Cumartesi, Mart 28, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 127

Bırak beni konuşayım

0

Bırak Beni Konuşayım
Bende Bir İnsan Oğluyum
Bir Başım Bir Beynim Vardır
Bırak Beni Konuşayım
Düşüneyim, Danışayım

Beni Zindana Koyup Ağlama
Böyle Bulanıp Çağlama
Yazık Kolumu Bağlama
Bırak Beni Konuşayım
Düşüneyim, Danışayım

Senin Dilin Benim Dilim
Yakışmaz İnsana Zulüm
İnsanım Hayvan Değilim
Bırak Beni Konuşayım
Konuştukça Düşüneyim

Ya Sen Niçin Düşünürsün
Düşündükçe Boşanırsın
Halk Demeye Üşenirsin
Bırak Beni Konuşayım
Hep Gerçeğe Ulaşayım

Düşünen Cahil Olamaz
Cahil Kendini Bilemez
Can Gider Fikir Ölmez
Bırak Beni Konuşayım
Cahilliği Biz Yenelim

Mahzuni Halk İçin Ölsün
Ben Giderim Dostlar Kalsın
Koltuk Saray Sizin Olsun
Bırak Beni Konuşayım
İnsan Gibi Yaşayayım
Yaşadıkça Düşüneyim

Atatürk düşmanı bir babanın oğluyum!..’

0

Atatürk düşmanı bir babanın oğluyum!..’
Uğur Dündar
Yayınlanma: 27 Ekim 2016
Maalesef babam (Allah rahmet etsin) ve çevresi Atatürk düşmanıydı.Ben büyük önder Atatürk’e ilişkin akıl almaz sığ ve adi hikayeler dinleyerek büyüdüm. On iki yaşımdan itibaren de Atatürk’e karşı yapılan bu haksızlıkla mücadele ettim. Burası çok ilginç değil mi?
Böylesine yoğun Atatürk düşmanlığına rağmen nasıl oldu da karşı duruşuma izin verdiler.İşte bu konuyu yazma nedenim de budur. Ayrıntıya babamın nasıl biri olduğunu anlatarak gireyim.
Hani belgesellerde duyduğumuz nesli tükenme ifadesi var ya, işte babam tam da öyle nadir bulunacak dürüst bir insandı. Asla, ama asla yalan söylemezdi…


Atatürk düşmanlığının en önemli nedeni, onun yaptığı devrimlerin içerisinde, dindeki Kuran dışılıkların düzelmesi için yaptığı uygulamalardır. Tabii bu devrimler yüzlerce yıllık geçmişi olan ve dinden nemalanan şeyhleri, hocaları harekete geçirmiş! Atatürk’ü milletin gözünden düşürmek, ona düşman etmek için akıl almaz iftiralar uydurup gizlice yaymışlar, milletin inanç hassasiyetini kullanarak, kışkırtmışlar. Bunun için Kuran’ı da alet etmekten çekinmemişler!..* * *
Yirmili yaşlardaydım. O zamanlar babam ve arkadaşları sık sık bizde toplanırlardı. Yine böyle bir toplantıda konu Atatürk’e geldiğinde her zamanki gibi ona Deccal (Kıyamette ortaya çıkacak, yalancı ve kötü yaratılışlı kimse) diye hitap ettiler. Ben bunu duyunca zorunlu olarak itiraz ettim:
“Bakın!”diye söze başladım
“Savaşta bile insanca düşünen, esir aldığı askerlere “Üzülmeyin savaşta olur böyle şeyler” diyen, ölen düşman askerlerinin ailelerini “Çocuklarınız bize emanet” diye teselli eden, “Yunan bayrağını bir milletin simgesidir” diye çiğnemeyen asil, erdemli ve yüksek bir karakterle savaş kazanmış bir komutana Deccal diyemezsiniz. Bunu diyen ya bu geçeği bilmeyen cahildir ya da iyi karakterli değildir”dedim.


Babamın arkadaşlarından birisi sözümü keserek “
Bir dakika! Savaşı o kazanmadı ki! Allah ordularını gönderdi onlar vasıtasıyla zafere ulaştık”dedi! Arkasından da
“Esir alınan birçok Yunan subayı, bizi Mustafa Kemal’in askerleri yenmedi, biz gökten inen yeşil bereli askerlere yenildik demişler”diye devam etti! Bu anlatılana delil olarak da bana, Allah’ın savaşta inananları desteklemek için ordular gönderdiğine ilişkin ayetler okudu…
Ben de gökten inen askerlerolayının gerçek olup olmadığına hiç girmeden
“Kuran’da yazıyorsa doğrudur hacı abi”dedim
“Ancak, bu ayetlere ve senin anlattıklarına göre, Allah’ın Atatürk’ü desteklemek için ordularını gönderdiğini siz kendi ağzınızla itiraf ediyorsunuz” deyince, birbirlerine baktılar! Zira hiç beklemedikleri bir cevaptı.
Sonra o kişi ayağa kalkıp
“Hayır, asla öyle değil” diyerek devam etti
“Ordumuz, imamlarla, hocalarla doluydu ve abdestinde namazında askerlerden oluşmuştu, Allah onlara yardım için ordularını gönderdi, Atatürk için değil”dedi!..


Gülümseyerek dinledikten sonra
“Size bunları Allah söyletiyor hocam çünkü bilmeden Atatürk’ü övüyorsunuz”dedim.
Şaşkınlığı artmıştı.
“Hayatta o kafiri övmem”diye cevap verdi. “Beni sabırla dinleyin açıklayayım dedim.
“Bildiğiniz gibi Atatürk, bahsettiğiniz o imanlı orduyu dışarıdan getirmedi. Onlar Osmanlı askerleriydi. Öyle değil mi?..”Başlarıyla tasdik ettiler.

  • “Osmanlı, aynı imanlı askerlerle girdiği savaşların çoğunu kaybetti. Osmanlı askerleri de abdest alıyor, namaz kılıyor ve tekbir getirerek savaşıyorlardı ama yenildiler. Sonunda Osmanlı yıkılma noktasına geldi. Yoksa o askerler imansız mıydı” diye sordum. “Olur mu hiç, elbette imanlıydılar”diye cevap verdiler.
  • “Madem öyle Allah o savaşlara neden ordularını göndermedi de savaşları kaybettiler?..”* * *
    Hiçbiri cevap veremeyince devam ettim:
  • “Çünkü, Allah yalnızca imanlı olanlara değil aynı zamanda haklı olana, hak edene ve daha da önemlisi, galip gelmesini istediklerine yardım eder. Onun için eğer Allah Osmanlı’nın bekasını isteseydi, Osmanlı yıkılmazdı.
    Kısacası okuduğunuz ayetler ve anlattıklarınızdan çıkan sonuç şu: Abdestinde, namazında ve de tekbir getirerek savaşan bir ordu, Osmanlı’nın bekası için mücadele edince Allah yardım etmedi yenildiler ve sonları geldi. Fakat aynı imanlı askerler bu kez Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak için savaşınca Allah yardım etti ve mucize ötesi bir sonuçla galip geldiler. Demek ki Allah Osmanlı’nın değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını istedi”dedim.
    Kısa bir sessizlikten sonra babam söze girdi.
    “Aslında söylediklerin doğru olabilir. Zaten Atatürk savaşırken iyi idi. Ama sonradan şımardı ve dine düşman olup kafir oldu”dedi!..

“Yapma baba” diye başladım.
“Atatürk İslam dinini bilime emanet etmek için 1924’te imam hatip okullarını kurdu, Diyanet İşlerini kurdu. Daha sonra millet okuduğunu anlayarak inancını sürdürebilsin diyerek Kuran’ın Türkçe mealini hazırlattı. Kuran’ı anlayarak okumak Allah’ın emridir. Düşünsenize, hiç din düşmanı, kafir olan biri öncelikle bunları yapar mı?Hem de çok güçlü olduğu bir zamanda..
. Bu konuda bir türlü göremediğiniz şey şu; Atatürk, dine değil, Kuran’ın da lanetlediği dini menfaat için kullananlara, yobazlığa ve hurafelere savaş açtı” dedim.Daha sonra işim gereği aralarından ayrılırken
“Son bir şey daha söyleyeyim”dedim
“Sizin söylediğinize göre bir kimse okul, hastane cami gibi hayırlı eserler bırakırsa öldükten sonra da o kişinin amel defteri kapanmaz, o eserler durdukça onun defterine sevap yazılır öyle değil mi?”diye sordum “
Evet”dedi babam.
“Peygamberimizin hadisidir…”* * *

  • “O zaman bu hadise göre; Afyon’a kadar gelmiş düşmanı yenip, bu topraklarda bize özgür bir vatan olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa eden başta Atatürk olmak üzere onun arkadaşlarının da amel defterleri açıktır.Bu durumda yapılan her okulda, hastanede, camide, her okunan ezanda, özgürce yapılan ibadetlerde, Atatürk ve arkadaşlarının defterlerine sevap yazılıyor.
    Ayrıca farkında değilsiniz ama siz de özgürce kıldığınız her namazda yaptığınız her ibadette nefret ettiğiniz, Deccal dediğiniz Atatürk’ün defterine sevap gönderiyorsunuz bilesiniz. Ben Atatürk’ü Allah’ın gönderdiğine ve desteklediğine inanıyorum.Çünkü büyük imkansızlıklar içinde savaşmışlar. Kazmayla, kürekle dünyanın en güçlü ve donanımlı ordularına karşı kazanmak mümkün değildir. Zaten böyle bir zaferin tarihte başka bir örneği yoktur.
    O zaman siz Allah’ın desteklediği birine düşmanlık ediyorsunuz demektir. Bunu bir düşünseniz iyi olur.”dedim
    “Ayrıca şunu da unutmayın, Allah nankörleri sevmez!..”* * *
    Sevgili okurlarım, bu satırları deniz ve su ressamı olarak bilinen
    Mustafa Günen’in
    guncelhaberajansi.com adlı haber sitesindeki yazısında okudum.
    Günen, özetlediğim yazısını
    “Atatürk karşıtlarının çoğu bu fikre özgür düşünceleriyle ulaşmış değillerdir. Dolayısıyla bu konudaki gerçekleri anlatmak pek işe yaramaz! Çünkü sorun onların neye inandıklarında değil, neden inandıklarındadır”diye bitirmiş.
    Neden inandıklarını düşünmek ise, Cumhuriyet Bayramı öncesinde hepimize ev ödevi olsun!..

Kamer Genç gibi Osman Bölükbaşı gibi vekilleri arıyor insan

0

Osman Bölükbaşı bir gün Mecliste, Parmağı ile MENDERES’i işaret ederek ;
“Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri araştırıp inceledim, DİN TİCARETİNDEN DAHA KÂRLI BİR SEKTÖR, GÖRMEDİM, BUNU EN İYİ BAŞARANLARDAN BİRİSİ DE, SENSİN; DİN TÜCCARI MENDERES” deyince, Demokrat partililer BÖLÜKBAŞI’nın üzerine yürür, kendisine sonra, 3 oturuma, katılmama cezası verilir.

BÖLÜKBAŞI’dan kurtulmak, hapse atmak için, Milletvekili Seçildiği KIRŞEHİR il statüsünden çıkartılıp, ilçe yapılır.
BÖLÜKBAŞI’nın böylece, vekilliği düşürülüp, Komünizm propagandası yapmaktan dosya hazırlanıp, hapse atarlar…!

Bir sonra ki seçimde BÖLÜKBAŞI, Ceza evinden, Bağımsız Aday olur ve oyların %90’nını alıp, yeniden milletvekili olup, hapisten çıkar…!

Ve ilk oturumda, MENDERES’in gözünün içine baka baka;
“TÜRK MİLLETİ SEN GİBİ, AMERİKAN UŞAĞI, DİN TÜCCARI HAİNLERİN SURATINA HER DAİM, ŞAMARI BÖYLE İNDİRİR” der…!

Ben işte bugün o;
ONURLU, Duruşu sergileyen ülkem insanını özlüyorum….!!!

hakikat rafına gideyim dersen

0

Hakikat rahına gideyim dersen,
Günahların ele al da gel beri.
Bir kâmile yoldaş olayım dersen,
Hırsı nefsi tamah sal da gel beri.

Varıp bir kâmilden öğren nefsini,
Nefsini bildinse bildin Rabb’ini,
Varlıktan geçipte yok et kendini,
Şeriatta edep al da gel geri.

Tarikat dediğin bir ince yoldur,
Girmek diler isen nefsini öldür,
Zikr-i tesbih ile kalbini doldur,
Aşk-ı ilâhide al da gel beri.

Ma’rifete girmek dilerse canın,
Mansur meydanıdır al gel urganın,
Suret uğrusundan sakla imanın,
Herkesin dilinden bil de gel beri.

Hakikat ummandır dalabilirsen,
Bir ulu şehirdir ehlin bulursan,
İptida bir sadıka yoldaş olursan,
Bir işini koyma dal da gel geri.

Sağ’dan müsahip tut sırrını söyle,
Yârini yâr edip birliği boyla,
Mürebbini bulup hem delîl eyle,
Sadık pirden himmet al da gel geri.

Bir kâmil mürşide özünü yetir,
Dört kapı kırk makam yerine getir,
Dört canı bir edip birliğe otur,
Bahr-i muhabbete dal da gel beri.

Bahr-i muhabbete dalan âşıkan,
Muhabbetten kaçan olur perişan,
Dergâh-ı Âli’den isterler nişan
Yükün la’l gevherden al da gel beri.

Yükünü Mısır’dan Bağdat’a ilet,
Yemen illerinde müşteri gözet,
Mülkün sahibiyle hesabın düzelt,
Beklemeye bekçi bul da gel beri.

Bir oda yap çar duvarını bir et,
Rüzigâr girmesin ma’mur abad et,
Kapusun sır kilidiyle bünyad et,
Beklemeye bekçi bul da gel beri.

Metaın açarak müşteri gözle,
Sadık sofilerin izini izle,
Hain haramiden metaın gizle,
Cevahir sarrafın bul da gel beri.

O mal kıymetlidir her can alamaz,
Can baha vermeyen mâlik olamaz,
Kâmile ermeyen kemâl bulamaz,
Bir gerçekten himmet al da gel beri.

Noksani’ yem arzum hakikât rah’a,
Bir gerçek yüzünden yetir dergâha,
Bir niyazım vardır gül yüzlü Şah’a
Lütf ide diyemi sen de gel beri
Âşık Noksani

Federal Almanya Parlamento binasında bir ilk Hızır Cemi

0

Bundestag’da Hızır Cemi ve LokmasıFederal Alman Meclisi eski milletvekili Özcan Mutlu’nun girişimiyle Meclis binası Bundestag’da “Hızır Cemi ve Lokması” gerçekleştirildi. Bundestag’da farklı inançların toplandığı “İbadet Odası”nda (“Andachtsraum im Reichstagsgebäude”) düzenlenen “Hızır Cemi ve Lokması”na Çorum Derneği, Sivas Derneği ve Tokat Derneği üyeleri iştirak etti.. Sembolik olarak her dernekten 12’şer üye, Bundestag’daki ibadete katıldı. 12 Cem yürütme hizmetlilerinin katıldığı “Hızır Cemi”nde “Hızır Lokmaları” paylaşıldı, deyişler söylenildi ve semah dönüldü.

Mecnunum Leylamı gördüm

0

Mecnunum Leylamı gördüm
Bir kerece baktı geçti
Ne sordum ne de söyledi
Kaşlarını yıktı geçti

Soramadım bir çift sözü
Ay mıydı gün müydü yüzü
Sandım ki Zühre yıldızı
Şavkı beni yaktı geçti

Ateşinden duramadım
Ben bu sırra eremedim
Seher vakti göremedim
Yıldız gibi aktı geçti

Bilmem hangi burç yıldızı
Bu dertler yareler bizi
Gamze okun bazı bazı
Yar sineme çaktı geçti

Kul Velim der ne hikmet iş
Uyur iken gördüm bir düş
Zülüflerin kemend etmiş
Yar boynuma taktı geçti

Gönül Beytullahtır, Yıkma – Aşık Seyrani

0

Allah’ın emrine mutîyim dersen
Rasul’ün emrine itaat eyle
Helal haram demez bulduğun yersen
Müminlik sözünden feragat eyle.

Zahm-ı aşka gelip merhem sarmaya
Ferhad olup bir gün bağrın yarmaya
Kudretin yok ise Beyt’e varmaya
Gönül Beytullah’tır ziyaret eyle.

Kulun rızkın verir Hazret-i Bârî
Açılan gülleri incitmez hârı
Kötülük değildir er kişi kârı
Kemlik edenlere inayet eyle.

Kalbini geniş tut sıkma Seyrânî
Rızâ-yı Bârî’den çıkma Seyrânî
Gönül Beytullah’tır yıkma Seyrânî
Elinden gelirse imaret eyle.

Aşık Seyrânî (d. 1807 / ö. 1866)

Mutî: İtaatkâr, itaat eden.
Feragat eyle: Vazgeç.
Zahm-ı aşk: Aşk yarası.
Beyt: Kâbe.
Hazret-i Bârî: Allah Tealâ.
Hâr: Diken.
Kemlik edenlere inayet eyle: Kötülük yapanlara iyilikle karşılık ver.
Rıza-yı Bârî: Allah’ın rızası.
İmaret eyle: Mamur kıl, bayındır yap.

Şu dünyânın evvelini sorarsan

0

Şu dünyânın evvelini sorarsan
Var mıdır Muhammed Ali’den gayrı
Sen bu yolun sahibini ararsan
Var mıdır Muhammed Ali’den gayrı

Muhammed mürşidim Ali rehberim
Vicdan deryâsında lâ’lü gevherim
İnanmazsan işte oku defterim
Var mıdır Muhammed Ali’den gayrı

Bu yoldan ötesi yoktur varılmaz
Su bulanmayınca gölge durulmaz
Gözlerime Hak’dan özge görünmez
Var mıdır Muhammed Ali’den gayrı

Ezelden böyledir bu yolda âdet
Okunur dillerde Allahussamed
Rehberim Ali’dir pirim Muhammed
Var mıdır Muhammed Ali’den gayrı

Muhammed Ali’dir kırkların başı
Bunu bilmeyenin güç olur işi
Verdi bu yolda SIRRI canla başı
Var mıdır bu yolda Ali’den gayrı

İlim dergâhının kapısını açan

0

İlim dergâhının kapısını açan
Pirim Hacı Bektaş ben sana geldim
Güvercin donunda semaya uçan
Pirim Hacı Bektaş ben sana geldim

Felsefeni rehber kıldım kendime
Hiçbir hile düşünmedim kendime
Nevşehir’in Hacıbektaş yurduna
Pirim Hacı Bektaş ben sana geldim

Divanına sazım çalmaya geldim
Ben pirime mihman olmaya geldim
Ağlayan özümde gülmeye geldim
Pirim Hacı Bektaş ben sana geldim

Kırkların ceminde kazan kaynıyor
Lokmanı tadan insan doymuyor
Suyunu zemzem misali içen kanmıyor
Pirim Hacı Bektaş ben sana geldim

Gönlümden inmiyor Hünkâr’ın dağı
Aşkınla yanıyor yüreğim bağı
Murtaza Yalçın’ın, bu son durağı
Pirim Hacı Bektaş ben sana geldim

Bizim cemimize kolay girilmez

0

Bizim cemimize kolay girilmez
Nefsine uyarak azmışsan gelme
Bu cemde kimseye ödün verilmez
insanlık yolundan yozmuşsan gelme

Ummanlar dururken dalma göllere
Yolundan yozup da düşme dillere
Çıkarın uğruna şayet ellere
iftira kuyusu kazmışsan gelme

İnsanlık yolunda bir unvan kazan
Mutluluk bulur mu şuurunu bozan
ister bir âşık ol, istersen ozan
Gerçeğe aykırı yazmışsan gelme

Duvara secdeye eyleme meyil
Adem ’in önünde hürmetle eğil
Mevlana misali bin kere değil
Tövbeni bir kere bozmuşsan gelme

Derviş Kemal der ki kulak ver bana
Ben tavır koymuşum gerçekten yana
Doğruyu güzeli söylerim sana
Bu gerçek sözlere kızmışsan gelme

Zülfikar belinde sancak elinde

0

Zülfikar belinde sancak elinde
Hayber kapısını kopartan Ali
Bir mana çıkarsa anın dilinde
Nice yüzbin kâfir kopartan Ali

Hazreti Ali derler dinin direği
Elindedir livailhamd sancağı
Elindedir hem kevserin ırmağı
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Yüz yedi kitap cem olmuştur dilinde
Şeriat tarikat onun elinde
Can, baş feda eden dinin yolunda
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Hakk arslanım, dedi melekler tabi
Kurtlar, kuşlar bile verdi cevabı
Lakabına ad koydular turabi
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

On iki yaşında cevlana gelen
Hendek Savaşı’nda meydana gelen
Binlerce küffara, Zülfikar çalan
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Bir mana haykırıp Zülfikar çalan
Amri bin Abdul’u ikiye bölen
Elli günlük yoldan, bir demde gelen
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

0 billur dağına çıkıp da inen
Denizde balığın üstüne binen
Mınmatız kubbeyi bin pare kılan
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Arş alayı kaplar yüzünün nuru
Sevgili resulün, hem alemdarı
Hazreti Fatıma sevgili yâri
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Kevser ırmağına şakilik eder
Hazreti Muhammed’e vekillik eder
Cümle düşmüşlere şefaat eder
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Zülfikar belinde, parlayıp gider
İsmimi sorarsan Haydar Kerrar
Peygambere olmuş idi alemdar
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

İnkâr eden Ali’yi kördür o münkir
Ne inkâr edersin, gözlerim kördür
Ali de Düldül hem Zülfikar vardır
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Hasan la Hüseyin yanar çerağı
Behişt makamdır onun durağı
Hakk’ın düldülüdür onun burağı
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Dergâhımız gavşen dergâhındadır
İrşadımız hakkın halindendir
Sohbetimiz Ali sohbetindendir
0 Hakk’ın arslanı, Hazreti Ali

Bacı Sultan durur hem irşadımız
Ehlibeyt yolunda itikadımız
Kırklarla Ali’ye sohbet ederiz
0 Hakkın arslanı, Hazreti Ali

Medet pirim Abdulkadir Efendim
Hak, Halili dergâhına sığındım
Yoksul sıfatına umuben geldim
Sensin hane arslanı, Hazreti Ali.

Hararet nardadır sac da değildir

0

Hararet nardadır saçta değildir
Keramet baştadır taçda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs te Mekkede haçda değildir

Sakın ol kimsenin kalbini kırma
Gerçek erenlerin yolundan çıkma
Eğer insan isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez boşta değildir

Gayretli ol nasibini almaya
Gerçek ilmin deryasına dalmaya
Sakın uzak gitme hakkı bulmaya
kalptedir toprakta taşta değildir

Düşündüm düşündüm fikir eyledim

0

Düşündüm düşündüm fikir eyledim
Duman şu dağlara ne güzel uymuş
Şükrolsun bizi yaratan mevlaya
Din iman İslama ne güzel uymuş

Ulu camilere sererler hali
Ben deli değildim sen ettin deli
Allahın Arslanı Hazreti Ali
Zülfikar düldüle ne güzel uymuş

Başına çekinmiş çevreli çember
Ağzında kokuyor miskili Anber
Beytullahı yaptıran Halil Peygamber
Beytullah o zata ne güzel uymuş

Kafirlerde çağırırlar Isaya
itibar ederler elindeki asaya
Incil Isaya Tevrat Musaya Zebur Davuda
Kuran Muhammede ne güzel uymuş

Karacoğlan der eyleme minnet
Müslümana lazim farz ile Sünnet
Kafire cehennem mümine Cennet
Lanet kör şeytana ne güzel uymuş

Dinle nasihatin vereyim öğüt

0

Dinle nasihatin vereyim öğüt
Sakın şu dünyaya tapma hey gönül
Eriş bir mürşit’in demenından tut
Her cahil eteğini öpme ey gönül

Ecel gelir boğazına takılır
Aşkın ateşi cismin yakılır
Sırça saray yapsan âhır yıkılır
İki kifahtan ziyada yapma ey gönül

Dünya oyunbazdır zehirler saçar
Zanlı hayal derler tutulmaz geçer
Kimseye mülk olmaz konanlar göçer
Sakın şu dünyaya tapma ey gönül

ZEFÎL SITKI yalvara gör Aliye
Deryalar bekçisi hızır Nebiye
Pirim Hünkar Hacı Bektaş Veliye
İşte bu ikrardan sapma ey gönül

Muhammed Mustafa ey şahı merdan

0

Muhammed Mustafa ey şahı merdan
Aliyel Murteza’ya indi bu seccade
Hatice Fatıma Hasan müşteba
Hüseyin’i Kerbela’ya indi bu seccade

îmam Zeynel ile Muhammed bakır
Cennet bahçesinde bülbüller şakır
Cafer’i sadığa erdim çok şükür
Kazım Musa Rıza’ya indi bu seccade

Muhammed Mehti’ye verdim selafa
Aliyel Naki’den isterim imdat
Hasan’ül Askeri eleman mürvet
Mehti sahibliye indi bu seccade

On dört masumu pak güruhu naci
On yedi kemerbest derdim ilacı
Pirim Hacı Bektaş serimin tacı
Hünkarı Evliya’ya indi bu seccade

Virdi Derviş senin kulun kurbanın
Yarın ara saldı ulu divanın
Senin müşriklerin çoktur ihsanın
Pirim şu şah babaya indi bu seccade