağmur damlası bile O’nun dilemesiyle düşer.
İnsan aklının sınırları bellidir; hakikati anlamanın tek yolu, kutsal kitabı sorgusuz sualsiz kabul etmektir.
Bu anlayışa ise “Nakilcilik” denir.

İslam dünyasının kaderi, ne yazık ki Gazali’nin düşüncesiyle şekillenmiştir.
Düşünmeyi, sorgulamayı, araştırmayı “şüphe” olarak gören bir zihniyet, medreselerin kapısını felsefeye, bilime, sanata kapatmıştır.

Oysa Batı dünyası aynı dönemde İbn Sina’nın eserlerini Latinceye çevirip üniversitelerinde okutuyordu. Biz “haramdır” dedik, onlar “merak ediyoruz” dedi. Biz “Allah bilir” dedik, onlar “araştıralım” dedi.

Sonuç ortada;
Onlar bilimi inşa etti, biz dogmaları.
Onlar medeniyeti kurdu, biz geçmişi tekrarladık.

Bir Uyanış Mümkün mü?
Bugün hâlâ aynı kavşaktayız.
Bir yanda sorgulayan, akla ve bilime inanan bir azınlık; diğer yanda düşünmeyi “iman zayıflığı” sayan bir çoğunluk.

Oysa akıl, Tanrı’nın insanlığa verdiği en büyük nimettir. İnanç akılla çelişmez, tam tersine, akılla derinleşir, anlam kazanır.

Eğer İslam dünyası bir gün yeniden ayağa kalkacaksa, bu Gazali’nin değil, İbn Sina’nın yolundan geçecektir. Çünkü Tanrı, düşünen insandan korkmaz. Korkan, Tanrı’yı da insanı da anlamamıştır.

Ak göğsünde nokta nokta ben olam

0

Ak göğsünde nokta nokta ben olam
Sen petek ol ben petekte bal olam
Siyah saçlarında ak bir tel olam
Tararken koparma beni sevdiğim

Pazen olam ellerinle biç beni
Al kadehi yudum yudum iç beni
Mektup olam beyaz zarftan aç beni
Okumadan yere atma sevdiğim

Yaz derdimi elindeki kalemim
Kabul eyle sana gelen selâmım
Sen Aslımsın ben de senin Keremin
Bırakma ellere beni sevdiğim

Bu can sana kurban sende canımsın
Damarımda akan coşkun kanımsın
Sevincimsin kederimsin anımsın
Hatırandan silme beni sevdiğim

Mendilinde oya olam pul olam
Haşimi’yim yâr kapında kul olam
Dosta giden uzun ince yol olam
Yorulup terketme beni sevdiğim….

Ledüni Hakikat

0

Ehlullah sohbetinden
Bana gizli Raz dediler
Kaçma bu hak Vahdetinden
Kesrettesin laz dediler
.
Dediler sen de Mecnun ol
Leyladadır mevlaya yol
Olmak dilersen Hakk’a kul
Rızadadır niyaz dediler
.
Gelse hak dostun sofrası
Bulanır Yezit safrası
Yiyene, candır pahası
Yedirene şahbaz dediler
.
Budur makamı Mahmudi
Secdeye yok et vücûdu
Yet evna yenel sücudu
Kuran’da namaz dediler
.
Katre idik ummana saldım
Muti kalbin sırrın buldum
Çünkü yâr yoluna öldüm
Mezarını kaz dediler
.
Namazı fark edip seçtim
Dosttan abu hayat içtim
Onun için candan geçtim
Can canana az dediler
.
Bu sırrın açan zahire
Ermedi nuri Tâhire
İkrardan dönen kafire
Şeytandır yobaz dediler
.
Bu ledüni hakikatten
Okudum kitabı kudretten
Meşk aldım ilmi hikmetten
Bunu böyle yaz dediler
.
Öztoprak’tan söz alana
Varını versin talana
Bu kuş dilinde bilene
Ariftir üstaz dediler….
.
HALİL ÖZTOPRAK

Benim adım dertli dolap

0

Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim

Ben bir dağın ağacıyım
Ne tatlıyam ne acıyım
Ben Mevla’ya duacıyım
Derdim vardır inilerim

Dağda kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim vardır inilerim

Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fani de kimse kalmaz
Derdim vardır inilerim

Beni hor görme kardaşım

0

Beni hor görme kardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan varolmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım

Ne varise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım

Kimi molla kimi derviş
Allah bize neler vermiş
Kimi arı çiçek dermiş
Sen balsın da ben çeç miyim

Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum

Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben baç mıyım

Beni görüp yüzün öte dönderme

0

Beni görüp yüzün öte dönderme hey can dönderme
Yine benim gönlüm sendedir sende
Yıkıp hilal kaşın yar yar yere indirme
Yine senin aşkın candadır canda

Şerbet senin dudağında dilinde
Arzumanım kaldı yar yar ince belinde
Sen bir güzelsin ki yar yar Türkmen elinde
Günah bende değil sendedir sende

Sensiz çıkıp şu yaylayı yaylamam hey can yaylamam
Sırrın açıp yad ellere söylemem
Çok günah işledim yar yar inkar eylemem
Günah bende değil sendedir sende

Beni Görüp Yüzün Öte Döndürme
Beni görüp yüzün öte döndürme
Yine benim gönlüm sendedir sende
Yıkıp hilal kaşın yere indirme
Yine senin aşkın candadır canda

Şerbet senin dudağında dilinde
Arzumanım kaldı ince belinde
Sen bir güzelsin ki Türkmen elinde
Gönlüm elde değil sendedir sende

Sensiz çıkıp şu yaylayı yaylamam
Sırrın açıp yad ellere söylemem
Çok günah işledim inkar eylemem
Günah bende değil sendedir sende

Benden selam söyle o güzel şaha

0

Benden selam söyle o güzel şaha
Kurduğu yollara gitmiyor talip
Herkes kendisine bir yol sürüyor
Mürşit buyruğunu tutmuyor talip

İçeri girilen ikrar hak diyor
Dışarı çıkılan ikrar yok diyor
Senden gayrı bana mürşit çok diyor
Verdiği ikrardan dönüyor talip

Yolum uğrar ise söylerim sözün
Varsın doğru yola gitmesin talip
Sen mürşitlik hakkın ifa eylersen
Günahı boynuna tutmasın talip

Pir Sultan Abdal’ım ben bir biçare
Boynunu de eğip durmuyor dara
Gönüle de düştü bir sınık yara
İnliye inliye geliyor talip

Benden selam eylen şol nazlı yara

0

Benden selam eylen şol nazlı yara
Her beni gördükçe gülüp durmasın
Aldırdım aklımı oldum divâne
Aklımı başımdan alıp durmasın

Kız seninle böyle miydi pazarım
Kara kaşlarında kaldı nazarım
Yol üstünde kazmasınlar mezarım
Yar gelip geçtikçe yanıp durmasın

Kız seninle bir bahçecik dikelim
Ayvasından turuncundan satalım
Gel sarılıp bir gececik yatalım
Ahu zarım sende kalıp durmasın

Karacaoğlan der ki Hakk’a bakadur
Yollar çamur belki çöker bükedur
Çekemem kahrını bağrım yufkadur
Arada haberin gelip durmasın

Severim ben seni candan içeri

0

Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri

Beni bende demem bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri

Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri

O bir dilber dürür yoktur nişanı
Nişan olur mu nişandan içeri

Beni sorma bana bende değilim
Suretim boş yürür dondan içeri

Beni benden alana ermez elim
Kim kadem basa sultandan içeri

Tecelliden nasip erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri

Kime didar gününden şule değse
Onun şulesi var günden içeri

Senin aşkın beni benden alıptır
Ne şirin dert bu dermandan içeri

Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat meyvası andan içeri

Dini terk edenin küfürdür işi
Ol ne küfürdür imandan içeri

Unuttum din diyanet kaldı benden
Bu ne mezhep dürür dinden içeri

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman Süleyman’dan içeri

Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Kim kaldı kapıda andan içeri

Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne

0

Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne
Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne
Gah giderim medreseye ders okurum Hak için
Gah giderim medreseye dem çekerim kime ne

Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine
Saki doldur ben içerim günah benim kime ne
Ben mekamet gömleğini deldim taktım eğnime
Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne

Ah Yezid seccadeni al yürü mescid yoluna
Pir eşiği benim kabem kıblegahım kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa
Gah inerim yeryüzüne yar severim kime ne

Kelb rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne
Nesimi’ye sordular yarin ile hoş musun
Hoş olayım hoş olmayım o yar benim kime ne

Işığında Huda ile buluşup

0

Işığında Huda ile buluşup
Ben idim alemde ulu görünen
Gökyüzünde bulut bulut dolaşıp
Ben idim yağmurla dolu görünen

Türlü nebat ile toprağa serip
Hayvanın postunda şekile girip
Kendi suretini balçığa verip
Ben idim aslanda Ali görünen

Kan kalesi denen şehiri kurup
Kamilin yanında kemale erip
Eyüp’ün derdine sabrını verip
Ben idim nebide veli görünen

Ne olduğun görüp kendin bilmişe
Özüne bürünüp dersin almışa
Gecenin sonunda darda kalmışa
Ben idim hızırın eli görünen

Yetmişiki millet insan dininde
Hem zalimin hem mazlumun yanında
Hacı Bektaş Abdal Musa donunda
Ben idim o Kızıl Deli görünen

Yiğit’e virane gönül köşküyle
Neyzen’in elinde tas tas işkiyle
Bir ateş düşürüp Leyla aşkıyla
Ben idim Mecnun’a çölü görünen

Ben Giderim Sazım Sen Kal Dünyada

0

Ben Giderim Sazım Sen Kal Dünyada
Gizli Sırlarımı Aşikar Etme
Lal Olsun Dillerin Söyleme Yada
Garip Bülbül Gibi Ah U Zar Etme

Gizli Dertlerimi Sana Anlattım
Çalıştım Sesimi Sesine Kattım
Bebe Gibi Kollarımda Yaylattım
Hayali Hatır Et Beni Unutma

Bahçede Dut İken Bilmezdin Sazı
Bülbül Konar mıydı Dalına Bazı
Hangi Kuştan Aldın Sen Bu Avazı
Söyle Doğrusunu Gel İnkar Etme

Benim Her Derdime Ortak Sen Oldun
Ağlarsam Ağladın Gülersem Güldün
Sazım Bu Sesleri Turnadan M’aldın
Pençe Vurup Sarı Teli Sızlatma

Ay Geçer Yıl Geçer Uzarsa Ara
Giyin Kara Libas Yaslan Duvara
Yanından Göğsünden Açılır Yara
Yar Gelmezse Yaraların Elletme

Sen Petek Misali Veysel’de Arı
İnleşir Beraber Yapardık Balı
Ben Bir İnsanoğlu Sen Bir Dut Dalı
Ben Babamı Sen Ustanı Unutma

Ayrılık Derdinin Dermanı Nedir

0

Uğrum sıra giden Boz Atlı Hızır
Ayrılık derdinin dermanı nedir
Şu iki aleme olmuşsun nazır
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Sığanmıştır ağca kolda bilekler
Hak katında kabul olsun dilekler
Arş yüzünde secde kılan melekler
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Küseyim de ben yarime küseyim
Siyah zülfün mah yüzüne asayım
Kerbela’da yatan İmam Hüseyin
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Hani şu dünyanın toprağı taşı
Akıttım gözümden kan ile yaşı
Urum illerimin Hacı Bektaş’ı
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Ak saya giyinmiş incedir beli
Ben pirimi gördüm tatlıdır dili
Tanrı’nın arslanı Hazret-i Ali
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Gıcılar da dağlar başı gıcılar
Çıkmaz oldu içerimden acılar
Arafat Dağı’ndan gelen hacılar
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Dünyayı sorarsan bir dipsiz anbar
Ali’nin yoldaşı Zülfikar Kanber
Kabe’yi yaptıran Halil Peygamber
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Deryanın yüzünde dönen üç gemi
Yiyelim içelim sürelim demi
Geminin sahibi ol Hızır Nebi
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Pir Sultan Abdal’ım içtim cür’adan
Okudum ağını bilmem karadan
Yeri göğü cüml’alemi Yaradan
Ayrılık derdinin dermanı nedir

Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

0

Ali dedim ilham düştü içime
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim
Ali aklın fikrin vermiş geçime
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali Yasevi’dir Bektaş Veli’dir
Baba İlyas hem de Kızıl Delidir
Yerde gökte ne var hepsi Ali’dir
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var yatıyor ol nur içinde
Ail var taş toprak çamur içinde
Ali var un ekmek hamur içinde
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali ekmeğin taştan çıkarır
Ali var avcunu açar yakarır
Ali var dağlara taşa kökerir
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var denizde ırmakta çayda
Elin arabından var mı ki fayda
Ali’ler var gezip durur uzayda
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var hem Zülfikarsız Düldülsüz
Ali var bahçesiz gülsüz bülbülsüz
Ali var çuvalsız çulsuz kendirsiz
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var şafakta başlar işine
Ali var yarini basar döşüne
Ali var hürmetin yapar eşine
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var ekmeğe bulamaz katık
Ali var dünyada garip yaratık
Ali var hırsından kaşları çatık
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Çok Ali var aklı fikri haramda
Eli cebimdedir aklı paramda
Ali var her zaman merhem yaramda
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var işinde is pas içinde
Evi barkı yok ki hep yas içinde
Kör dumanda kalmış bir pus içinde
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali var On iki İmam’ın başı
Ali var sofranın soğanı aşı
Ali var yurdumun toprağı taşı
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Ali benim ben Ali’yim nideyim
Çoban mıyım her gün Ali güdeyim
Yoksul diyor Ali gibi gideyim
Ben Ali’yi niye niye sevmeyim

Dağlar ile taşlar ile

0

Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım mevlam seni

Sular dibinde mahiyle
Sahralarda ahu ile
Abdal olup yahu ile
Çağırayım mevlam seni

Gökyüzünde İsa ile
Tur Dağı’nda Musa ile
Elindeki asa ile
Çağırayım mevlam seni

Derdi öküş Eyyüb ile
Gözüyaşlı Ya’kûb ile
Ol Muhammed mahbub ile
Çağırayım mevlam seni

Bilmişim dünya halini
Terk ettim kıyl ü kalini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım mevlam ile

Yunus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakkı seven kullar ile
Çağırayım mevlam seni