Salı, Mart 31, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 118

MAKTEL-İ HÜSEYİN.

0

Göründü hilâl-i mâh-ı Muharrem
Âdem ağlar Havvâ ağlar Şît ağlar
N’oldu Kerbelâ’da zât-ı mükerrem
İdrîs ağlar Sâlih ağlar Nûh ağlar

Habîb-i Kibriyâ kurret-i ayni
Nice gülgûn etdin o gül-cebîni
Nasıl elvân etdin vech-i Hüseyn’i
Halîl ağlar gülzâr ağlar nâr ağlar

Deryâ-yı melâhat dürdânesini
Şem‘a-i Muhammed pervânesini
Zümre-i velâyet merdânesini
İshâk ağlar Ya‘kûb ağlar Îys ağlar

Gülzâr-ı nübüvvet gül-i hamrâsı
Kenz-i meârifdir sadr-ı sahrâsı
Kazâya rızâdır sabr u sevdâsı
Yûsuf ağlar Yûnus ağlar Lût ağlar

Ol hayru’n-nisânın nûr-i dîdesi
Hayder-i Kerrâr’ın ber-güzîdesi
Bahr-i seâdetin dür-ferîdesi
Mûsâ ağlar Hârûn ağlar Tûr ağlar

Ahmed-i Muhtâr’ın necm-i Mîrâc’ı
Enbiyâullahın başının tâcı
Mihr-i vefâ bezm-i vahdet sirâcı
Dâvûd ağlar Sultân ağlar mûr ağlar

Hüseyn-i Kerbelâ mir’ât-i Hudâ
Sadr-ı safâ zarf-ı envâr-ı hüdâ
Emr-i Hakk’a rûhun eyledi fedâ
Îsâ ağlar Meryem ağlar Kuds ağlar

Hasen-i Müctebâ nûr-i hüdâdır
Huseyn-i Kerbelâ dürr-i vefâdır
Hakk’ı seven dâim Hakk’a fedâdır
Cibrîl ağlar Sidre ağlar Rûh ağlar

Sahrâ-yı Kerbelâ kan gülistânı
Bozuldu risâlet bâğ u bostânı
Ehl-i beyt’in soldu bahâristânı
Ahmed ağlar Mahmûd ağlar Hızr ağlar

Deşt-i Kerbelâ’da güzeller şâhı
Mülk-i melâhatde şehâdet mâhı
Hüseyn’e muntazır Hakk’ın dergâhı
Sıddîk ağlar Muhtâr ağlar gār ağlar

Kerbelâ’ya Âl-i abâ ekilmiş
Kudret incûleri yere dökülmüş
Hayder-i Kerrâr’ın kaddi bükülmüş
Rıdvân ağlar gılmân ağlar hûr ağlar

Teşne-dil Ehl-i beyt feryâd ederler
Hüseyn’in etrâfın alup giderler
Cilve-i Rabbânî çâre n’iderler
Zemîn ağlar zemân ağlar gök ağlar

Şiddet-i harâret kemâl bulunca
Ehl-i beyt’in dillerine dolunca
Risâlet bâğında güller solunca
Seher ağlar sabâ ağlar gül ağlar

Dürr-i yetîm Hüseyn’in her sözleri
Dergâh-ı Hakk’adır güzel yüzleri
Kan yaş döker Ehl-i beyt’in gözleri
Nergis ağlar reyhân ağlar Nil ağlar

Kerbelâ çölünde cân bülbülleri
Güneş pâreleri Cibrîl gülleri
Nice alkan olmuş gül geysûleri
Sûsem ağlar sünbül ağlar gül ağlar

Alî Ekber Âl-i abâ reyhânı
Bahr-i Ehl-i beyt’in dürr ü mercânı
Kamer-i melâhat nûr gülistânı
Kâkül ağlar geysû ağlar tel ağlar

Evlâd-ı Alî’den o şîr-gîr Abbâs
Tarz-ı Hayder tahsîn eder gören nâs
Hüseyn’in halâsın eyler iltimâs
Ummân ağlar tûfân ağlar cûd ağlar

Evlâd-ı Hasen’den Kasım nev-civân
Âfitâb-i zemân mihr-i dirahşân
Hatt u hâli kudret dür ile mercân
İncû ağlar mercân ağlar dür ağlar

Bağlandı Fırat’ın her bir tarafı
Bilinmedi Ehl-i beyt’in şerefi
Bu hikmeti bilir bilen arefi
Lokmân ağlar Nu‘mân ağlar dîn ağlar

Dîdeleri hûn-bâr sekîne gülber
Sâdâte çekilmiş şimşîr ü hançer
Pîr ü civân sabî görür berâber
Nesîm ağlar Mansûr ağlar dâr ağlar

Evlâd-ı peygamber bir bir gitdiler
Derecât-ı şehâdet’e yetdiler
Meydânı Hüseyn ’e teslim etdiler
Melek ağlar felek ağlar hâk ağlar

Hayderâne İmâm meydâne girdi
Seyredenler Zât-ı Ahmed’i gördü
Şîr-i Hudâvârî bir nâra urdu
Rüstem ağlar Behrâm ağlar Zâl ağlar

Câme-i Ahmed’i egnine geymiş
Amâme-i Peygamber’i sarınmış
Nûr-i Muhammed’i kat kat bürünmüş
Îmân ağlar İslâm ağlar dîn ağlar

Dîde giryân ciğer büryân o bir cân
Ederdi eşrârı hâk ile yeksân
Kanlar akar taşlar olurdu mercân
Şöhret ağlar şevket ağlar şân ağlar

O demde erişdi emr-i İlâhî
Bir Allah’dan gayri yokdur penâhı
Atından ki düşdü velâyet şâhı
Levha ağlar kalem ağlar Arş ağlar

Hüseyn’i seyr eder ağlar Peygamber
Bu bâzâra nâzır fâtih-i Hayber
Şimr o gerdana salınca hançer
Merdân ağlar meydân ağlar kan ağlar

Haymegâhdan gördü İmâm’ı alkan
Ehl-i beyt eyledi aman bir figān
Arş’ı deler geçer bu âh-ı sûzân
Pîrân ağlar civân ağlar cân ağlar

Bütün eşyâ kan yaş ağlardı ol gün
Nehr ü bahir kanlar çağlardı ol gün
Bu derd gönülleri dağlardı ol gün
Hacer ağlar şecer ağlar bâr ağlar

MUHAMMED LUTFÎ’nin bağrı delinsin
Pârelensin beden rûhu alınsın
Muhıbb-i hânedân kimdir bilinsin
Gedâ ağlar sultân ağlar hân ağlar

Kazım Balaban Paylaşımından

Yaşamla Ölümün Bir Anlamı Kalmadı

0

2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı Rıfat Ilgaz’ı çok derinden üzer. Olayların yaşanmasının ardından “Yaşamla Ölümün Bir Anlamı Kalmadı” adlı son bir yazı yazar ve yazarlığı bırakma kararı alır.
Katliamın acısına sadece beş gün dayanabilir ve 7 Temmuz 1993 günü de bedenen aramızdan ayrılır. Çok yakın dostu olan ve Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Asım Bezirci’nin de yanına defnedilir.
Usta ismin yazarlığı bıraktığı son yazısı ise şöyledir:
“Yaşamla ölümün bir anlamı kalmadı. Her şey yalama oldu!” Artık hiçbir şeye inanmıyoruz. Yaşama da inanmıyoruz. Artık yaşam yalama oldu. Evden dışarı çıkmamak mı lazım? Bizim aklımız ermez oldu. Asım benim çok eski dostum. Benim için yıllarca çalışıp değerli kitaplar yazan bir yazar.
Yazar, kitapları yalnız kendisi için yazmaz. Kitaplar birer sevgi derlemeleridir. Asım aylarca yıllarca benimle yattı, kalktı. İyi günlerimde gülmüş; hapishanelerde, kelepçelerde ağlamış. Gözlerinin önünde 81’de kelepçeliyim. Asım yanımda. Türkiye’de, yaşama da ölüme de inanmıyor. Asım Bezirci yaza yaza kayboldu gitti işte. İnsanca yapabileceğimiz tek şey, şimdi Asım’ı saygıyla anmak.”
Peki ya Nesimi Çimen… Acaba haberleri var mıydı otel önünde toplanan ve oteli yakanların Nesimi’nin ne kadar büyük bir ozan olduğundan, curası ile hümanizm felsefesi yaptığından? Hiç dinlemişler midir Nesimi’nin Barış Güvercini adlı türküsünü…”
Fotoğraf: Rıfat Ilgaz ve 1993 tarihinde suikaste uğrayarak öldürülen büyük gazeteci Uğur Mumcu bir arada.
Bu paylaşımda konusu geçen ve geçmeyen tüm değerlerimizi büyük özlem ve saygı ile anıyoruz!

Bugün ben bir yerden geçtim

0

Derya Aytan

Bugün ben bir yerden geçtim
Eller Hüseyn Hüseyn diyor
Oturup sohbet dinledim
Diller Hüseyn Hüseyn diyor

Arzu Çetinkaya

Hüseyn’in baş, gözü yara
Can oğluna ağlar Zehra
Suya hasret kalan sahra
Çöller Hüseyn Hüseyn diyor

Velayet Aytan

Sevdayla aşkla beslenen
İlâhi renkle süslenen
Cennet bağından seslenen
Güller Hüseyn Hüseyn diyor

Derya Aytan

Aşık sinesin dağlayıp
Başa karalar bağlayıp
Matemde sine dağlayıp
Kullar Hüseyn Hüseyn diyor

Arzu Çetinkaya

Güya sever falan filan
Amelsiz muhabbet yalan
Tanımaz iken müslüman
Eller Hüseyn Hüseyn diyor

Velayet Aytan

Mızrağa çekildi başlar
Kan ağladı dağlar, taşlar
Müminin gözünde yaşlar
Seller Hüseyn Hüseyn diyor.

Derya Aytan

Ömür böyle geldi geçti
Bağrımızı deldi geçti
Arif olan bildi geçti
Yıllar Hüseyn Hüseyn diyor

Arzu Çetinkaya

Aşkın ateşinde pişen
Dünya engelini aşan
Fırat kenarında düşen
Kollar Hüseyn Hüseyn diyor.

Velayet Aytan

Elimizde kalem kağıt
Hüseyin’e yaktık ağıt
Kerbelâ’da ılgıt ılgıt
Yeller Hüseyn Hüseyn diyor.

BİR İHANET DAHA Mustafa Mutlu

0

Ümit Özdağ… Siyasi bir kararla tutuklandı, haksız yere dört ay cezaevinde kaldı.
Sadece partisi değil, sağcı-solcu demeden bütün muhalefet ayağa kalktı.
Diğer partilerin genel başkanları onun için defalarca önce adliyeye, sonra da Silivri’ye gitti.
★★★
O artık özgür…Fakat ne yazık ki daha tahliyesinin üzerinden iki hafta bile geçmeden “vefanın semt adı olmaktan başka bir anlamı kalmadığını” bir kez de o öğretti.
En zor günlerinde yanında olanların yanında olmadı.
CHP’nin önceki akşam Saraçhane’de düzenlediği “100 Karası” isimli eyleme katılmadığı gibi, hiçbir Zafer Partisi üyesinin de katılmamasını istedi.
★★★


İstanbul’daki ilçe başkanlarına gönderdiği mesajda, “Bugün yapılacak CHP’nin Saraçhane’deki etkinliğine Zafer Partisi teşkilatlarından hiç kimse katılmayacaktır” dedi.
V Daha sonra da İsmail Saymaz’a bir açıklama yaptı ve “Bu, CHP mitingi, bizim değil” dedi…
★★★
Yazık… Gerçekten çok yazık! Bu sözler bir “balon”un daha patladığını gösteriyor.
Aylar boyunca senin için Silivri’ye akın eden CHP Genel Başkanı, yardımcıları ve diğer parti yöneticileri, “Ümit Bey, Zafer Partisi’nin Genel Başkanı, bizim değil” dedi mi?
Tam tersine, buldukları her fırsatta, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” diye bağırmadılar mı?
★★★
Ümit Özdağ ilk değil… Daha önce de Silivri’de ömür törpüleyen ama serbest bırakıldıktan sonra 180 derece değişen parti genel başkanları görmedik mi?
Bir numaralı iktidar karşıtıyken, Saray goygoycusu olanları hatırlatmaya gerek var mı?
Ne yalan söyleyeyim; bu döneklik hepsine yakıştı…
★★★
Ne “Solcuyum, Atatürkçüyüm” diyerek Yeni Osmanlıcılığa soyunanlar…
Ne Altılı Masa’dan kalkıp Saray’a ziyarete gidenler…
Ne de CHP kontenjanından hayal bile edemeyeceği milletvekilini Meclis’e sokup, “Bu ittifak bize yaramadı” diyen nankörler beni şaşırttı.
Ama.. Ümit Özdağ’dan daha omurgalı olmasını, kendisine yapılan dostluğu, verilen desteği bu kadar kısa bir sürede unutmamasını beklerdim.
Oysa, içeriden çıkalı daha iki hafta bile olmadan, “Bu, CHP mitingi, bizim değil” diyerek ihanetini ilan etti..
Hiç bozulmasın… Bunun arkasından bir de Zafer Partisi’nin Cumhur İttifakı’na katıldığını açıklarsa… Hiç şaşırmam!
Unutulmasın; güven cam gibidir. Kırılınca, biter!
☆ 3 Temmuz 2025 Korkusuz ~MUSTAFA MUTLU~

Her zaman yezit mi sürecek demi

0

Karyağdı dağlara daraldı kuşlar
Ava çıktı fırsat bulan oşoşlar
Gelir bahar elbet geçer bu kışlar
Açılır çiçekler biter inşallah

Uzadı geceler bitmez demeyin
Bu karanlık günler gitmez demeyin
Söner ateşimiz tütmez demeyin
Yanar birgün yanar tüter inşallah

Kuzular pay oldu çakala kurda
Yürekler dayanmaz bu ağır derde
Böyle suçsuz kanı akıtan yurda
Olur birgün daha beter inşallah

Gelin paylaşalım dostlar bu gamı
Her zaman yezit mi sürecek demi
Denizlerde yüzen bu azgın gemi
Gark olur deniz batar inşallah

Sabreyle Melulim bekle sırayı
Unutma sözümü gözet burayı
Yakında yıkılır tahtı sarayı
Evlerinize baykuş öter inşallah

Ormanlarımız Yanıyor

0

Sanki yeryüzüne çıkmış cehennem,
Ormanımız cayır cayır yanıyor.
Yanmış parasını arıyor Ninem,
İnsanımız cayır cayır yanıyor.

Ormanla yok olan yaban hayatı,
Yıllarca yananın bilmem kaç katı,
Köylünün ineği, eşeği, atı…
Hayvanımız cayır cayır yanıyor.

Vatandaşın evi, altın, akçesi
Yanıp kül oluyor, var ise nesi.
Ağacı, tarlası, bağı, bahçesi,
Bostanımız cayır cayır yanıyor.

Yanıyor ormanın kaplumbağası,
Çare olamıyor beyi, ağası.
Hırsından böğürür ceylan boğası,
Tavşanımız cayır cayır yanıyor.

Duman bulut olmuş, göğe yükselmiş
Bu acılar halkın bağrını delmiş
Her şey yanıp bitti, uçaklar gelmiş
Vicdanımız cayır cayır yanıyor.

Türk Hava Kurumu arpalık olmuş,
Koca Kurum kayyum eline kalmış,
Yangın söndürmeye ihale almış,
Cüzdanımız cayır cayır yanıyor.

Emir beklenirmiş vana açmaya,
Kanadımız yoktur göğe uçmaya,
Vakit bırakmıyor alıp kaçmaya,
Harmanımız cayır cayır yanıyor.

Yaktırana lanet, yakana lanet!
Hakkın binasını yıkana lanet!
Sorumsuz seyredip bakana lanet!
Her yanımız cayır cayır yanıyor.

Kaç İl’e sıçradı, kaç da İlçeye
“Yok oldu” diyorlar, tam yirmi köye.
Terör müdür, yoksa rant mı, ne gaye?
Dükkânımız cayır cayır yanıyor.

Bu da yetmez zamlar gelir fakire,
İlahiyat davet eder şükür’e,
Bindebir’im çağrım; akıl, fikir’e
Ozanımız cayır cayır yanıyor.

Ozan Bindebir

Ya sen asabisin ya biz deliyiz

0

DEVLET BABA YA BİR ŞAİRİN SİTEMİDİR BU ŞİİR

Devlet baba bu durgunluk nedendir
Dertlere derman ol acıyı dindir
Boynumuz sıkıyor taktığın kendir
Sana dargın olan yüzde elli’yiz

Ya sen asabisin ya biz deliyiz


Düzen sayesinde cahil yetiştik
Sevgin görmeyince biz bize düştük
Çok çalıştık az kazandık didiştik
Bizler Hasan Hüseyin iz Ali ‘yiz

Ya sen asabisin ya biz deliyiz


Bir zamanlar SÜLO geldi başına
Tuz yaladık düştük çoban peşine
Ekmek bandık gözümüzün yaşına
Bu vatanın ahvaliyiz haliyiz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Ana vatan düzü bir arı gördü
Papatya laleler sefa’sın sürdü
Birdir beraberdir Laz Çerkez kürdü
Vatan sağsa biz vatanın solu’yuz

Ya sen asabisin ya biz deliyiz


Göremedik Kara oğlan gününü
Sevgi koyacaktı halkın dinini
Başa çalsın sarayını hanını
Sen devletsen bizde Allah kuluyuz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz
Çapulcu dediler adlarımıza
Zehirler kustular tatlarımıza
Soğan doğradılar etlerimize
Bizler bu vatanın doğru yoluyuz

Ya sen asabisin ya biz deliyiz


Yılanlar büyüdü ejderha oldu
Ananın gözyaşı dereye doldu
Birlik beraberlik sevgi kayboldu
Aslında biz ululardan uluyuz

Ya sen asabisin ya biz deliyiz


Eşeğe vurdular atın yükünü
Ağır diyenlerin kesti tikini
Kırk yıl geçti boştur fakir çıkını
Hak hukuk adalet sevgi doluyuz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Bir gün ANKARA da kapına geldim
Ölüyordum kazma sapına geldim
Uzun boylu tipsiz çapına geldim
Pazartesi biz Cuma’yız Salı’yız

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Yalan değil sözlerimin hiç biri
Fakire dur derler zengine yürü
Söz verenler oldu cennette Huri
İçtiğimiz kahvelerin falı’yız

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Var olan Adalet hırsızdan yana
Doğru yazanları tıktı zindana
Gülemedik olamadık can cana
Biz bu fidanların hangi dalıyız

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Baklava çalana cezasın verdin
Euro götürene selamlar durdun
Seçimden seçime hal hatır sordun
Devlet vücut biz vücudun koluyuz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Polis yakaladı savcı bıraktı
Vay efendim neymiş kravat taktı
Tuzumuz bozuldu ciğerde koktu
Biz bülbülüz bahçelerin gülüyüz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Öldürülen kadın yurdun kadını
Acısı içimde bilmem adını
Attılar toprağa al muradını
Perçem perçem zülüflerin teli’yiz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Şu beylere köşkler yaptı kat çıktı
Mülki Amirlerle kurdele taktı
Dert diyecek olduk boynumuz sıktı
Bizler Şair bu milletin dili’yiz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Bir ampul patladı yıllar sonradan
Canlar yandı uyanmadık uykudan
El uzayda haberi yok dünyadan
Vakitler üstüne vakit kılı’yız

Ya sen asabisin ya biz deliyiz


Ben dedikçe bizi bertaraf etti
Bülbülü susturdu dalında öttü
Toplum biat etti murada yetti
Demek ki biz lodosların yeli’yiz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Türkü Kürt ten kürdü Laz’dan ayırdı
Laz ı bizden bizi özden ayırdı
Canı hazdan haz ı tuzdan ayırdı
Onu bizler yaşıyoruz bili’yiz

Ya Sen asabisin ya biz deliyiz


Bu vatan bu toprak bu bayrak senin
Senden olanlara olmasın kinin
Sevgi barış olsun isterim dinin
Kudret haktan tükenmeyen pili’yiz


Ya Sen asabisin ya biz deliyiz

Hak diyerek yere göğe baktılar
Gençlerin gözüne biber sıktılar
Ardı olmayanı hapse tıktılar
Hak Muhammet Fatima’nın oğluyuz


Ya sen asabisin ya biz deliyiz

Deve berber oldu tilkiler çırak
Buğdaylar tane siz tarlamız kurak
Gidiyoruz nerde’dir bu son durak
Duraklarda nefes alan ölüyüz


Ya sen asabisin ya biz deliyiz

Garip YADİGARIM ben bir şairim
Varım yoğum üç beş kitap şiirim
Bu günden yarına ya Mevla kerim
Sana dargın olan yüzde elli’yiz


Ya sen asabisin ya biz deliyiz

Ozan garip YADİGAR 2016

Gidi Yezid başımıza bey oldu

0

Pir Sultan Abdal Kalender Çelebi için yazdığı şiir.

Gidi Yezid başımıza bey oldu
Zârım Hacı Bektaş Velî’dir benim
Nice Türkmen koyaklarda zay oldu
Ahım Hacı Bektaş Velî’dir benim.

Bu yıl bu dağların karı alaca
Her gün sardığımız kanlı salaca
Medet mürvet deyip varsam ilaca
Cârım Hacı Bektaş Velî’dir benim.

Gam kervanım kaldı dağlar başında
Değirmenler döner gözüm yaşında
Gündüz hayalimde gece düşümde
Varım Hacı Bektaş Velî’dir benim.

Pir Sultan Abdal’ım diriyim ölmem
Derimi yüzseler yüzümü dönmem
Pîrim Kalender’den gayrıyı bilmem
Şâhım Hacı Bektaş Velî’dir benim.

Ateş olup küller üfürdünüz memlekete.

0

Diyelim ki,
Biz öldük, siz kaldınız.
Diyelim ki,
Kurudu ormanlar, nehirler, yuvalarında kuşlar.
Diyelim ki,
Ateş olup küller üfürdünüz memlekete.
Baktınız,
Kalmamış yakacak tek bir ağaç,
Sönmeyen ocak,
Akacak tek damla gözyaşı.
Sonra..?

Geçip ortasına ölümün düğün mü kuracaksınız..?
Diyelim ki kurdunuz,
Külden ağaçlar,
Uçmayan kuşlar,
Ağıtlar,
Bu ziftli yaslar sarmışken toprağı
mutlu mu olacaksınız..?
Bize nasip bunca kalp ağrısından
size tatlı huzurlar kalır mı dersiniz..?
YAZIK..!!!
Davaya ibadet diye diye, toprağına ihanet edensiniz.
Lakin unutmaz toprak..!!!
Bakın göreceksiniz..
Yakan,
Yıkan,
Bozan,
Ölüm saçan ellerinizden ayırmayın gözünüzü.
Onlar boğacak sizi.
Yavaş ve acı içinde kesilecek nefesiniz,
henüz gelmeden eceliniz…..
Yaktığınız can kadar yanacaksınız…
Nazım Hikmet RAN

Arif isen sözün, tartarak konuş

0

Arif isen sözün, tartarak konuş
Gül gibi kokasın, gülden güzel ol!
Ne kadar bilirsen, bilene danış
Gül gibi kokasın, dilden güzel ol!

Gezdiğin yerlere güzel bakarsan
Hakkın cemâlini yüze takarsan
Coşup sular gibi hazin akarsan
Gül gibi kokasın, selden güzel ol!

Kem söz nerden gelse ora nadeldir
Barış olmaz sevgi olmaz cedeldir
Bir dost sözü, bin Lokmana bedeldir
Gül gibi kokasın, elden güzel ol!

Yedi deryaları geçip de otur
Sözlerinde güzel, öğütler yetir
Gezdiğin yerlere mutluluk getir
Gül gibi kokasın, ilden güzel ol!

KUL ÖKSÜZ’üm dosta, nameler yazsın
Dilinde muhabbet, badeler süzsün
Adın dilden dile dolanıp gezsin
Gül gibi kokasın, yelden güzel ol!

Âşık Mustafa Öksüz

1-()-Nadel: Toplu İğne ve Dikiş iğnesi. 2-(*)-Cedel: Sözlü tartışma.

Kılıçdaroğlu Prof. Dr. Nur Serter

0

23 Mayıs 2010’da, Genel Başkan seçildi.

Genel Başkan adaylığı o günün parti yönetimi için tam bir sürprizdi. Gizlice kurgulanmış, sinsice planlanmış ve TV ekranlarından kendisi tarafından açıklanmıştı.

Yeni bir rüzgârla CHP’yi iktidara taşıyacağını sananlar, ona “sakin güç” ve “Gandi Kemal” adını vermişlerdi. Tüm anketler uçuşa geçmiş, Gandi Kemal ile CHP’nin % 40’larla iktidara yürüdüğü algısı topluma egemen kılınmıştı.

O günlerde CHP’de MYK üyesiydim. Sürecin tam ortasında bu yeni senaryoyu izliyordum.

Gandi Kemal, kendisini Genel Başkanlığa taşıyan ekibi tam 7 ay sonra tasfiye etti.

Genel Başkan olarak ilk sınavı Anayasa Değişikliği Referandumu oldu. Referandum sürecinde izleyeceği siyasi çizgi de ortaya çıkmaya başlamıştı. Tunceli Mitinginde “ herkese genel affın yolu açılsın” mesajını verdiğinde kafalardaki soru, “Öcalan’a da mı? “ olarak çakılı kalacaktı.

Ardından “türbana özgürlük” çağrıları birbirini izlemeye başladı. O günlerde üniversitelerde türban yasağı devam ediyor ve AKP, bunu kaldırmaya cesaret edemiyordu. Kılıçdaroğlu ise çağrıları ile AKP’nin önünü açıyordu.

Oysa 2008’de CHP, “türban” la ilgili Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesine taşımıştı. Bu başvuru dilekçesinin altında Kemal Kılıçdaroğlu’nun da imzası vardı.

12 Eylül 2010’da Referandum oylaması yapıldı. Ancak Kılıçdaroğlu oy kullanamadı. Çünkü Yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterdiği Kağıthane’ deki ikametgahta artık başka bir aile oturduğu için kayıttan düşmüştü.

Bir Genel Başkanın oy kullanamadığı bu skandal da çabuk unutuldu…

Referandum sonrasında Avrupa’nın yolunu tuttu. Berlin’de Alman Sosyal Demokrat Partisinin toplantısına katıldı ve AKP’ye 2008’de açılan kapatma davasında “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan” aldığı cezayı görmezden gelerek “Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum” dedi. Ardından da türbana özgürlükten bolca söz etti.

Aynı günlerde sadece türbanın değil, tarikatların da önünü açma girişimini başlatmıştı. Akşam Gazetesine verdiği röportajda “ Tarikat zaten yol demektir. Belli yolda bir araya gelen insanlar inançlarını paylaşıyorlar. Saygılı olacağız” diyerek, tarikatları meşru ilan ediyordu. Sonraki yıllarda da tarikatların “sivil toplum örgütü olduğu” defalarca vurgulanacak hatta 2011’de açıklanan Sivil Toplum Raporunda; Tarikatların “ başta toplumsal dayanışmayı geliştirmek olmak üzere, bireylerin yalnızlaşmasını önleyen ve manevi doyuma ulaşmasını sağlayan önemli faaliyetler yürütmekte oldukları” ifade edilecekti.

FETÖ Darbe girişimi öncesinde Abant Toplantılarına partinin üst düzey isimlerinin katılımı ve çağrıcılar arasında yer alanların Kılıçdaroğlu tarafından Parti Meclisi Listesinde yer alması fakat delege tarafından elenmesi de bilinen gerçeklerdi.

Günümüzde yeni yönetimin partinin genetik yapısıyla oynadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, kendi döneminde özellikle laik eğitimi ortadan kaldıran 4+4+4 yasasının görüşmelerinde milletvekillerine “laiklik vurgusu” yapmamaları talimatını vermekle kalmayıp, “Atatürk’ün askerleriyiz” sloganını yasaklayacak kadar da ileri gitmişti.

Artık CHP Genel Merkezinin kapıları Atatürkçülere değil, Atatürk’e “Kefere Kemal” diyenlere açılmaya başlamıştı.

Atatürk’ü katliamcı ilan etmek, ulusalcılığı ırkçılık saymak, ulusalcılardan kurtulmayı hedeflemek Genel Başkan katında övgüye değer görülmenin nedenleri olmuştu. Bunları eleştirmek ise grup toplantılarında genel başkan tarafından tehdit almak için yeterliydi.

2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı CHP’nin bağrına bir hançer saplandı. Cumhurbaşkanlığı Recep Tayyip Erdoğan’a armağan edilirken, seçmene “tıpış tıpış sandığa gitmek” talimatı verildi.

CHP dönüşüyordu. Atatürk’ün partisinden geriye kalan sadece amblemiydi…

2017 Referandumunda mühürsüz oy pusulalarının sayılmasına itiraz, yine Kılıçdaroğlu tarafından engellenerek yaşadığımız hukuksuz dönemin kapıları kıl payı farkla açılmıştı.

Bu acılı dönem tam 13 yıl, pervasızca sürdürüldü. Sayısız olay yaşandı.

2023 Seçimlerinde kurulan 6’lı masa ile oy tabanı olmayan siyasi partilere verilen 39 milletvekilliği karşılığında Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı adeta satın alındı ve seçilecek adayla yola devam etme fırsatı yok edildi.

Kılıçdaroğlu Dönemi CHP’nin CHP’sizleştirildiği, ilkelerinden, ideolojisinden koparıldığı ve genetik bir imha operasyonuna tabi kılındığı bir dönem olmuştur.

Girdiği tüm seçimleri kaybeden Kılıçdaroğlu şimdi, kendi döneminde seçilen delegeler, PM üyeleri, Belediye Başkanları ve Milletvekilleri ile yapılan 38. Kurultay’ı “Şaibeli” ilan ederek başladığı işi bitirmek için yola çıkmıştır.

CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu partisi olarak taşıdığı “Kuruluş Doktrininine” sahip çıkma görev ve sorumluluğunu görmezden gelerek sürdürdüğü 13 yıllık Genel Başkanlık döneminin yarattığı ağır tahribat yetmemiş olmalı ki şimdi CHP’nin 1977’den bu yana yakaladığı en büyük yükselişe zarar vermek için kolları sıvamıştır.

Ancak deniz bitmiştir…. Genel başkanlığı döneminde yapılan tüm yanlışlara karşın kendisine CHP seçmeninin açtığı kredi de tükenmiştir.

CHP tabanı, Kılıçdaroğlu’na 13 yıl boyunca hiçbir genel başkana göstermediği desteği vermiş, içi yanarak, yüreği burkularak da olsa sandıkta onu yalnız bırakmamıştır.

Oysa bugün durum farklıdır.

CHP yaralıdır. CHP acılıdır.

CHP iktidara yürümekte ve milyonlar bu umutla meydanlara akmaktadır. CHP seçmeni bu rüzgarı kesecek, CHP’yi bölecek, güçsüzleştirecek hiçbir girişimi affetmemekte de kararlıdır.

Hınç ve intikam duygularına ülkenin geleceğini kurban etmek isteyenleri Millet unutmaz.

Kaybetmeyi olgunlukla kabul edenler, bu kubbede bıraktıkları hoş seda ile anılmayı hak edenlerdir. Onlar demokrasinin örneği olarak gönüllerde yaşamayı sürdürürler.

CHP, ülkenin ve demokrasinin yegane güvencesidir. Bu güvenceyi zedelemek, yıpratmak ve güçsüzleştirmek ve Milletin umudunu karartmak için yola çıkanların ulaşacağı yer sadece koyu bir karanlık olacaktır.

https://12punto.com.tr/yazarlar/fatma-nur-serter/kilicdaroglu-91700