Perşembe, Mart 12, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 169

Bugün ben şahımı gördüm

0

bugün ben şâhımı gördüm
çeşmi cemâli güldür gül
gül olanın aslı güldür
peygamberin nesli gül

kurusu gül, yaşı güldür
toprağı gül, taşı güldür
girdim şahın bahçesine,
cümlesi aşı güldür gül

asmasında gül dalları,
kovanında gül balları
ağacında gül hâlleri,
servi pınarı güldür gül

arkı akar çarkı döner,
gülden değirmeni döver
yine gülden gül öğütür,
bendi ırmağı güldür gül

gülden terâzi yaparlar,
gül ile gülü tartarlar
gül alırlar gül satarlar,
çarşı pazarı güldür gül

açıl gel ey gonca gülüm,
ağlatma şeydâ bülbülün
bu inleyen garib dilin,
âh-u efgânı güldür gül

gel hâ gel ha gül nesîmi,
geldi yine gül mevsimi
bu feryad bülbül sesimi
sesi feryâdı güldür gül…

Eğer sual eder isen sırrımdan

0

Ateş-i ışkına yakdın özümü
Halil İbrahim’le nardan gelirem
Ab-ı Kevser ile yudum özümü
Kırkların bezminde dar’dan gelirem

Eğer sual eder isen sırrımdan
Cümlemizi var eyledi varından
Hak yarattı Muhammed’i nurundan
Kandille balkıyan nurdan gelirem


  • Habib’i nurundan yarattı Hüda’m
    Salavat veririm ruhuna müdam
    Cennetten sürüldü dünyaya Adem
    Rıdvan’ın açtığı şardan gelirem

  • Cebrail çerağın alır destine
    Seyretmeğe gider dostun iline
    Hak nurdan merdiven kurmuş yoluna
    Resul’ün kurduğu yoldan gelirem

  • Kandilde balkıyan dostun nurudur
    Akıl ermez ona ,Hakk’ın sırrıdır
    Din serveri Muhammed’in nurudur
    Cennete açılan gülden gelirem

  • Havva’dır anamız Adem’dir ata
    Hakk’ın hikmetine akıllar yata
    Cennetin illeri öteden öte
    Hu deyip çalkalanan selden gelirem

  • Okuyup yazanda çok Hakk’ın ilmi
    Okuyup yazmayan ne bilsin ilmi
    Tanrı’nın dostu Musa değil mi
    Münacaat ettiği Tur’dan gelürem

  • Tenimi sorarsan bir kuru tendir
    Can onun içinde gevher-i kandır
    Bu ilim dersidir, bahr-i ummandır
    Sırrı kal oldukça sırdan gelürem

  • Sıfatlar dağıla taşlat atıla
    İns ile cin bir araya katıla
    İnsan mantar gibi yerden bitile
    Aslımız topraktır, yerden gelürem

  • Mansur ile bile dara takıldım
    Yusuf ile hem kul olup satıldım
    İsa ile Şam’dan göğe çekildim
    Musa ile bile Tur’dan gelürem

  • Kardaşlar böyle teviller düzdüler
    Başmağa Ayet-el kürsü yazdılar
    Kendi fetvam ile derim yüzdülar
    Halep şehri derler şardan gelürem

  • Nesimi’yim ikrarımdan belliyim
    Gerçek erenlerin kemter kuluyum
    Cennet bahçesinin gonca gülüyüm
    Münkir münafıka hardan gelürem

Vahdet kaynağından dolu içenler
Kanmıştır badeye şarap istemez
Hakikat sırrına candan erenler
Ermiştir mahbuba mihrap istemez


  • Bu yolda can yoktur, canan isterler
    Gönül kabesinde erkan isterler
    Adem’e secdeyi her an isterler
    Başka bir ibadet, sevap istemez

  • Ariftir mushaftan dersler okuyan
    Tevrat’ı İncil’i ezber okuyan
    Cemal-i mushafı bir bir okuyan
    Almıştır fermanı Kur’an istemez

  • Nesimi’yem aşkla zar-u zar olan
    Ezel ikrarında ber karar olan
    Kiramen katibe yar-ı gar olan
    Düşmüştür defteri kitap istemez

Aşure ayında mâtem orucu

0

Aşure ayında mâtem orucu
Onları tutana sevap yazılır
Kerbelâ’da yatan Hasan Hüseyin
Onları görenin benzi bozulur.

Birini tutan hakkına yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçüncü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş, Hak ceminde ezilir.

Dördünü tutana Velî dediler
Beşini tutana ulu, dediler
Altısın tutana dolu, dediler
Engür olmuş, Hak ceminde ezilir.

Yedisini tutan havada uçar
Sekizini tutan hülleler biçer
Dokuzunu tutan cennetin açar
Engür olmuş, hak ceminde ezilir.

Pir Sultan Abdal’ım, onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş, hak ceminde ezilir

Bir kişi pirimin yüzünü görse

0

Bir kişi pirimin yüzünü görse
Ay ile gün yüzün görmüş gibidir
Eğilse ayağına yüzünü sürse
Yetmiş kez Kâbe’ye varmış gibidir

Az az baksa baksa yine yürüse
Kalbindeki kin ile kibir var ise
Bir kişi ikrarın inkâr olursa
İblise temessük vermiş gibidir

Bu yola gidemez asla bir nâşi
Anın dostu andan ayrılmaz başı
İkrarına kast eylese bir kişi
Hak’kın hazinesin yarmış gibidir

Biz de varsak imamların yoluna
Karışalım gerçeklerin sırrına
Kişi günahını almazsa eline
Şeytanın dârına durmuş gibidir

Derviş Ali’m eder rızaya gelse
Gerçekler bâbını arasa bulsa
Bir mümin kızını Yezit’e verse
Yetmiş bin evliya kırmış gibidir

Gözümün yaşı boranda

0

Gözümün yaşı boranda
Cümle Kâinat Kur’anda
Hak Hukuk bu mizanda
Kalem kağıt oldum işte,

Gelde oku beni bende
Hak olurmu yanlız yerde
Muhammed Ali var bu serde
Din İman oldum işte,

tut yönünü dön yokuşa
Cahil insan çok inişe
Meil etme gel, iblise
edeb Erkân oldum işte,

Gün geceye eşit değil
Bu karanlık bitmez değil
Eğil Şahi Merdana eğil
Yeksan kulu oldum işte,

Dağın ardına gidilmez
Ardı varmı hiç bilinmez
Zalim olan hiç sevilmez
Mazlum insan oldum işte,

Bakma şaşkın gün’e Ay’a
Denk olurmu öfke Hay’a
Yorulupta kalma yaya
Yolu bulup aktım işte,

El ne bilsin sende yükü
Çağır Halkı Hakkı oku
Aslan değilmidir kürkü
Teni alıp serdim işte,

Ne Arifim nede kayım
Aldım bende bunca payım
Olma sakın sinsi hayın
Sofra serip açtım işte,

Yerin göğün tek dümeni
Bitmez insanın gûmanı
Kaldı Kerbela dumanı
Hasan Hüseyin oldum işte,

Kul Mansurum etme hacet
Hal budurki düşme gaflet
Hiç bir zalime etme mihnet
Toprakla Su oldum işte.

En el hak! Dedim nişan bildirdim

0

En el hak! Dedim nişan bildirdim.
Daha nasıl duyurayım sesimi?
İçimde kini nefreti öldürdüm.
Daha nasıl duyurayım sesimi?

Yüreğini Aşk ile doldurmadıysan,
Özünde ikiliği kaldırmadıysan,
Ağlayan birini güldürmediysen,
Daha nasıl duyurayım sesimi?

Hak erenler yola dizildi.
Nesiminin derisi yüzüldü.
Sayısız kitap yazıldı.
Daha nasıl duyurayım sesimi?

Hak aşkı yoksa var olamazsın.
Hak ehline yar olamazsın.
Sen insansın kör olamazsın.
Daha nasıl duyurayım sesimi?

Kendin dururken gökte aradın hakkı.
Hurafede bulurum sandın kadir-i mutlak’ı.
Din’i maske ettin bıraktın ahlakı.
Daha nasıl duyurayım sesimi?

Elinde tesbih dilinde küfür.
Yüzüğün yakut, takılar safir.
Kendini ne sanırsın be kafir?
Daha nasıl duyurayım sesimi?

YEKSANİ bir gedayım hak yolunda.
Hak ile buluşmak senin elinde.
Boğulup gideceksin riya selinde.
Daha nasıl duyurayım sesimi?

Ben mürşidim diyen noksâna gelsin

0

Ben mürşidim diyen noksâna gelsin
Mürşid kimdir onun nişânı nedir?
Evliyâ buyruğun okuyup bilsin
Yetmiş üç farzı var beyânı nedir?

Dört kapı, kırk makam, oniki erkân
Onyedi tarîki eylesin beyan
Talibin gönlünde koymasın güman
Bildirsin cân içre cânanı nedir?

Kâmil mürşid her bir müşkili seçer
Ona teslim olan Kevser’den içer
Tâlibin yetmiş bin hicâbın açar
Gösterir cenneti nirânı nedir?

Bu mânayı bilen mürşid tamamdır
Ameli olursa Oniki İmamdır
Kalbi Beyt-i Hüdâ, Şâh-ı âlemdir
Yedi bahir içre ummânı nedir?

Bu sırra ermeyen mürşid olamaz
Hırsı nefse uyan özün bilemez
Tamah için gezen Hakk’ı bulamaz
Ne bilsin ikrârı îmanı nedir?

Har nerdedir bilmez yalanı söyler
Evlâddan’ım deyip yalan söyler
Gerkes gibi her bir cîfeye konar
Tanımaz yahşiyi yamânı nedir?

Bu üç sıfatta bulunanlar mattır
Nefsine kul olan şeytan sıfattır
Gıybet bûhtan eder sanır âyettir
Ak üzre fark etmez karayı nedir?

Noksani aç gözün mürşidi tanı
Bâtının görünce teslim et canı
Bir kapıya bend ol öğren irfânı
Göresin küfr-içre îmanı nedir?

Süzülüp güvercin donunda gelen

0

Süzülüp güvercin donunda gelen
Doksan bin erlerin nasibin veren
Dan çeç üstünde namazın kılan
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Güvercin donunda çıkmış oturan
Eksik işin tamamını yetiren
Kara taşı hamur diye yuğuran
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Saat tutup kara taşı kaldıran
Mucizatın cümle yana bildiren
Çift öküzü bir kazana dolduran
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Gözlü pınarların çağlayıp akar
Seksen bin evliya delilin yakar
Doksan bin evliya gülbankın çeker
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Ağzının ataşı çıkar meşeden
Odalara geyik postu döşeden
Al’Osman oğluna kılıç kuşadan
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Kul Himmet Üstadım bir pîr nefesi
Cihana kâr eder ya onun sesi
Doksan bin erlerin Serçeşme başı
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Müminler bu yola türap olursa

0

Müminler bu yola türap olursa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Darda bunda zulümatta kalırsa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Akılbâlik yaşı tende ise de
Hakk’ın hayalleri canda ise de
İk’elleri kızıl kanda ise de
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Talip on yaşında musahip tuta
Yiğirmide özün gerçeğe kata
Otuzunda vara mürşide yete
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Kırk yaşında pişkin dese sözünü
Ellisinde türap etse özünü
Altmışında Hakk’a dikse gözünü
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

İhlâs talip pîr yolunda olursa
Yetmişinde belâsına durursa
Sekseninde Hak aşkına verirse
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Kul Himmet Üstadım…….hanını
Doksanında değiştirse donunu
Yüz yaşında Hakk’a verse tenini
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Bir gül açılmış gülistan bağında

0

Bir gül açılmış gülistan bağında
Kokusu tutupdur cümle âlemi
Yedi âyet yazılı her yaprağında
Kış olmazsa gülün rengi sola mı

Rengi kırımızıdır ortası sarı
Aynaya tek bakan görür didârı
Kandil-i kudretden görmez ağyarı
Yâr olanlar görür çekmez elemi

Kokusun alanlar mest olup gezer
Bağban olan Şah’a armağan düzer
Her yaprağı yüz dört kitabı yazar
Okuyanlar görür levh ü kalemi

Kapusu on iki kırkdır budağı
Dü cihâna hüküm ider dudağı
Arş Kürsî içidir dışı Tur dağı
Mûsâ kıldı anda Hak’la kelâmı

On deryadır bir de umman göldedir
Anı bilen canlar kadîm yoldadır
On sekiz bin âlem söyler dildedir
On ikinci zulmât dile gele mi

Gölden zahir oldu la’l ile mercan
Alemin derdine olupdur derman
Dü cihana eyler hükm ile ferman
Sevka gelse ihya ider âlemi

Sağından behişt kapusu açılur
Solundan yedi tamuya göçülür
On kapudan içeriye geçilür
Her can girer binde bir can bile mi

Bir tarafı muhabbetin bağıdır
Bir tarafı inci gevher dağıdır
Âb-ı hayvan çıkar Hamr ırmağıdır
İçenler ayıkdır sarhoş ola mı

Gülistan bağçesinde açılan güldür
Can bülbülü söyler sanmayın dildir
Ezelden NOKSANİ ana maildir
Pire yeten hatm eyledi kelâmı…

Dost Cemalin gördüm

0

Dost cemâlin gördüm buldum safâyı
Şâz oluben güldüm elhamdülillah
Kalmadı gam gusse attık cefayı
Can kurban dilersen dönemem billâh

Surette melekdir güruhda Nâcî…
Mâh yüzün seyr eden neyler mi’râcı
Bir tavaf sevabın bulmaz bin hacı
Alnında yazılmış nûr-ı arşullâh

Kaşların mihrabı kıbl-i imândır
Kirpiklerin kasdı sîne-i çandır
Gözlerin fitne-i âhır zamandır
Yıkar bu âlemi neûzübillâh

Kametin elifdir benzer çinâra
Vasf edemez dilim olsan sad pare
Zülf ü zenahdânın gören biçâre
Dembedem zikr eder tebarekallah

Leblerin esrarı beyt-i Rahmân’dır
Vücûdun şehri dârü’l-amandır
NOKSANİ kulunun cismine candır
Kalb-i viranımda nefh-i Rûhullâh

Sofra Gülbankı

0

Sofra Duası

“Evvel Allah diyelim, kadim Allah, Allah diyelim, geldi Ali sofrası, Hakk versin biz yiyelim. Allah eyvallah gerçeğe Hüü…” Allah Allah! Lokma hakkına. Evliya keremine. Gerçeklerin demine. Desturu pir izniyle. Yürüyenin lokması yürüye, gerçeğe Hüü”

Sofra kaldırılması Duası

“Bismiah Allah Allah. Bu gide, yenisi gele. Hakk-Muhammed-Ali bereketini vere. Kazanıp getirenlerin, pişirip döşürenlerin, elleri ayakları dert görmesin, gönülleri keder görmesin. Yiyenlere helâl, yedirenlere delil olsun. O yüce Rabb’il Alem’in, dilden dileklerini, gönülden muratlarını versin. Her lokması bir kazaya, bir belaya karşı gelsin. Her ne niyete getirdiyseniz, Lokmalarınız dergâh-ı divana kayıd ola. Muratlarınıza nail olasınız. Lokma hakkına, sofra hürmetine, evliyalar keremine, gerçeğe Hüü, mümine ya Ali.”

Helallik gülbankı

0

Hayira himmet kalbe kuvvet
Muhammed Mustafanin Gül Cemaline verelim Selevat

Allah hümme salli ala seyyidina Muhammed ve ala ali seyyidina Muhammed

Bism-i Şah Allah, Allah… Çerağı ruşan, Fahr-i dervişan Mana-i Piran kuvvet-i Abdalan, selamet-i gariban, huzur-u hazinin, çerağı kaanun-u evliya, nur-u nebi Keremi Ali ve gerçek erenler demine Devranına Hü….

Bism-i Şah Allah, Allah…
Akşamlar hayır ola, hayırlar feth ola,
şerler def ola, müminler ber-murad ola,
münafıklar ber-bad ola,
demler daim cemler kaim ola,
ibadetlerimiz makbul ola.

Üçler, Beşler, Yediler, Oniki imam, Ondört Masum-u Pak, Onyedi kemerbest efendilerimiz şefaatçımız ola,
çerağ-ı kaa¬nun-u Evliya ebedi ola,
Inandığımız güvendiğimiz yüce yaradan,
duvarlarımızdan taş, gözlerimizden yaş dökmeye,
Genç yaşına ihtiyarlık kışına düşürmeye,
genç yaşta ölüm ihtiyarlıkta zulüm vermeye,

Yüce Allah yolumuzu yolsuza
yüzümüzü nursuza rast getirmeye,
gökten hayırlı rahmetler
yerden hayırlı bereketler,
anasına babasına dinine devletine toplumuna hayırlı evlatlar nasip eyleye.

Ey bizleri var eden ulu Yaradan,

Bugün buraya aramızdan ayrılan ve sana yürüyen bir canımızın 52 günü için toplandık ve sana dua ediyoruz.

Ya Allah, can kıblesine döndük. Sana yakarıyoruz. Hakk’a yürüyen can senin aşığındır.

Sen canansın, o can. Şimdi canı, bedenini terk etti; bedeni toprağa döndü, canı ise sana.

Pir Ali, mürşit Muhammed ve Ehl-i beyt yüzü suyu hürmetine üçler, beşler, yediler, onikiler, ondörtler, onyediler ve kırklar bize yardımcı olsun, yol göstersin.

Hakk’a yürüyen canımızın arkasından yaptığımız dualarımız gönül defterine kayıt edilsin, silinmesin hatırlansın.

Erenler, canlar, dostlar, yarenler
Yüzümüz yerde, özümüz dâr’da
Elimiz bağlı, yüreğimiz dağlı
Gözümüz yaşlı, bağrımız ateşli
Yaşam bitimli, acılar bitimsiz

Yer anamız, gök atamız
Doğada doğduk, topraktan var olduk
Bir tende can bulduk, bir bilinçle özgür olduk
Kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim
Bağışlamak en büyük emek
Emeğiniz varsa bağışlayın

Ateş külde söner, acı yürekte diner.
Acı paylaşıldıkça azalır,
Sevgi paylaşıldıkça çoğalır.
Acılar azalsın, sevgiler artsın.
Kinler bitsin, dostluklar pekişsin.
Yeni yaşamlarda yeni çiçekler yeşersin.
Allah kalanlara uzun esenlik dolu yaşam versin.
Erenlerin, evliyaların ruhu sinsin.

Nur-u Nebi Keremi Ali Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli ve gerçek erenler demine devranına Hu.
Gerçeğin demine hû! Ya Ali.

Hatalar etmişim noksandır işim
Tevbe günahlarımıza estağfurullah
Muhammed-Ali’ye bağlıdır başım
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Hasan, Hüseyin balkıyan nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde kibir, benlik var ise
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Muhammed Bakır’ın izinden çıkma
Yükün Câfer’den tut, gayriye bakma
Hatıra dokunup gönüller yıkma
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Musa-i Kazım’a daim niyazım
İmam-ı Rıza’ya bağlıdır özüm
Eksiklik, noksanlık, hep kusur bizim
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Taki ile Naki benziyor aya
Ali emeklerimizi vermeye zaya
Ettiğimiz kem işlere kötü bed-huya
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Hasan Askeri’nin gülleri bite
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Ettiğimiz yalan, koğu gaybete
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Can Hatayim eder Bağdat, Basıra
Böyle güne kaldık, böyle asıra
Ya Ali cömertsin kalma kusura
Tevbe günahlarımıza estağfurullah

Allah’ın emrine mutîyim dersen

0

Allah’ın emrine mutîyim dersen
Rasul’ün emrine itaat eyle
Helal haram demez bulduğun yersen
Müminlik sözünden feragat eyle.

Zahm-ı aşka gelip merhem sarmaya
Ferhad olup bir gün bağrın yarmaya
Kudretin yok ise Beyt’e varmaya
Gönül Beytullah’tır ziyaret eyle.

Kulun rızkın verir Hazret-i Bârî
Açılan gülleri incitmez hârı
Kötülük değildir er kişi kârı
Kemlik edenlere inayet eyle.

Kalbini geniş tut sıkma Seyrânî
Rızâ-yı Bârî’den çıkma Seyrânî
Gönül Beytullah’tır yıkma Seyrânî
Elinden gelirse imaret eyle.

Aşık Seyrânî (d. 1807 / ö. 1866)

Mutî: İtaatkâr, itaat eden.
Feragat eyle: Vazgeç.
Zahm-ı aşk: Aşk yarası.
Beyt: Kâbe.
Hazret-i Bârî: Allah Tealâ.
Hâr: Diken.
Kemlik edenlere inayet eyle: Kötülük yapanlara iyilikle karşılık ver.
Rıza-yı Bârî: Allah’ın rızası.
İmaret eyle: Mamur kıl, bayındır yap.

Göklerden süzüldüm tertemiz indim

0

Göklerden süzüldüm, tertemiz indim,
Yere indim, yerli renge boyandım,
Boz bulanık bir sel oldum, yürüdüm,
Çeşit çeşit türlü renge boyandım.

Azgın azgın çağlayarak, akarak,
İnsafsızca tahrip edip, yıkarak,
Ne utandım, ne kimseden korkarak,
Kusur, günah, kirli renge boyandım.

Yüzümü yere vurdum, süründüm,
Çok dolandım, ırmak oldum göründüm,
Eleklerden geçtim, yundum, arındım,
Kâmiline karlı renge boyandım.

Irmak olup kavuşunca denize,
Dalgalandık, coştuk, tastık biz bize,
Çok zaman seyrettim, aya, yıldıza,
Aydın, parlak, nurlu renge boyandım.

Veysel, Haktan geldim, hakka göçtüm,
Ben diyenler yalan, gerçeği seçtim,
Bir buhar halinde göklere uçtum,
Kayboldum, o sırlı renge boyandım.