Cuma, Mart 27, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 135

Gam yeyip gam çekme divane gönül

0

Gam yeyip gam çekme divane gönül
Cümlenin nasibin daim veren var.
Ettiğin işleri bilmez belleme
Kara karıncayı gece gören var.

Doğruyu koyup da sen eğri gitme
Bir kulun sırrını bir kula satma
Bırak kibirliği mağrurluk etme
Binbir ayak üzerinde duran var.

Yitirip fikrini ummana dalma
Kul olan bir kulun hakkını alma
Senden aşağıya zulümkâr olma
Sırat köprüsünde sorgu soran var.

Âşık olan yetmişinde sorulur
Sahipsiz kuş kanadından kırılır
Ol mahşer yerine iki ev kurulur
Biri cennetâla bir de niran var.

Dünyaya geleni ölmez belleme
Her dem ağlayanı gülmez belleme
Âşık Ruhsatî’yi bilmez belleme
Buna dilimiz nurı Kur’an var.

Zahid bizi tan eyleme

0

Zahid bizi tan eyleme
Hak ismin okur dilimiz
Sakın efsane söyleme
Hazret’e varır yolumuz

Sayılmayız parmağ ile
Tükenmeyiz kırmağ ile
Taşramızdan sormağ ile
Kimse bilmez ahvalimiz

Erenler yolun güderiz
Çekilip hakk’a gideriz
Gaza-yı ekber ederiz
İmam Ali’dir ulumuz

Erenlerin çoktur yolu
Cümlesine dedik beli
Gören bizi sanır deli
Usludan yeğdir delimiz

Tevhid eden deli olmaz
Allah deyen mahrum kalmaz
Her seher açılır solmaz
Bahara erer gülümüz

Muhyi sana olan himmet
Aşık isen cana minnet
Elif Allah mim Muhammed
Kisvemizdir dalımız

Aşk sahiplenmek değildir. Aşk ÖZGÜRLÜKTÜR

0

Bir zamanlar eski kabile büyücüsünü ziyaret eden genç bir çift aşkları için her şeyi yapabileceklerini söylediler
Cesur Boğa, en cesur ve en onurlu savaşçı ve Yüksek Bulut, şefin kızı ve kabilenin en güzeli.
Her ikisi de el ele tutuştu, yaşlı adamın karşısına çıktılar ve konuşmaya başladılar.
– Birbirimizi seviyoruz, dedi Cesur Boğa.
Evleniyoruz!

Yüksek Bulut devam etti:
-Ama korkuyoruz.
Bir büyü istiyoruz, bir tılsım.
Bu bize ömür boyu birlikte olacağımızın garantisini versin.
Yaşlı adam onlara sevgiyle baktı.

Çaresiz bir gülümsemeyle hemen yanıt vermedi.
-Bir şey var; Bu çok zor bir görev.
Yapabilir misiniz bilmiyorum…
-Yaparız, dedi her ikisi de.
Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız, dediler…

-Peki, dedi yaşlı adam;
-Yüksek Bulut, köyümüzün kuzeyindeki dağları görüyor musun?
Tek başına tırmanacaksın.
Sadece bir ağ ve ellerinle dağın en güzel ve güçlü şahinini avlayacaksın.
Eğer onu yakalarsan, Dolunaydan sonra üçüncü gün canlı olarak buraya getirmelisin.
Anlıyor musun?
Yüksek Bulut sessizce başını salladı.
-Ve sen, Cesur Boğa, Gök Gürültüsü Dağı’na tırmanmalısın.
Zirveye ulaştığında tüm kartalların en cesurunu bulacaksın.
Sadece ellerinle ve bir ağla, onu yaralamadan yakalamalı ve diri diri, Yüksek Bulut’un geleceği gün önüme getirmelisin…
Hemen başlayın.
Yolunuz açık olsun.
Gençler gergin görünüyorlardı ama başarabileceklerinden emindiler.
Görevlerini yerine getirmek için koştular.
Kız kuzeye doğru, adam güneye doğru.
Üçüncü gün, yaralı, yaralanmış iki genç yaşlı adamın kulübesinin önünde ellerinde yakaladıkları ağların içinde ki kuşlarla bekliyorlardı.

Yaşlı adam:
-Dikkatlice çıkarın, dedi.
– Yüksekten uçuyorlardı?
Dedi, Cesur Boğa
-Evet, kesinlikle.
İstediğin gibi… dedi, Yüksek Bulut..

Cesur Boğa:
-Şimdi ne olacak?
Onları öldürüp kanlarını mı içeceğiz?
– Hayır!
Dedi, yaşlı adam.
Yüksek Bulut:
-Onları pişirip etlerini mi yiyeceğiz?
– Hayır!
Elbette hayır, dedi yaşlı adam.
Dediğimi yapacaksınız.
Kuşları alın ve bu deri şeritlerle birbirlerine bacaklarından bağlayın!
Düğümledikten sonra bırakın serbestçe uçsunlar..

Kartal ve şahin kendi başlarına uçmaya çalıştığında sadece yerde yuvarlanmaya başladılar.
Birbirlerine bağlı uçamayan kuşlar, birbirlerini gagalamaya, yaralamaya başladılar.
Yaşlı adam gençlere;
-Gördüklerinizi asla unutmayın!
Onlarla büyü yapmayacağım!

Sizler bir kartal ve bir şahin gibisiniz; eğer birbirinizi bağlarsanız, aşk için yapsanız bile, sadece sürünerek yaşayamazsınız, er ya da geç birbirinizi incitmeye başlarsınız.
Aranızdaki sevginin devam etmesini istiyorsanız…
BİRLİKTE UÇUN AMA ASLA BAĞLANMADAN…
Unutmayın:
Aşk sahiplenmek değildir.
Aşk ÖZGÜRLÜKTÜR

İçimdeki hayvanları eğitmem gerekiyor

0

Bir gün insanlardan kaçan, yalnız yaşamayı tercih eden yaşlı bir adama sorarlar.
“Sürekli yalnız olmaktan bıkmıyor musun?”
Yaşlı adam cevap verir:
” Yapacak çok işim var. İki şahin eğitmem gerekiyor.
Ve iki kartal.
İki tavşan sakinleştirmek ve yılanı eğitmek.
Eşeği motive etmek ve aslanı evcilleştirmek.”
”-Ama senin etrafında hiç hayvan göremiyoruz!”
“-Neredeler?”
“Onlar içimizde yaşayan hayvanlardır.”
“İki Şahin” gördükleri her şeye saldırıyorlar.
İyi-kötü, faydalı-zararlı onlara ayırt etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim GÖZLERİM.
“ İki kartal” dokundukları her şeyi mahvediyor, yaralıyor, parçalıyorlar. Onlara hizmet etmeyi ve zarar vermeden yardım etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim ELLERİM.
“Tavşanlar” her zaman korkarlar, kaçarlar ve saklanırlar. Onları sakinleştirip, zor durumlarla başa çıkmayı öğretmeliyim, beladan kaçmayı değil. Çünkü onlar benim AYAKLARIM.
En zor kısmı “yılanı” izlemek.
Sıkı bir kafeste, güvenli bir şekilde kilitli olsa da her zaman saldırmaya, sokmaya, yakın olan herkesi zehirlemeye hazır. Bu yüzden onu takip edip, disiplinli olmalıyım. Çünkü bu benim DİLİM.
“Eşek” herkesin bildiği gibi çok inatçı, sonsuza kadar yorgun ve işini yapmak istemiyor. Bu yüzden ona şükretmeyi ve akışta olmayı öğretmeliyim. Çünkü bu benim VÜCUDUM.
Ve sonunda kral olmak ve herkese emretmek isteyen bir “aslanı” evcilleştirmek istiyorum. Gururlu, kibirli ve dünyanın kendi etrafında dönmesini istiyor. O aslanı terbiye etmeliyim. Çünkü bu benim EGOM.”
“Gördüğünüz gibi yapacak çok işim var”
Soru sorulan yaşlı adam,
Lev Nikolevic TOLSTOY’dur.

GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ .

0

(Söz ve Hikâyesi)
Bu pazar herkesin çok iyi bildiği bir Kayseri türküsünün hikâye ve “tüm sözlerini” sizlerle paylaşacağım; “Gesi Bağları”

Pek bilinmez…
Ama…
Tamamı birbirinden muhteşem 125 kıtadan oluşur !

Türkünün her satırında
“Anaya olan ağıt”, adeta yürekleri dağlar,insanı kor gibi yakar…
Tıpkı hüzünlü hikâyesi gibi;

“ Kayseri’de anne babasıyla yaşayan bir genç kız Kayseri’nin Gesi kasabasına gelin gider…

O zamanın şartlarında dolmuş, otobüs hatta araba dahi ulaşım aracı olarak yoktur…
Varsa yoksa merkep ya da atlarla…

Gesi’ye gelin giden bu kız evlendikten sonra bir daha ailesini görmeye gidemez,hiç götüren de olmaz.

Bu durum kızın içine kor gibi düşer, anne özlemi onu yakar, kavurur.
Kocası da vurdumduymaz, gamsız biridir, genç kızla hiç ilgilenmez.

Kayınvalidesi ise düşman başına…
Kıza yapmadığı cefayı bırakmaz.

Kocasının ilgisizliği, kayınvalidesinin zulümleri altında günler geçer…

Genç kızın delikanlıdan çocukları olur…Onlarla avunmaya çalışır, anne baba özlemini onlarla unutmaya çalışır ama heyhat!
Nafile…

Annesine olan özlemi bir türlü dinmez, geçmek bilmez.

Her kız evladı gibi o da anneye düşkündür…

Annesinden hiç haber alamadığı için çok üzülmekte…
Kahrolmakta…

Aylar, yıllar geçer ve kötü haber gelir;
Annesinin öldüğünü öğrenir !

Bu acı ve üzüntü ile Gesi’nin güzel bağları arasında hem ağlayarak hem de ağıtlar yakarak…
İşte bu meşhur “Gesi Bağları” türküsünü söyleye söyleye dolaşır durur…“

GESİ BAĞLARI (Sözleri)

•Gesi bağlarında dolanıyorum
•Yitirdim yarimi,aman aranıyorum
•Bir tek selamına güveniyorum
•Gel otur yanıma, hallarimi söyleyim
•Derdimden anlamaz,ben o yari neyleyim

•Gesi bağlarında üç top gülüm var
•Hey Allah’tan korkmaz,sana bana ölüm var
•Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
•Atma garip anam, beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime.

Yöre; Kayseri
Kaynak; Ahmet Gazi Ayhan
Derleyen; Muzaffer Sarısözen
…………………………………………………

125 KITASI
Pek bilinmeyen ancak,her satırı yürekleri dağlayan,gönüllere kor gibi düşen 125 kıtası;

1
•Gesi bağlarından gelsin geçilsin
•Kurulsun masalar, rakı konyak içilsin
•Herkes sevdiğini alsın çekilsin
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
2
•Gesi bağlarında bir top gülüm var
•Hey Allah’tan korkmazsana bana ölüm var
•Ölüm var da şu gençlikte zulüm var
•Atma anam atma beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın
anam yansın derdime
3
•Gesi bağlarında tokaştım taşa
•Gardaş ekmeğini, kakarlar başa
•Çalışıp yeldiğim emeğin boşa
•Örtün pencereyi değmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
4
•Gül koymuşlar menekşenin adını
•Dünyada almadım ben muradımı
•Ben ölürsem dertli koyun adımı
•Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
•Kör olsun gözlerim,
sürme çekmeyim.
5
•Gesi bağlarında üç ırgat işler
•Anamdan mı gelir şu uçan kuşlar?
•Analar doğurur ele bağışlar
•El kadar alnımda, kara yazım var
•Evvel başım idi, bir de kuzum var
6
•Gesi bağlarının gülleri mavi,
•Ayrıldım anamdan gülemem gayrı,
•Alımı yeşili giymeyim gayrı.
•Gel otur yanıma, başımın tâcı
•Ayrılık günleri ölümden acı
7
•Gesi bağlarında dolanıyorum,
•Yitirdim yârimi aranıyorum
•Bir çift selâmına güveniyorum
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
•Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
8
•Sac üstünde fısır fısır bazlama
•Ana yâralıyım ciğer közleme
•Ben ölüyom gelir diye gözleme
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
•Bize sebep olan içten vurulsun.
9
•Şu görünen bahçe bağ mola?
•Şu dağın ardında anam var mola? •Anam da benim gibi yanar mola?
•Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
•Kulların başına gelmedik olmaz.
10
•Gesi bağlarında kaynar serince
•İçerim kan ağlar anam seni anınca
•İflah olmam ben bu dertten ölünce
•Yaz yaz mektubunu postaya bırak
•Varamam yanına yollarım ırak.
11
•Şu dereden akan bulanık seller
•Derdi ben içerim ne bilsin eller
•Oturup ağlasam delisin derler
•Gayri dayanacak özüm kalmadı
•Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
12
•Ocağa et koydum yiyesim geldi
•Ciğerim anamı göresim geldi
•Açıp mezarım giresim geldi
•Ne deyip ağlayım alın yazısı
•Kader böyle imiş onmaz bazısı
13
•Gesi bağlarında şıvga dalım yok
•Derdimi söylesem dinleyenim yok
•Herkes güler oynar, sorgu sual yok
•Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
•Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
14
•Gesi bağlarında bülbüller öter
•Ateşim yanmadan tütünüm tüter,
•Bana bir hal oldu ölümden beter.
•Ne deyim ağlayım ah alnımın yazısı,
•Böyle olur anam gelinlerin bazısı
15
•Gesi bağlarında kılarım namaz,
•Kılarım kılarım Hakka yâramaz, •Dostun ettiğini düşman yapamaz. •Meğer taşa biber ekilmez imiş •Kötülerin kahrı çekilmezimiş 16 •Bir yüzük yaptırdım dar mı geliyor? •Gurbet eller sana zor mu geliyor? •Yalınız yatması ar mı geliyor? •Gel otur yanıma, başımın tacı •Ayrılık günleri ölümden acı 17 •Dağdan yuvarlandı kayalarımız, •Gam ile yuğrulmuş mayalarımız, •Nola taş doğuraydı analarımız.
•Yaz yaz mektubunu postaya bırak
•Varamam yanına yollarım ırak.
18
•Bu yıl meyve çoktur dallar götürmez
•Dağlar diken olmuş kervan oturmaz,
•Benim bağrım yufka sitem götürmez,
•Örtün pencereyi değmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
19
•Gesi bağlarında pişirdim nohut
•Yârim ben ölüyom sen beni unut,
•El kadar yavrumu yerime büyüt
•Yas tutsun ellerim,
kına yakmayım,
•Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
20
•Gesi bağlarına indi bir Frenk
•Ah çeker ağlarım dayanmaz yürek
•Gönderin yârimi o bana gerek
•El kadar alnımda, kara yazım var
•Evvel başım idi, bir de kuzum var
21
•Gesi bağlarında kaynar kum idim
•Fener gibi yanan anam mum idim
•Evvel Allah sonra, sensin ümidim
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
22
•Gesi bağlarında bir top gül idim
•Yağdı yağmur güneş vurdu eridim
•Ezel yârin sevgilisi ben idim
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
•Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
23
•Gesi bağlarında geçilmez yastan
•Her yanım ıslandı yağmurdan yaştan
•Sağ yanın ağrırsa sol yana yaslan
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
•Bize sebep olan içten vurulsun.
24
•Gene kalaylandı sofranın tası,
•Silerim durulmaz gözümün yaşı
•Şu benim çektiğim soysuzun işi
•Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
•Kulların başına gelmedik olmaz.
25
•Yüceye kaldırın gelin ölüsü
•Elmalar donatın söğüt dolusu
•Bana derler kadersizin birisi
•Yaz yaz mektubunu postaya bırak
•Varamam yanına yollarım ırak.
26
•Gesi bağlarında ötüşür kuşlar
•Kalmadı başıma değmeyen taşlar
•Anam bana kıydı ele bağışlar
•Gayri dayanacak özüm kalmadı
•Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
27
•Gesi bağlarında üç ağaç iğde
•Ciğerim tutuşur gözlerim yerde
•Çârem yok tutuldum amansız derde
•Ne deyim ağlayım alnım yazısı,
•Böyle olur gelinlerin bazısı
28
•Ah çeker ağlarım dinmiyor acım
•Ne yapsam silinmez şu alın yazım
•Böyle m`olur gelin iken şu yüzüm?
•Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
•Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
29
•Gesi bağlarının erimez karı
•Ciğerim sızılar ağlarım zâri
•Evvel benim iken şimdi el yâri
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
30
•Halımı dokuyup bağ mı tutayım?
•Issız gecelerde nasıl yatayım?
•Kendimi ben ırmağa mı atayım?
•El kadar alnımda, kara yazım var
•Evvel bir başımdı, şimdi kızım var
31
•Urganım atmadık dallar mı kaldı?
•Başıma gelmedik hallar mı kaldı?
•Bende söylemedik diller mi kaldı?
•Meğer taşa biber ekilmez imiş
•Kötülerin kahrı çekilmezimiş
32
•Gesi bağlarında üç oylum kaya
•Yatamam yıldızı hep saya saya
•Tan vakti arkadaş olurum aya
•Atma anam atma beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime
33
•Gesi yamacında öten gumrular
•Ötüp de yuvada yatan gumrular
•Halimi görüp de utan gumrular
•Örtün pencereyi değmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
34
•Kurbağalar sağ yanımda ötüşür
•Ötüşür de zıp zıp zıplar sekişir
•Yazıda yatanın üstü pek üşür
•Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
•Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
35
•Katar katar gökyüzünde uçan kaz
•Köşe bucak avcılardan kaçan kaz
•Söyleşip yâr ile bana açan kaz
•El kadar alnımda, kara yazım var
•Evvel başım idi, bir de kuzum var
36
•Gesinin bahçeleri yoncalıklar
•Tatlı suda oynar ala balıklar
•Gelin saçlarında ince belikler
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
37
•Gesiye giderken yollar ayrılır,
•Bindim arabaya başım devrilir,
•Bize kısmet gurbet elde verilir.
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
•Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
38
•Ne deyim ağlayım alnım yazısı
•Gütmezimiş anaların kuzusu
•Gütmezimiş anaların yavrusu
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
•Bize sebep olan içten vurulsun.
39
•Tıkır tıkır merdivenden inmedim
•Güle güle yâr koynuna girmedim
•Cahilidim kıymetini bilmedim
•Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
•Kulların başına gelmedik olmaz.
40
•Kuruldu kazanım herenim yoktur
•Söküldü sim saçım örenim yoktur
•Kapıdan içeri girenim yoktur
•Yaz yaz mektubunu postaya bırak
•Varamam yanına yollarım ırak.
41
•Gesi bağ bahçe bağ mola?
•Şu dağın ardında anam var mola?
•Oturur da beni yadeder moola?
•Gayri dayanacak özüm kalmadı
•Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
42
•Gesi bağlarında bulanık seller
•Derdim içerimde ne bilsin eller,
•Oturup ağlaşam divâne derler
•Ne deyip ağlayım alın yazısı
•Kader böyle imiş onmaz bazısı
43
•Ateş alıp ısınmadım korunda
•Güle güle yâr gezmedim kolunda
•Methim gezer, elalemin dilinde
•Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
•Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
44
•Yüce dağ başında kamber tay olur
•Anamı andıkça aklım zay olur
•Ayrılık dediğin birkaç ay olur
•Ne deyim ağlayım alnımın yazısı,
•Böyle olur gelinlerin bazısı
45
•Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
•Hangi dala yuva yapsa kuruyor
•Herkesin yâri yanında duruyor
•Meğer taşa biber ekilmez imiş
•Kötülerin kahrı çekilmezimiş
46
•Bülbülüm uçtu da kafesi durur
•Ne güzel ellerin baban da görür
•Babasız yuvada evlât mı büyür
•Meğer taşa biber ekilmez imiş
•Kötülerin kahrı çekilmezimiş
47
•Gesi Bağlarında takıldım taşa,
•Kardeş ekmeğini kakarlar başa,
•Yelip çalıştığım, emeğim boşa,
•Atma anam atma beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime
48
•Dolup dolup taşar gözüm pınarı
•Arayıp bulayım özüm o yâri
•Ne etsin durdursun bendeki zarı
•Örtün pencereyi değmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
49
•Gesi bağlarında kumrular olur
•Zayıf kalan yavru yuvada kalır
•Erken tüleyenler ömürlü olur
•Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
•Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
50
•Gesi bağlarında bade içerler
•İçerler de hep kendinden geçerler
•Şafakla birlikte yonca biçerler
•El kadar alnımda, kara yazım var
•Evvel başım idi, bir de kuzum var
51
•Yazmam gül yaprağı düremem gayrı
•Yalınız evlere giremem gayrı
•Bana bir hal oldu gülemem gayrı
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
52
•Gesi bağlarının gülü olayım
•Arayı arayı yâri bulayım
•Gül, bülbülden başkasına sorayım
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
•Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
53
•Gesi bağlarında kamber tay olur
•Anamı andıkça anam aklım zay olur
•Ayrılık dediğin bir kaç ay olur
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
•Bize sebep olan içten vurulsun.
54
•Sandıktan basmamı giyesim geldi
•Ciğerim anamı göresim geldi
•Varıp iki elin öpesim geldi
•Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
•Kulların başına gelmedik olmaz.
55
•Sofraya oturdum gelin kız gibi
•Yüzüme bakarlar imkansız gibi
•Ortadaki yemek acı tuz gibi
•Yaz yaz mektubunu postaya bırak
•Varamam yanına yollarım ırak.
56
•Güğümlere su doldurdum ılımış
•Benim kader ilk akşamdan uyumuş
•Ne yapayım dostlar yazgım buyumuş
•Gayri dayanacak özüm kalmadı
•Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
57
•Gesi bağlarını belleyen olsa
•Şu cahil gönlümü eyleyen olsa
•Beni de anama yollayan olsa
•Ne deyip ağlayım anam alın yazısı
•Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
58
•Merdiveni tıkır tıkır inerken
•Yazması boynunda yâri överken
•Uyumuşum ak gerdandan severken
•Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
•Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
59
•Gesi bağlarında has nâne biter
•Bana bir hal oldu ölümden beter
•Sevdiğim ettiğin canıma yeter
•Ne deyim ağlayım alnımın yazısı,
•Böyle olur gelinlerin bazısı
60
•Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
•Derdim içimdedir ne bilsin eller
•Otursam ağlasam deli mi derler
•Meğer taşa biber ekilmez imiş
•Kötülerin kahrı çekilmezimiş
61
•Gesi bağlarında gülünen çayır
•Ana ben ölüyom başını çevir
•Kaynanam imansız, güveği gavur
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
62
•Elimi atmadık dallar mı kaldı?
•Başıma gelmedik haller mi kaldı?
•Beni söylemedik diller mi kaldı?
•Atma anam atma beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime
63
•Gesi bağlarının yılanı olsam
•Dolanı dolanı yanına varsam
•Yattığın yastığa başımı koysam
•Örtün pencereyi anam değmesin yeller
•Dertli olduğumu anam bilmesin eller
64
•Gesi bağlarında gülünen süsen
•Hiç iflah olmuyor yârine küsen
•Candan kimsen yok ki derdini disen
•Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
•Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
65
•Anam yok ki baş ucumda ağlasın
•Babasıza kız kuşağı kim bağlasın?
•Kardeş yok ki dönüp dönüp çağlasın
•El kadar alnımda, kara yazım var
•Evvel başım idi, bir de kuzum var
66
•Bülbüle su verdim altın tasınan
•Yolunu beklerim anam bir hevesinen
•Günlerim geçiyor çığlık sesinen
•Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
•Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
67
•Çıra yanmayınca ceviz kavlamaz
•Ciğer yanmayınca gözler ağlamaz
•Ben derdimi desem kimse dinlemez
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
•Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
68
•Gesi bağlarında bir tarla nohut
•Ben ölüyom anam bir Yasin okut
•Küçük kardeşimi yerime büyüt
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
•Bize sebep olan içten vurulsun.
69
•Bana gül diyorlar nasıl güleyim
•Yürekte ayrılık kime söyleyim
•Yaz mektup gönder de gönlüm eyleyim
•Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
•Kulların başına gelmedik olmaz.
70
•Bulamadım kır atımın gemini
•Süremedim gençliğimin demini
•Ben sürmedim eller sürsün demini
•Yaz yaz mektubunu postaya bırak
•Varamam yanına yollarım ırak.
71
•Çattım ocağıma hürmetim yoktur,
•Döktüm zülfü saçı örenim yoktur
•Anamdan babamdan gelenim yoktur
•Gayri dayanacak özüm kalmadı
•Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
72
•Ekin ektim orak alıp biçmeye
•Ayran yaptım, testi ile içmeye
•Gavli karar kıldım burdan göçmeye
•Ne deyip ağlayım anam alın yazısı
•Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
73
•İçesine ben salınıp gezmedim
•Haram lokma yeyip uçkur çözmedim
•Gesi bağlarını anam sensiz gezmedim
•Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
•Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
74
•Gesi yokuşunda kumrular uçar
•Uçar da haberi ellere saçar
•Herkes sevdiğine kucaklar açar
•Ne deyim ağlayım ah alnımın yazısı,
•Böyle olur anam gelinlerin bazısı
75
•Düzlüğünde harman edip savurdum
•Eleyip ısıttım, toprak kavurdum
•Koç yiğidi yazılara koyurdum
•Meğer taşa biber ekilmez imiş
•Kötülerin kahrı çekilmezimiş
76
•Engine yüksekli kayalarımız,
•Gam ile yoğrulu mayalarımız.
•Doğurmaz olsaydı analarımız,
•Neyleyim neyleyim hep anlımın yazısı,
•Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
77
•Mezarımı geniş açın dar olsun,
•Etrafı mor sümbüllü bağ olsun,
•Ben ölüyom ahbablarım sağ olsun
•El kaldır anlımda türlü yazım var
•Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
78
•Sandıktan basmamı giyesim geldi,
•Ayırdı şu dağlar da ölesim geldi
•Anam seni artık göresim geldi
•Örtün pencereyi esmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
79
•Gesi bağlarında da açılmış güller
•Derdimi söylesem de deli olmuş derler
•Şu gizli sevdamı da bilmesin eller
•Gel otur yanıma da boyu posu güzelim
•Gülerim ağlarım da ah çekerek gezerim
80
•Gesi bağlarında kaynar karınca
•İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce
•Ben bu dertten iflâh olmam, ölünce
•Hep yalan mı oldu anam o geçen günler?
•Bahçemizde ötmez oldu anam bülbüller.

81
•Gesi bağlarında yiğitler gezer
•Eller ne bilsin anam yüreğim ezer
•Yârim gitti gurbete de hasreti üzer
•Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar,
•Varını eliniden anam alsak diyorlar.
82
•Gesi bağlarının köpeği olsam
•Koklayı koklayı da anamı bulsam
•Bulduğum yerde de öpüp koklasam
•Ama garip anam yazılara ayabana
•Keşke verseyidin köyümüzde çobana
83
•Gesi bağlarında da bülbüller öter,
•Anamın ekmeği de burnuma tüter
•El kadar verseler de o bana yeter
•El kadar alnımda türlü türlü yazım var
•Evvel bir başımdı, bir de körpe kuzum var
84
•Gesi bağlarında yolun sağında
•Güller çiçek mi açar yavru bağında
•Yavrusu koynunda elin yanında
•Yas tutsun ellerim kına yakmayım
•Kör olsun gözlerim de sürme çekmeyim
85
•Gesi bağlarına attım urganı,
•Üstüme örttüler gurbet yorganı
•Benim anam çifte kessin kurbanı
•Ne deyim ağlayım hep anlımın yazısı
•Kader böyle imiş onmaz bazısı
86
•Gesi bağlarında dikili taşlar
•Benden selâm söylen gökteki kuşlar
•Gurbetelde kaldı yâren yoldaşlar
•Örtün pencereyi esmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
87
•Her boyadan bir boyalı taşım var
•Yaşım küçük ne belalı başım var
•Feleğinen döğüşecek işim var
•El kadar alnımda türlü türlü yazım var
•Evvel bir başımdı, bir de körpe kuzum var
88
•Anam kirmenini alsın eline,
•Tarasın yününü taksın beline,
•Gelsin baksın yavrusunun haline,
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
•Varını elinden alsak diyorlar
89
•Başına bürünmüş el kadar astar
•Asker babasını yavrusu ister
•Bir suretin sal da yavruya göster
•Neyleyim dünyayı yâr olmayınca
•Tomurcuk gül iken koklamayınca
90
•Gesi bağlarında salkım söğütler
•Oynaşırlar gölgesinde yiğitler
•Anam yok ki versin bana öğütler
•Neyleyim neyleyim hep anlımın yazısı
•Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
91
•Ocağımı çattım harenim yoktur,
•Söküldü zülüfüm örenim yoktur
•Kapımdan içeri girenim yoktur
•Gel otur yanıma başımın tacı
•Ayrılık ekmeği zehirden acı
92
•Gesi bağlarında açıldı güller
•Sevdiği yanında sefada eller
•Hep bize dokanır yâramaz diller
•Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
•Varını elinden alsak diyorlar
93
•Arı olsam her çiçeğe konarım
•Yâr yitirdim yana yana ararım
•Var mı benim şu Gesiye zararım
•Atma anam atma beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime
94
•Gesi dedikleri bir çatal dere
•Ahbablar içinde yüreğim yâra
•Çok emekler verdim vefasız yâra
•Örtün pencereyi esmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
95
•Yine suyla doldu sokunun taşı
•Silerim de dinmez gözümün yaşı
•Benim çekdiklerim bir soysuz yası
•Meğer taşa biber ekilmezimiş
•Kötülerin kahrı çekilmezimiş
96
•Anam beni ne hal ile doğurdu
•Çok kapıda hamur edip yoğurdu
•Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
•Gurbet elde neler geldi başıma
•Anam yokki şu derdime katıla
97
•Anam, mendilimi düremiyorum
•Yalnızım, evlere giremiyorum
•Anasız babasız duramıyorum
•Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
•Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
98
•Anam yok ki ağıdımı dinlesin
•Babam yok ki şikâyetim, inlesin
•Şu cahil gönlümü kimler eğlesin
•El kadar alnımda türlü türlü yazım var
•Evvel bi başımdı, şimdi körpe kuzum var
99
•Gesi bağlarında gülüm duruyor
•Hangi dala yuva yapsam kuruyor
•Bülbül bile kadersizi biliyor
•Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
•Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
100
•Yazmam gül yaprağı düremiyorum
•Yalnızım, eşikten giremiyorum
•Sökük sim saçımı öremiyorum
•Devşirdim çiçeği aman dalda nem kaldı?
•Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı?
101
•Belletim bağımı yemedim üzüm
•Kaynattım pekmezi gelirim güzün,
•Garibe vermezler bir salkım üzüm
•Neyleyim ağlayım anam alın yazısı
•Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
102
•Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez
•Dağlar diken olmuş kervan götürmez
•Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
•Eğil dağlar eğil yârim, göresim geldi
•Siyah zülfüm yüzüne süresim geldi
103
•Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
•Aksine vuruyor devranı felek
•Gesi bağlarında Leylâ diyerek
•Ah neyleyim anam şu alnımın yazısı
•Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
104
•Çırpını çırpını yuvadan uçtum
•Ağlayı ağlayı bu hale düştüm
•Getirin anamı babamdan geçtim
•Neyleyim neyleyim hep anlımın yazısı
•Gülmemiş dünyada anamın kuzusu
105
•Gesi bağlarını gördün mü bilmem?
•Bahçesinde bağdaş kurdun mu bilmem?
•Gizli sırlarıma erdin mi bilmem?
•Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
•Halimden bilmeyen ben o yâri neyleyim
106
•Vakit gelmeyince söğüt mü kavlar?
•Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar?
•Oturup ağlasam gözyaşım çağlar?
•Gel otur yanıma hallerim söyleyim
•Halimden bilmiyor ben o yâri neyleyim
107
•Gesi bağlarında geçemiyorum,
•Az doldur kadehi içemiyorum
•Anamdan babamdan geçemiyorum
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun
•Bize sebep olan içten vurulsun
108
•Gesiye giderken yolun sağında
•Güller açmış, nazlı yârin bağında
•Yeni değmiş on üç ondört çağında
•Gel otur yanıma boyu posu güzelim
•Dost düşman yanında güler oynar gezerim
109
•Eşik arasında fenerim yitti
•Feleğin ettiği gücüme gitti
•Bana ettiğini kimlere etti
•Atma garip anam beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime
110
•Ellerin mektubu gelir okunur,
•Benim yüreğime hançer sokulur
•Bugün posta günü canım sıkılır
•Atma anam beni dağlar ardına
•Kimseler yanmasın anam yansın derdime
111
•Everekin bayırına düzüne,
•Döndüm baktım karlar yağmış izime,
•Uyma dedim uydun eller sözüne
•Sağ olanlar bir olur kavuşur
•Küs olanlar bir gün gelir barışır
112
•Gesinin etrafı tozlu yol mola?
•Salını salını gelen yâr mola?
•Urgan atıp ölsem ölüm zor mola?
•Şimdi ben anladım onmadığımı,
•Daha çilelerim dolmadığını
113
•Gesinin evleri kemer kemerdir
•Derdim içerimde küme kümedir
•Ağlamak dururken gülmek nemedir?
•Örtün pencereyi esmesin yeller
•Dertli olduğumu bilmesin eller
114
•Söktüm sim saçımı örenim yoktur
•Kapıdan içeri girenim yoktur
•Ağlasam sızlasam görenim yoktur
•Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
•Bir murat almadım anam doğdum doğalı
115
•Salkım söğüt gibi dallarım yerde
•Gözlerim o yâri gözlerim yolda
•Götürün anama evleri nerde?
•Gurbet elde neler geldi başıma
•Anam yok ki şu derdime katalana
116
•Şu dağlara çıksam yolu arasam
•Mendilim elimde döne döne ağlasam
•Anam yok ki ben derdimi söylesem
•Ne deyim ağlayım anam alın yazısı
•Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
117
•Tel tel olur Kayseri’nin ovası
•Yüzüne bakmadım karın doyası
•Taze olur evlilerin boyası
•Ne deyim de ağlayayım alın yazısı
•Gülüp oynamıyor gelinler bazısı
118
•Yüce dağ başına gelmesin eller
•Bugün efkarlıyım açmasın güller
•Diz dize gelip de döktüğüm diller
•Ne deyim de ağlayayım bu böyle olmaz
•Kulların başına gelmedik olmaz
119
•Gesiye gidenin bağrı taş gerek
•Altı saltanatlı bir gardaş gerek
•Ağlamak dururken gülmek ne gerek
•Yas tutsun ellerim kına yakmayım
•Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
120
•Bülbüle su verdim altın tasınan
•Yolunu beklerim bir hevesinen
•Ocağın başında altın fesinen
•Ölüm olmasın da ayrılık olsun
•Bize sebep olan Allah’tan bulsun
121
•Gesi bağlarında gül ile nergis
•Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
•Cennetin köşkün de olamam sensiz
•Yas tutsun ellerim kına yakmayım
•Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
122
•Kırıldı kanadım kefenem yoktur
•Kapıdan içeri girenim yoktur
•Gurbette anamın haberi yoktur
•Beklerim yolunu gelene kadar
•Çekerim derdini ölene kadar
123
•Kütür kütür kırdın felek dalımı
•Kimselere diyemiyom halimi
•Ben sana ne yaptım Allah zalimi
•Neyleyim neyleyim hep alnım yazısı
•Gülmemiş bu dünyada anam kuzusu
124
•Gesi bağlarında dolanıyorum
•Yitirdim yârimi aranıyorum
•Bir çift selâmına güveniyorum
•Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı?
•Benim sevdiceğim burdan geçti mi?
125
•Yağmur yağar ince elek tülbentten
•Kurtar Allah’ım beni gayri gurbetten
•Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
•Yol ver dağlar ben gideyim sılâma
•Sılâm zümrüt beni sakın kınama!

…………………………………………………
Mustafa Cingil
30/06/2019
Pazar

Bu sahtekar hocalardan

0

Dost senin yüzünden özge
Ben kıble-i can bilmezem
Pirin hüsnünü severim
Bir gayrı iman bilmezem

Bana derler ki şeyatin (şeytanlar)
Senin yolunu azdırır
Ben şu zerrak sufilerden (sahtekar hocalardan)
Gayrı bir şeytan bilmezem

Sufi-i salus nedendir
Hüsne münkir geçindiği
Ne aceb bela geliptir
Şu ki ben dosttan bilmezem

O şah-ı hüsnün aşkına
Özümü viran kılmışam
Kaygusuz Abdal’dır adım
Cübbe vü kaftan bilmezem

***

İzahlı Halk Şiiri Antolojisi, Türk Edebiyatı
Antolojileri: 4, Pertev Naili Boratav
(Ankara Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi
Doçentlerinden) ve Halil Vedat Fıratlı (Maarif
Vekilliği Müfettişlerinden), Ankara 1943 Maarif
Matbaası, Maarif Vekilliği Neşriyat Müdürlüğünün
17 – XI – 1942 tarihli ve 83/10105 sayılı
emriyle birinci defa olarak 10.000 sayı basılan
seri, s.44’de eser şu şekilde aktarılmaktadır


Dost senin yüzünden özge
Ben kıble-i can bilmezem
Pirin hüsnünü severim
Bir gayri iman bilmezem

Bana derler ki şeyatin
Senin yolunu azdırır
Ben şu zerrak sofulardan
Gayri bir şeytan bilmezem

Sofi-i salus nedendir
Hüsne münkir geçindiği
Ne acep bela gelüptür
Şu ki ben Haktan bilmezem

İnsan-ı kamil ki derler
Mustafadır Murtazadır
Dahi kim vardır cihanda
Ben gayri insan bilmezem

O Şah-ı hüsnün aşkına
Özümü viran kılmışam
Kaygusuz Abdaldır adım
Cübbe ve kaftan bilmezem

***

Türk Halk Şiiri Antolojisi – Ali Püsküllüoğlu
Bilgi Yayınları: 224, Antoloji Dizisi: 2
Bilgi Yayınevi, Birinci Basım, Haziran – 1975
s.79’da eser şu şekilde aktarılmaktadır


Dost senin yüzünden özge
Ben kıble-i can bilmezem
Pirin hüsnünü severim
Ben gayrı iman bilmezem

Bana derler ki şeytan
Senin yolun azdırır
Ben şu hileci kişiden
Gayri bir şeytan bilmezem

Ol şah-ı hüsnün aşkına
Özümü viran kılmışım
Kaygusuz Abdal’dır adım
Cübbe vü kaftan bilmezem

Kaygusuz Abdal

Mazhar-ı nur-ı Hüdasın ya Muhammed ya Ali

0

Mazhar-ı nur-ı Hüdasın ya Muhammed ya Ali
Hemdem-i Şahı evliyasın Ya Muhammed Ya Ali

Hem Hatice Fatıma Hulku ‘r-Rıza nın Hakkı üçün
Gözlerime ruşenasın ya Muhammed Ya Ali

Ben Hüseyinin bendesinin bendesiyim bendesi
Bilmişim Zeynerl – aba’sın ya Muhammed ya Ali

Bakırı Cafer yolunda canımı kıldım feda
isterim virgil suhasın ya Muhammed ya Ali

Kazım u Musa Rıza ve hem Taki ve be Naki
Ebced -i Al – i abasın ya Muhammed ya Ali

Askeri hem Mehdi – i sahib – zaman’ın hörmeti
Cürmümü afvet atasın ya Muhammed ya Ali

Bu Viran Abdal garibin derdine derman diyen
Gayri yoktur sen devasın ya Muhammedya Ali

BÜYÜK DEVRİYE

0

Taayün bulmadan bu kevn-ü mekan
Kudret kandilinde rahşan idim ben
Hitâbı elesti sordum ruhlara
Bai bismillah rahman idim ben

Toprak ateş su yel geldim iptida
Se mevalid ile oldum hüveyda
Seyranıma aklın ermez zahid
İllallah diyene ayan idim ben

Ne çare sıkıldım kaygıdan gamdan
Halk olundu Havva sol kaburgamdan
Velekad kerremna indi hocamdan
Cenabi Ademe vicdan idim ben

Şid olup gömleği tersine giydim
Bir kızıl elmaya terceman koydum
O zaman gürûh-u Naci’ye uydum
Gerçek erenlere iman idim ben

Pak sülblerden indim Enis göründüm
Türlü cefâ çektim Çerçiş göründüm
Hulle donu biçtim İdris göründüm
Hızır Peygambere mihmân idim ben

Nuh olup küffarı verdim sellere
Sam ile Hud olup düştüm dillere
Kanatlandım uçtum kondum güllere
Baharda bülbüle efgan idim ben

Kaldırdım dünyadan Nemrud adını
Halil olup kırdım anın putunu
Kâbe yapmak için yondum odunu
İsmail Nebi’ye kurban idim ben

İsak oldum südûr ettim Sarâ’dan
Kırk üç sene geçmiş idi aradan
İki çocuk verdi bana yaradan
Lut’un büyük kızı Tercan idim ben

Yakup geldim beni derde kattılar
Sevdiğimi kuyulara attılar
Yusuf oldum bezirgana sattılar
Mısır diyarında Kenan idim ben

Eyyüb oldum vücuduma kurt düştü
Cümle alem benim sabrıma şaştı
Ecelin çaresi Fırata düştü
Hekimlerin piri Lokman idim ben

Danyal olup Abı Hayâtı içtim
İskender olubda sedd-i Çin geçtim
Bilmedim Firavn’a sırrımı açtım
Musa’nın babası İmran idim ben

Münacaat eyledim tur-u sinâ’da
Mucizatım gizli yedd-i beyzada
Bana biat etti kavmi yahuda
Harunun Musaya kalkan idim ben

Oldum Salih, Şuayıp, İşmoil, Yuşa
İlyasla, Üzeyir, Elyasağ, işâ
Halimi müminler etsin temaşaa
Filistin mülküne sultan idim ben

Davut Nebiyullah geldim bu sefer
Süleyman oluben getirdim haber
Bütün mahlukata oldum peygamber
Kuş dilini bilen insan idim ben

Yunus olup balık karnına girdim
Yahyanın uğruna canımı verdim
Zekeriya oldum sitemler gördüm
Ağacın içinde pinhan idim ben

Ruhülkudüs idim bir zaman hoca
Hazreti Meryem’e olmuştum koca
İsa olup Şam’ da gerildim haça
Göğe uruç ettim tayran idim ben

Haşimem hadimi beytullah olub
Abdülmuttalibe nurullah olub
Hem babamın ismi Abdullah olup
Aleme Resuli zişan idim ben

Ahir geldim oldum Fahri kainat
Cihanın halkına kurdum şeriat
Nazil oldu ayet ayet beyyinat
Muhammede inen Kur’ân idim ben

Delil oldu Ebu talib Fâtıma
Zuhûr edip geldim oldum Mürteza
Buyurdu, “Lahmike lahmi” Mustafa
Sırrı Hüda, Nur-i Yezdan idim ben

Gazalara girdim Süfyan-ı bastım
Düldüle binerek yel gibi estim
Hayber’i feth ettim küffarı kestim
Merd-i meydan Şâh-ı merdan idim ben

Aşkın ateşiyle özünü yaktı
Başına saadet tacını taktı
Cibril rehber olub Miraca çıktı
Yedinci semada arslan idim ben

Müsahibim idi Ahmedi Muhtar
La feta ila Şâh Ali Zülfikâr
Kanberim sahibim efendim Haydar
Anda kemerbesti meyan idim ben

Müminlere imam oldum akıbet
Yol erkân kurulub görüldü hizmet
Ayni cem içinde ettik muhabbet
Kırkların serdar-ı Selman idim ben

İki üzüm ezib içildi dolu
Cümleye baş oldu Hazreti Ali
İkrara bend olub söyledik beli
Kevser şarabından mestan idim ben

Kendi cenazemi kendim götürdüm
Nübüvvet devrini anda bitirdim
İmamet postuna geçtim oturdum
Hulki Rıza, İmam Hasan idim ben

Mevla bana verdi kudret balından
Ayrılnadım Hüseyinin yolundan
Şehit düştüm Yezidiler elinden
Kerbelâ çölünde al kan idim ben

Zeynel aba olub zindana girdim
İmam Bakır olub kazana girdim
Eba müslüm ile gök dona girdim
Mervani Pelidi basan idim

İmam Cafer Sâdık oldum mahaza
Musayı Kâzım’la İmam Rıza
Saçlarım tel oldu tambura saza
Çok şükür Zakiri Kur’ân idim ben

Tâki, Nâki oldum hakka ulaştım
Asker oldum Münkir ile savaştım
Mehdi gelib gaiblere karıştım
Mağara içinde nihân idim ben

Seyyîd Ismâil’ den eyleyip südur
Muhammed Mektumda olundum zuhur
Alamut şehrinde çok kırdım kafir
Hasan Sabbah Sâhib-i Kur’ân idim ben

Yusuf Hamedani, Ahmet Yesevi
Perende olup da öldürdüm devi
Hüseyinem, Fatimiyem, Alevi
Çaresiz dertlere derman idim ben

Horasan ilinin oldum hakanı
Bir vakit göründüm İbrahim Sani
Doğurunca beni Hateme Banu
Es-seyyid Muhammed gılman idim ben

Et ile kemikten suret büründüm
Hünkâr Hacı Bektaş geldim göründüm
Mürşid nazarıyle yundum arındım
Kutb-ül aktab, Şâh-ı cihan idim ben

Ali oldum, Veli oldum bahane
Türlü donda geldim gittim cihane
Güvercin şeklinde kondum bu kane
Üçyüzaltmışlara irfân idim ben

Sermestleri karahöyük’te buldum
Münkirin gönlünü gümana saldım
Dâr-ı sec üstünde ben namaz kıldım
Abdallara piri piran idim ben

Taptuk oldum taptım Hacı Bektaşa
Balçık Adem oldum girdim bir taşa
Tuz olub katıldım kaynayan aşa
Pir evinde kara kazan idim ben

Olmuştum Fatıma Kadıncık Ana
İdris Behlül Gaygusuz baba
Tâbi oldu vahşi yılanlar bana
Seraba bürehne üryân idim ben

Şâh Kızıldeli’den bir dolu içtim
Abdal Musa olub küffarı biçtim
Hüsam Otman olub ateşten geçtim
Gökte bulut süren çoban idim ben

Hızır Lale oldum hem Resul bali
İnsü cin çağırdı o vakit beli
Adıma dediler Şâh Mürsel Bali
Dimetoka’daki yatan idim ben

Nuzûl edip geldim tuba dalından
Pirim ayırmasın Ali yolundan
İndim yine Mürsel baba belinden
Hızır Bali Balım sultan idim ben

İslâmbola devet etti Beyazıd
Ana Nasib verib gösterdim bir vakid
Sersem Ali baba oldum bir vakid
Dergâhı şerifte derban idim ben

Ak Abdullah olub bekledim şahı
Kara Halil baba, dede Agahi
Düşkünlerin benem piştü penahi
Vahdetiyem sahib zaman idim ben

Karpuzu büyük Hasan dede oldum
Sinoplu Aliyem, Üfkende oldum
Muhammed Nur ile gûyende oldum
Dede-baba Mehmet külhan idim ben

Bana Halil Haki baba dediler
Sonraları Nebi baba dediler
Hem Saatçi Ali baba dediler
Mahmud dede ile yeksan idim ben

Hüsnü’yem açıldı hakikat babı
Bana içirdiler zehirli abı
Oldum dede baba Ali Türâbî
Selanikli Hacı Hasan idim ben

Es-seyyid Muhammed Perîşân geldim
Mehmet Ali Hilmi dırahşan geldim
Bazı küskün geldim bazı şen geldim
Gözülü olanlara beyân idim ben

Olmuştum Feyzullah dede siz bilin
Postnişini idim dergâh-ı pirin
Yezdân ne hikmetler eyledi görün
Hakîkat bahrinde cevlan idim ben

Gâhî bulut oldum göklere ağdım
Gâhî yağmur olub yerlere yağdım
Ay idim gün idim semada doğdum
Çerağı evliya taban idim ben

Toprak oldum dört köşeye saçıldım
Çiçek oldum yer yüzünde açıldım
Koyun oldum kanarada biçildim
Alî’nin sırrına hayran idim ben

Evvel ahir batın zahir ben idim
Tayyib, tahir, hazır, nazır ben idim
Hâdi, gerçek, neyyir, münir ben idim
Ef’âl, sıfat, zat-ı mennan idim ben

Dünya ukba gaib şuhût olmuşum
Vacibül vücûdum mevcûd olmuşum
Şimdi Kâzım oğlu Turgut olmuşum
Ruhî revan şad-u handan idim ben.

Bektaşi Halifebaba Turgut KOCA / Yaşamı: 1921 / 15.10.1997.
.
(Mahlâsları: Turgut ABDAL / Turgut BABA / Kâzım oğlu TURGUT / Turgut KOCA

Ey hoca tanrıya bir şirkimiz yoktur,

0

Ey hoca tanrıya bir şirkimiz yoktur,
Şeytan gizleyecek kürkümüz yoktur,
Cehennem narından korkumuz yoktur,
Biz ateş-i aşkına yananlardanız….

Mûrşit meydanına mahşer kurulur,,
Bacı kardeş bir araya derilir,,
Hayrımız şerrimiz burda sorulur,,
Her hesabı burda verenlerdeniz…

Parayı put edip tapan değiliz,,
Hakikat yolundan sapan degiliz,,
Havlayıp insanı kapan degiliz,,
İnsanız insanı sevenlerdeniz…

Meluliyim kıblem kamil insandır,,
Kamil insanın kalbi beyt-i rahmandır,,
Secde etmeyenler şeksiz şeytandır,,
Ona lanet eden erenlerdeniz…

Tefeci ile zeki kızın hikayesi

0

Yüzlerce yıl önce bir kasabada, küçük bir işletme sahibinin bir tefeciye yüklü miktarda borcu vardı. Tefeci çok yaşlı ve itici görünümü olan bir adamdı. Kadere bakın ki, bu çirkin görünüşlü tefeci alacaklı olduğu işletme sahibinin kızından hoşlanıyordu.

Tefeci işletme sahibine, kızıyla evlenme karşılığında borcunu tamamen silecek bir anlaşma teklif etmeye karar verdi.

Söylemeye gerek yok, bu teklif işletme sahibinin tiksinti dolu bir bakışıyla karşılandı. Ancak çaresiz kalan işletme sahibi nefret etse de tefecinin bu teklifini kabul etti.

Bunun üzerine tefeci, bir torbaya biri beyaz biri siyah iki çakıl taşı koyacağını söyledi.

Kızın daha sonra torbaya uzanması ve iki taştan birini alması gerekecekti. Kızın çektiği taş siyah çıkarsa borç silinecek, ama tefeci de kızla evlenecekti. Taş beyaz çıkarsa, borç silinecek ama kız tefeciyle evlenmek zorunda kalmayacaktı.

İşletme sahibinin bahçesinde, tefeci yerden iki çakıl taşı aldı. Ancak hile yapıyordu. Siyah çıkmasını garantilemek için hızla iki çakıl taşını da siyah olarak aldı.

Onları alırken işletme sahibinin kızı tefecinin bu hilesini, yani iki siyah çakıl taşı aldığını, beyaz taş almadığını ve ikisini de torbaya koyduğunu fark etti.

Daha sonra tefeci kızdan çantaya uzanmasını ve bir tane seçmesini istedi.

Kızın ne yapabileceği konusunda doğal olarak üç seçeneği vardı:

Çantadan bir çakıl taşı almayı reddedecekti.
Her iki çakıl taşını da çantadan çıkarıp, tefeciyi hile yaptığı için ifşa edecekti.
Siyah olduğunu bile bile çantadan bir çakıl taşı alıp, babasının özgürlüğü için, kendini feda edecekti.
Kız torbadan bir çakıl taşı çıkardı ve bakmadan önce ‘yanlışlıkla’ diye diğer çakılların ortasına düşürdü. Tefeciye dedi ki;

“Ah, ne kadar beceriksizim. Neyse ki, kalanın rengine bakarak düşürdüğüm taşın hangi renkte olduğunu anlarız.”

Torbada kalan çakılın siyah olduğu belliydi; tefeci yalanı açığa çıkmaması için kızın düşürdüğü çakılın beyaz olduğunu kabul etmek zorunda kaldığı gibi, kızın babasının borcunu da silmek zorunda kaldı.

Hikayeden çıkarılacak ders:

Zor bir durumun üstesinden gelmek ve bir seçim yapmanız gerektiği anlarda düşündüğünüz tek seçeneğe teslim olmayın. Her zaman alternatif bir çıkış yolu vardır.

kadına şiddete hayır

0

Dünyada, cennette, adem indinde,
Kadınsız bir dünya kimin haddine,
Aşk’ta sevgi ile taç dır yürekte,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Kadınlar sevilir bir ömür boyu,
Şiirler, romanlar asırlar dolu,
Hasretine yanan yürekler onu,
Baş tacı ederler gönüllerinde.

Savaşta barışta anlaşmalarda,
Prangalı mahkûm sevdalarında,
Tarlada, çapada gönül soframda,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Erkeğin yanında ulu direktir,
Cenneti alada huri Melek’tir,
Soyumu sürdüren büyük sürektir,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Nice saraylarda tahtlar yoluna,
Bazen bir ülkeyi kadın uğruna,
Sevmeyen ne bilsin âşık olmazsa,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Hasretine yazılan yazılar dilde,
Tanrı yaratmış ki sevsinler diye
Aşk’ın tanrıçası Afrodit bile,
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

Bektaş’ın sevdadır deli gönlünde,
Hasret türküsüdür Nazım dilinde, () Cigara karanfil kokar Ahmed’e, ()
Baş tacı dır kadın tüm gönüllerde.

() Nazım ——Nazım Hikmet () Ahmed——Ahmed Arif

                          Bekir Yavuz
                29.Mayıs.2010.cumartesi.
                       Beyoğlu. İstanbul

öğretmenler günü için

0

Bütün karanlığın ulu güneşi
Her gece gönlüme dol öğretmenim
Kim ki çıkmak ister ömür dağına
Ancak senden başlar yol öğretmenim.

Hep çürüsün sana küfreden diller
Kökten kopsun sana taş atan eller
Senden küçük güzellikler güzeller
Sendeki bir başka hal öğretmenim.

Satır satır düşüncemde kanımsın
Kanımın içinde başka canımsın
Yaradandan sonra küçük tanrımsın
Sende hikmet kudret bol öğretmenim

Adaletin A harfini sen yazdın
Zorluklaları sen öğrettin sen çözdün
Hesabı keşfettin atomu ezdin
Sana tüm engeller kul öğretmenim.

Sen ağlarken ya ben nasıl güleyim
Rehbersiz menzili nasıl bulayım
Eline gönlüne kurban olayım
İşte bir canım var al öğretmenim.

Mahzuni sızlanır övgüm az diye
Bana neler çektin oku yaz diye
Gene yatır dizlerine saz diye
Beni ölene dek çal öğretmenim.

Mahzuni Şerif

bir insanı tanımak

0

Alevilerin kamusal alana açılması

0

Âşık Veli, Âşık Kemter, Âşık Kamber, Âşık Agâhi, Âşık Veysel, Âşık Hüseyin…

Aleviliğin kamusal alana açılmasının başlangıcı, sanıldığı gibi örgütler eliyle olmadı. “Alevi Âşıklar” ilk sözcülerdi. Onlar köy köy, kasaba kasaba, kent kent geziyor; halkla iç içe oluyor; Aleviliği şiirlerinde ve sazıyla halka aktarıyordu.

Destancılar da bu anlamda önemli bir fonksiyon üstleniyor; “Alevi Âşıklar”ın anlatılarını yaygınlaştırıyordu.

İç Anadolu’da Şarkışla’nın kuzeybatısında Kızılırmak vadesinde Yıldızeli ile Akdağmadeni arasında kalan alan Emlek yöresi olarak biliniyor.

“Emlek Yöresinde Ozan Olmak” Ali Dinçal’ın 1993’teki makalesinin adı. Ancak, öncesinde de Ali İzzet Özkan, Mihmani… bilinen halk ozanları; Âşık Veli, Âşık Kemter, Âşık Kamber, Âşık Agâhi, Âşık Veysel, Âşık Hüseyin gibi…

Bugün, “Emlek Aşıkları Festivali” adına festivaller düzenleniyor ve bunlar kitaplar halinde yayınlanıyor:

Emlek Aşıkları Festivali, 12-13 Ağustos 2017. Kızılırmak Organizasyon, Sage Yayın Matbaacılık, Ankara 2017?, 140 S.;

Zafer Akkaş (ed.): Emlek Aşıkları Festivali, 5-6 Haziran 2019. Teknosoft Eğitim Teknolojileri, Ankara 2019?, 64 S.

Öte yandan, Ali İhsan Tuncalı, “Emlek Alevi Şairleri”ni Âşık Veli’yi, Âşık Kemter’i, Âşık Kamber’i, Âşık Agâhi’yi, Âşık Veysel’i, Âşık Hüseyin’i derliyor ve eseri 1967’de “Emlek Alevi Şairleri” adıyla [Türkyolu – Bizimşehir Matbaası, İzmit 1967, 144 S.] basılıyor. Eserin biraz daha genişletilmiş yeni baskısı, 2000’de “Emlek Alevi Âşıkları” adıyla [Kızılırmak Yayınları, Ankara 2000?, 252 S.] okurla buluşuyor:

Emlek yöresi sadece bir coğrafi yöre değil; onu tanımak, Aleviliğin kamusal alana açılmasının kodlarını anlamaktır… | @ismailenginhd

Herkes kendine demokrat…

0

Demukrasi olmuş meğerse yamultmuşuz demokrasiyi bile. aile içi şiddetin görünmez olduğu, feodal ağanın, şıhın – şeyhin, akilin, örgütün mührü bas dediğine oy verildiği, kadına habire sopa atıldığı, çocuğun dayakla tımarlandığı, aşiret aidiyetinin üst kimliğe sayıldığı bir yerde akıl kiraya değil başkasına verilmiştir ve ancak demukrasiden söz edilebilir.

neticede küfürbaz bir toplumdur ve küfürle anadan, avrattan, kadının en mahrem yerine çocukken bile uzanır..

şiddet, türü ne olursa olsun temelde ve kökende ailede başlar, toplumun diğer kesimlerine dalga dalga yayılır.

“kadın eşit” diye diye kulakları sağır edercesine bağırarak, erkeği başa getirmiş, baş tacı etmiş bir toplumuz biz.

erkek fato’dan, erkek gibi kadından söz ederiz hepimiz. netekim, kadını böyle bile ezeriz.

kadına şiddette hiçbirimizin diğerinden farkı yok.. | @ismailenginhd