“Bayrağı yaz!”
Diye mesaj atmış arkadaş.
Nesini yazayım kardeşim…
PKK’nın tanık, TSK’nın sanık olmasına şaşmadınız da, bayrağımızın indirilmesine mi şaştınız?
Habur’da havayi fişekle karşılamalarını, UEFA kupası kazanmış gibi otobüsün üstünde tur attırmalarını yadırgamadınız da, bayrağın indirilmesini mi yadırgadınız?
Diyarbakır’a karışırız diyen Barzani’yi AKP kongresinde onur konuğu yapıp, Türkiye seninle gurur duyuyor diye alkışlamalarından rencide olmadınız da, bayrağın indirilmesinden mi rencide oldunuz?
Saçılıma karşı çıkanlara “iki cihanda lekeli” demediler mi?
Apo’ya Diyarbakır meydanında “Ulusa Sesleniş” konuşması yaptırmadılar mı?
“TSK cami bombalayacaktı” iftirasını aylarca manşet yaparlarken, “isteklerim yerine getirilmezse 50 bin kişiyle halk savaşı olur, bundan önce yaşananlar devede kulak kalır” diyen Apo’nun, İmralı tutanaklarını sansürlemediler mi?
Apo açık açık “AKP’yle ittifaka gireceklerini, kendi isteklerinin yerine getirilmesi karşılığında Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını destekleyeceklerini” söylemedi mi?
Bizim yalaka basın, koşa koşa gidip, Kandil’deki basın toplantısını naklen yayınlamadı mı?
Devletin valisi “Abdullah Öcalan’ı takdirle karşılıyorum” demedi mi?
Apo posteri taşımak suç olmaktan çıkarılırken, otomobiline Atatürk posteri yapıştıranlara trafik cezası kesilmedi mi?
19 Mayıs yasaklanırken, TC kaldırılırken, PKK bayrağı serbest bırakılmadı mı? PKK bayrağıyla alakalı suç duyurusunu inceleyen savcılık, “sarı kırmızı yeşil renkler, PKK sembolü manasına gelmez, Senegal’in Gana’nın Kamerun’un bayrağı da yeşil kırmızı sarıdır” deyip, takipsizlik vermedi mi?
PKK kurşunuyla tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş, şeref madalyalı subayımız, PKK itirafçısının yalanlarıyla intihar ettirilmedi mi?
10 şehidimizin toprağa verildiği gün, şarkıcılarla beraber Somali’ye gidilmedi mi? 8 şehidimizin toprağa verildiği gün, dışişleri bakanımız, başbakanımızın eşi ve kızıyla beraber Myanmar’a gidip, Myanmarlılara ağlamadı mı? 15 şehidimiz varken, AKP milletvekili stadyumda sünnet düğünü yapmadı mı, bakanlar kirve olmadı mı? 25 şehidimiz varken, AKP’nin valisi AKP’nin Necdet beyine sucuk hediye etmedi mi?
PKK cirit atarken, ömrünü terörle mücadeleye adamış Genelkurmay Başkanı terörist suçlamasıyla müebbet hapse mahkûm edilmedi mi? “Bayrağı korumaya yeminli” kuvvet komutanlarımız, pırıl pırıl subaylarımız hapse tıkılırken, AKP’nin cankuşu Hilmi efendi “kasaptaki ete soğan doğramam” demedi mi?
Kışlaya molotof atıp, askeri üsteki bayrağımızı indirdiklerinde, Necdet bey’in sabrı taşmazken… Aynı Necdet bey, sessiz çığlık eylemine katıldı diye, emekli tümgeneralin eşi Derya Beştepe’ye “orduevine giriş yasağı” koymadı mı?
Ne diyeyim?
Sıkmayın canınızı, Hindistan’da Pakistan’da olur böyle şeyler mi diyeyim?
Bayrak düşerse…
Vatan düşer.
Saklı gizli yok, her şey gözünün önünde cereyan ediyor… Bir daha oy ver, Türk bayrağını indirdikleri yere Kürdistan bayrağı diksinler mi diyeyim?
Bülent UYGUR

