Pazartesi, Nisan 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 85

Kaynatsan katranı şeker olmuyor

0

Kaynatsan katranı şeker olmuyor
Haybaye harcama gaz’ı boşuna
Aç gözlü tavukla tatmin oluyor
Oturup bekleme kaz’ı boşuna

Hakkını verecen yaptığın işin
Verdiğin karar da bir daha düşün
Elinden almazlar sallama peşin
Boş yere harcama koz’u boşuna

Elinde yok ise gönülden dağıt
Aslında para da kitap da kağıt
Oğlunu kızını çocukken eğit
Dünyada atmasın poz’u boşuna

Analar doğurmuş nice yiğitler
Helaldir yediği kaymaklar sütler
Kiminden değerli kapıda itler
Dünyada tüketir tuz’u boşuna

Vicdanı yıkamaz su ile sabun
Suyunu sızdıran doldurmaz kabın
Boşuna hep yapma elin hesabın
Ellere ağartma göz’ü boşuna

Çamurda dolaşan getirir pislik
Paçaya bulaşır üstüne üstlük
Yediği kadardır cimriyle dostluk
Bozdurur elliyi yüz’ü boşuna

Garibin lüksüdür çay ile simit
Üç gündür mutluluk ömürde limit
Fakirde sermaye hayalle imit
Hayatta yudumlar toz’u boşna

Beslersen hayvanı biline cinsi
Bilesin huyunu kurnaz mı sinsi
Doğuştan cebinde çirkinin şansı ?
Güzelin cilvesi naz’ı boşuna

Hakk için çalıpta söyleyen Ozan
Odur ki kelamda manayı çözen
Zalime yaslanıp metiye düzen
Vurupta incitme saz’ı boşuna

Çağdaşi oturup bir destan yazdı
Tuttu on kıtayı peşpeşe dizdi
Boşamı alemi dolandı gezdi
Söylemez cahile söz’ü boşuna

Hüseyin Karataş

Eğer açık ise gel bir katara

0

Eğer açık ise gel bir katara
Bu yol görenindir körün değildir
Ne yitirdin ne ararsın bu yerde
Bu gül bülbülündür hârın değildir
 
Benim mürşidim Muhammed Ali’dir
Mürşidin dîdâr-ı Hak dîdârıdır
Girebilir isen gönül evidir
Giremezsen sakın yerin değildir
 
Kapuya varmadan dibe geçilmez
Mürşid olmayınca müşkil seçilmez
Çarşıya varmadan dükkân açılmaz
Bezestan ararsın sarın değildir
 
Bak şu erenlerden gelen da’vâya
Çakal kâr eylemez şâhin avına
Pır Sultan’ım eder çağır pîrine
Erub yetişmezse pîrin değildir

Her sabah her sabah ötüşür kuşlar

0

Her sabah her sabah ötüşür kuşlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Bülbülde gül için figana başlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
 
Kısmetimiz kalbimizde buluna
Veyselkaran gitti Yemen yoluna
Arıyız uçarız kudret balına
Allah bir Muhammed Ali diyerek
 
Biz de çektik İmamların yasını
İşit gerçek erenlerin sesini
İmam Hasan içti ağu tasını
Allah bir Muhammed Ali diyerek
 
Arif olan eleklerden elendi
Tâlib olan Hak yoluna dolandı
Şah Hüseyin al kanlara boyandı
Allah bir Muhammed Ali diyerek
 
Gönül kuşu kalb evinde durasın
Serime de çöktü şahin yuvasın
imam Kâzım Musa Rıza duasın
Allah bir Muhammed Ali diyerek
 
Şah Takî ba Nakî nur-olup gitti
Hasanı Askerî er-olup gitti
Mehdî mağarada sırr-olup gitti
Allah bir Muhammed Ali diyerek
 
Dört kitab yazıldı yurduna düştü
Kur’an Muhammedi’n virdine düştü
Kul Himmed pirinin derdine düştü
Allah bir Muhammed Ali diyerek

Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali

0

Medet Allah ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbengi çekilen Bektaşi Veli
Gayretiniz yokmu ummana düştüm

Fatıma ananın eteğin tuttum
Server Muhammede göz gönül kattım
İmam Hasan ile çok metap sattım
Şah Hüseyin ile dükkana düştüm

İmamı Zeynele can kurban ettim
Muhammed Bakırla musahip tuttum
Caferi Sadığa göz gönül kattım
Naci deryasında ummana düştüm

Musa Kazım Şah Rıza ya kavuştum
Kerbela çölünde cenge giriştim
Yezit ordusuyla hayli vuruştum
Yaralandı sinem al kana düştüm

Taki Naki Askeri dir nurumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail ölümüz Cerrah berimiz
Kırkların ceminde erkana düştüm

On İki dergahında ölüm var
Gece gündüz sohbetim var demim var
Çok günahım varsa neden gamım var
Ali gibi Şahı Merdana düştüm

Kul Hümmet ustadım bu nasıl yazı
Lezzet verir şirin muhabbet tuzu
Ali nin alnında Zöhre yıldızı
Meyli muhabbeti Selmana düştüm

Zâhidâ rûz-i ezel Sübhân’ını Bektâşiler

0

Zâhidâ rûz-i ezel Sübhân’ını Bektâşiler
Gördüler ayn-el-yakin Rahmân’ını Bektâşiler

Bâ-i Bismillah ile fahr ettiler kâmil olub
Bildiler günden ayan merdânını Bektâşiler
 
Döktüler âh eyleyüb vâh eyleyüb zâr eyleyüb
Şah Hüseyn’in aşkına uş kanını Bektâşiler

Hâriciler zümresine ettiler lâ’net hemin
Tuttular Âl-i Ali dâmânını Bektâşiler
 
Lâ’netullah ile her dem zikr edüb yâd ettiler
Bil fülân ibn-i fülânın şanını Bektâşiler

Ca’ferî mezheb olub secde-i tahkîk ettiler
Sürdüler Şâh-ı Velî erkânını Bektâşiler
 
Gördüler Hak sûretin fî ma’ni-i Dmmülkitâb
Okudular hatmedüb Kur’ân’ını Bektâşiler

Hızr elinden aşk ile âb-ı hayâtı nûş edüb
İçdiler uş çeşme-i hayvanını Bektâşiler
 
Ey Viranı cân ü başı terk idüb hâk ettiler
Şâh-ı Merdan yoluna kurbânını Bektâşiler

Hakkın gevherinden arşın yüzünde

0

Hakkın gevherinden Arşın yüzünden
Anda hâsıl oldu güruh-i Naci
Hak sana bir evlât Dünya yemişi
Verince tatlıdır, alınca acı

Değme ârif bu sözümü bile mi
Yuğurmazdan evvel Cibril Âdemi
Münkirler ne bilir ilmi ademi
Ruhlar idi Hakka buluşan hacı

Ârif ârif ile gönül takmadan
Kırklar ayan olup semâ tutmadan
Selman dahi ol kırklara yetmeden
Ali idi Kırklardaki duacı

Çekilip giderken miraç yolunda
Rastgelip te sekiz uçmak elinde
Cennet evlerinde, elma dalında
Fatma Ana idi dar çeken Bacı

Ben günahkâr kulum söylerim Allah
Nur örtüsü kara donlu Beytullah
Körüğü gülbanktir çeken eyvallah
Andan hâsıl oldu Ali kılıcı

Gerçek erenlerin incedir yolu
Sen seni sanmagıl divâne deli
Yüz yirğirmi dört bin nebi evveli
Fahrıâlem giydi ol nurdan tacı

Kul Himmet’im eder yeter bu sözüm
Söyletme Hüseynim açıktır gözüm
Bir sağıma baktım bir sol omuzum
Kâmile yakındır Dünyanın ucu

Mürşid isen müşkilimi halleyle

0

Mürşid isen müşkilimi halleyle
Neden hâsıl oldu gürûh-i nâcî
Gel imdi gamla koma beni böyle
Evvel tatlı neydi sonrası acı
 
Hak verir kısmetim benim gıdamı
Kesmezem dilimden Bâri Hudamı
Yuğurmazdan evvel Cibril Âdemi
Hem Âdem yoğiken kim idi hacı
 
Arif arif ile gönül katmadan
Hak Taalâ bu Dünyâyı yapmadan
Selman dahi ol Kırklara yetmeden
Ya kim idi Kırklardaki duacı
 
İnsan fehmeyleyip kendin bilmeden
Havva Ana gelip hâmil olmadan
Eritip te kalb evini silmeden
Kim idi göklere dâr çeken Bacı
 
Ezelden beri sırrullah sır idi
Müminlerin kalbi dolu nur idi
Ne körüğü ne çekici var idi
Neden hâsıl oldu Ali kılıncı
 
Özün tasdik edip tevekküle gel
Ne olursa yazılmıştır tâ-ezel
Yüz yirmi dört bin nebiden evvel
Kim giydi başına ol nurdan tacı
 
Kul Hüseyn’im eder evveli yandım
Hakka ikrar verip kandım inandım
Kul Himmetim kendin ârif mı sandın
De bana nerdedir dünyanın ucu

Bülbül havalanmış yüksekten uçar;

0

Bülbül havalanmış yüksekten uçar;
Has bahça içinde gülüm var, deyi.
Seni seven yiğit serinden geçer,
Güzeller içinde yarim var, deyi.

Ben seni severim, sen de sev beni.
Mevla`m bir karada koymaz insanı.
Elbet, bir gün olur, ararsın beni;
Şurda bir divane yarim var, deyi.

Ben, seni severim can ile candan;
Mevlam ayırmasın sevdiğim benden,
Canım esirgemem vallahi senden,
Götür sat pazara, kölem var, deyi.

Karac`oğlan söyler: kaşı karadan,
Hiçab perdesini kaldır aradan,
Seni, beni bir Mevla`dır yaradan,
Büyüklenme, hey kız, güzelim dey

Akşam Olur Karanlığa Kalırsın

0

Akşam Olur Karanlığa Kalırsın
Akşam olur karanlığa kalırsın
Derin derin sevdalara dalarsın
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Beni koyup yadellere varırsın
Sana zulum bana ölüm değil mi
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Bülbül ne ötersin yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi sevdan mı çoktur
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Sar’altın yaptırsam yarin boynuna
Vallah güzellerin düşmanı çoktur
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Odası toz olmuş dolabı duman
Uyan kömür gözlüm uykudan uyan
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Ellerin elime deydiği zaman
İster ölüm olsun ister ayrılık
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Karşıda görünen ne güzel yayla

0

Karşıda görünen ne güzel yayla
Bir dem süremedim giderim böyle
Ala gözlü Pirim sen himmet eyle
Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Eğer göğerüben bostan olursam
Şu halkın diline destan olursam
Kara toprak senden üstün olursam
Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Bir bölük turnaya sökün dediler
Yürekteki derdi dökün dediler
Yayladan ötesi yakın dediler
Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Dost elinden dolu içmiş deliyim
Üstü kan köpüklü meşe seliyim
Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim
Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Alınmış abdestim aldırırlarsa
Kılınmış namazım kıldırırlarsa
Sizde Şah diyeni öldürürlerse
Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz
Gitti giden ömür gelinmez
Gözlerim de Şah yolundan ayrılmaz
Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Dünyanın ucunda bir gül açılmış

0

Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Efil efil esen yele merhaba
Karanlığın sonu bir ulu şafak
Sarp kayadan geçen yola merhaba

Gün be gün yüreğim ulu yalımda
Engel tuzak kurmuş bekler yolumda
Zulümlerde işkencede ölümde
Bükülmeyen güce kola merhaba

Acıda kahırda çekmiş geliyor
Güneşten boşanmış kopmuş geliyor
Bir ışık selidir sökmüş geliyor
Nazım usta coşkun sele merhaba

Alınacak Anadolu’nun öcü
Yerde kalmıyacak çekilen acı
Açıldı geliyor şafağın ucu
Şu doğdu doğacak güne merhaba

Selam olsun dört bir yana merhaba
Akan kana düşen cana merhaba
Hesap sorulacak güne merhaba
Türküler söyleyen dile merhaba

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare

0

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Mecnun edip çöle saldıktan sonra
Alemin bağına bülbüller konmuş
Nidem benim gülüm solduktan sonra

Karadır kaşların keman istemem
Şu gönlümden özge mihman istemem
Ölsem de derdime derman istemem
Ok vurup sinemi deldikten sonra

Coşkun çaylar gibi çağlamayan yar
Gönlünü gönlüme bağlamayan yar
Benim bu halime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra

Pir Sultan Abdal’ım sürem bu yolu
İnsan-i kamilin olurum kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Nidem ben ummana daldıktan sonra

Ne feryad edersin divane bülbül

0

Ne feryad edersin divane bülbül
Senin bu feryadın (anam) gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murada
Huzur-i mahşere (anam) divana kalsın

Nesin methedeyim bir kaşı kare
Şu sineme açtı (anam) onulmaz yare
Dünya tabip gelse derdime çare
Derdimin dermanı (anam) Lokman’a kalsın

Bir can için geçti can ü serinden
Vücudum kül oldu (anam) aşkın narınden
Emrah buse ister nazlı yarinden
Bu bayram olmazsa (anam) kurbana kalsın

Seher vakti çaldım yarin kapısın

0

Seher vakti çaldım yarin kapısın
Baktım yarin kapıları sürmeli
Boş bulmadım otağının yapısın
Çıka geldi bir gözleri sürmeli

Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı o peri
Dedim sen de buldum lal-ü gevheri
Dedi yoh yoh bir mehenge sürmeli

Dedim dilber hiç yapı yok yapında
Oynanılmaz urganında ipinde
Ölene dek kul olayım kapında
Dedi yok yok seni burdan sürmeli

Dedi dilber niçin yüzümden bezdin
Etim kebap edip derimi yüzdün
Aşığın kastına silah mı düzdün
Ne martin ne mavzer ne de sürmeli

O kevn-ü mekanı tuttu ışığın
Nöbetin bekleyen alır keşiğin
Beklemeli o sultanın eşiğin
Günde yüz bin kere yüzler sürmeli

Agahi karıştırır kanlı yaş ile
Hak bulunmaz hayal ile düş ile
Eremen menzile bu gidiş ile
Binip aşk atına hemen sürmeli

Tekkemiz meyhane kabemiz gönül

0

Tekkemiz meyhane kabemiz gönül
Dostun cemalini cennet biliriz
Peymaneler elde gülü sümbülü
Badeden feyz alır nimet biliriz

Dem çektik sefahat olan erleriz
Muhabbet mülkünde her an mihmanız
Canı başı Hak yoluna vereniz
Boş yere kavgayı zahmet biliriz

ister ruh desinler ister kalender
Olmuşuz felekten korkmaz semender
Dilersen ilahi tamuya gönder
Biz pire uymayı hikmet biliriz