Pazar, Nisan 5, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 95

MİRAÇLAMA Hasreti

0

“Kün” dedi karar eyledi
Yeri göğü arşullahı
Çar anasırdan yarattı
Âdem Safiyullah’ı.
.
Evvel Âdem Hakk’ı bildi
Başına çok haller geldi
Alnına bir top nur indi
Âdem bildi Nurullah’ı.
.
“Velekad keremnâ” dedi
Melekler secdeye indi
İblis lâin etmem dedi
Takındı lanetullahı.
.
Âdem’den zürriyet geldi
Hak emri dört güruh oldu
Dördüne dört ta’at verdi
Evvel zikri Zikrullah’ı.
.
Bir katre nutfeden oldu
Âdem’den nur Şit’e geldi
Ehl-i Hakk tahkik kıldı
Ve hem Şit Nebiyullah’ı.
.
Açıldı Haşimi necli
Mustafa Murtaza nesli
Yüz yirmidörtbin nebi
İbrahim Halilullah’ı.
.
Halil’in evladı gelip
Abdül Muttalip Ebu Talip
Ol zaman nur iki olup
Bilen bildi Beytullah’ı.
.
Abdullah’tan nebi zuhur
Dü cihanda oldu fahir
Ebu Talip’den etti zahir
Ali’yy-ün Veliyullah’ı.
.
Dü cihan güneşi Ahmed
Vahiy geldi oldu irşâd
Münkir ne bilsün Ahâd
Ol bir nur’u Nurullahi.
.
Hak emretti Cebrail’e
“Habibim Mi’raca gele”
Önünce delili bile
Cebrail Emirullah’ı.
.
Dostunun selâmın aldı
Gönülleri şâdi kıldı
Cebrail rehberi oldu
Seyr eyledi Arşullah’ı.
.
Sidret-ül-müntehaya vardı
Anda Cebrail durdu
Bundan öte sana dedi
Sen görürsün ol Allah’ı.
.
Yetmiş iki perde geçti,
Hakk’ın emri ile aştı.
Birinci perdeye ulaştı,
Gördü Hikmetullahî.
.
Arş-ı muazzam’a vardı
Anda çok hâller gördiü
Orda bir nişan verdi
Hâtem-i Nebiyullahı.
.
Nalinin çıkarmak ister
Hatiften nida dost der
Arş-ı Azim’i göster
Nalini Habibullahi.
.
Uçmak babına vardı
“Destur Ya Rabbim” dedi
“Gel dedi Rab virdeyledi
Uzattı desd-i Yedullah’ı.
.
Azizullah el uzattı
Nûrı-u âlemi bezetti
Âlem bu anı gözetti
Gördü Hatemin Vallahi.
.
Âşık maşuğunu gördü
Habib maksuduna erdi
Doksan bin kelâm sordu
Danışdı Kelâmullah’ı.
.
Otuz bini şeriatta
Otuz bini tarikatta
Otuz bini hakikatte
Bilenler bildi vallahi.
.
Olanları bilir bilen
Hakikate âşık olan
Gördü bir mahbup civan
Habib bildi Sırrullahı.
.
Kudret lokması geldi
Süt elma baldan aldı
İkisi de bile tattı
Yediler nimetullahı.
.
Gelmek için destur aldı
Muhammed ayağa kalktı
Mü’min’e tevhîd verdi
Tutmak için îllallahi.
.
Kudret hazinesin buldu
Üzümü ikiye böldü
Engürü bergüzar aldı
Secde edip Babullah’ı.
.
Kırklar yolunu gözetti
Vardı kırkları bezm etti
Oturuben niyaz etti
Selman sundu keşküllahı.
.
Selman’a bir üzüm verdi
Yar yari ol demde gördü
Cümlesi pervane girdi
Tutundular arşullahı.
.
Kırklar muradını aldı.
Esrar-ı Hak galip oldu
Muhammed evine geldi
Gördü Ali Keremullah’ı.
.
Ali anda tevaf etti
Doksan bin kelâmı vasfetti
Hatemi nümayan etti
Verdi Şah Emrullahi.
.
Çâr emânet fahri geldi
Muhammed Ali’ye verdi
Ahir sahibi var dedi
Bektaş Kaddesallah’ı.
.
Şah Hasan Hüseyin geldi
İmam Zeynel parelendi
İmam Bakır şehid oldu
Ol sırr-ı Kutbullah’ı.
.
İmam Ca’fer din rehberi
Musa Kazım din serveri
Olalım Rıza’nın çekeri
Veririm canı billahi.
.
Takî Nakî Şâh Askerî
Onlar birbirinin yari
Mehdi mü’min intizârı
Tez gele Zamanullahi.
.
Kutb-u Âlem Hünkâr geldi
Emanet sahibini buldu
Cümle erler nasîb aldı
Bağlandı rızaullahi.
.
Bendesin almış araya
Varınca baki saraya
Bu HASRETİ bî-çareye
Şef’aat eder inşallahi.
.
.
HASRETİ /

  1. Yüzyıl Alevi / Bektaşi Tekke şairi. Yaşamı hakkında fazla bilgi bulunmuyor. Ancak Nefeslerinin çoğunun Sivas bölgesi ve çevresinde okunmasından hareketle bu bölgede yaşadığı düşünülebilir.

DOSTLUK

0

Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya

İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi…
Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı
İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı….
Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!

İnsanlar vardır; derin bir okyanus…
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.

İnsanlar vardır, coşkun bir akarsu…
Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler.
Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler!
Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz;
Bu tip insanla bir ömür dolmaz.

İnsanlar vardır; sakin akan bir dere…
İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak başlı başına bir mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip.
Her biri başka bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı.
Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı…

İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranışı candan…

CAN YÜCEL

Hazret-i Ali’nin devri yürüye

0

Hazret-i Ali’nin devri yürüye
Ali kim olduğu bilinmelidir
Alay alay gelen gaziler ile
İmamların kanı alınmalıdır

Kendini teslim et bu serçeşmeye
Er odur ki birisinden şaşmaya
Bin gaziye bir münafık düşmeye
Din aşkına kılıç çalınmalıdır

Çağırırlar filan oğlu filana
Kılıcı arştadır doğru gelene
Ne itibar Yezit kavli yalana
Ya ser verip ya ser alınmalıdır

Yer yüzünde kızıl taçlar bürüye
Münafik olanın bağrı eriye
Sahib-i zamanın emri yürüye
Mehdi kim olduğu bilinmelidir

Pir Sultan’ım eydür ey Dede Dehmen
Kendini çevir de andan gel heman
İstanbul şehrinde ol sahib-zaman
Tac-u devletile salınmalıdır

Pir Sultan Abdal

Gel beri serseri gezme cihanda

0

Gel beri serseri gezme cihanda
Fark eyle mürşidi var kapısına
Terk eyle benliği kalma gümanda
Özünü teslim et pir kapısına

Teslim et özünü illallah eyle
Hakkı tesbih edip zikrullah eyle
Tecella temanna eyvallah eyle
Asıl Mansur gibi dar kapısına

Dar-ı Mansur olup kıl Hakka kıyam
Erenler ceminde bulasın makam
Dört kapı üzere mürşide selam
Biatını yetir pir kapısına

Kim ki fehmeyledi şahlar şahını
Bunca müminlerin kıblegahını
Cahiller göremez Hak dergahını
Kamiller dizildi er kapısına

İblis ar eyledi sücuttan kaçtı
Lanetin halkası boynuna geçti
Şeytana uyanlar dergahtan düştü
Onları sürdüler nar kapısına

SIDKI bu sözlerim alana öğüt
Gönül kervanını dergaha yürüt
Evladı Hünkardan var bir deman tut
Sakın hizmet etme kör kapısına

Ceylan Gözlerine kurban olduğum

0

El ele vermiş de gelen güzeller,
Tanrı selamını almaz mısınız?
Mevlam sizi süs için mi yaratmış,
Siz gel demeyince gelmez misiniz?
.
Karadır kaşınız yaydan nic’olur,
Bugün dünya yarın ahret güç olur,
Bir gönül yapması yüz bin hac olur,
Siz gönül yapmasın bilmez misiniz?
.
Gurbete gidenler azığın alır,
Kimisi gider de kimisi kalır,
Kimi sevap için Kâbe’ye varır,
Kabe gönlünüzde bilmez misiniz?
.
SÜMMANİ’yem ben derdi niderim,
Başım alır diyar diyar giderim.
Yarın mahşer günü dava ederim,
Siz mahşer yerine gelmez misiniz.

.
AŞIK SÜMMANİ / (Doğumu ve ölümü: Erzurum / Narman / Samikale köyü. 1861- 5 Ocak 1915)
.
Aşık Sümmani veya Narman’lı Sümmani mahlası ile bilinen ozanın asıl adı Hüseyin’dir.
Hasan Ağa adlı yoksul bir köylünün oğludur. Rüyasında gördüğü Gülperi isimli bir güzeli aramak için sazını alıp dağ taş onu arar. Uzunca bir süre Kafkas diyarlarını gezen aşık yaşlandığında memleketine gelir ve orada Hakk’a yürür. Tahsili olmadığı halde engin bir bilgi ve tasavvuf sahibi olmuştur.

Karadır kaşların ferman yazdırır

0

Karadır kaşların ferman yazdırır
Bu dert beni diyar diyar gezdirir
Lokman hekim gelse yaram azdırır
Yaramı sarmaya yar kendi gelsin

Ormanlardan aşağı aşar gelirim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Karadır kaşların benzer kömüre
Yardan ayrılması zarar ömüre
Kollarımdan bağlasalar zincire
Kırarım zinciri vararım yare

Ormanlardan aşağı aşar gelirim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Karadır kaşların yay eylemişler
Aklımı başımdan zay eylemişler
Duydum güzelleri pay eylemişler
Hele gidem bakam yar kime düştü

Ormanlardan aşağı aşar gelirim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Uzaklara gittim ki gelirim diye
Tabanca doldurdum vururum diye
Hiç aklıma gelmez ölürüm diye
Ölüm ver Allahım ayrılık verme

Ormanlardan aşağı aşar gelirim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Üç güzel oturmuş karaya bakmaz
İnsan sevdiğini dilden bırakmaz
Hey Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz
Gönül defterinden sildin mi beni

Ormanlardan aşağı aşar gelirim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Bahçası var, bağı var

0

Bahçası var, bağı var
Ayvası var, narı var
Bahçası var, bağı var
Ayvası var, narı var
Atamızdan yadigâr
Bizde atabarı var
Atamızdan yadigâr oy
Bizde atabarı var

Uzun uzun kamışlar
Ucunu budamışlar
Uzun uzun kamışlar
Ucunu budamışlar
Benim ela gözlümü
Gurbete yollamışlar
Benim ela gözlümü oy
Gurbete yollamışlar

Ben bir uzun kamışım
Yoluna dikilmişim
Yoluna uzanmışım
Ben bir uzun kamışım
Yoluna dikilmişim
Yoluna uzanmışım
İster al, ister alma
Alnına yazılmışım
İster al, ister alma oy
Alnına yazılmışım

Atabarıdır barı
Bahçede gördüm yâri
Atabarıdır barı
Bahçede gördüm yâri
Seslendim, ses vermedi
Ağladım zarı zarı
Seslendim, ses vermedi oy
Ağladım zarı zarı
Seslendim, ses vermedi
Ağladım zarı zarı
Seslendim, ses vermedi oy
Ağladım zarı zarı

Ya ilahe bize bildir

0

Ya ilahe bize bildir
Nicedir hallerimiz.
Gözümüz görmez nicedir
Kande gider yollarımız.
.
Aşkın deryasın boylarız
Her şeyin aslın soylarız
Bir acep yerden söyleriz
Kimse bilmez hallerimiz.
.
Adem -i Safi’ye erdik
Mustafa’nın sırrın bildik
Ali ile hemdem olduk
Sır sözüdür kallerimiz.
.
Aşık ol, serden geçersin
Gelme meydana kaçarsın
Ab-ı hayvandır içersin
Akup gider sellerimiz.

Muhabbet cür’asın içtik
Akl-u dil-ü candan geçtik
Tevhid gülistanın açtık
Seyret bizim dillerimiz.
.
Benden benliğim çekildi
Gayrıdan gönül üzüldü
Divan -ı Hak’dan yazıldı
Bak göresin kallerimiz.
.
Bu menzile cinni gelmez
Zir- ehlullah dilin bilmez
Varlığından fena olmaz
Baka ildir illerimiz.
.
Gizli yoldur kimse bilmez
Bu menzilde kimse ölmez
Hemişe yoncadır solmaz
Verd-i ahmer güllerimiz.
.
HÜSEYNİ’i canm nider
Yola yokluğu ile gider
Uşşakları efgan eder
Gulgul eder bülbülümüz.
.
HÜSEYNİ / HÜSEYİN ABDAL.

  1. YY’da yaşamış Edirne’li bir Bektaşi şairidir. Yaşamı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Geçimini helvacılıkla kazandığı için, Helvacı Hüseyin adıyla da tanınır.

Türablıktan a’la yol mu bulunur

0

Sebü’l-mesani kitabın okusan
Türablıktan a’la yol mu bulunur
Bülbül olsam dört kapıda şakısam
Türablıktan a’la yol mu bulunur

Türab ol ki çiğnesinler üstünü
Anda fark et düşmanını dostunu
Nesimi gibi yüzdüregör postunu
Türablıktan a’la yol mu bulunur

Türab ide özün türab ol türab
Kalbindeki kini kibrini bırak
Muhammed Ali’nin cemalin görek
Türablıktan a’la yol mu bulunur

Şükr olsun türablıktan doğrudur yolum
Ali’ye de malum ahvalim halim
Balım Sultan Haydar kend’aslan Ali’m
Türablıktan a’la yol mu bulunur

Balı’yı türab eden aşkın meyidir
Ali Seydi Şah İbrahim soyudur
Türablıktan Şah-ı Merdan huyudur
Türablıktan a’la yol mu bulunur

Kul Himmet’im Kulhüvallahü ahad
Cesetimden can kalmadı bu saat
Dün ü günü bildim idim Muhammed
Türablıktan a’la yol mu bulunur

Karlı dağdan akan sular

0

Karlı dağdan akan sular
Aklı gider Şah’a doğru
Mülk sahibi nice beyler
Kalktı gider Şah’a doğru.
.
Gözüm Şah yolunda kaldı.
Kırkbin Rum Abdalı geldi
Onlar ikrâra bend oldu
Baktı gider Şah’a doğru.
.
Yeryüzünde biten otlar
Meydan diler koç yiğitler
Ala gözlü arap atlar
Kalktı gider Şah’a doğru.
.
Benim dilediğim özür
Önümde Bozatlı Hızır
Geldi onbin atlı hazır
Kalktı gider Şah’a doğru.
.
Benim dilediğim dilek
Çarkını dönderir felek
Önümüzden giden ulak
Kalktı gider Şah’a doğru.
.
Toplandı erenler, Pirler
Hak için verilir serler
Yükünü tayladı erler
Kalktı gider Şah’a doğru.
.
KOYUN ABDAL aktı coştu
Bendine sığmadı taştı
Kervanımız yola düştü
Kalktı gider Şah’a doğru.
.
KOYUN ABDAL.
.

  1. YY’da yaşamış bir Bektaşi ozanıdır. Kabri Kayseri / Bünyan ilçesi Koyun Abdal köyündedir. Kendileri Alevi-Türkmen Hasanlu aşiretindendir ve Yörüktür.
    Gerçek adı, kimliği hakkında yeterli bilgi mevcut değildir.

Ben beni bilmezdim hatır kırardım

0

Ben beni bilmezdim hatır kırardım
Meger ilmim noksan imiş bilmedim
Ben insandan başka ilah arardım
Meğer ilah insan imiş bilmedim.
.
Tüm vadiler gibi, sahralar gibi
Sıra dağlar gibi, yaylalar gibi
Akan sular gibi, deryalar gibi
Cümle alem bir can imiş bilmedim.
.
DAİMİ’yim benliğime kanardım
Ben beni görmezdim, eli kınardım
Kişiyi kendime düşman sanardım
Nefsim bana düşman imiş bilmedim.
.
Aşık DAİMİ (Aşık İsmail AYDIN)
.
Yaşamı: 1932 – 17 Nisan 1983

Gezdim şu alemi ıslah edeyim

0

Gezdim şu alemi ıslah edeyim
Özümü meydanda gördüm sonradan
Zaman mahlukana hü dost gönlümü verdim
Sermayemden zarar gördüm sonradan

Geldi bizim ile sevdi sevişti
Al kadeh ver kadeh doldurdu içti
Sadık yarim diye hü dost yeminler içti
Kalbi çürük imiş duyduk sonradan

Şu zalimin kara kara gözleri
Yaramıza yaramadı tuzları
İki dinli şu cahilin sözleri
Vurdukça kar etti cana sonradan

Noksani kulunam bir kar edeyim
Oniki İmam dergahına gideyim
Özü çürük şu Mülcem’i nideyim
İblis talip olmaz imiş duyduk sonradan

Noksani Baba

Bugün seyre çıkmış hublar sultanı

0

Bugün seyre çıkmış hublar sultanı
Teşrif etmiş bezmi alâ’ya bakın,
Nur ile münevver kılmış cihan’ı
Alnında nücûm-u Zehraya bakın.

Sanki gökten yere indi bir melek
Bezmi aşıkana girdi gelerek
Bir elinden meze sundu gülerek
Bir elinden mey-i sahba’ya bakın

İnna fetahna’ya benzer gözlerin
‘Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd’ nurdur yüzlerin
Aklımı başımdan aldı sözlerin,
Serinde devreden sevda’ya bakın

Çoktan beri çeker idim sevdasın
Hamdûlillah buldu gönül Leylasın..
Burcu asuman’a vermiş ziyasın
Selavat getirin, hem aya bakın…

Gökten yere indi böyle mâhpare
Bir bakışta aklım aldı ne çare.?
Sıtkı’yı bülbül gibi düşürdü zar’a
Şol yüzü gül, lebi hemraya bakın.

Meydanlarda rahman diye alkışlarsınız, sandık başına gidince şeytana sarılırsınız

0

Bir zamanlar miting meydanında en büyük kitleleri toplayan siyasetcisi Osman BÖLÜKBAŞI ❝Meydanlarda rahman diye alkışlarsınız, sandık başına gidince şeytana sarılırsınız.❞

Osman BÖLÜKBAŞI 9 Eylül 1973 günü siyasete veda eder, sebebini soranlara… ❝Yüzünde, göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leylâya gönül verdim. Sonradan anladım ki; benden önce, kırkbin kişinin nikâhından geçmiş.❞ demişti.
Osman Bölükbaşı; ❝Türkiye’yi yöneten siyasetçiler. Bunların bakiresi bile genelevden emeklidir.❞ demiştir.
Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller için; ❝Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar❞ demiştir.
Haksızmıydı?
Osman BÖLÜKBAŞI ❝Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim, en kârlısının ‘din ticareti’ olduğunu gördüm.❞ demişti.!
Osman BÖLÜKBAŞI bir gün Mecliste, Parmağı ile MENDERES’i işaret ederek ;
❝Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri araştırıp inceledim,DİN TİCARETİNDEN DAHA KÂRLI BİR SEKTÖR, GÖRMEDİM, BUNU EN İYİ BAŞARANLARDAN BİRİSİ DE, SENSİN; DİN TÜCCARI MENDERES❞ deyince, Demokrat partililer BÖLÜKBAŞI’nın üzerine yürür, kendisine sonra, 3 oturuma, katılmama cezası verilir.
BÖLÜKBAŞI’dan kurtulmak, hapse atmak için, Milletvekili Seçildiği KIRŞEHİR il statüsünden çıkartılıp, ilçe yapılır.


BÖLÜKBAŞI’nın böylece, vekilliği düşürülüp, Komünizm propagandası yapmaktan dosya hazırlanıp, hapse atarlar…!
Bir sonra ki seçimde BÖLÜKBAŞI, Ceza evinden, Bağımsız Aday olur ve oyların %90’nını alıp, yeniden milletvekili olup, hapisten çıkar…!
Ve ilk oturumda, MENDERES’in gözünün içine baka baka;
❝TÜRK MİLLETİ SEN GİBİ, AMERİKAN UŞAĞI, DİN TÜCCARI HAİNLERİN SURATINA HER DAİM, ŞAMARI böyle İNDİRİR❞ der…!
Maalesef birileri bu günlerde MENDERES’e rahmetlik okutuyor….. Bugünlerde CHP üzerinde oynanan oyunlar Osman BÖLÜKBAŞI’nın anlattığı günlere benziyor….. CHP’nin kaypak siyasetcileride Osman BÖLÜKBAŞI’nın tarif ettiği siyasi tiplere.
Yanılıyormuyum?
BOP projesi tıkır, tıkır çalışıyor.
❝Emirkomuta merkezim bana papaz elbisesi giyeceksin derse, papaz elbisesi de giyerim❞ diyen adam MENDERES’e rahmetlik okutuyor.
Osman BÖLÜKBAŞI; ❝Koltuğunun altında haç taşıyan, fakat hacı görünmeye çalışan, gavur diye öldürüp, şehit diye namaz kıldıran siyasetçilerden sakınılmalıdır❞ demişti.
Haksızmıydı?
Kendi partisinin 900 telegesinin kongre kararını yok sayan ‘ahraz’ kalan Bilge lider CHP’nin kayyumuna müdahil oldu… Akıl veriyor.
Türkiye’nin temiz, dürüst siyasilerin yönettiği günlerin hasretiyle hayırlı geceleriniz olsun.

Aşıkların sözlerinde

0

Aşıkların sözlerinde
Yanlış olmaz, yalan olmaz.
Sevda dolu özlerinde
Herşey tamdır, noksan olmaz.

Bizi tanır kırmızı gül
Aşkı bizden alır bülbül
Dalgalanır ise gönül
Daha büyük tufan olmaz.

İlâhî’den kerem bize
Gıpta eder âlem bize
Yâr cemâli merhem bize
Tabip eli derman olmaz.

İlhâm verenimiz Hak’tır
Sözümüzde yalan yoktur
İsmi Ali olan çoktur
Her Ali “Şah Merdan” olmaz.

Gel sözünü beyan eyle
Ele dosta ayan eyle
Velayet’i kurban eyle
Koç kuzudan kurban olmaz.

Velayet Aytan