Pazartesi, Nisan 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 81

Ey benim mürşidim nûr-i cemâlim

0

Ey benim mürşidim nûr-i cemâlim
Pîrim cemâlini göresim geldi
Kaldır nikabını lütf eyle şâhım
Pîrim cemâlini göresim geldi

Bir ismin Ali’dir Hayder-i Kerrar
Hasen Hulk-i Rizâ ey zât-ı envar
Hüseyin şâhımdır mü’mine didar
Pîrim cemâlini göresim geldi

İmam Zeynel’abâ Muhammed Bâkır
Keremler kânıdır ol İmam Câ’fer
Nola bir kez hüsnün kâ’be’sin göster
Pîrim cemâlini göresim geldi

Kâzım Musâ, Takî, Nakî, Askerî
Muhammed Mehdî cümlenin bihteri
Murâdım isterem bilmezem gayrı
Pîrim cemâlim göresim geldi

Genc Abdal da güzel söyledi hâlin
Erenlerden almış feyz u kemâlin
Ey imamlar şâhı göster cemâlin
Pîrim cemâlini göresim geldi

Ezel-i ezelden öteden beri

0

Ezel-i ezelden öteden beri
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi
Çekerim cevrini andan ötürü
Sevdikçe severim geldi pîrimi

Sevdikçe severim ben anı çoktan
Sevdiğini Allah var eder yoktan
Geçerim varımdan ayrılmam Haktan
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

El ele el Hakka buyurdu Allah
İnandım Pîrime Allah eyvallah
Pirim Allah dostum Allah, hüvallah
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

Genc Abdal Sultan Şuca’ kuludur
Cennet bahçesinin gonca gülüdür
Pîrim nazar kıldı, sanma delidir
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

Dostum Muhammed’dir hak habîbullâh,

0

Dostum Muhammed’dir hak habîbullâh,
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle.
Cihâna geldiler sırr-ı sırrullâh,
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle.

Hasan Muhammed’dir, Hüseyin Ali.
Şah İmam Zeynel’e demişiz belî.
Muhammed Bâkır’ı sevdik ezelî.
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle.

Enbiyâ, evliyâ onlara âşık.
Verdiler ikrârı oldular tanık.
Hak mezhebi İmâm-ı Cafer-i Sâdık.
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle.

Mûsâ-i Kâzım’dan kuruldu erkân.
Şah İmam Rızâ’dır pîr-i Horasan.
Takî ile Nakî mümine îmân.
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle.

Hasanül Askerî server-i âlem,
Muhammed Mehdî’dir sâhibul kerem.
Genc Abdâl zikret dilinde her dem.
Söylersen Muhammed, Ali’den söyle.

Derde düştüm bi nihayet Ya Ali senden medet

0

Derde düştüm bi nihayet Ya Ali senden medet
Umarız senden inayet Ya Ali senden medet
Cürmümüz yazmaktan aciz kiramen katibin
Fatime Hatice Hakkı affet Ya Ali senden medet

Zatı paki hürmetine tevbe kıldım ya rahim
Geç suçumdan kıl inayet Ya Ali senden medet
Şah Hasan Hulki Rıza hakkı ya rabbül gafur
Hüseyin aşkına rahmeyle Ya Ali senden medet

Çarde’i masumi pakten umarım lütfü ata
Zeynelin rahinde Hâk et, Ya Ali senden medet
Bakır’ı nuru hudadan gönlümüz rüşan kılıp
Cafer’i ilmin nasip eyle Ya Ali senden medet

Musayı Kazım Ali Musa Rızanın aşkına
İsterim eyle şefaat Ya Ali senden medet
Şah Cafer’i dergahında bi sevap şermende
Cürmünü affet temamet Ya Ali senden medet

Nakinin yüzü suyu için Askeri olup şefi
Mehdi’nin feth et vilayet ya Ya Ali senden medet
Noksani derdine düşüp kapına geldim hakim
Ve şifa eyle selamet Ya Ali senden medet

Gönül ne durursun sen varsana

0

Gönül ne durursun sen varsana
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
Varıp eşiğine yüzün sürsene
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

Mürşidin arayan gitti arayı
Arayanlar buldu derde çareyi
Yüzbin okur ise akda karayı
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

Bu dünyada durdukça eğer dursan da
On dünya dolusu kitap görsen de
Her harfine binbir mana versen de
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

Halil yaptı Kâbe’yi oldu delil
Farz oldu varmayanlar oldu melil
Muhammed’e rehber oldu Cebrail
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

Hatayi sözün manisin ver dedi
Yar ile ettiğin ahde dur dedi
Cebrail, Musa’ya Hızır’a var dedi
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

Mâh-ı Muharrem’de mümin olanlar,

0

Mâh-ı Muharrem’de mümin olanlar,
Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.
Yasın çekip bahr-ı ummâna dalanlar,
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

Âşığ-ı şeydâlar figana başlar.
Zâr eder iniler dağlarla taşlar.
Deryada balıklar, havada kuşlar,
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

Yedi iklim, kevn-i mekan dört köşe,
Cümle âlem taaccuptur bu işe.
Deryalar mevc vurup gelir hurûşa,
Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

Fedâyî’nin başı Hünkâra bağlı,
Kerbelâ nârından ciğeri dağlı.
Muhammed’in torunu, Ali’nin oğlu.
Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

Garip bülbül gibi figan edelim

0

Garip bülbül gibi figan edelim
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü
Şu dünyanın ettiğini nidelim
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Bu dünyadan o dünyaya yol oldu
Gözden akan kanlı yaşlar sel oldu
Hak emretti arştan ona gel oldu
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Kadir Mevlam nur eylesin yurdunu
Zikredenler unutmayın virdini
Bize verdi ayrılığın tadını
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Derman için geldim şimdi buraya
Tabip baksın sinemdeki yaraya
Bu hasretlik derler düştü araya
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Bilmem akıllıyım bilmem deliyim
Efendim seni mahşerde bulayım
Şu fani dünyada neme güleyim
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Talip olanlar da yasını çeksin
Tekkesinde misk-ü anberler koksun
Evlatları kadim postuna çıksın
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Sefil Ahmed sayru dala konmayım
Ahdim olsun ikrarımdan dönmeyim
Nasıl ağlamayım nasıl yanmayım
Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Dû cihanda derde derman sendedir.

0

Dû cihanda derde derman sendedir.
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.
Mümin, müslim bütün derd-ü gamdadır.
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Ağlar gökyüzünde hem mâh-u mihri.
Feryat ile doldu iklim-ü dehri.
Şah İmam Hasan’a verdiler zehri.
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Yezîdiler bir araya geldiler.
Ehl-i Beyt’i ara yere aldılar.
Şah İmam Hüseyin’e hamle kıldılar.
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

İmam Zeynülâbidîn’i bastılar.
Şühedânın başlarını kestiler.
Götürdüler bir de Şam’da astılar.
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Tutmadılar Resûlullâh sözünü,
Esir ettiler gelin ile kızını,
Al-ü evlât Hakk’a tuttu yüzünü.
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

İmam Bâkır, İmam Cafer hakkı için,
İmam Mûsâ-i Kâzım, Rızâ hakkı için,
Şah Takî’yle, şah Nakî’nin hakkı için,
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Askerî, Mehdî’dir ol sâhip zaman,
Gelince kurulur bir ulu dîvân.
Çağır ey İlhâmî zaman bu zaman,
Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Mürşidlik davasın kılan dedeler

0

Mürşidlik davasın kılan dedeler
Mürşidlik meydanda erlik değil mi
Mürşid haktır hak mürşittir dediler
Mürşidler hak ile birlik değil mi

Mürşidin bağçesi güldür hâr olmaz
Mürşid olan kişi nefse yar olmaz
Mürşid bir sultandır eli dar olmaz
Mürşidlik bir geniş dirlik değil mi

Mürşidin kazanı kaynar taşar mı
Mürşidin şehrine kavga düşer mi
Mürşid dört özlüdür yoldan şaşar mı
Mürşidlik rehberlik pirlik değil mi

Mürşid gece gündüz virdinden şaşmaz
Mürşidin kabında çiğ lokma pişmez
Mürşid pehlivandır ayağa düşmez
Mürşidlik meydanda erlik değil mi

Katib’im mürşidden etek tutarsın
Mürşidin sözüne hile katarsın
Mürşide hor bakma yere batarsın
Mürşidi görmemek körlük değil mi

Sefasına cefasına dayandım

0

Sefasına cefasına dayandım
Bu cefaya dayanmayan gelmesin
Rengi boyasına cümle boyandım
Bu renklere boyanmayan gelmesin

Rengine boyandım meyinden içtim
Nice canlar ile ikrar görüştüm
Muhabbet eyledim candan seviştim
Muhabbeti küfür sayan gelmesin

Muhabbet eyledim sevdim yarimi
Harc eyledim elde olan varımı
Var bir gerçek ile et pazarını
Ettiği pazardan dönen gelmesin

Gerçek imiş serseriye gelmeye
Er odur ki ikrarından dönmeye
Kalbinde gönlünde riya saymaya
İkilik gömleğin giyen gelmesin

Kırklar bu meydanda döner dediler
Evliyayı yola nişan kodular
Dostunu dostundan seçer dediler
Efsane sözlere uyan gelmesin

Şah Hatayi’m eyder dünya fanidir
Kırkların sohbeti aşk mekanıdır
Kusura kalmayın pirim Ali’dir
Kalbinde karası olan gelmesi

Gelmiş iken bu yerleri gezelim

0

Gelmiş iken bu yerleri gezelim
Ölüm ile ayrılığın elinden
Gonca gonca güllerini derelim
Ölüm ile ayrılığın elinden

Yaz gelince bir bozcacık meşeyi
Dalgam gelmiş bulanayım coşayım
Yeter bu ayrılık ölümden beter
Ölüm ile ayrılığın elinden

Günahlı kardaşlar günahım tartar
Hasretli yüzünü yüzüme sürter
Yeter bu ayrılık ölümden beter
Ölüm ile ayrılığın elinden

Ölüm geldi yolun bize uğrattı
Firkat geldi yana yana ağlattı
Kesti ciger pare pare doğrattı
Ölüm ile ayrılığın elinden

Pir Sultan Abdal’ım dertlerim firak
Alışmış yanıyor şu dertli yürek
Bir dahi gelemem menzilim ırak
Ölüm ile ayrılığın elinden

Güzeller semtinden bize gel oldu

0

Güzeller semtinden bize gel oldu
Varamam şu iller yazlanmayınca
Kalmadı hiç talib ehl-i dil oldu
Gerçekler bilinmez azlanmayınca

Yezid’e verildi cevr ile cefa
Mümine verildi zevk ile sefa
Bunda inanmazlar, lafınız hava
Yalan ile gerçek gözlenmeyince

Ali’yi seversen dilinden koma
Bek sakla sırrını kimseye deme
Bu bir sırr-ullahtır beyan eyleme
Cemiyet kurulup sözlenmeyince

Ali’yi sevenler gönül düşürür
Düşürüben aşk kazanın taşırır
Değme rehber çiğ talib mi pişirir
Ocaklar yanıp ta közlenmeyince

Pir Sultan Abdal’ım demek mi olur
Hercai güzele emek mi olur
Terbiyesiz, ey can semek mi olur
Mürşit huzurunda tuzlanmayınca

Her sabah her seher bülbül sedası

0

Her sabah her seher bülbül sedası
Bülbül sedasını güle getirir
Yiğit olan esrar vermez dışarı
Leke kelamını dile getirir

Bülbülün davası vardır har ile
Şirin göçüp gitti ekşi nar ile
Aşık maşuk olma kalleş yar ile
Kalleş aşk üstüne hile getirir

Hakkın selamını verme nursuza
Yanlınız git yoldaş olma hırsıza
Komşu olma edepsize arsıza
Akibet başına bela getirir

Sümmani gedanın sözleri haktır
Kalbi fasihlerin çilesi çoktur
Cehennem hanenin ateşi yoktur
Her kul ateşini beli getirir

Gezsem De Dünyanın Dört Bucağını

0

Gezsem De Dünyanın Dört Bucağını
İllaki Gözüme Yine Boş Gelir
(Vallahi Gözüme Yine Boş Gelir)
Gönül Arzu Eder Dostu Cananı
Sızlar Eski Yaram Gözden Yaş Gelir

El Diyarı Mesken Olmaz İnsana
Yürekten Kul İse Cananın Sana
Hal Bilmez Hoyratı Sararsan Cana
Ağustos Ayında Başa Kış Gelir

Yüce Dağ Yeşil Çimen Yol Olsa
Acem Bahçeleri Gonca Gül Olsa
Saçı Sırma Gül Dudağı Bal Olsa
Gönül İstemezse Dile Daş Gelir

Haşimi Seversen Ey Deli Gönül
Diken Bir Gül Olur Baykuş Da Bülbül
Güzel Çul Da Giyse Olur İpek Tül
Salınıp Gezerken Göze Hoş Gelir

Karşı ki karlıca dağı gördün mü

0

Karşı ki karlıca dağı gördün mü
Buldurmuş eyyamın eriyip gider
Akan sularından ibret aldın mı
Yüzünü yerlere sürüyüp gider

Kadirsin hey kadir Mevlam kadirsin
Her nereye baksam anda hazırsın
Üstümüzde dört köşeli çadırsın
Cümlemizi birden bürüyüp gider

Sıra sıra gelen ol ulu kuşlar
Sırlı olur yakmaz onu güneşler
Evvel ezel meyve veren ağaçlar
Anlarda kalmayıp çürüyüp gider

Deryamız derindir asla boylanmaz
Bin bir kelam etsem biri söylenmez
Kişi ikrarsızsa cemde elnmez
İkrarı boynunda yürüyüp gider

Şah Hatayi’m söyler sözü özünden
Dervişlerin ayırmayan gözünden
Olur olmaz münkirlerin sözünden
Eriyip gönlümüz farıyıp gider