Home Alevilik Önemli Kavramlar 48 Perşembe Kırk Sekiz Perşembe İbadeti.
48 Perşembe - Alevilik - Önemli Kavramlar - 25. September 2020

Kırk Sekiz Perşembe İbadeti.

Volkan TOPÇU

Kırk Sekiz Perşembe İbadeti.
Kur’an-ı kerimde genel anlamda namaz/Salat İbadeti için zaman ve mekan (cami yada mescid-cemevi) şartı yokken yani ibadet her yerde yapılabilirken, belli bir vakit tayin edilip toplu olarak cemaatle Tanrıyı anma Cuma Suresi 9. ayette vardır. Kur’an-ı Kerim’de hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilen Cuma namazını farz kılmıştır.
Ayet dikkatlice incelendiğin Cuma İbadetinin Tüm günü kapsadığı anlaşılacaktır. Yani öğlen yada akşam gibi belli bir zaman şartı da yoktur. Sünni yada Şiilerin öğlen vakti Cuma ibadeti yapmaları sadece bir yorumdur, gelenektir.
Alevi – Bektaşilerin Cem ayinlerinin yapılış vakti yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Cuma namazı vaktidir. Cuma namazının vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin her hangi bir bölümünde namaz ifa edilebilir.
“….Ey İnananlar, Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, Allah’ı zikretmeye koşun ve alım satımı bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.“ ( Cuma suresi 9)
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da Cuma namazının kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara farz kılınmış olmasıdır. Bu bağlamda Alevi–Bektaşilerin kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur’ansal buyrukla örtüşen gerçek bir ibadet hüviyetindedir. Ancak Sünni ve Şii Müslümanlar bu gerçeği göz ardı ederek Cuma namazı sanki sadece erkeklere farz kılınmış gibi hareket etmektedirler.
Cuma İbadetinin cemaatle farz kılınmasının sebebi, Cuma hutbelerine dayanır. Peygamber Efendimiz Cuma hutbelerinde İslam’ın ilkelerini anlatır, kabilelerin başta kan davaları olmak üzere Problemleriyle ilgilenilir, herkesin birbirinden rızalık alması ve hoşnut olması sağlanarak Toplumsal barış birlik ve beraberlik tahsis edilirdi.
Kur’an-ı Kerim’de namazla ilgili bir diğer çarpıcı ayet de şudur:
“Korkuyorsanız yürüyerek, yahut hayvana binmiş olduğunuz halde kılın. Emniyete çıktınız mı bilmediğiniz şeyleri size belleten Allah’ı anın..” (Bakara suresi, 239)
Bu ayet, Sünni ve Şii çevrelerin dayatmacı yorumlarına karşı tam bir yanıttır.
Şöyle ki;
Namaz illa belli şekillerle kılınacak diye bir kural yoktur. Çünkü binit üzerinde söz konusu o şekilleri uygulamak olanaksızdır. O halde anlaşılıyor ki namazın şekil olarak değişmez kuralları da yoktur. Zorunlu durumlarda geleneğin ortaya koyduğu şekiller değişebilmektedir.
Bu zorunlu durumları günlük yaşamda karşılaşılan durumlarla sınırlandırmak hem doğru değildir hem de Allah’ın rahmet esaslı kolaylaştırıcılık özelliğini onun iradesinin hilafına kısıtlamaktır.
Bu zorunlu durumlar kültürler arası farklılıklar boyutunda anlaşılmalıdır. Her kültürün kendine özgü bir tapınma şekli vardır. Egemen Sünni ve Şii çevreler sadece Orta Doğu ve Arap halklarının tapınma biçimini tüm Müslüman halklara dayatıcı bir tavır içerisinde olmuşlardır.
Bu tavır, yüzyıllardır Arap olmayan Müslüman halkların bir inanç ve akıl tutulmasına uğraması sonucunu doğurmuştur. Bu inanç ve akıl tutulmasını nispeten kılan tek halk, yine Alevi Türkmenlerdir.
Başta Türkmenler olmak üzere Türk kavimleri, dayatılan tapınma şekillerini reddedip kendi kültürleri çerçevesinde yüce Tanrı’ya ibadet etme yolunu yaşama geçirmeyi büyük bedeller ödeme pahasına da olsa başarmışlardır.

ALEVİ-BEKTAŞİ İSLAM ANLAYIŞINDA CUMA İBADETİ
Kur’an-ı Kerim’in bu Tanrısal buyruğunu, Aleviler (bilindiği gibi) Cuma günleri yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece kadın erkek ayrımı yapmadan zikir ve salatı birleştirerek Cuma namazı (halka namazı) kılarak yerine getirirler. Kur’an da ibadetin gece yapılanının daha makbul olduğu belirtildiği için, Alevi- Bektaşiler İbadeti gündüz değil, Perşembeyi cumaya bağlayan gece yaparlar…
Eski takvimde ( Hicri ) yeni günün başlangıcının gün batımı olduğu gerçeği dikkate alındığında Perşembeyi Cumaya bağlayan akşam, Cuma günü başlamıştır. Bu açıdan bakıldığında, Alevilerce Cuma akşamları yani Perşembeyi Cumaya bağlayan akşam yapılan Cem ayinleri, Kur’an-ı Kerim’deki Cuma namazı buyruğunun yerine getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir toplu dua etkinliğidir.
Hiç kuşku yok ki, Cem ayini, Kur’an-ı Kerim’de buyrulan toplu tapınmanın yani namazın Türk / Türkmen toplumlarınca şekle dökülmüş halidir. Sünni ve Şii Müslümanlar Cuma namazı adı verilen toplu tapınmada kadınlara yer vermezken Aleviler bu konuda da ne denli doğru bir uygulama içerisinde olduklarını göstermektedirler.
Nitekim Hünkar Hacı Bektaş Veli şöyle buyurmaktadır.
‘‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hakk’ın yarattığı her şey bakın yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yoktur
Noksanlık ve çirkinlik senin görüşlerinde…’’
Şimdi perşembeyi Cumaya bağlayan gece, yapılan ayin-i cem hakkında bilgi verelim;

  1. Sünni ve Şii İslam ekolünde cuma günleri toplu ibadet anlayışı varken, Alevi –Bektaşiler Perşembeyi cumaya bağlayan gece ibadet ederler. Buna 48 perşembe ibadeti denir.
  2. Peygamber Efendimizin sünneti ve İmam Cafer sadık Efendimizin içtihadı üzere, Ayin-i Cem de halka namazı (İki rekatlık peygamber namazı) kılınır, Niyaz edilir, Cuma ibadetinde Toplumun sorunları dinlenir, birbirinden hakkı olanlar dile gelir, suçlu olanlar dar-ı mansur’a durur, rızalık alınır.
  3. Kırk sekiz Perşembe İbadeti, halkın tümünün katılmak zorunda olduğu bir ibadettir.
  4. Allah aşkına semahlar dönülür. Ehli Beyt’in isimlerinin zikredildiği, Nefesler, Duvaz-ı imamlar, Mersiyeler okunur, İmam Hüseyin aşkına göz yaşı dökülür.
  5. Nur Suresi emri gereği Hakk-Muhammed-Ali aşkına yakılan Çerağ’ın söndürülmesiyle Ayin-i Cem biter. Ki genelde Cem ibadeti, sabahın ilk saatlerine kadar sürer.
  6. Bu İbadete Alevi-bektaşi terminolojisinde 48 Perşembe İbadeti denir. Hicri takvime göre, kırk sekiz perşembe ibadeti bir yıl içerisinde yer alan 50 haftadan 2 hafta içerisinde yani Muharrem ayında yapılmaz. Bu nedenle 48 hafta yapılır…
    GECE İBÂDETİ
    Alevilerde sürekli dile getirilen bir söz vardır.
    „Gündüzleri aşk ile işine, Geceleri meşk ile ibâdetine koş.“ Evet dikkat edilirse bu sözün çok anlamlı olduğunu görürüz. Gündüzleri bir iş yerinde çalışan ve çalıştığının karşılığını ücret olarak alan bir insan nasıl olur da Allah’a, başkasının parasıyla borç ödeyebilir. Kur’an-ı Kerim, ibadetler alanın da maddi yaptırım öngörmez. Allah’la kul arası alana, insanın müdahalesine imkân verilmemiştir. Yüce Allah kul hakkıyla huzuruma gelmeyin diye buyurmuş olduğu halde, kulun hakkıyla nasıl borç ödenebilir ki? Öyleyse ne yapmak gereklidir? Kişi kendine ait bir zamanda ibadetini yapmalıdır. Kendine ait zaman ne zamandır? Geceleri uyku saatidir. Uykundan kısacaksın yaratıcınla birlikte olacaksın. Ona yalvarıp yakaracaksın.
    Kur’an-ı Kerim’de, geceleyin ibadet etmemizin altını çiziyor. Kur’an-ı Kerim’de, dördü çoğul olmak üzere doksan küsur yerde geçen gece (leyl), en önemli Tanrısal ayetlerden biri olarak gösterilmektedir. Geceye defalarca yemin edilmiştir. Bu da gecenin önemine delalettir.
    Müzzemmil Suresi
    Ayet 1: „Ey örtüsüne bürünen
    Ayet 2: Geceleyin kalk! Kısa bir süre hariç.
    Ayet 3: Gece yarısında, yahut ondan biraz sonra.
    Ayet 6: Şüphe yok ki geceleyin kalkmak, pek meşakkatlidir, fakat ibâdet için de gece, pek uygun.
    Ayet 7: Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet var. (Nürulbeyan bu ayeti şöyle tefsir eder; Gece ibadetine kalkmak daha kuvvetli ve huzuru kalp ile okumaya daha elverişlidir. Gündüzleri iş ve gücünde çalış.)
    Ayet 20: Şüphe yok ki Rabbin, senin, gecenin üçte ikisinden biraz eksik, yarısı, üçte biri kadar ayakta durmakta olduğunu ve senin maiyetinde bulunanlardan bir zümrenin de (böyle yaptığını) biliyor. Geceyi gündüzü Allah saymaktadır.
    İsra Suresi
    Ayet 79 : „Gece vaktinde uyanıp senin için farziyet ve faziletine ziyade olarak gece namazı kıl ta ki Rabbin cell şane seni makamı mahmuda ulaştıra.“ (Mir’ac namazı)
    Araf Suresi
    Ayet 205: Sabah ve akşam çağları, yalvarıp yakararak ve ondan korkarak, fakat fazla bağırmamak şartıyla ve içinden gelerek an Rabbini ve gaflet edenlerden olma.
    İbadet, Tanrı ile bütünleşmenin adıdır. Bütünleşebilmek için de uygun bir ortam gereklidir. Bu yüzden de Aleviler, yukarıda belirtilen Ayet’ler gereğince, İbadetlerini, gösterişten uzak, (Allah’ın emri gereğince) kendilerine ait bir zaman olan geceleri, gizlice yaparlar. Mezhepler tarihide, Resul-u Ekrem’in ibadetlerini geceleri yaptığını yazar.
    Gelin ağlayalım hep yana yana
    Dökelim göz yaşını Ehli Beyt soyuna
    Lanet olsun ol yezidin canına
    Onlar kast eyledi İmamların kanına
    Cumaya gelmeyen iblisin kulu
    Geçirmiş ömrünü bilmez usulü
    Ona şefaat kılmaz hem Hakk Resulu
    Hem de Ol divanda oturan Ali soyu
    Cumaya gelip Ceme giresiniz
    Boyunca nurlara batasınız
    Ol meleklerden elasınız
    Cümleniz ulu yoldasınız
    Cumaya gelenin tahtı yücedir
    Burda yoksul olan orda yücedir
    Mübarek günlerde ismi aziz gecedir
    Cem’e gelmeyen ol Hakk’ın nesidir
    Yunus Emrem bunu böyle söyledi
    İndi aşkın deryasını boyladı
    Gör ki yedi yezit tekbiri neyledi
    Cism-i özü gitti bir tek ismi kaldı
    Girelim Hakk sırrına çıkalım meydan yerine
    La İlahe ilallah, Şahım Eyvallah Eyvallah

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Check Also

ALİ’ YE BAĞLI

Bizim erkanımız, bizim yolumuzAllah bir Muhammet, Ali’ye bağlıSer çeşmeden sunulmuştur dol…