Ana Sayfa Blog Sayfa 160

En zeki öğrencilerin tıp ve mühendisliği tercih etmesi doğru mu?

0

En zeki öğrencilerin tıp ve mühendisliği tercih etmesi doğru mu?
İngiltere’nin Sana Büyükelçisi Jane Marriot’un, İngiliz avam kamarasına sunduğu Arap dünyasında eğitim konulu rapor…
İngilizler, stratejileriyle bir zamanlar üstünde güneş batmayan bir imparatorluk kurmuştu.
Günümüzde ise bu imparatorluk, küresel şirketler eliyle devam ediyor. Hatta bir teoriye göre İngiltere aklı ABD üzerinden yine de egemenliğine devam ediyor.

İşte stratejileriyle ünlü İngiltere’nin bir büyükelçici olan Jane Marriot’un, İngiliz avam kamarasına sunduğu Arap dünyasında eğitim konulu rapor…

“En zeki öğrenciler tıp ve mühendisliğe gidiyorlar.
İkinci derece mezunlar ise iş idaresi ve iktisat gibi bölümlere giderek birinci derece mezunların yöneticisi oluyorlar.
Üçüncü derece mezunlar ise siyasete yöneliyorlar ve ülkenin siyasetçileri olarak birinci ve ikinci derece mezunlara hükmediyorlar.
Fakat eğitimde tamamen başarısız olanlar ise ordu ve emniyete katılarak siyaset ve iktisata tahakküm ederek, onları mevkilerinden indirip, isterlerse öldürüyorlar.
Gerçekten dehşet verici olansa asla hiçbir okula gitmeyenler parlamentoya seçiliyor, kabile şeyhlerini kullanarak herkesin onlara itaat etmesini sağlıyorlar.”

Bu rapor Arap dünyasına yönelik ve arap halklarının sosyolojisi gözönünde bulundurularak yazılmış.

Ancak ülkemizde de durum farklı mı?

Sürüye dahil olma, birey ol

0

Herkes gibi düşünme toptan
Meraktır insanı insan yapan
Sorgula ne varsa göze çarpan
Sürüye dahil olma, birey ol

Öncelikle inan ilim ve bilime
Çünkü dinlerin temeli hile
Kanma softaya vur bir sille
Sürüye dahil olma birey ol.

Kendi yönünü kendin tayin et
İşin aslı ordadır onu fark et
Yanlışı gördüğün anda çark et
Sürüye dahil olma, birey ol.

Hak insandır insan’sa hakk
Manasını doğru anla avanak
Her fikre lütfen eleştiriyle bak
Sürüye dahil olma, birey ol.

Sabri der, olma der be der
Karış her şeye eyle keder
Deme,bilmem elalem ne der
Sürüye dahil olma, birey ol.

GEÇER BİR GÜN

0

Kim dünyada baki kalmış
Bu devran da geçer bir gün
Bir bakarsın mühlet dolmuş
Can bedenden uçar bir gün

Dünya aşkıyla yananlar
Allı rengine kananlar
Kendini sultan sananlar
Bir top bezle göçer bir gün

Ne koysa da bohçasına
Fayda etmez başkasına
Herkes kendi bahçesine
Ektiğini biçer bir gün

Kuraldır eskiden beri
Karışsa da harman yeri
Bir yel eser daneleri
Samanından seçer bir gün

Felek bahtı karartsa da
Buğday benzi sarartsa da
Bir kapıyı kapatsa da
Bir kapıyı açar bir gün

Hakkın olmadığı yerde
Zulüm yağar perde perde
Zulmedenler aynı derde
Kendi olur düçar bir gün

Atıp bütün servetini
Makamını şöhretini
Mülkî ecel şerbetini
Bir dikişte içer bir gün

Aslan AVŞARBEY (Mülkî)
09.10.2023-Sakarya

KSANTOS (XSANTOS) YAZITI

0

KSANTOS (XSANTOS) YAZITI
Fethiye -Kaş karayolu üstündeki Kınık köyünde yer alır. Bu duvar yazısında, hepimizin alacağı dersler vardır.


Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş, sükûnette huzur bulunduğunu unutma.
*
Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.
*
Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.
Bağışla ve unut.
Ama kimseye teslim olma.
*
İçten ol; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş.
Başkalarına da kulak ver.
*
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
*
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.
*
İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamındaki dayanağın odur.
Seveceğin bir işi seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın.
İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.
*
OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN VE GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL.
*
Sevmediğin zaman sever gibi yapma.
Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme.
İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.
*
Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir.
O bahçeye lâyık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
*
Kaybetmeyi ahlâksız bir kazanca yeğle.
İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
*
Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda yenik düşmek bile utku sayılır.
*
Bu dünyada bırakacağın en büyük kalıt (miras) dürüstlüktür.
*
Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.
*
Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla.
Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir…
*
Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkânsızdır.
Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.
Hatırlar mısın doğduğun zamanları?
Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu.
ÖYLE BİR ÖMÜR GEÇİR Kİ, HERKES AĞLASIN ÖLDÜĞÜNDE, SEN MUTLULUKLA GÜLÜMSE.
*
Sabırlı, sevecen, erdemli ol.
Başında sonunda bütün servetin sensin.
*
Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın dünya, yine de insanoğlunun biricik güzel mekânıdır.
*
XSANTOS İ.Ö. IX.yy.

CAN BULUR

0

Bir sevda yaşanır yalan dünyada
Hep gizlenir açıklanmaz sır olur
Can dayanmaz acısına yananda
Göz göze gelende yürek yol bulur

Bir gülüşü neşe katar canıma
Bir sevdaki işledi ta kanıma
Değişmem telini dünya malına
Bir sözünde yürek sanki can bulur

Gamyemem yoluna korum başımı
Sen üzülme gülüm yıkma kaşını
Uğruna döktüğüm o göz yaşımı
Bir bent vursam dolar dolar göl olur

Beklerken yaşlı ihtiyar olsam
Dünyada sadece bir günüm kalsa
Senin için allah canımı alsa
Ölüm yolu benim için gül olur

Boşnakoğlu heder perişan canı
Umutsuzluk deli eder insanı
Sana kavuşmanın hayali anı
O an kollarında bilki can bulur

As Beni Yar.

0

Gözlerine vurulmuşum
Terasına as beni yar
Göksünde üşümüş kuşun
Yarasına as beni yar..

Günler ömrümüzden kırpar
Kapılar yüzüme çarpar
Kaşında aşk kanat çırpar.
Arasına as beni yar..

Dağda yaslandığım kayın
Şavkı düşmüş yüze Ay’ın
Gönlündeki sessiz çay’ın
Deresine as beni yar..

Aşk’a sevdalı her yanın
Gözler müjdecisi tan’ın
Mecnun Kerem’le Aslı’nın
Yöresine as beni yar…

Vurguni gönlümde yerin
Sensiz her şey uçuk derin
Aklımı çalan gözlerin
Karasına as beni yar…

Abdullah Oral….

GÜNEŞ GİBİ DOĞDUĞUNDA

0

Ufuklarda Güneş gibi doğduğunda
Yıkıp kaşlarını, geçtiğini gördüm
Yağmur olup yer yüzüne yağdığında
Bahar Çiçekleri, açtığını gördüm

Ay’a benzer yüzün, Nurşen gözlerin
Hoştur muhabbetin, candan sözlerin
Saygıdan sevgiden, gülen yüzlerin
Gizlenip gönüle, uçtuğunu gördüm

Aşka yandın, İçerimde narımsın
Firgat oldun yüreğime zarımsın
Mahmur ettin, Şen gülüşlü yarimsin
Alıp diyar diyar, kaçtığını gördüm

Cemâlin şeklinde gördüm Gülleri
Coşa geldi KUL ÖKSÜZ’ün, dilleri
Eserek üstünde seher yelleri
Doğaya kokunu, saçtığını gördüm

Âşık Mustafa Öksüz

TESADÜF MÜ, KEHANET Mİ?

0

Kahramanımız Morgan Robertson (1861 – 1915) Genç bir denizci iken işleri iyi gitmeyince Newyork’ta kuyumculuk yapmaya başlar ve amatörce hikayeler yazar. Nasıl olursa yazdıkları satılır iyi para kazanır ve bunun üzerine epeydir aklında olan, eski mesleğinden aşina olduğu konularla ilgili bir roman yazmaya girişir. Roman biter, basılır ama pek ilgi görmez satılmaz.. Yıl 1898’dir
Burada biraz duralım: Ne anlatmaktadır bu romanda Robertson ona göz atalım:
Romanda büyük bir gemi vardır. İngiltere’den yola çıkar Newyork’a gitmektedir ama yolda bir buzdağına çarparak batar.
Hemen ne düşündünüz. Elbette Titanik.. Batışından tam 14 yıl önce yazılmış bir romanda benzer bir tema. Eğer benzerlik bu kadarla sınırlı kalsaydı çok da ilgi çekmez şaşırtıcı olmazdı ama şimdi sıkı durun:

  • Robertson’un romanındaki gemi Southampton limanından yola çıkıp New York’a gidiyordu. 14 Yıl sonra Titanik’de Southampton limanından yola çıkıp New York’a gitmek üzere hareketlenmişti.
    *Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece birkaç metre fark vardı. Romandaki gemi 244 metre, Titanik 269 metreydi.
  • İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanındaki gemi 70.000 ton ağırlığında idi; gerçek Titanik ise 66.000 tondu.
  • Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisinde yolcu kapasitesi 3000 idi. Romanda gemi dolu olarak 3000, Titanik 2228 yolcu taşıyordu. Gerek romandaki hayali gemiye gerekse de gerçek Titanik’e Avrupa’nın sayılı zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi.
    -Her iki olaydaki gemiye de asla batmaz denilmişti.
  • Robertson’un romanındaki dev gemi, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik’te bir buzdağına çarparak battı ve işte belki de en inanılmaz ama gerçek kısım; Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına çarparak okyanusa gömüldü.
  • Ve her iki gemide de; yeterince can kurtaran filikası yoktu; Robertson romanındaki gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik’te ise 20 filika vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.
    *Her iki geminin yolculuğu da Nisan ayında idi.
  • Darbe hızı, darbe zamanı, etki noktası gibi pek çok teknik bilgi de ya aynı ya da çok benzerdi.
    Peki geliyoruz sona.. Asıl sürpriz burada. Robertson romanındaki gemiye hangi adı vermişti dersiniz: Titan..
    Ne dersiniz, bu kadar tesadüf nasıl bir araya gelmiş olabilir. Denizcilik geçmişinden dolayı bu benzerliği normal karşılayanlar yanında daha sıklıkla yapılan yorum Robertson’un psişik yetenekleri olduğu yönünde çünkü bu kadar olmasa da kehanetlerle dolu başka kitapları da var.
    Robertson başarısız bir yazar olarak Mart 1915’de bir otel odasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Tabi bu kadar bilgiyi tesadüfi olarak nasıl birleştirdiğinin sırrı da onunla birlikte gitmiş oldu.

Şirinler

0

“Şirinler” yıllardır Komünizm propagandası yapmakla suçlanmış ve Amerika’da bir dönem gösterimi yasaklanmıştır.

Bunun nedeni; para olmadan komünal bir yaşam sürmeleri, Şirin babanın Karl Marx’a benzemesi ve kızıl şapka giymesidir.

Şirinler köyünde herkes kendi işini yapar ve herkes aynı kıyafeti giyer.

Çizgi filmdeki Şirinlerin düşmanı Gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder. Altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) gibi pek çok gizli unsur bulundurduğu iddia edilmiştir.

Şirinler çizgi filminin yaratıcısı Peyo bir sosyalisttir. Peyo, yaptığı çizgi filmle bir mesaj vermek ve emperyalist Amerika’ya karşı bu yolla propaganda yapmak istemiştir.

Şirinler köyünde hiç ibadethane bulunmaz. Kural ve kutsal yoktur. Para kullanılmaz ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava edinir. Tembel şirin bile hiç bir iş yapmadığı halde bütün şirinlerle aynı standartlarda yaşamaktadır. (Tembellik hakkı)

Şirin çileği tarlaları sadece bir şirine ait değildir. Bütün şirinler bu tarlada hak sahibidir. Gargamel’in kedisi Azman ise (orjinalindeki adı Azrail’dir) ABD’nin peşinden ayrılmayan küçük ülkeleri sembolize eder.

Ayrıca şirinlerin İngilizce yazılımı “SMURF”tur, bu da “Socialist Men Under Red Flag” yani, kızıl bayrak altında yaşayan adamlar anlamına gelir..

Işığı Görmezmisiniz

0

Ey insanlık, nere kula taparak·
Mülk allahın derler bilmez misiniz?
Önce kendimizle barış yaparak
Kötülük çarkını kırmazmısınız

Yetmezmi haksızca ocağa itiş
İçten eritiyor bu nasıl bitiş
Gel benim dünyam ol kavgama yetiş
Bu kavgaya omuz vermezmisiniz

Azgın seller gibi çağlarım güne
Fişlendi acılar saplandı tene
Duygu bendim taştı isyanda yine
Siz abdestsiz suaya girmezmisiniz

Bir yanımız kavga, derya ve deniz
Sırt sırta verseydik yıkılmazdık biz
Yalanmı yarına verdiğimiz söz
Siz hak diyarına varmazmısınız

Size derim size çok gördüm diyen
Yalanla hileyle herzeler yiyen
Al bak pis ayndanda kendini beğen
Kendinize selam durmazmısınız

Biraz takılayım kafa bozmuşken
Özlemde kavga da olsun yazmışken
Kanadım mahirle deniz gezmişken
Yen içinde yaram sarmazmısınız

Selam olsun yarın sana sözüm var
Nevrozlarda yanan narda özüm var
Kara kışta donmam özde közüm var
Can yanar ışığı görmezmisiniz

Hakka giden yolda ölmüşüm kaç kez
Vurguni bu yol zor geri dönülmez
Tel isyana düştü, perdelerde naz
Siz özü meydana sermezmisiniz

Abdullah Oral….

Dal olsan yeter..

0

Dağım ol ki kalbim sana yaslansın
Sen başımdan esen yel olsan yeter
Sevki gülüm deli gönlüm uslansın
Yanmış yüreğime dil olsan yeter..

El dediğin bilmez söze yanarım.
Dikenin içinde gülle dönerim
Yâr için ağlayan gözde kanarım
Şu deli gönlüme yol olsan yeter.

Aşklar vardır pınar olmuş akıyor
Ne sevenler gördüm gönül yıkıyor
Nere gitsem yollar sana çıkıyor
Gönlümün bağım’da gül olsan yeter.

Bir sevda başımda terör estirir
Seven arsız gönül aşkı susturur
Bülbülün sevdası gülü küstürür;
Vurguni tuttuğum dal olsan yeter..

Abdullah Oral…

Ah edip gözümden dökerim yaşı

0

Ah edip gözümden dökerim yaşı
Dost elin uzatıp, silmez efendim.
Belâlı baş bilir, belâlı başı
Lokman Hekim gelse, bilmez efendim.

Kaçılmaz akıbet, devinim mi bu ?
Olması gereken birikim mi bu ?
Kaza mı, kader mi, talihim mi bu ?
Nedendir bu yüzüm gülmez efendim.

Ecel şerbetini içer giderim
Fâni ne var ise geçer giderim
Dünyadan ukbaya göçer giderim
Cân cânana varır, ölmez efendim.

Bir vefa görmedi Mecnun Leylâ’dan
Kerem kurtulmadı dertten belâdan.
Dost Velayet bir gün yalan dünyadan
Giderse geriye gelmez efendim.

Velayet Aytan

İndim seyreyledim demi devrani

0

İndim seyreyledim demi devrani
Ay doğmadı vallah günden ezeli
Katarlanmış şahın gerçek kulları
Kim bu mülke kondu bundan ezeli

Derya kenarında mülküm sel aldı
Üstad nefesinden gerçek kul oldu
Değirmene vardım unum yel aldı
Yüküm tane idi undan ezeli

** gördüm can oldum
Muhammed’e erdim gevherkan oldum
Kaptan kaba süzüldüm kızıl kan oldum
Bir kadre (damla) su idim kandan ezeli

Muhammed Ali’nin darına durdum
Kırklar meydanından bu deme erdim
Yolcunun durağı o hana vardım
Durağım kandildir handan ezeli

Kul Hüseyin’im bunu böyle söyledi
İnip aşkın deryasını boyladı hemen boyladı
Dünkü gelen aşık bugün söyledi
Biz bunu söyledik dünden ezeli

Ben Dervişim Diyene

0

Ben dervişim diyene, bir söz edesim gelir,
Tanıyarak şimdiden, varıp yetesim gelir.

Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir,
Varıp onun üstüne, evler yapasım gelir.

Altında cehennem kuyusu vardır, içi ateş ile doludur,
Varıp ol gölgelikte, biraz yatasım gelir.

Ayıplamayın hocalar, hatırınız hoş olsun
Varıp o gölgelikte, biraz yanasım gelir.

Ben günahımca yanam, rahmet suyunda yıkanam,
İki kanat takınam, biraz uçasım gelir.

Sınırda Cennete varam, Cennette huriler görem,
Huri ile gılmanı, bir bir kucaklayasım gelir

Derviş Yunus bu sözü, eğri büğrü söyleme,
Seni sorguya çeken bir Molla Kasım gelir.
Yunus Emre (k.s)

Bilge Kağan Yasası

0

“ATALAR TAŞA KAZIYIP YAZMIŞLAR
BİZ OKUMAKTAN ACİZİZ “…

BİLGE KAĞAN YASASI:
EN ESKİ TÜRK ANAYASASI “TÖRE”

  1. Tengri (yaratan) Tektir.
  2. Her kim ki, Tengri’den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
  3. Bir İl(Ülke), bir Kağan, bir Tengri..
  4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki, töreye uya kutlanır. Kim ki, töreye kıya katlanır..
  5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
  6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
  7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
  8. Ana-babaya ve ataya tazim(saygı) duyulacak.
  9. Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek.
  10. Er kişi yalan söylemeyecek.
  11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
  12. Kim ki, bir ırza musallat olursa, canından olacak.
  13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
  14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak.
  15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
  16. Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
  17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
  18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
  19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
  20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
  21. Kızı isteyen Kağan da olsa, bey de olsa, kız istediğine verilecek.
  22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
  23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
  24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
  25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
  26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
  27. Yazgına asi olma.
  28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
  29. Herkes adaletle iş görecek.
  30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
  31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
  32. Kağan o dur ki, adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa, İl yok olur. İl olmazsa, budun kul olur.
  33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin!
    “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin İlini ve töreni kim bozabilir?”

(Bilge Kağan Yazıtı – 730
Orhun Irmağı yakınları, Ötügen-Moğolistan)