Ana Sayfa Blog Sayfa 115

Kandilde nur iken sevmiştim seni

0

Kandilde nur iken sevmiştim seni
Güzel pirim sultan pirim şah pirim
Her güzelden güzel görmüşüm seni
Güzel pirim sultan pirim şah pirim

Muhabbetle kalbimizi silelim
Muhammed-Ali’ye doğru gidelim
Pirim himmet eyle semah edelim
Güzel pirim sultan pirim şah pirim

Gaziler, erenler, pirler geldiler
Bir taraftan üçler, beşler geldiler
Bir niyaz eyledim kırklar geldiler
Güzel pirim sultan pirim şah pirim

Allah Allah diyen pirler erenler
Erkân ile Hak yolunu sürenler
Hakkın cemâlini ayan görenler
Güzel pirim sultan pirim şah pirim

Gencî Abdal sözün cümlesi haktır
Haktan gayrı kalpte bir nesne yoktur
Pirin nazarında özümüz paktır
Güzel pirim sultan pirim şah pirim

Nazar eyle meydandaki çerağa

0

Nazar eyle meydandaki çerağa
Niyaz eyle mürşid olan ocağa
Bir bacıyla bir er kalka ayağa
Sormak içre bir er arslan ol da gel

Muhabbete kandır yavrularını
Pirimdir gözeten kuzularımı
Pervane ver gözet sürülerimi
Koyunlara sadık çoban ol da gel

Bend eyle ayırma özünü Ali’den
Mümin olan murad alır uludan
Balım Sultan Hacı Bektaş Veli’den
Mustafa, Murtaza, İmran ol da gel

Hatice, Fatıma yâre kızımız
Hasan Hulk-ı Rıza din settarımız
Hüseyin mevali can ü yârımız
Zeynel Abidin’e hayrân ol da gel

Muhammed Bakırdan gel tut katarı
Caferi Sadıka eyle ikrarı
Musa-yı Kâzım’dan gel bul İsrarı
İmamı Rıza’ya candan ol da gel

Tâki, Naki haktır anla serveri
Hasanü’l-Askeri dinin mimberi
Muhammed Mehdi’dir mümin rehberi
Tam cem bunda işler devran ol da gel

Üçler yedilerden sâki görünsün
Kırklardan bâdeyi bâki görünsün
Vücudun şehrinde Hak’ka görünsün
Seyrani bu şehre seyran ol da gel

Âdem’i Balçıktan Yoğurdun Yaptın

0

Âdem’i balçıktan yoğurdun yaptın
Yapıp da neylersin bundan sana ne
Hâlk ettin insani saldın cihana
Salıp da neylersin bundan sana ne
 
Bakkal mısın teraziyi neylersin
İşin gücün yoktur gönül eğlersin
Kulun günahını tartıp neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne
 
Katran kazanını döküver gitsin
Mümin olan kullar didara yetsin
Emreyle yılana tamuyu yutsun
Söndür şu ateşi bundan sana ne
 
Sefil düştüm bu âlem de naçarım
Kıldan köprü yaratmışsın geçerim
Şol köprüden geçemezsem uçarım
Geçir kullarını bundan sana ne
 
Kaygusuz Abdal der Cennet yarattın
Cehenneme nice kulları attın
Nicesin ateş-i âşk ile yaktın
Yakıp da neylersin bundan sana ne 

Ademoğlu şu dünyaya gelince    

0

   Ademoğlu şu dünyaya gelince    
    Yeni açmış güle benzer misali    
    Anasından doğup kırkı çıkınca    
    Kalaylanmış tasa benzer misali    
         
    Mushaf alıp hocasına varınca    
    Destur alıp mektebinden dönünce    
    On yaşından on beşine girince    
    Yen’aşlama fidan olmuş misali    
         
    Yirmisinde kara sakal getirir    
    Otuzunda bağdas kurup oturur    
    Kırk yaşında da sohbetler yetirir    
    Önü bendli göle benzer misali    
         
    Ellisinde kara sakal bozarı    
    Altmışında o da Hakkın nazarı    
    Kalbi dikizlenir aklı azalı    
    İçi çürük koza benzer misali    
         
    Yetmişinde deve gibi muzular    
    Sekseninde ilik kemik sızılar    
    Doksanında yol göründü gaziler    
    Gazel olmuş güle benzer misali    
         
    PIR SULTAN’ım bunu böyle buyurdu    
    Müminleri Hak kendisi kayırdı    
    Yüz yaşında talan geldi savurdu    
    Uçup gider kuşa benzer misali   

Aşkın derdine düşeli

0

Aşkın derdine düşeli
Mecnunum dağlar gezerim
Katram kaynayıp coşalı
Sel oldum çağlar gezerim

Pîr eşiğin bildim Kabe
Hatası var ise tövbe
Derd ile erdim Eyyüb’e
Yaramı bağlar gezerim

Kimi baydır kimi geda
Cümlesine yâran Hüda
Yusuf’umdan düştüm cüda
Yakub’um ağlar gezerim

Seyrani aşkın tur’unda
Tecelli gördüm nurunda
Gerçeklerin huzurunda
Çürüğüm sağlar gezerim

.

Akşamlar oldu gülbank çekildi

0

Akşamlar oldu gülbank çekildi
Çırağlar uyandı, niyaza geldim
Erenler erkânı, meydan açıldı,
Aynı cem kuruldu, ihsana geldim

Hakikat abdestin birden aldılar
Mürşidin emrine belli dediler
Dâr-ı Mansur olup şunda durdular
Talibi hak olup meydana geldim

Ol demde halinden sordular cânın,
Var mıdır kusuru, dediler ânın
Aynı Cem gösterdi yere nişânın
Üryân püryân olup dîdâra geldim

Sofralar kuruldu hizmet görüldü.
Hakikat nurundan cemaller görüldü
Mümin olanlar, ölmeden öldü.
Geçip kîlü kâlden divana geldim.

Seyredip cümlede bu güzel hâli
Şükür gördük anda Nûr-i cemâli
Zikirler okuyup bülbül misâli
Terk edip riyâyı merdâne geldim

Kaç kuzu kurbanlar meydana geldi
Nefesler, duvazlar a’yâna geldi
Ağlarken bu çeşmim şâd olup güldü
Can, baş fedâ edip seyrâna geldim.

Sekâhum şerbetin ezip içtiler,
Mest olup cümlesi serden geçtiler.
Şah Hüseyin deyip hep ağlaştılar
İçip ol şerbeti mestâne geldim.

Gürüh gürüh geldi anda bacılar
Saf be saf geldi durdu niceler
Allah Allah derde öter nâciler
Meydanı aşk içre irfâna geldim.

Tığlandı kurbanlar, semahlar oldu
Kalp nasibini alanlar aldı
Anda nasibini alanlar oldu
İnanıp sıdk ile îmâna geldim

Edep erkân tamam oldu sürüldü
Pervâneler geldi nasip verildi.
Tamam, oldu hizmetlere destûr verildi
Şükrüyâ mende sultâna geldim.

Akıl ermez Yaradan’ın sırrına

0

Akıl ermez Yaradan’ın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olam kudretinin nuruna
Hasan Hüseyin’e indi bu kurban

Ol İmam Zeynel’in destinde idim
Muhammed Bâkır’ın dostunda idim
Câfer-i Sadık’ın postunda idim
Mûsa Kâzım Rızâ’ya indi bu kurban

Muhammed Takî’nin nurunda idim
Aliyyün-Nakî’nin sırrında idim
Hasan-ül-Asker’in darında idim
Muhammed Mehdi’ye indi bu kurban

Aslı Şâh-ı Merdan, Gürûh-i Nâci
Gerçeğe bağlıdır bu yolun ucu
Senede bir kurban talibin borcu
Pir-i Tarikata indi bu kurban

Tarikattan hakikata ereler
Cennet-i Âlâ’ya hulle sereler
Muhammed Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban

ŞAH HATAYİ’m eder bilir mi her can
Kurbanın üstüne yürüdü erkân
Tırnağında tesbih kanında mercan
Mümin müslimlere indi bu kurban

Elâ gözlüm ben bu elden gidersem,

0

Elâ gözlüm ben bu elden gidersem,
Zülfü perişanım kal melül melül.
Kerem et, aklından çıkarma beni,
Ağla gözyaşını, sil melül melül.

Elvan çiçekleri takma başına,
Kudret kalemini çekme kaşına,
Beni ağlatırsan doyma yaşına,
Ağla göz yaşını, sil melül melül

Yeter ey sevdiğim sen seni düzet
Karaları bağla, beyazı çöz at
O nazik ellerin bir daha uzat
Ayrılık şerbetin ver melül melül

Karac’oğlan der ki ölüp ölünce
Bende güzel sevdim kendi halimce
Varıp gurbet ele vasıl olunca
Dostlardan haberim al melül melül

Alçakta yüksekte yatan erenler

0

Alçakta yüksekte yatan erenler
Yetişin imdada aldı dert beni
Başımı alıp hangi yere gideyim
Gittiğim yerlerde buldu dert beni

Oturup benimle ibadet kıldı
Yalan söyledi de yüzüme güldü
Yalın kılıç olup üstüme geldi
Çaldı bölük bölük böldü dert beni

Üstümüzden gelen boran kış gibi
Yavru şahin pençesinde kuş gibi
Seher çağı bir korkulu düş gibi
Çağırta çağırta aldı dert beni

Abdal Pir Sultan’ım gönlüm hastadır
Kimseye diyemem gönlüm yastadır
Bilmem deli oldu bilmem ustadır
Şöyle bir sevdaya saldı dert beni

Be yarenler be kardaşlar

0

Be yarenler be kardaşlar
Gör neyledi zaman bizi
Gözüm yaşını akıttı
Sel eyledi zaman bizi

Can nice ayrılır tenden
Ten nice ayrılır candan
Ayak ayak nerdübandan
İn eyledi zaman bizi

Gelin gidelim zecril’e
Can kurban olsun asile
Bir halden bilmez cahile
Kul eyledi zaman bizi

Kimi baydır kimi fakir
Yaradan Mevla’ya şükür
Ne akıl kodu ne fikir
Del-eyledi zaman bizi

Pir Sultan’ım döne döne
Dolu içtim kana kana
Şu yerde kim yana yana
Dul eyledi zaman bizi

Pir Sultan Abdal

Aşnamdan ayrıldım yamandır halım

0

Aşnamdan ayrıldım yamandır halım
Adettir aşıkın hali böyl’olur
Pir aklımı aldı çevirdi başım
Mecnun dedikleri böyl’olur

Murayi olanlar bir sırra ermez
Gögsünde iman olan aşıka kıymaz
Üstüne yaslanan kokuna doymaz
Firdevs-i âlânın gülü böyl’olur

Şu aşkın ateşi sinemi yaktı
Ah ile feryadım göklere çıktı
Gözlerimden yaş yerine kan aktı
Yaz bahar çayının seli böyl’olur

Göründü gözüme bu aşkın babı
Bülbül dalda sadâ verir harabı
Beni mest eyledi aşkın şarabı
Dost elinden gelen dolu böyl’oldur

Pir Sultan Abdal’ım yoldan dönmezem
Dünya ahret Piri elden koymazam
Muhanetin sofrasına sunmazam
Saadetli Sultan kulu böyl’olur

Derde tabip oldum tabibi buldum

0

Derde tabip oldum tabibi buldum
Sordum ki tabibin derdi benden çok
Her derdin dermanı ondadır bildim
Ne hikmet ki kendi derdi binden çok.

Dertli olan düşünmesin boşuna
Neler gelir kul olanın başına
Tecrübe eyledim hakkın işine
Her derdi kendine reva gören hak.

Demek ki günahım çok ne idi suçum
Derdiniz çok ise tabibe açın
Ehlibeyt’e gam yoldaş olduğu için
Aşık isen dertli sinen oda yak.

Hak böyle buyurdu bina kurunca
Ağlamayı gülmeye eş verince
Tabibler tabibi dertli olunca
Besbelli ki bu alemde dertsiz yok.

VELİM eydir işln ahu zar ise
Hak yardım eylesin işin zor ise
Danışmaya bir müşkülün var ise
Kerbela’da Şah Hüseyin Hür’e bak.
Aşık Veli

Mecnunum Leyla’mı gördüm

0

Mecnunum Leyla’mı gördüm
Bir kerece baktı geçti
Ne sordu ne de söyledi
Kaşlarını yıktı geçti

Soramadım bir çift sözü
Ay mıydı gün müydü yüzü
Sandımki Zühre yıldızı
Şavkı beni yaktı geçti

Ateşinden duramadım
Ben bu sırra eremedim
Seher vakti göremedim
Yıldız gibi aktı geçti

Bilmem hangi burç yıldızı
Bu dertler yareler bizi
Gamze okun bazı bazı
Yar sineme çaktı geçti

Velim eydir ne hikmet iş
Uyumadım ki görem bir düş
Zülüfünü kement etmiş
Boğazıma taktı geçti
Aşık Veli

Nasip olur Amasya’ya varırsan

0

Nasip olur Amasya’ya varırsan
Giden sail selam getir pirimden
Hublar şahı Hamdullahı görürsen
Giden sail selam getir pirimden.

Hayali gönlümden çekerim ahı
Acep görür müyüm gül yüzlü şahı
Bunca aşıkların sırrı penahı
Giden sail selam getir pirimden.

Mecnun gibi bir sevda var başımda
Cihan sele gitti çeşmim yaşından
Kim ayrılmış ben ayrılam eşimden
Giden sail selam getir pirimden.

Sene 1244 de beyan
Kırkların ceminde görmüşem ayan
Mürsel göbeğinde taze bir civan
Giden sail selam getir pirimden.

VELİM eydür dost köyüne varınız
Balım Sultan olsun size kılavuz
Benim pirim Amasya’da yalınız
Giden sail selam getir pirimden.
Aşık Veli

Beni görüp yönün öte döndürme

0

Beni görüp yönün öte döndürme
Yine gitmez meylim sendedir sende
Yıkıp hilâl kaşlarını yere indirme
Günah sende değil bendedir bende

Şeker vardır dudağında dilinde
Arzumanım kaldı gonca gülünde
Sen bir padişâhsın hükmün elinde
Senin ile dâvam sendedir sende

Sensiz çıkıp yaylaları yaylamam
Engeller içinde sırrın söylemem
Çok günah işledim inkâr eylemem
İk’ellerim kızıl kandadır kanda

Nice beyler ile gezdim yoruldum
Kan bulanık aktım duruldum
Sencileyin çok güzele sarıldım
Dahi sevgin candadır canda

Pîr Sultan Abdal’ım böyle deyiptir
Âşıklar güzeli sevegeliptir
Bir güzel sevmeyle kanlı m’oluptur
Kellem terkidedir yandadır yanda