Ana Sayfa Blog Sayfa 151

kadına şiddete hayır

0

Dünyada, cennette, adem indinde,
Kadınsız bir dünya kimin haddine,
Aşk’ta sevgi ile taç dır yürekte,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Kadınlar sevilir bir ömür boyu,
Şiirler, romanlar asırlar dolu,
Hasretine yanan yürekler onu,
Baş tacı ederler gönüllerinde.

Savaşta barışta anlaşmalarda,
Prangalı mahkûm sevdalarında,
Tarlada, çapada gönül soframda,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Erkeğin yanında ulu direktir,
Cenneti alada huri Melek’tir,
Soyumu sürdüren büyük sürektir,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Nice saraylarda tahtlar yoluna,
Bazen bir ülkeyi kadın uğruna,
Sevmeyen ne bilsin âşık olmazsa,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Hasretine yazılan yazılar dilde,
Tanrı yaratmış ki sevsinler diye
Aşk’ın tanrıçası Afrodit bile,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Bektaş’ın sevdadır deli gönlünde,
Hasret türküsüdür Nazım dilinde, () Cigara karanfil kokar Ahmed’e, ()
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

() Nazım ——Nazım Hikmet () Ahmed——Ahmed Arif

                          Bekir Yavuz
                29.Mayıs.2010.cumartesi.
                       Beyoğlu. İstanbul

öğretmenler günü için

0

Bütün karanlığın ulu güneşi
Her gece gönlüme dol öğretmenim
Kim ki çıkmak ister ömür dağına
Ancak senden başlar yol öğretmenim.

Hep çürüsün sana küfreden diller
Kökten kopsun sana taş atan eller
Senden küçük güzellikler güzeller
Sendeki bir başka hal öğretmenim.

Satır satır düşüncemde kanımsın
Kanımın içinde başka canımsın
Yaradandan sonra küçük tanrımsın
Sende hikmet kudret bol öğretmenim

Adaletin A harfini sen yazdın
Zorluklaları sen öğrettin sen çözdün
Hesabı keşfettin atomu ezdin
Sana tüm engeller kul öğretmenim.

Sen ağlarken ya ben nasıl güleyim
Rehbersiz menzili nasıl bulayım
Eline gönlüne kurban olayım
İşte bir canım var al öğretmenim.

Mahzuni sızlanır övgüm az diye
Bana neler çektin oku yaz diye
Gene yatır dizlerine saz diye
Beni ölene dek çal öğretmenim.

Mahzuni Şerif

bir insanı tanımak

0

Alevilerin kamusal alana açılması

0

Âşık Veli, Âşık Kemter, Âşık Kamber, Âşık Agâhi, Âşık Veysel, Âşık Hüseyin…

Aleviliğin kamusal alana açılmasının başlangıcı, sanıldığı gibi örgütler eliyle olmadı. “Alevi Âşıklar” ilk sözcülerdi. Onlar köy köy, kasaba kasaba, kent kent geziyor; halkla iç içe oluyor; Aleviliği şiirlerinde ve sazıyla halka aktarıyordu.

Destancılar da bu anlamda önemli bir fonksiyon üstleniyor; “Alevi Âşıklar”ın anlatılarını yaygınlaştırıyordu.

İç Anadolu’da Şarkışla’nın kuzeybatısında Kızılırmak vadesinde Yıldızeli ile Akdağmadeni arasında kalan alan Emlek yöresi olarak biliniyor.

“Emlek Yöresinde Ozan Olmak” Ali Dinçal’ın 1993’teki makalesinin adı. Ancak, öncesinde de Ali İzzet Özkan, Mihmani… bilinen halk ozanları; Âşık Veli, Âşık Kemter, Âşık Kamber, Âşık Agâhi, Âşık Veysel, Âşık Hüseyin gibi…

Bugün, “Emlek Aşıkları Festivali” adına festivaller düzenleniyor ve bunlar kitaplar halinde yayınlanıyor:

Emlek Aşıkları Festivali, 12-13 Ağustos 2017. Kızılırmak Organizasyon, Sage Yayın Matbaacılık, Ankara 2017?, 140 S.;

Zafer Akkaş (ed.): Emlek Aşıkları Festivali, 5-6 Haziran 2019. Teknosoft Eğitim Teknolojileri, Ankara 2019?, 64 S.

Öte yandan, Ali İhsan Tuncalı, “Emlek Alevi Şairleri”ni Âşık Veli’yi, Âşık Kemter’i, Âşık Kamber’i, Âşık Agâhi’yi, Âşık Veysel’i, Âşık Hüseyin’i derliyor ve eseri 1967’de “Emlek Alevi Şairleri” adıyla [Türkyolu – Bizimşehir Matbaası, İzmit 1967, 144 S.] basılıyor. Eserin biraz daha genişletilmiş yeni baskısı, 2000’de “Emlek Alevi Âşıkları” adıyla [Kızılırmak Yayınları, Ankara 2000?, 252 S.] okurla buluşuyor:

Emlek yöresi sadece bir coğrafi yöre değil; onu tanımak, Aleviliğin kamusal alana açılmasının kodlarını anlamaktır… | @ismailenginhd

Herkes kendine demokrat…

0

Demukrasi olmuş meğerse yamultmuşuz demokrasiyi bile. aile içi şiddetin görünmez olduğu, feodal ağanın, şıhın – şeyhin, akilin, örgütün mührü bas dediğine oy verildiği, kadına habire sopa atıldığı, çocuğun dayakla tımarlandığı, aşiret aidiyetinin üst kimliğe sayıldığı bir yerde akıl kiraya değil başkasına verilmiştir ve ancak demukrasiden söz edilebilir.

neticede küfürbaz bir toplumdur ve küfürle anadan, avrattan, kadının en mahrem yerine çocukken bile uzanır..

şiddet, türü ne olursa olsun temelde ve kökende ailede başlar, toplumun diğer kesimlerine dalga dalga yayılır.

“kadın eşit” diye diye kulakları sağır edercesine bağırarak, erkeği başa getirmiş, baş tacı etmiş bir toplumuz biz.

erkek fato’dan, erkek gibi kadından söz ederiz hepimiz. netekim, kadını böyle bile ezeriz.

kadına şiddette hiçbirimizin diğerinden farkı yok.. | @ismailenginhd

Ey Harun saltanatına güvenme

0

Güvenme mala mülke bir gün edilir talan,

Neyin olursa olsun, bir gün olacak yalan.

Halife Harun Reşid, Bağdat çevresinde adamları ile birlikte geziye çıktığı sırada, ağaç altında uyuyan bir adam görür ve yanındakilere;

“Şu adamı uyandırın! Otların arasından çıkan bir yılan onu sokup öldürebilir.” der…

Uyandırılan adam bakar ki karşısında Halife Harun Reşid var. Ona şöyle söylenir:

– Sultanım! Neden uyandırdınız beni? Rüyâmda padişah olarak seçilmiştim… Tahtımda oturmuş çevreme ne güzel emirler veriyor, hizmetçileri çevremde koşturuyordum…

Harun Reşid gülerek cevap verir:

– Efendi! Uykudaki padişahlıktan ne olur ki, işte böyle gözlerini açınca padişahlık falan kalmaz, yok olup gider!

– Sultanım! Benim padişahlığım gözümü açınca yok olup gitti… Seninki de gözünü kapayınca yok olup gidecek, aramızda büyük bir fark mı var sanki?

   Bu cevap karşısında düşünmeye başlayan Halife der ki:

– Efendi! Aslında uykuda olan sen değil benmişim… Ben seni yılandan kurtarmak için uyandırmıştım… Sen de beni saltanat gafletinden kurtarmak için uyarmış oldun…

Bundan sonra sıkça tekrar ettiği söz hep aynı olur: “Ey Harun! Gözünü kapayınca yok olacak saltanatına sakın güvenme!..”..

Gizli Kalsın

0

Tabip neşter vurma gönül yarama,
Kapat üzerini; sar, gizli kalsın,
Zahmet edip boşa ilaç arama,
Fark eden olmasın, dur gizli kalsın.

Yaradanım hoş yaratmış cismini,
Gönlümün köşküne astım resmini,
Sayıkladım durdum yârin ismini,
Allah’ın seversen, sil gizli kalsın

Sevdiğimi söyle, durma koş götür,
Mektup yazamadım, zarfı boş götür,
Gözlerimden birkaç damla yaş götür,
Götür sevdiğime ver gizli kalsın.

Sevdasını çektim çile demedim,
Bülbüle demedim, güle demedim,
Kalbimde sakladım, ele demedim,
Bırak gönlümdeki yar gizli kalsın.

Eminoğlu sevda yaşattım serde,
Can dayanmaz aşk denilen bu derde,
Senden sorarsa “Mezarı nerde?”
Onu da söyleme, yer gizli kalsın.

Şair: Aşık Sıtkı Eminoğlu

Bilmeden

0

Biz ardından koştuk o önden uçtu
Hayat çekip gitti bir gün gülmeden
Kader denilen şey uzakdan geçti
Ekimeğini bir gün, bizle bölmeden.

Karlar düşer yorgun kentin üstüne,
Takılıp kalmışız biz giden güne
Umut nere düşer, aşk hangi yöne,
Savrulup dururuz yönü bilmeden.

Her gün çiğ düşüyor gönül dağına,
Aşklar sığarmı? hiç zülmün çağına
Filiz kıran vurmuş dostluk bağına
Kırılmış dallarım güller solmadan..

Bulutlar üşürken yağmur savrulmuş
Duygular diz çökmüş aşklar yorulmuş
Boz bulanık sular akıp durulmuş
Sevdaya yol almış göle dolmadan..

Vurgunu’yim dilim sevgi heceler
Hüzün kol geziyor ayaz geceler
Aşk’la dize gelir, bir gün yüceler
Düşer kapımıza sabah olmadan…

Abdullah Oral..

öğretmenler günü kutlu olsun

0

Devrimci Yurtsever ve Atatürkcü tüm öğretmenlerimize sonsuz sevgilerimle

Öğretmenlerimize

Kaç olasılık yaşar ekmeği çalınmış soframızda.
Sızılı bir ırmaktır, gecede kanayan
Kim bilir, saklısında kaç ömür tükendi suların.
Biz,ki, yüreği yanık anaların içindeki ateşi giydirmişiz, Türkülere.

Yaralı şiirlerle süsledik ezilmişliğimizi
Sevdayla, aşk’la, ve isyanla,
Gayrı kurşun kar etmez türküye kanasa,da yürekler. Ozanca

Biliyorum, tasarım annelerin, ama:
Aydınlığın elbisesi,
Öğretmenlerimizin elleriyle biçilecek, Ülkeme.

O gün hürriyeti yaşayacak,
Dünyamızda bütün çocuklar.!
Paylaşarak çoğaltacağız, Özgürlüğü..

Gün gelir:
Belki beni de alır götürür, al kızıl şafaklar
Sevgi baharının çiçeklendiği dağlara da,
Kucaklaştırır sevda bulutlarıyla
Sürgün sular …

Abdullah Oral..

İki cihan bendedur

0

Derya-ı umman menem gevher-i kan bendedür
Aç gözini anlayu bak hem iki cihan bendedür

Cism ü suret menem delil ü bürhan menem
Sud menem ziyan menem işde dükkan bendedür

Maksad-ı insan menem gerdiş-i devran menem
Mekteb-i irfan menem işde nişan bendedür

Bagdad-ı ayyar menem cümleye serdar menem
Bürhan-ı esrar menem sırr-ı nihan bendedür

Zahid ü Tersa menem Mescid-i Aksa menem
Mürde-i İsa menem yahşi yaman bendedür

Muhit-i Zevrak menem Hak menemdür Hak menem
Tamu vu uçmak menem cümle mekan bendedür

Evvel ü ahir menem gani ve fakir menem
Zakir ü mezkur menem küf ü iman bendedür

Cümleye ma’bud menem Kabe menem put menem
Ademe maksud menem işte fulan bendedür

Zerre ve güneş menem gizlü menem faş menem
Her ne ki var uş menem can u canan bendedür

Kaygusuz Abdal menem cümledeki can menem
Evvel ü ahir menem genc-i nihan bendedür

Popüler Kültürde Değerler

0

popüler kültürde değerler tek tek aşındırılırken kavramların içi hızla boşaltılıyor.

Dedeler Pir; “Pirim” kebapçı dükkanı, “Dedem” düğün salonu oluyor.

talip Dedeyi irşad edip görgüden geçirirken, neredeyse onu derneğe sokmuyor..

Alevilik; aşiret ilişkileri ve gelenekleri şeklinde anlaşılıyor, algılanıyor.

artık düşlerdeki Aleviliği yeniden inşa edebilmek çok zor.

rıza şehri yahut kenti denilen şey otoriter, hesap vermez bir idareymiş meğerse.. istersen idareciye yan gözle bak, görürsün gününü..

inananların önemli bir kesimi evlerine çekildi, Aleviliği kendi özel alanında yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyor. bu durum ne kadar devam edebilir veya buna ne kadar dayanabilirler, meçhul.

dernekler kahvaltı yapılan, cenaze kaldırılan, kağıt oynanan, siyasilere konuşma zemini hazırlayan – mekânı olan, arada konser, genelde saz ve semah kursları düzenlenen yerlere dönüştü.

inançtan anlaşılan şey, idareciye biat : onun gibi olmak, onun gibi düşünmek, onun söylediğini söylemek ve onun savunduğu şeyleri savunmak şart. o, istediğini yapar, olmazsa seni atar.

Aleviliğin örgütlerde bir ekonomisi oluşuyor. örgütler ticarethaneye dönüşüyor. inanç ve para birlikte iş kuruyor, tutuyor. para bozar..

idareci kesimi hep aynı insanlar, başkaları yok mu? herhalde yok, zira örgüt onlar için var ve onlar varsa örgüt var.

örgütleri gezen, idarecinin sosyal çevresini sıkılaştıran, onun yanında – etrafında safları sıklaştıran ve adeta onlar adına propaganda yapan akil insanlar zümresi oluşmuş, hep aynı kişiler. her konuda konuşuyorlar. bir insan her konunun uzmanı olabilir mi?

herşey değişirken değişmeyen tek şey bu.. ve “Aleviliğin dünü, bugünü, yarını” konulu toplantılar, yine belli isimlerle. 35 yıldır aynı terane..

sosyal medya dedikodu yapılan sanal ortamı kapsıyor artık. dedikodunun, bilgi kirliliğinin, yanıltıcı haberin envaiçeşidi mevcut. hem de Alevilik adına bunlar ve bunun esasen Alevilikle uzaktan yakından ilgisi yok.

yok da anlat anlatabilirsen! | @ismailenginhd

son akşam yemeği

0

Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı…

İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı…Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:

“Ben bu resmi daha önce gördüm…”

‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.

‘Üç yıl önce’ dedi adam..’Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’

-İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır…Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır…

Paulo Coelho

Dünya umuruna meylini verme

0

Dünya umuruna meylini verme
Sen de kurtulamazsın ecel elinden
Ben filanım diye göğsünü germe
Sen de kurtulmazsın ecel elinden

Hani Meryem, hani oğlu mu İsa
Elinde ejderha olurdu asa
O da kavmi ile cenk eden Musa
O da kurtulmadı ecel elinden

İskender de geldi, alemi gezdi
Zaloğlu Rüstem’in tahtını bozdu
Yunus balığıyla deryayı yüzdü
O da kurtulmadı ecel elinden

Söyler derviş Yunus servet-i saman
Tahtı tacı aldı gitti Süleyman
Lokmanlar derdine olmadı derman
O da kurtulmadı ecel elinden

Muazzez İlmiye Çığ hakka yürüdü

0

Muazzez İlmiye Çığ (20.06.1914, Bursa – 17.11. 2024, Mersin)

eserleriyle ışık oluyor. bugün 110 yaşında aramızdan ayrıldı. genelde Sümerolog olarak tanınıyordu. ancak, Hititoloji alanında da uzmanlaşmıştı. tabletlerin arşiv ve kataloglama – sınıflandırma çalışmalarıyla mesleki hayatına başladı. sonraki yıllardaki başarısı buradan geldi. daha çok Sümerler üzerine yaptığı çalışmalarla tanındı. bu bağlamda, “Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni” (1995), “Sümerli Ludingirra ” (1996), “Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği” (2004) önemli yayınları arasında sayılabilir.

İsmail Engin

Tahliye

0

Tahliye
Kısmet olup şu hapisten çıkarsam
Deniz derya yol görünür gözüme
Bekâr odam dardır ama bir varsam
Mezar olsa bol görünür gözüme

Yıllar yattım ne sevgili izledim
Ne vefasız yar yolunu gözledim
Ama yalnız yeşil rengi özledim
Taze yaprak süreceğim yüzüme

Mapus kişi kendi bakar falları
Garip olur yoksunlukta halları
Bir kurtulsam kuru ağaç dallan
Sarılacak kol görünür gözüme

Özgür olan bilmez geçer denizden
Deniz nedir mavi nedir sor bizden
Bir çıksaydım körolası hapisten
Su olurum inan olsun sözüme

Üsküdar (Paşakapısı 1951
Aziz Nesin