Home Alevilik ALEVİLİĞİ YAŞAMAK VEYA ALEVİ OLMAK ŞEYH ŞAZELİ OCAĞI KAYA GÖKÇE
Alevilik - Köşelerden - 10. Oktober 2020

ALEVİLİĞİ YAŞAMAK VEYA ALEVİ OLMAK ŞEYH ŞAZELİ OCAĞI KAYA GÖKÇE

TÜRK KÜLTÜRÜ VE HACI BEKTAŞ VELİ ARAŞTIRMA DERGİSİ
ALEVİLİĞİ YAŞAMAK VEYA ALEVİ OLMAK

Alevilik, Kaynağını Kuran-ı Kerim’den alan Türk’ün geleneğine, örfüne, adetine ve töresine uygun destansı yaşam biçimine göre; İslamı yorumlayan, İslam’a tasavvufi ve Batıni bir anlam yükleyen, içtihada (dinde gelişmeye) açık , Anadolu’ya özgü İslami din anlayışıdır Alevilik.
Alevilere göre İslam fıtratı “Ta Kalu Bela’dan” beri vardır. Alevi Hak aşıkları, ozanları bunları deyiş duvaz-ı imamlarla en güzel şekilde anlatmışlardır. Ozan Seyyid Mahzuni bir dörtlüğünde şöyle demektedir;

Ta Kalu Bela’dan duyduk hitabı
Sıtk ile yetirdik ahd-ı imanı
Ba-i bismillahtan aldık cevabı
Teslim olup şaha verdik bu canı.

Yüce Allah tüm evreni yaratmadan önce Adem’e verdiği ruhunu “ Seni kendi özümden yarattım, ruhumdan üfledim, şah damarından daha yakınım” deyip Cenab-ı Hakkı insanda nurlandırmıştır.
Aleviler kendilerinin guruh-u naciden geldiklerine inanırlar… Adem’in ruhu oğlu Şit Peygamber’e geçti. Şit Peygamber, cennette bulunan Naciye Ana ile evlendi. Onlardan doğan evlatlarına Fırka-i Naciye kavmi dendi. Bu nurun geldiği soy Hz. Muhammed ile ehlibeytte “Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’de” birleşti. Seyyid Mahzuni bir dörtlüğünde yine şöyle demektedir;

Mahzuniyem elde bürhanımız var.
Güruh-u Naci’yiz erkanımız var
İmam Cafer gibi Sultanımız var
Muhibb-i Sadık’ın dar-ül amanı

Alevi teolojisinin ilk icra ortamı gizli olarak yapılan Kırklar Cem’ine dayanmaktadır. Orada kırk can bir can olmuştur. Hak Muhammed Ali yolu yüce peygamberimizin Miraca çıkmasıyla Tanrı katında şereflerin en yüksek mertebesine ermiş, dönüşünde Kırklar Meclisi’ne gelerek Mirac’ı taçlandırmıştır.
Hak Muhammed Ali yolu onlara yar ve yaren olan yüce peygamber ve kırk kişinin iştirakiyle gerçekleşmiştir. Bu kırk kişi engürü şerbetinden bade yapıp içerek, biri kırk-kırkı bir olmuş Hakkın huzuruna çıkılmış, ölmeden önce ölüp Hakkın didarına ermişler ve Hakkın didarına erenlerin cehennem narı görmeyeceklerine inanmışlardır. Bunlar her türlü nefislerini öldürdükleri için Hak ile Hak olmuşlardır.
Peygamberimiz döneminde İslam öncesinde Arap toplumunda her türlü kötü ilişkilerin yaşandığı, insanın insan olmaktan çıktığı, kölelik düzeninin insan onurunu nasıl ayaklar altına aldığını, kız çocuklarının doğar doğmaz öldürüldüğünü, insanlık dışı düzeni ortadan kaldırmak için Allah tarafından gönderilen yüce peygamberin Allah’ın emirlerini canı pahasına yerine getirerek insanlara yeni dinin kurallarını anlatarak iyiye, güzele, doğruya yöneltmenin mücadelesini vermiştir.
Peygamberimizden sonra İslam ilkeleri ve İslam adına elde edilen kazanımlar birer birer kaybedilmeye başlanılmış. Ali taraftarları Peygamberimiz döneminde yaşanılan İslam’a geri dönülmesini istemişlerdir. Ali taraftarlarının Peygamberden sonra hilafetin Ali’nin hakkı olduğunu söylemelerine rağmen Hz. Ali İslam zarar görmesin diye hilafet makamına gelen üç halifeye de biat etmiştir. Hz. Ali hilafeti aldıktan sonra İslam birliğini, kardeşliğini yeniden tesis etmek için her şeyini ortaya koymuş bu yolda büyük başarılar elde etmesine rağmen Sıffin Savaşı’nda Muaviye tarafından. Hakem Olayı ile yenik sayılmış ve hilafeti bırakmak zorunda kalmıştır. Bu yol her türlü saltanattan uzaklaşarak, İmam Ali , Hasan ve Hüseyin tarafından batın ve ilahi aşk yoluyla yürütülmüş İmam Cafer-i Sadık’a atfen Caferi Mezhebi adını almış, İmam Cafer Kuran’ın batın manası olan İlm-i Ledun’u Caferi’liğin içine yerleştirmiş, bu yoldan Alevi hikmeti tasavvuf ve Vahded-i Vücut inanışını ortaya çıkarmıştır. Bu mezhebin tasavvufla karışık şeriat anlayışı İrani’lere Şia ve Caferi mezhebi olarak geçmiş… Tasavvufi ve batını sırrına dayanan Caferi ve Alevi Yol Türkistan’a ve Türk’lere geçmiştir.
Türklerin İslamiyet’i kabulunden sonra Abbasi-Emevi zulmünden kaçan ehlibeyt evladı Horasan’da Türklere sığınmış karşılıklı kız alışverişinde bulunarak akrabalık bağı oluşmuştur. Türkler kendi öz yaşantılarını İslamiyet ile harmanlamış Ahmet Yesevi’nin halifesi Hacı Bektaş Veli kanalıyla Anadolu’ya yayılmış, oradan balkanlara kadar uzanmıştır. Anadolu’ya gelirken elbette birkaç günde gelmemiştir. Bu göç yüzyıllar sürmüş, konar göçer Alevi-Türk/Türkmen aşiretleri geçtikleri bölgelerden de etkilenerek beraberinde taşıdıkları inançları diğer inançlarla birleştirip Anadoluya özgü bir İslam anlayışı ortaya çıkmıştır.
Gene Zunubi mahlasıyla yazan Seyyid Mahzuni dörtlüklerinde şöyle demektedir;

Emrini tutan Guruh-u Naci derler bitamam
Cem olup namaz kıldılar bir müezzin bir imam
Onların abdesti fasid olmaz hiç yevm-ül kıyam
Beş vakit namaz sayarlar bir niyazı vesselam

Ceddimiz Şeyh Şazeli Sultan ol yüce dergahımız
Çün anın nur-i cemali gökyüzünde mahımız
Ey Zunubi dest ile hem post ile Şah’a niyaz
Teslim erkana biat Ali dergaha niyaz

Pir-i ikrar-ı tarikat bend –i ervaha niyaz
Pirime kılsam sücudu bir niyazım bin namaz
Ceddimiz Şeyh Şazeli Sultan ol yüce dergahımız
Çün anın nur-i cemali gökyüzünde mahımız

Alevilerin dini ibadetlerine esas kaynak eserler buyruklar “İmam Cafer buyruğu, Şeyh Safi buyruğu” ve menakıbnamelerdir. Buyrukların uygulandığı icra ortamı da cemlerdir. Cemlerde yürütülen on iki hizmetin tamamı Kuran kaynaklıdır. Cemlerde başta Şah Hatayi ve diğer Hak aşıklarına ait deyişler ve duvaz-ı imamlar saz ile terennüm edilir. Alevilere göre saz, “Konuşan Telli Kur’an” dır.

Seyyid Mahzuni bir başka dörtlüğünde secde ve niyazı şöyle dile getirir;

Emri kün deminde ervah bulundu
Hakkın emri hayat orda bilindi
Ta o demde secde niyaz kılındı
Muhammed Ali’den bürhanımız var
.

Dünyanın hiçbir toplumunda, hukuk sistemlerinde bulunmayan, yeryüzünde uygulanan, hakimi, savcısı ve şahidi olan, yaşamı sorgulayan, kişinin özünü dara çeken inançsal uygulamadır cem.
Hakkın doğruluğun, kardeşliğin, eşitliğin, insan sevgisinin Tanrı sevgisiyle eşdeğer olduğu, Bu dünyada temizlenmeyi esas alan Cenab-ı Hak’ın huzuruna kul hakkıyla çıkılamayacağını, kulun kuldan razı olduğu “gelme gelme dönme dönme gelenin malı dönenin canı”nın ortaya konduğu. Kimi zaman Hallac olur kimi zaman Nesimi kimi zaman da Fatıma gibi dar-ı didar olunur cemde. Cem kemikteki iliktir.

Peygamber ve onun ehlibeytine yapılan zulmün Hz. Hüseyin’in katliyle zirve yaptığı Kerbela olayını unutmayarak “ şerefsizce yaşamaktansa, şereflice ölümü tercih ederim” deyip Yezid’e biat etmeyen Hz. Hüseyin için gözyaşlarının akıtıldığı ibadettir cem. Diri bir kalple nefsini öldürdükten sonra semah dönerek Hak’ka yaklaşılır cemde.

Sonuç olarak Alevilik Allah’a kul Hz. Muhammed’e ümmet Ali’ye talib olandır. Kur’an ayetlerinin Allah’ın kelamı olduğuna inanandır. Peygamberlikten sonra imametin başladığına inanan tevella ve teberra ilkesine bağlı olandır. İkrar verip yola giren müsahib olup tasavvufi bir düşünceyle ehlibeytin soyundan gelen Pir’e Mürşid’e rehbere teslim olan, onların önderliğinde ibadetini yapan. Dört kapı Kırk Makam’ı kabul edip, Üç Sünnet, Yedi Farz’a uyan. Ölmeden önce ölüp sorgu sualini bu dünyada yapan, rıza ile Hakk’a eren eline beline diline sahip olandır Alevi.

ŞEYH ŞAZELİ OCAĞI KAYA GÖKÇE

ALİYYÜL ŞAZELİ/MOLLA YAKUP OCAĞI
Molla Yakup evlatları, dedelerinin soyunu Hz. Şazeli’ye dayandırdıklarından bu ocak soyu hem Aliyyül Şazeli ve hem de Molla Yakup Ocağı olarak adlandırılmaktadır. (Özen 1997: 107) Ayrıca halk arasında Şeyh Şazeli Sultan (Kahveci) Ocağı olarak da bilinir. Bu ocağın merkezi ve Molla Yakup’un türbesi Sivas Kangal ilçesi, Yellice Köyü’nde bulunmaktadır. Molla Yakup’a ilişkin birçok menkıbe yüzyıllardır anlatılmaktadır. Bu Ocağa bağlı talipler daha çok Divriği ve Kangal yörelerinde toplanmıştır. Gökçeoğulları ailesi bu ocaktandır ve kendilerinde bu ocağa ait birçok belge bulunmaktadır. Bildiğim kadarıyla bu aileden Yesari Bey bunların yeni Türkçe’ye kazandırılması için oldukça duyarlı şekilde çalışmaktadır.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Check Also

ALİ’ YE BAĞLI

Bizim erkanımız, bizim yolumuzAllah bir Muhammet, Ali’ye bağlıSer çeşmeden sunulmuştur dol…