Nazım Hikmet / Mutluğun Resmi 15 Ocak Doğum günü.
Vay be vay anasını be
Vay benim ellerimde serpilip gelişen hayat
Vay benim aydınlık düşlerime saplanan hançer
Vay benim puslu yollarında
Düşüp kalktığım yurdum.
Düşmüşüz iki kollu uçurumun
İki sarkık yanına.
Yüzlerini ayaklar altına almış
İnsanlar yürüyor
Kendi göğünden uzak uçurumlara.
Zulmün pençesine düşmüş özgürlüğüm
Can telef etmekte sanayi yollarında
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala.
Bugün
Yüzüncü yaşına ayak basıyor Nazım
Sakın demeyin ha
Ölümden sonra yaş mı sayılır.
Sayılır lan sayılır
Adam gibi yaşayana ölüm mü olur.
Onlar
Tek duvaklı gelinin gerdeğine girer gibi
Girdiler toprağın koynuna
Hücre hücre sararak yurdu.
Ölümsüzlüğe kulaç atarak aştılar ölüm denizini.
Onlardan bir çığlık kalır
Sokaklarda yansıması dinmeyen
Ölümsüzleşirken sevda ölümsüzleşir isyan.
Yıllar öncesinin yansıması
Çınlıyor kulakları da
Amerikanın yarı sömürgesiyiz diyor Nazım
Ustaya hırlaşıyor
Kan buğusunda dişlerini ısıtanlar
Salyalı dudaklardan
Dehşetini dökülmekte yaşamın.
Çok şükür, çok şükür
Ölsem de gam yemem gayri
Sonunda kurtulduk yarı sömürgecilikten
Şimdi tam sömürgesiyiz Amerikanın.
Emek işkenceye mahkum
Umut dar ağacında
Yargısız katledilmekte hayat
Şimdilerde deli dolu akıyor koyağında sular
Başlarını çarpa çarpa taşlara
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala.
Bir dolar bir buçuk milyon
Efendilikten kurtardık köylüyü
Kölesi yaptık yoksulluğun
İzavura lar bize ağlıyor şimdi
Bütün kirlenmelere kapattıkça kapılarımızı
Alıcılarımızdan girdiler odamızın sıcaklığına.
Önce kültürlerimizi yozlaştırdılar
Sonra çaldılar duygularımızı
Gün geçtik çe
Kendi maymununu yarattı sermaye.
Haber dediler
Pisliklerini döktüler eteklerinden
Kim kiminle yatmış
Kimin şeyi kimin neresinde
Piç ettiler yaşamı.
Piç ettiler serpilip gelişen hayatı
Şimdi medya cambazlarının
Salyalı dudaklarından
Hortumlanan alınteri dökülmekte
Üreten emekçi halkımın.
İki bacak arasına asılmış sevda.
Yoksulluğun-
Bekareti satılmakta otel odalarında.
Şose boylarında aç kadın
Doyurabilmek için aç bebesini
Bebeğine süt taşıyan memelerini okşatmakta yüzünü yitiren insana.
Fabrika kapılarında
Makinalar dan değersiz
Kendi mezarına kazmakta emekçi.
Kul edilmiş insanlık kula
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala.
Vay be vay anasını be
Tükürmeli böyle yaşama
Nereden nereye geldik böyle.
Vay benim çürümüş damaklarımda
Kırılıp dökülen dişlerim
Henüz çiğnenmeden çalınmış lokmam.
Vay benim omuzdan düşen kolum
Vay benim bir defa bükülüp
Bir daha doğrulmayan belim.
Nereye böyle ayaklarım
Niçin susarsın dillerim
Neden görmezsin gözlerim
Baksana, duysana, görsene
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala.
Nasırlanmış çatlak derisinden
Kanımı sızdıran ellerim
Bırak yazma gayrı
Yarına kalsın güzel sözler
Sevdalar aşklar
Tutkularım aydınlık özlemim.
Sakın ha Abidin
Sakın çizme
Mutluluğun resmini.
Hele bir sürelim maviye yelkenleri
Hele bir varalım gelecek o günlere
Sakın ha Abidin..
Bir umudum kalsın yarına
Bak gül yanaklı bebesini emziren Anneler
Zehir içiriyor bebesine.
Sarı balık yitirdi rengini
Sakın ha Abidin…
Bu kahır öldürsün beni…
Çizersen çürütürler mutluluğu
Kırılır direncim
Gelecek nesle kalsın mutluluğun resmi.
Biraz daha bekle’be Abidin
Hele bir hanımeli açsın
Tanyaların çığlıkları açsın balkonlarımızda.
Güneşe başkaldırsın
Utancını kasketin altına saklayanlar.
Gözden kaçan gerçeğin
Dile düşen adıdır isyan.
Hasret yangını dudaklarımdan
Özgürlük türküsü dökülsün hele bir
Hele bir yürek diretilsin
Diş bilensin yarınsız kalışlara
Kırılsın bilekte zincir yıkılsın hücreler
Sevdam ulaşsın bulutlara
Baksana Abidin…
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala
Özgür bir dünya düşlerken
Hortumlandı damarımda kan.
Emek yenik düştü
Kasalarını Vatan sayanlara
Afrikalılar gibi yaşıyoruz da
Avrupalaştık diyoruz.
Kendi kabuğuna çekilmiş
Cevahir yürekliler
Sarhoş ağızlara yenik düşmüş
Direniş türkülerim.
Barlar pavyonlar devrimci tüketiyor
Kafatasçı üretiyor
Salyalı dudaklarda sarhoş naralar.
Umut ayaklar altında
Emek katlolmakta fabrikalarda
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala…
Yüz yıllık bir direniş türküsü Nazım
Bazen şiir olur bazen türkü
Bazen kaygısıdır kan içicilerin.
O şimdi başı göklerde bir çınar.
Çalamamışlar güneşini.
Rüzgarlara bırakmış şiirlerini.
Onun türküsü gelir uzaklardan
Rüzgarın kanatlarıyla.
Dağlar türkü söylüyor nehirler ağlıyor
Kalemim pis yüreğine dalıp dalıp çıkıyor.
Kahpeliğin ırkçılığın ve satılmışlığın
Yüreğimde sevdası Nazım’ın ellerimde isyanı.
Yıllanmış bir çınar başı yıldızlarda
Doksanıncı yaşında.
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala…
OCAK 1992 Ankara. Abdullah Oral..

