Dostumuzla beraber yaralanır kanarız Her nefeste aşk ile Yaradan’ı anarız Erenler meydanına vahdet ile gir de gör Kırk budaklı şamdanda, kırkımız bir yanarız.’
Malım, mülküm, servetim, hepsi evde kaldı Oğlum, kızım, akrabam, geçtiğim yolda kaldı Dostlarımdan birisi, benden hiç ayrılmadı Allah için yaptığım iyilikler bende kaldı.’
‘İlim, irfan mürşittir karanlıkları koğar. İnsanları cehalet, gaflet bunaltıp boğar. Gönüllerde parlayan, o saadet güneşi, Şark ile garp’den değil, gerçek inançtan doğar.’
‘Eğer hakka talipsen, her an ona doğru ak Kainat kitabına, irfan gözü ile bak. Yolumuzun esası, çalışmaya bağlıdır. Ayağa kalkacaksan, bari hizmet için kalk.’
Daha senden gayri âşık mı yoktur Nedir bu telaşın ey deli gönül Hele düşün devr-i Adem’den beri Neler gelmiş geçmiş say deli gönül. . Günde bir yol duman çöker serime Elim ermez gidem kisb ü kârime Kendi bildiğine doğrudur deme Gel iki adama uy deli gönül. . Şu yalan dünyadan ümidini üz İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz Hanen mezaristan malın bir top bez Daha doymadıysan doy deli gönül. . Baktım iki kişi mezar eşiyor Gam kasavet geldi boydan aşıyor Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor Gel de bu rüyayı yor deli gönül. . Birgün bindirirler ölüm atına Yarın iletirler Hakk’ın katına Topraklar susamış adam etine Hep ağzını açmış hey deli gönül. . Mevlâm kanat vermiş uçamıyorsun Bu nefsin elinden kaçamıyorsun RUHSATÎ dünyadan geçemiyorsun. Topraklar başına vay deli gönül. . AŞIK RUHSATİ / RUHSATİ BABA . Halk ozanı Ruhsani (Yaşamı 1835-1911) Sivas / Kangal / Delikdaş köyünde dünyaya gelmiş yoksul bir köylüdür. Asıl adı Mustafa olan Ruhsati önce ‘İcad’ ve ‘Cehdi’ mahlâslarını kullanmış, ardından da Ruhsati mahlâsında karar kılmıştır. Tasavvuf ile tanıştıktn sonra nasip alarak Bektaşi olmuştur. Yazdığı bir şiir nedeni ile hapis de yatan Ruhsati, doğduğu köyde Hakk’a yürümüştür.
YA ALİ Divane gönlümüz geçmez güzelden Mihrin yer eyledi tenden ya Ali Benim arzumanım sensin ezelden Gitmez muhabbetin candan ya Ali. . Canı dilden sevenlerin canısın Aşıkların methettiği kanısın Kalmazsın kusura mürvet-kanısın Geçersin günahtan, kandan ya Ali. . Nice yüzbin yıllar kandilde durdun Ata bahane oldu dünyaya geldin Onun için halkı gümana saldın Baş gösterdin bin bir dondan ya Ali. . Zahirde batında kerem-kânisin Zülfikar elinde hükmü kanisin Tanrı’nın Aslanı sensin, Ali‘sin Mihraç’ta hatemi yuttun ya Ali. . Sen Mürşütsün hall olmayan meşkine Senin şanın yardım etmek düşküne Kerbela’da yatan İmam aşkına Şefaat bekleriz senden ya Ali. . Şeriat içinde Şems-i kamerin Hakikat içinde zatı kemalin İstemem cenneti göster cemalin KUL HİMMET görmezden handan ya Ali. . KUL HİMMET. . (16. YY’da yaşamış bir Alevi – Bektaşi Şair ve Halk ozanıdır. Yaşamı hakkında yeterli bir bilgi mevcut değildir. Tokat / Almus ilçesi Varsıl (Görümlü) köyündendir ve kabri de oradadır İyi bir tekke ve tarikat eğitimi gören Kul Himmet, derin bir tasavvufi bilgi ve etkileyici bir söyleşiye sahip olduğundan kendisinden sonraki pek çok şair ve ozanı etkilemiştir.
Kuranda ne var ne yok …İLAHİYATÇI PROF. DR. GÜNER AKÇA, ACABA KUR’AN’DA NELER YOK DEYİP ARAŞTIRMIŞ, BİLELIM İSTEMIŞ VE YAYINLAMIŞ. ÇOK ENTERESAN ve ÇOK EZBER BOZAN DURUMLAR VAR. . 1 – Tüm Şefaat sadece Allah’a aittir. Şefaat ya Resullulah, ya Ali, ya Geylani, ya Gavs vs. yok. 2 – Mehdinin geleceği yok… 3 – Kabir hayatı, kabir azabı yok… 4 – Miraç yok. 5 – Kadercilik yok… 6 – Recm cezası yok. 7 – Hac ayları 4 aydır, dileyen 2 günde dileyen daha fazla günde işini bitirir ve döner. 10 günlük hac süresi yok. 8 – Hac’da şeytan taşlama, hacer-ül esved taşına el yüz sürme yok. 9 – Mezhepler yok. 10 – Altın/İpek erkeğe haramdır, yok. 11 – Bir şeyhe veya tarikata bağlanma yok. 12 – Kıyamet alametleri yok. 13 – Erkek/Kadın sünnet olmak yok. 14 – Hayızlı/lohusa kadınlara ibadet yasağı yok. 15 – Kuran’ı anlamadan sevap için okumak yok. 16 – Ölüye Kuran okumak, sevap transferi yapmak yok. 17 – Bir insandan Tevbe almak vermek, rabıta yapmak, dönmek, kafa sallamak yok. 18 – İnfakta/zekatta kırkta bir yok. Malın biriktikçe ihtiyacından fazlasını imanın/samimiyetin/takvan oranında verirsin. 19 – Erkeğin kişisel üstünlüğü, kadının erkeğe itaati yok. Sorgusuz itaat Allahadır. 20 – Evliya (Allah dostu), keramet sahibi yok. 21 – Mevlid yok. 22 – Salavat yok. 23 – Sünnet namaz zorunluluğu yok. 24 – Arapça dua etmek ve Arapça namaz kılma zorunluluğu yok. 25 – Muska/Büyü/Nazar yok. 26 – Cuma namazı sadece erkeklere farzdır diye birşey yok. İman eden her erkek ve bayanlara farzdır. 27 – Kölelik/Cariyeliği teşvik yok. 28 – Kadının uğursuzluğu, cenazeden uzak tutulması, sadece erkeğin cenaze namazı (duası) kılması yok. Cenaze namazı cenaze duasıdır. 29 – Kaza namazı yok. 30 – Haremlik/Selamlık şartı yok. 31 – Kadının sesi haramdır yok. 32 – Kutsal günler/Kandiller yok. Sadece Kadir gecesi özeldir. 33 – Bazı ayetleri veya duaları belli sayıda okuyup üflemek ve bundan murad beklemek yok. 34 – Sırat Köprüsü yok. 35 – Kuranın saydığı haram yiyecekler. dışında kalan yiyecekler kültürel, tercihler ve alışkanlıklar ile ilgili meselelerdir. Kafaya göre haram koymak yok. 36 – Erkeğin kadını dövme yetkisi yok. 37 – Dua ederken el açmak, âmin demek zorunluluğu yok. 38 – Teravih namazı yok 49 – Sağ el / Sağ ayak saçmalığı yok. 40 – Hem askerde veya savaşta ölenin şehit olması gibi birşey yok. 41 – Boşanma yetkisinin yalnızca erkeğe ait olması yok. 42 – Ölüye telkin ve ıskat yok. 43 – Takva kıyafeti (sakal, cübbe, sarık vs.) yok. 44 – Sorgulamadan bir fikre, bir şahsa tabii olmak yok. 45 – Kuranın tüm emir ve yasakları farzdır. Sadece 32 veya 52 farz yok. 46 – Kuranda 6236 ayet var, 6666 ayet yok. 47 – Çocuk yaşta evlilik yok. 48 – Namus/zinada kadın erkek farkı yok. 49 – 61 gün oruç tutma cezası yok. 50 – Türbede dilek dilemek yok. 51 – Tasavvuf, gavs, kutup, şeyh, seyyidlik İslamda yeri yok. 52 – Kuran anlaşılması zor bir kitaptır, yok. 53 – Deve idrarı içen ve iç diyen bir resul yok. 54 – Resul ve Nebi var, Peygamber kelimesi ise kuranda yok. 55 – Kuran okumak için abdest şartı yok. 56 – Sakala cilet vurmak haramdır diye bişey yok. 57 – Cehennemde yanıp çıkma yok. 58 – Din değiştirenin (Mürtedin), namaz kılmayanın, içki içenin, zina yapanın öldürülmesi diye bişey yok. 59 – Sakalı şerif, nalı şerif, hırkayı şerif, Kabak, hurma, zemzem, tesbih, seccade vs. kutsaldır diye bişey yok. 60 – Sevap kazanmak için kertenkele, kara köpek vs hayvanları öldürmek yok. Uğursuz hayvan yok. 61 – İslami bir isim koymadan ve sünnet olmadan müslüman olamazsın diye bişey yok. 62 – Hadisler kesin peygamber sözüdür diye bişey yok. 63 – Hadis, Fıkıh kitaplarında kuran dışında hükümler vardır diye bişey yok…
Bir dağ ben yüceyim dese ne fayda Ağustos ayında kar olmayınca Beyhude ömrüm çürütsem ne fayda İkrârına sadık er olmayınca . Evliyâ hizmeti başımın tacı Cahilin sözleri zehirden acı Havaya yükselir kavak ağacı Yaprağı kaç para bâr olmayınca . Sır verme cahile saklamak bilmez Duyar dar gününü ağlamak bilmez Her odası olan misafir almaz Sülaleden hânedâr olmayınca . Kendin bilmez ile kalkıp oturma Halın zaya verip fikrin yitirme Bir meclisin üst başına oturma Şahsına yaraşır yer olmayınca . Dediler Sümmânî yüzün hiç gülmez Gelenler eğlenmez gidenler gelmez Taşıma suyunnan değirmen dönmez Akar sudan bendi var olmayınca. . Aşık Sümmani -Narmanlı Hüseyin (1861- 5 Ocak 1915 Erzurum)
Ben bülbül olmuşum dostun gülüne Karganın konduğu daldan bana ne Aradım özümde buldum Leylâ‘yı Mecnun‘un gezdiği çölden bana ne. . Gönlüme yazılmış cananın adı Canan imiş aşıkların muradı Her şeyden üstündür sohbetin tadı Arının yaptığı baldan bana ne. . Uyulur mu ikrarsızın sözüne Gidilir mi cehaletin izine Varmak istiyorum aşk denizine Mandanın yattığı gölden bana ne. . Dertli DAİMİ’yim yardır sevdiğim Gerçek aşıklara Pir‘dir sevdiğim İkilikte değil birdir sevdiğim Ben beni bilirsem elden bana ne. . Aşık DAİMİ (Aşık İsmail AYDIN) . Yaşamı: 1932 – 17 Nisan 1983
Gel derviş, beri gel, yabana gitme; Her ne arıyorsan inan sendedir. Nefsine beyhude eziyyet etme, Kâ’be’yse maksûdun, Rahman sendedir. . Çöllerde dolaşıp seraba bakma, Allah Allah deyip havaya bakma, Tâlib- i Hakk isen kitaba bakma, Okumak bilirsen Kur’ân sendedir. . İlminle bir kılı kırka yararsın, Gördüğün ru’yâda sâde sen varsın, Etrafına bakıp kimi ararsın. Bu tehî kubbeyi kuran sendedir. . Kılı kırk yarmağa irfandır deme; Ona vahşi, bana yabandır deme; Şuna gerçek, buna yalandır deme; Birinin aslı yok, yalan sendedir. . Ayn ma’nâ verme küfr ile dîne; Varıp gelme şaşkın, şekk tî yakîne; Ârifsen âğâh ol sırr-ı mübîne; Vesvesen küfürdür, îmân sendedir. . Gir gönül şehrine, dolaş bir kerre. Kıyâs et ne imiş güneşle zerre; Yalnız sen kadirsin hayr ile şerre, Şerre mail isen Şeytân sendedir… . Cilve etsin dersen kemâl ile Hak, Çıkıp benliğinden bir kendine bak; “Enelhak” sözünü dilinden bırak, Lâfa kulak verme, irfan sendedir. . Nefsini evvelâ çıkar aradan, Bir renge boyanma aktan, karadan; Gönlünde berk urur nuru yaradan. Zulmette dolaşma, Yezdan sendedir. . İşittim babasız bir oğulmuşsun, Hem cennette doğmuş, hem koğulmuşsun; Hem kesret istemiş, hem boğulmuşsun, Allah’ın suçu ne? İsyan sendedir. . Gayrıdan arayıp derdine çâre, Ne varlık verirsin mûr ile mâre? Cennetten çıktınsa be hey âvâre, Havva’yı aldatan yılan sendedir. . Sânın pek âlîdir, ne var pest isen? Her şeye taparsın put-perest isen? Bâde-i aşk ‘ile eğer mest isen Kendine gel âşık, cânân sendedir. . Câhil mezâhire Hakk diye bakar, Her köşebaşında bir kandil yakar, Bu seyl-i havadis durmayıp akar İlel-ebed baakî kalan sendedir. . Menbaı sendedir feyz-i hayâtın Gelip giden canlar hep nefehâtın. Hayretten boğulma, bu kâinatın Hepsi bir kat redir, umman sendedir. . Her şeyin varlığı senin özündür, Kendini çok gören kendi gözündür, Bu mülke hükm eden şerrin sözündür Kalıbın kürsüdür, sultân sendedir. . Hey RIZA takat yok, hakkı inkâra Sen mahrem imişsin didarı yâra Şimdi agâh oldum sırrı esrara: Âlemi yaratan vicdan sendedir . . Feylesof Rıza TEVFİK (Yaşamı 1869 Edirne yakınlarında Cisr (şu anda Bulgaristan içinde yer alan Svilengrad – 31 Aralık 1949 İstanbul) . Hem Bektaşi, hem de Mason olan Rıza Tevfik, felsefeye olan ilgisi nedeniyle FEYLESOF RIZA lakabı ile de tanınır. Babası Arnavut, annesi ise Çerkes kökenlidir. Mülkiyeli babasının desteği ile iyi bir eğitim aldı. İspanyolca ve Fransızca öğrendi. Gençlik yıllarında İttihatçı olan Rıza Tevfik, bir süre Osmanlı parlamentosunda milletvekilliği, sonra İstanbul Üniversitesi Hocalığı, Osmanlının Danıştay’ı anlamına gelen kurumun (Şura’yı Devlet) başkanlığını ve sonra da Osmanlı Hükümetin’de Eğitim Bakanı oldu. . Osmanlı’nın 1. Dünya savaşına karşı çıkanlar arasında yer aldı. Sonra da Osmanı Devleti’nin ÖLÜM FERMANI olan SEVR anlaşmana Osmanlı Delegesi olarak katıldı ve Sevr’i imzalayan ekip içinde yer aldı. . Bir ara yayıncılık da yapan Feylesof Rıza, muazzam Tasavvuf bilgisine sahip biri olarak Sevr’i imzalayan ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Paşa‘nın yanında değil, karşısında yer alması dolayısı ile Bektaşiler içinde ciddi olarak eleştirilir. Kendisinin çok güzel nefesleri vardır ve bunlar Bektaşi’lerin Muhabbet sofralarında da okunur. . Ulusal Bağımsızlık Savaşı sonrası adı, 150 kişilik HAİN’ler listesi içinde yer aldı. Mustafa Kemal Paşa, onun büyük bilgi birikimine sahip olduğunu bildiğinden kendisini af edebileceğini, ancak bunun için Mustafa Kemal Paşa’ya bir ÖZÜR mektubu gönderil AF edilmesini isteyen bir mektup göndermesi şartı ile AF edileceğini bildirdi. Ancak Feylesof Rıza, çok gururlu (kibirli) olduğundan AF dileyen mektubu yazmadı ve 150’lik Hain’ler içinde dahil edildi. Cumhuriyet’in ilanının 15. Yılı dolayısı ile 1938’de Genel AF ilan edildi ve 150‘likler de böylece Af edilmiş oldular. Feylesof Rıza’da böylece Genel Af sonrası ”Kendi deyimi ile Helalleşmek için” Türkiye’ye geri döndü. . Feylesof Rıza, geri döndükten sonar Ulusal Kurtuluş savaşına karşı çıktığı ve Atatürk’e mektup yazıp Af dilemediği için çok pişman olduğunu çevresine söylemiştir. . Feylesof Rıza’nın Bektaşilik içinde hangi mevkiye geldiği (Örneğin Derviş, Baba, Halife Baba… gibi) tarafımızdan bilinmiyor. Ancak kendisi aynı zamanda Mason olduğundan 1918’de Osmanlı içinde bulunan Mason cemiyetinin en üst mevkisi olan ‘’Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’’nın büyük üstadı seçilmiştir. . Bir şiir kitabı da yayınlanan Şair’in Kabri İstanbul / Zincirlikuyu Asrî Mezarlığı’ndadır. . Fakirin Notu: Gönül istedi ki bu büyük felsefi birimikime sahip bir Bektaşi olarak, bu hatalara düşmüş olmasaydı.
Kaynak Linki = https://www.datca-haber.com/makale/resadiye-irmagi-tahir-bey-agidi-1265
BU ŞİİR BİRİNCİ OLDU / 24 Şubat 1946 : Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “Parti Sanat Mükâfatı” adıyla düzenlediği yarışmada Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” şiiriyle birinci oldu. . ŞİİR AŞAĞIDADIR. . Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. * Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? * Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. * Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. * Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? * Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında.
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olaylar büyük bir hızla gelişti ve size yeni bir mektup yazmak zorunda kaldım. Biliyorsunuz, ben bu köşede arada sırada birilerine mektup yazarım. Bugün sıra sizde! Kemal Bey, CHP’nin 13 yıl boyunca genel başkanı olarak görev yaptınız. Sonunda, günün birinde, yapılan son kurultayda bu unvanı kaptırdınız ve genel başkanlığı Özgür Özel’e devretmek zorunda kaldınız. O günden beri sesiniz soluğunuz pek çıkmıyor. Arada sırada zorunlu kaldıkça bazı açıklamalar yapmakla yetiniyorsunuz ama bunlar pek yeterli olmuyor. Özgür Özel genel başkan olduktan sonra ne yapar, başarılı olur mu soruları CHP’li olsun veya olmasın milyonlarca insanımızın aklındaydı. Zaman bize gösterdi, başarılı olduğunu gördük. Partiyi genel merkez binasından çıkardı ve araziye girdi. Son aylarda memleketin dört bir yanında düzenlediği 52 miting müthişti. Uyanan kitleler o mitinglere aktı. Ancak siz de biliyorsunuz, iktidarın bütün amacı CHP’yi yargı sopasını kullanarak bile olsa ele geçirmekti… Ve Türkiye’de ne yazık ki bu tezgâh kuruldu. Üzülerek söylüyorum, sizin partideki ekibiniz bu işin başını çekti. Tayyipgiller İstanbul Büyükşehir’i kaybedince nasıl hazımsızlık sergilediyse, ekibiniz de aynı şeyi yaptı. Amaç yargıya şikayet dilekçeleri verip başta İstanbul olmak üzere il kongrelerinin iptal edilmesini sağlamaktı. Bu olayın ilk sonucu birkaç gün önce patladı ve İstanbul il kongresi tek hakimden oluşan bir asliye hukuk mahkemesi tarafından iptal edildi… Ve sizin has adamınız olan Gürsel Tekin CHP’nin İstanbul il başkanı olarak atandı! Böyle olacağını siz önceden biliyordunuz. Bu nasıl iştir Kemal Bey? Peki ama bütün bu gariplikler sergilenirken siz ne yapıyordunuz, niçin ağzınızı açıp da konuşmadınız? Ama iş bu kadarla bitmiyor, dahası da var… Mahkemeye bu doğrultuda karar alınsın diye başvurup dava açanların tamamı da sizin adamınızdı. İktidara yürüyen partinizin üzerinde bu oyunlar oynanırken, CHP’nin önü yargı kararlarıyla kesilmek istenirken büyük bir sessizliğe gömüldünüz. Gürsel Tekin’in kayyumluğa jet hızıyla atanacağını kendisiyle birlikte Adalet Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve o kararı veren mahkemenin hakimi gibi siz de biliyordunuz. Mahkeme bu kararı adli tatilin bittiği günün hemen ertesinde, yani bir gün sonra aldı. Sakın ola ki hiç kimseye “Ben bu göreve Gürsel Tekin’in atanacağını bilmiyordum” demeyin, mahcup olursunuz. Biliyordunuz beyefendi, biliyor ve umuyordunuz… Gözünüz aydın, umudunuz şimdilik gerçekleşti! Size yakıştı mı? 15 Eylül günü Ankara’da bir duruşma daha olacak. Bu kez karar CHP kurultayının iptali konusunda verilecek. O konunun davacıları da partideki sizin adamlarınız… Sayın Kemal Bey, yaklaşık 13 yıl boyunca, (2010-2023 arasında) CHP genel başkanlığı görevinde bulundunuz. Bazen olumlu işler yaptınız, bazen de doğal olarak hata ve eksikleriniz oldu. Bunlar gayet normaldir, her siyasetçi zaman zaman övülür veya eleştirilir. Çok merak ediyorum, partideki adamlarınızın yarattığı şu son olaylar size yakıştı mı? Yakında belki parti binalarına polis girecek ve yargı kararını gerekçe gösterecek ve kayyum atanan Gürsel Tekin’i masasına oturtacak. Kemal Bey, yarattığınız şu tablo her şeyden önce CHP’ye zarar veriyor. Varsayalım “Sizin ekip” bu süreçte başarı elde etti. Sonucunda siz yine genel başkan olacaksınız. Mektubuma son verirken size birkaç soru daha sorayım bari!.. Genel Başkanlığınız döneminde bir tek seçim bile kazanamadınız. Yeniden genel başkan olursanız halka ne gibi inandırıcı vaatlerde bulunacaksınız? CHP’yi uzun yıllar sonra birinci parti yapan Özgür Özel’in koltuğuna hangi başarılarınız ve ilkelerinizle oturacaksınız? Son cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yüzde bir bile oyu olmayan partilere CHP kontenjanından 31 milletvekili armağan ettiniz. Sonra bunlar birer ikişer AKP’ye tüydü. Pişmanlık duyuyor musunuz? Son sorum Kemal Bey, yarattığınız şu inanılmaz ‘yargı olayının’ aslında partinize değil de AKP’ye hizmet olduğunun farkında mısınız? İktidar medyası nasıl oldu da şimdi size övgüler yağdırma yarışına girdi? “Bay Kemal” idiniz şimdi “Sayın Kılıçdaroğlu” oldunuz. Umarım günün birinde ortaya çıkıp konuşur ve birtakım sorulara yanıt verme zahmetine katlanırsınız. En derin saygılarımla, en derin kaygılarımla efendim. Sıradan vatandaş Emin.” Emin Çölaşan – 05 Eylül 2025