Ana Sayfa Blog Sayfa 47

Gerçek aşıklara sala denildi

0

Gerçek aşıklara sala denildi
Dertli olan gelsin dermanı buldum
Ah ile vah ile cevlan ederken
Canımın içinde cananı buldum

Akar gözlerimden yaş yerine kan
Zerrece görünmez gözüme cihan
Deryalar nuş edip kanmaz iken can
Aşıklar kandıran ummanı buldum

Aşıklar meydana doğru varırlar
Erenler cem’olmuş verip alırlar
Cümle evliyalar divan dururlar
Cevahir bahş-olan dükkanı buldum

Açılmış dükkanlar kurulmuş pazar
Canlar mezad olmuş dellalde gezer
Oturmuş ümmedin beratın yazar
Hakka mahbub olan sultanı buldum

Emir Sultan der ne hoş pazar imiş
Aşıklar meydan edip gezer imiş
Cümlenin maksudu ol didar imiş
Hakk’a karşı duran divanı buldum

Üstadım Haydar’dır evvel ahiri

0

Üstadım Haydar’dır evvel ahiri
Çiğneniriz daim etmeyiz zarı
Hocam üstadımsın serimin varı
Gerçekler yoluna ize gelmişim

Aşıklığın cüml’aleme duyuldu
Aşıklar içinde ismin sayıldı
Çiğnenen kul oldu mertlik sayıldı
Özüm turap edip toza gelmişim

Didar-ı aşığız ta elestüden
Maşukun hayali lam ile be’den
Şeriat tarikat marifet hu’dan
Hakikat ilminden yaza gelmişim

İbrahim’m kahrın küfrün imanın
Beli dedim inkar eylemem canım
Bu kadar noksana kalma sultanım
Mürşit hak dediler seze gelmişim

Kaynak: Aşık İbrahim

Gelmiş iken bu yerleri gezelim

0

Gelmiş iken bu yerleri gezelim
Ölüm ile ayrılığın elinden
Gonca gonca güllerini derelim
Ölüm ile ayrılığın elinden

Yaz gelince bir bozcacık meşeyi
Dalgam gelmiş bulanayım coşayım
Yeter bu ayrılık ölümden beter
Ölüm ile ayrılığın elinden

Günahlı kardaşlar günahım tartar
Hasretli yüzünü yüzüme sürter
Yeter bu ayrılık ölümden beter
Ölüm ile ayrılığın elinden

Ölüm geldi yolun bize uğrattı
Firkat geldi yana yana ağlattı
Kesti ciger pare pare doğrattı
Ölüm ile ayrılığın elinden

Pir Sultan Abdal’ım dertlerim firak
Alışmış yanıyor şu dertli yürek
Bir dahi gelemem menzilim ırak
Ölüm ile ayrılığın elinden

Eğer ben fakire haber sorarsan

0

Eğer ben fakire haber sorarsan
Ya ben nerde idim nerden gelirim
Yok değildim şu cihanda var idim
Pire hizmet ettim pirden gelirim

Addürrezzak gibi Hızır’a yettim
Selman gibi eski dini terkettim
Doksan bin küffarı Müslüman ettim
Tecella dağından Tur’dan gelirim

İsa ile bile idim havada
Musa ile bile idim duada
Ferhat ile külünk çaldım kayada
Attım külüngümü zordan gelirim

Nuh Peygamber gibi gemiler çattım
İletip deryayı ummana kattım
Yusuf ile bile kuyuda yattım
Yakup ile ah u zardan gelirim

Kul Himmet’im bir olalım er ile
Belki bizim kısmetimiz verile
Üçler makamında yediler ile
Kırkların olduğu yerden gelirim

Geldim şu alemi ıslah edeyim

0

Gezdim şu alemi ıslah edeyim
Özümü meydanda gördüm sonradan
Zaman mahlukana hü dost gönlümü verdim
Sermayemden zarar gördüm sonradan

Geldi bizim ile sevdi sevişti
Al kadeh ver kadeh doldurdu içti
Sadık yarim diye hü dost yeminler içti
Kalbi çürük imiş duyduk sonradan

Şu zalimin kara kara gözleri
Yaramıza yaramadı tuzları
İki dinli şu cahilin sözleri
Vurdukça kar etti cana sonradan

Noksani kulunam bir kar edeyim
Oniki İmam dergahına gideyim
Özü çürük şu Mülcem’i nideyim
İblis talip olmaz imiş duyduk sonradan
(Yezid yola gelmez imiş duyduk sonradan)

Geldi Geçti Güzellerin Kervanı

0

Geldi Geçti Güzellerin Kervanı
Sürüldü Savruldu Yârin Harmanı
Gençlik Elde İken Sürün Devranı
İhtiyarlıkda Devran Sürülmez İmiş

Hergün Ağlar İken Nasıl Güleyim
Gönül Gamda İken Gülünmez İmiş
Arşa Direk Direk Oldu Tütünüm
Başa Ne Gelecek Bilinmez İmiş

Ruhsati’yem Demem Binde Birini
Ferhat Olan Niçin Sevmez Şirin’i
Aradım Kitapta Buldum Yerini
Sabir Gibi Devlet Bulunmaz İmiş

Gel hoca bizlere ilmini satma

0

Gel hoca bizlere ilmini satma
Hak mihman olduğun yeri bildin mi
El ayıbın görüp günaha batma
Felek dolabında zarı bildin mi

Evvel kapı şeriattır girerler
Tarikatta gonca güller dererler
Canlar menziline orda ererler
Acep menziline erebildin mi

Şeriat dildedir tarikat canda
Gönül dost evinde mihmandır onda
Bunca velilerin mekanı kanda
Hakikat ilinde sırrı bildin mi

Kul Hüsey’n’im kemter nedir çaresi
Ne kadardır arşın kürkün arası
Uyumuşken yüreğimin yarası
Ey hoca sızlattın sarabildin mi

Gel gönül mülküne gir nazar eyle

0

Gel gönül mülküne gir nazar eyle
Muhabbet arz eder hallerimiz var
Ayin-i cem de bugün âşk pazarında
Hâkk’a gider doğru yollarımız var

Rehberim Muhammet mürşidim
Ali Hacım Sultan On İki İmam gülü
Gönüller atası Şah Kızıl Veli
Okurum ismini dillerimiz var

Müminin Kâbesi gönül evidir
Kudret hazinesi Hâkk’ın yeridir
Pîrim cansız duvadarı yürütür
Balım Sultan gibi ballarımız var

Âşık olan canlar yolunu tanır
Gerçekler çırağı sabah uyanır
Bu Pîr meydanıdır açlar doyurur
Susuzu kandırır göllerimiz var

Kırklar Meclisinde Selman içinde
Fatma Ana Huri Gılman içinde
Ayin-i Cem de bugün devran içinde
Derun Abdal gibi kullarımız var

Gel Gönül Kimsenin Aybına Bakma

0

Gel gönül kimsenin aybına bakma
Hazer kıl sevdiğim değme gönüle
Arif ol cihanda bir gönül yıkma
Hazer kıl sevdiğim değme gönüle

Daim aşk atına bin de atlı gez
Edep öğren erkan öğren otlu gez
Gönül yıkma halk içinde tatlı gez
Sakın ey sevdiğim değme gönüle

Yoldaş eyle iman gibi dostunu
Amel kazan aramazlar aslını
Turap ol ki çiğnesinler üstünü
Hâk ol ey sevdiğim değme gönüle

Cihad eyle ki günahların tartasın
Bir amel kazan ki Hakk’a yetesin
Şar gibi her gördüğün örtesin
Pir ol ey sevdiğim değme gönüle

Kul Himmet dilimde zikrim Muhammed
Aşk dolusun içtim Hüda’ya minnet
Dinar ile satın alınmaz cennet
Hazer kıl sevdiğim değme gönüle

Bozuldu dünyanın lezzeti tadı

0

Bozuldu dünyanın lezzeti tadı
Gel göçelim gönül gidelim burdan
Sevginin saygının kalmadı adı
Gel göçelim gönül gidelim burdan

Gerçeğe değer yok soytan gözde
Ahlaklar bozuldu rezalet dizde
Edep haya kalktı kalmadı yüzde
Gel göçelim gönül gidelim burdan

Arifler azaldı kalmadı kamil
Hani sohbet ehli nerde ehl-i dil
Her ne arar isen bir güruh cahil
Gel göçelim gönül gidelim burdan

Bari sen idrak et gerçekte düşün
Dününden beter geliyor hergünün
Burda yeri kalmadı Nesimi’nin
Gel göçelim gönül gidelim burdan

Kaynak: Nesimi Çimen

Gel ey talib sen bu esrarı hak bil

0

Gel ey talib sen bu esrarı hak bil
Erenlerin hali söz ile değil
Muhabbet bir tohum atıp yeşertmek
O da oğlan uşakı zile değil

Fevziya bir pirden nasihat aldın
Menarif sırrına dün vakıf oldun
Katreden katreye ummana daldın
Çoklara kavuştun az ile değil

Kuş misali bir çeşmeye konarsın
Acı tatlı demez içeri kanarsın
Eynel yakın hakkı gördüm sanarsın
O da bu gördüğün göz ile değil

Yol gizli Sıtkı ile yoldaş içinde
Birşey nasıl olmaz kallaş içinde
Hakkı gören görür az yaş içinde
O da seksen doksan yüz ile değil

Gel Ey Aşık Bu Bir Esrar-ı Hak’tır

0

Gel ey aşık bu bir esrar-ı Hak’tır
Erenlerin yolu söz ile değil
Muhabbet bir ekin yeşertmek
Oğlan uşak mahbub kız ile değil

Kuş misali bir çeşmeye konarsın
Acı tatlı demez içer kanarsın
Ayn-el yakın Hakk’ı gördüm sanarsın
Bu kafada gördüceğin göz ile değil

Bir kafada bin bir türlü sadde var
İçecek var içmeyecek var bade var
Dört kapı içinde kırk kat cadde var
Hemen gitticeğin iz ile değil

Yol gizlidir sadık yoldaş içinde
Nesne hasıl olmaz sert taş içinde
Hakk’ı gören görür az yaş içinde
Yetmiş seksen doksan yüz ile değil

Katibi’m bir pirden nasihat aldık
Menaref sırrından haberdar olduk
Katreden katreye ummana daldık
Karıştık çoklara az ile değil

Hasretinle beni üryan eyledin

0

Hasretinle beni üryan eyledin
Beklerim yolların gel efendim gel
Gönül kuşu kalktı cevlan eyledi
Beklerim yolların ali ali gel efendim gel

Evvel ahir sensin dönmezem senden
Meyl ü muhabbetin çıkar mı candan
Gönül göç eyledi kevn ü mekandan
Beklerim yolların gel efendim gel

Tevarih çoğaldı da hadden aştı
Urum sofuları bildiğin şaştı
Şimdi gayret Şah-ı Merdan’a düştü
Gözlerim yolların gel efendim gel

(Ek Dörtlük)
Urum sufileri bildiğin şaştı
Rakipler çoğaldı pek hadden aştı
Şimdi gayret Şah-ı Merdan’a düştü
Gözlerim yolları gel efendim gel

Horasan’dan kalktı Hind’i yararak
Top top olmuş hariciler kırarak
Bendelerin Şah’ına yalvararak
Beklerim yolların gel efendim gel

Bozuldu yolcular yollarda kaldı
Ayin erkan gitti dillerde kaldı
Bendelerin zayıf hallerde kaldı
Beklerim yolların gel efendim gel

Pir Sultan’ım Allah Allah diyelim
Gelin nikabını elden koyalım
Takdir böyle imiş biz ne diyelim
Beklerim yolların gel efendim gel

Kaynak: Pir Sultan Abdal

Firdevs-i Ala’da bir yanal elma

0

Firdevs-i Ala’da bir yanal elma
On sekiz bin ilmin nuru dediler
Muhammet Mustafa Haydar-i Kerrar
Hünkar Hacı Bektaş Veli dediler

Çocuktu mektebe babası götürdü
Elif be demeden mana yetürdü
Akıttı pınarı susam bitürdü
Hacısı hocası beli dediler

Pirim der ki Bektaşiyim Bektaşi
Size nasip veren ol nasıl kişi
Sıkar un ederdi örk gibi taşı
Budur cümlemizden ulu dediler

Derildi geldiler halfeler pirler
Bektaşi namında er yok dediler
Bize bir yeşil el nasip verdiler
Görünce tanırız eli dediler

Er isen darı çeç üstünde otur
Ulu kişi isen maksudun bitir
Senedin var ise senedin getir
N’edelim senetsiz eli dediler

Kimi inandı beli bes dedi
Kimi inanmadı senet istedi
Ol Şah’ım anlara elin gösterdi
Budur ol Şah’ımız Ali dediler

Evvel Ali idi sonra Vel’oldu
Yol erkan bir zaman batında kaldı
Urum ellerinden nameler geldi
Budur Hakk’ın doğru yolu dediler

Pir Sultan Abdal’ım Şah’ım velidir
Cihanı bürüyen anın nurudur
Şüphemiz yok Hak Muhammet Ali’dir
Bilmeyene Mülcem soyu dediler

Vatan özlemiyle her gün yanarken

0

Vatan özlemiyle her gün yanarken
Hasret bana düştü nar bana düştü
Anlayan yok gurbet elde hallerim
Figan bana düştü zar bana düştü

Sıla özlemiyle yandı dillerim
Kambur felek ters düşürdü yollarım
Has bahçede soldu açan güllerim
Diken bana düştü har bana düştü

Hasret yığın yığın dertler sıralı
Yıllar beni böyle koydu yaralı
Karlı dağ misali başım pareli
Dolu bana düştü kar bana düştü

Şad olup gülmedim her gün yastayım
Sıla hasretiyle bur da hastayım
Ezgini’ yim gönül yapan ustayım
Bina bana düştü şar bana düştü

EZGİNİ (Kiraz Ahmet Kurtlucan)
Esas adı Ahmet Kurtlucan olup bazı özel problemler nedeni ile 1980 Yılında nüfus kaydına Ezgini Kurtlucan olarak geçmiştir. 30/12/1963 tarihinde dünyaya geldi. Yaklaşık 20 yıl yayla hayatı yaşadı. 1980 Yılında Almanya’ya çalışmak üzere gitti. 1982 Yılına kadar Almanya’da kaldı. 1983 Yılında evlendi. Âşıklık hayatına 1975 Yılında saz çalmayı öğrenerek başladı. Almanya’dan döndükten sonra camcılıkla uğraştı. Sülaleden gelme olarak lakabına Kiraz Ahmet denen Ahmet Kurtlucan evli ve 3 çocuk babasıdır. Ezgini şiir yazmasının yanında sazıyla Türküleri de havalandıran Helete’nin usta ozanlarından biridir. Şiirleri sırayla okursanız ozanımızın her geçen yıl usta işi şiirlerini geliştirdiğini hissedersiniz.
NE KALDI?

Tarla ektik iki dağın arası
On iki ay bunun yetme süresi
Gübre motor taktakının parası
Ölç bakalım baba bize ne kaldı?

Topladık desteyi eyledik harman
Çalışa çalışa kalmadı derman
Koy’ver baba beni burada durmam
Hesap et sen baba bize ne kaldı?

İki harman seksen doksan geliyor
Yarısını ortakçılar bölüyor
Taktakıcı yüzde sekiz alıyor
Ölç bakalım baba bize ne kaldı?

Ezgini bitirdi burda sözünü
Hallerine çaldı kırık sazını
Sil bakalım sakalının tozunu
Bıyığının tozu sana kâr kaldı.
1978

GİDİYORUM GURBET ELE
Gidiyorum gurbet ele
Ana hakkın helal eyle.
Sizler kalın güle güle
Baba hakkın helal eyle.

Beni besleyip büyüttün
Belki ben sizi incittim
Gurbetin yolunu tuttum
Ana hakkın helal eyle.

Ben daha küçük körpeyim
Kader böyle ne yapayım
Uzat da elin öpeyim
Baba hakkın helal eyle.

Ezgini feryadım dinmez
Gurbeti görmeyen bilmez
Ya gelinir ya gelinmez
Ana hakkın helal eyle.
Mayıs/1980

OF OF
Ağlayarak ben sılamdan ayrıldım
Bizim eller melül kaldı mı ah ah
Zalim gurbet senin ile sarıldım
Anam gözyaşını sildi mi ah ah.

Yolum düştü Almanya’ya giderim
Yardım etse bari bana kaderim
Köyde kaldı anam ile pederim
Anam gözyaşını sildi mi of of

Hemen hasiretlik çöktü özüme
Kanlı yaşlar dolar gelir gözüme
Ezginiyem düzen verdim sazıma
Teller hallerimi bildi mi of of.

ALMANYA

Kurduğum hayalleri boşa çıkardın
Beni ateşlere yaktın Almanya.
Kimin zengin ettin kimin çökerttin
Nice yuvaları yıktın Almanya

İltica eylesem kötü oldu durum
Polise söylesem vermez oturum
Öz kardeşim sormaz halim hatırım
Bükülmez boynumu büktün Almanya.

Nice yavrulara yollar gözlettin
Bağrımıza yara açtın sızlattın
Köyün kuru ekmeğini özlettin
Benim şu bağrımı yaktın Almanya.

Çalışmak istedim iş bulamadım
Ev aramayınan baş bulamadım
Seni met ettiler tat alamadım
Olanca ömrümü söktün Almanya.

Selam verdiklerim demez merhaba
İsmimi unutmuş hısım akraba
Çırılçıplak gezer kızıyla baba
Yüzümüz suyunu döktün Almanya.

Bağıma bahçeme baykuş kondurdun
Sarhoş ettin başımızı döndürdün
Nicelerin ateşine yandırdın
Âşık Ezgini’yi ektin Almanya.

1980/Almanya

BU YIL BAYRAMIMIZ
Köyde bayram günü zarif giyerdik
Gezerdik evleri tek tek sayardık
Ne usanmak bilir ne de doyardık
Bu yıl bayramımız gurbette geçti.

Babam bayram günü namaz kılardı
Annem elimize kına çalardı
Süslerdi yayladan köye salardı
Bu yıl bayramımız gurbette geçti.

Gurbette hasretim gider gücüme
Hasretlik acısı çöktü içime
Hasretim babama anne bacıma
Bu yıl bayramımız gurbette geçti.

Soran olmaz burda garip halını
İnsan unutur mu gardaş elini
Öpemedim babam annem elini
Gine bayramımız gurbette geçti.

Eylül 1981/ Almanya

ALMANYA’YI BİR ŞEY SANIRDIM

Ben de Almanya’yı bir şey sanırdım
İşte gördük türlü belaymış.
Köye gelenleri bir bey sanırdım
Onlar burda gavurlara köleymiş.

Ahmet Bey, Mehmet bey geldi izine
Diyecek yok arkadaşın pozuna
Vallah billah tükürmezsin yüzüne
Hanımın yüzü boya cilaymış.

Dışı eli yakar içi de seni
Ezgini çok doğru böyle bil bunu
Na haberin vardır çıkıyor canı
Orda beylik buralarda çileymiş.

DEDEME ŞİKÂYET

Şikâyetim vardır beni duyasın
Torunlar yolundan saptılar dede.
Namussuz çoğaldı nasıl sayasın
Her şeyleri berbat ettiler dede.

Herkes birbirine kazdılar kuyu
Yüz inek aldılar verdiler suyu
Sebep olanların devrilsin boyu
Torunlar Göksu’yu sattılar dede.

Kimisi okudu adam olmadı
Kimisi Almanya’ya gitti gelmedi
Köyde adam gibi adam kalmadı
O eski nesili nettiler dede.

Kimi Alman kimi İngiliz aldı
Torunlar dünyayla akraba oldu
Boşanmalar moda hâline geldi
Avratları takas ettiler dede.

Atların yerini motorlar aldı
Katırlar öküzler mazide kaldı
Ektiğin tarlalar ekilmez oldu
Torunlar yan gelip yattılar dede.

O kerpiç evleri yaptılar bina
Anayla bacıyla ettiler zina
Yarası olanlar kızarlar bana
Namusu bir yana attılar dede.

Kimi muhtar oldu kimisi reis
Kimi boynuzlandı kimisi deyyus
Daha fazlasından etmeyim bahis
Torunlar belaya çattılar dede.

Beş yılda bir seçim oldu sevindik
Türkü koyduk Yahudiyi savunduk
Üç beş kuruş kıstırdılar avunduk
Torunlar oyunu sattılar dede.

Telefon denilen bir icat çıktı
O eski sohbetler aradan kalktı
Yediden yetmişe faize baktı
Torunlar dünyayı yuttular dede.

Nikâh için çağırmazlar hocayı
İnternetten arar bulur kocayı
Çökerttiler googul ile faceyi
Torunlar dünyayı yuttular dede.

Âşık Ezginiyim Maraşlıyım ben
Ökkeş, Mehmet, Ahmet, Sütçü İmam dedem.
Miras bıraktığın şanlı Heletem
Götürüp Cerit’e kattılar dede.

ESKİSİ GİBİ
Yaş elliyi geçti ağardı saçım
Huzur bulamıyom eskisi gibi.
Kocadım yaşlandım azaldı gücüm
Mutlu olamıyom eskisi gibi.

Dizlerime çökerekten kalkıyom
Yazıları gözlük ile okuyom
Merdiveni güçlük ile çıkıyom
Yola gidemiyom eskisi gibi.

Tansiyon yüksek şekerim çıktı
Doktorlar hekimler elimden bıktı
Vücudumun bilgisayarı çöktü
Artık bilemiyom eskisi gibi.

Kulağım ağırlaştı zorlaştı duymak
Dertlerim çoğaldı mümkün mü saymak
Her gün yedirseler bal ile Kaymak
Tat alamıyom eskisi gibi.

Yakını uzaktan seçmiyor gözüm
Çızgı çızgı oldu kırıştı yüzüm
Duvarda asılı inmiyor sazım
Artık çalamıyom eskisi gibi.

Belim kamburlaştı döküldü dişler
Emmi dede diyo çocuklar gençler
Âşık Ezginiyim gözümde yaşlar
Artık gülemiyom eskisi gibi.

KİRAZ YAYLASI

Kiraz Yaylasında şenlik olurken
Şiirsiz türküsüz sazsız olur mu?
Bazen çamur olur yollar gelirken
Enişsiz yokuşşuz düzsüz olur mu?

Gençler halay tutsun davullar çalsın
Herkes sevdiğini yanına alsın
Yaylamıza kızlar gelinler gelsin
Yaylamız gelinsiz kızsız olur mu?

Herkes akın eder gelen gelene
Yayla bir nimettir kadrin bilene
O yar gezer ah salına salına
Güzeller cilvesiz nazsız olur mu?

Âşık oldum çiçeğine gülüne
İmrenirim boz bulanık seline
Bu âşık sazını almış eline
Ezgini şiirsiz sözsüz olur mu?

KANDIRDIM

Sabahleyin borçlu kalktım yerimden
Hesap ettim çok düşündüm derinden
Gittim borca ekmek aldım fırından
Yan ettim yön ettim onda kandırdım

İlaç için vardım Kötü Köşker’e
Borca vermem dedi allem aşkere
Dedim Mustaf’emmi veririm hele
“Edem edem” dedi onda kandırdım

Nın’ali Yusuf’un tüpünü yaktım
Parayı istedi boynumu büktüm
Kepekçi Kasım’ı, Diko’yu ektim
Em ettim cüm ettim onda kandırdım

Ezan okununca camiye vardım
Sivişi sivişi ön safa durdum
Çıktım dışarıya bir mendil serdim
Cemaati saf buldum onda kandırdım

Gıy Hasan Ali’den et aldım yuttum
Birinci Ömer’i çoktan uyuttum
Cuma yeni kasap bir madik attım
Fırsat bu fırsattır onda kandırdım

Aklım yetse idi büyük işlere
TEK ile telefona yapardım hile
Ezgini teslim oldu Azrail’e
Sonunda anladım beni kandırdım

BU YAYLA BİZİM YAYLAMIZ

Yaylamızda şenlik olur
Bu yayla bizim yaylamız
Karı gider bahar gelir
Bu yayla bizim yaylamız.

Zedille’den geçer yolu
Göl Alağı, İmirzalı
Açmış Sıraca’nın gülü
Bu yayla bizim yaylamız.

Yükseğinde keklik öter
Engininde güller biter
Kokusu burnumda tüter
Bu yayla bizim yaylamız.

Babam bu yaylada doğdu
Ebem nice sürü sağdı
Sümbülleri boynun eğdi
Bu yayla bizim yaylamız.

Bu yayla Kiraz Yaylası
Zeynep dedemin Leylası
Helete’nin eğlencesi
Bu yayla bizim yaylamız.

Dedem ebem konmuş göçmüş
Hayma tutmuş çadır açmış
Nice canlar gelmiş geçmiş
Bu yayla bizim yaylamız.

Türk’ü ile Kürt’ü ile
Uluşan bozkurdu ile
Boran kar kış olsa bile
Bu yayla bizim yaylamız.

Cıvıldaşıyor kuşları
Kekik kokuyor taşları
Kesmeyelim ardıçları
Bu yayla bizim yaylamız.

Yemyeşil açmış ağaçlar
Seher vakti öter kuşlar
Ezgini canın bağışlar
Bu yayla bizim yaylamız.—